
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Önce Bugünkü Kural: TMK m.175 Değişmedi
- Bir İptal Kararı Ne Zaman Sonuç Doğurur?
- İptal ile Kanun Değişikliği Ayrı Yollardır
- Anayasa Mahkemesi Bu İbareyi Daha Önce Nasıl Denetledi?
- 2026 Kararı Hakkında Ne Söylenebilir, Ne Söylenemez
- Bakanlık Açıklamaları ve Yasama Takvimi Nasıl Okunmalı?
- Nafaka Bugün Hangi Hâllerde Sona Erer?
- ”Yoksulluk” Nasıl Ölçülür?
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Süresiz nafaka, 09.09.2026 tarihi itibarıyla yürürlüktedir. Türk Medeni Kanunu m.175’teki “süresiz olarak” ibaresi kanun metninde durmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin bir iptal kararı, gerekçesiyle Resmî Gazete’de yayımlanmadıkça hukuki sonuç doğurmaz ve iptal kararları geriye yürümez.
Bu Durumda mısınız?
- Yıllardır yoksulluk nafakası ödüyorsunuz ve “artık kalktı” haberlerini okuyup ödemeyi kesmeyi düşünüyorsunuz.
- Nafaka alıyorsunuz ve hakkınızın kendiliğinden sona erip ermeyeceğini merak ediyorsunuz.
- Boşanma davanız sürüyor ve nafakanın süresi bakımından hangi kuralın uygulanacağını bilmiyorsunuz.
- Karşı tarafın ekonomik durumu düzeldi, nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını istiyorsunuz.
Önce Bugünkü Kural: TMK m.175 Değişmedi
Tartışmanın merkezindeki hüküm, yoksulluk nafakasını düzenleyen maddedir ve yürürlükteki lafzı şudur:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175 — Yoksulluk nafakası
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”
“Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Maddeyi bugün açtığınızda “süresiz olarak” ibaresini görürsünüz. Kanun metni değişmemiştir.
Bir İptal Kararı Ne Zaman Sonuç Doğurur?
Bu sorunun cevabı Anayasa’nın kendisindedir ve kamuoyu tartışmasının çoğunlukla atladığı nokta budur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.153 — Anayasa Mahkemesinin kararları
“Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.”
“Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.”
“İptal kararları geriye yürümez.”
Bu üç cümle pratikte şu üç sonucu doğurur:
- Gerekçesi yazılmadan iptal kararı açıklanamaz. Gerekçeli metin ortaya çıkmadan, iptalin kapsamının ne olduğu (ibarenin tamamı mı, hangi fıkra bakımından mı) hukuken tespit edilemez.
- Yürürlükten kalkma anı, Resmî Gazete’de yayım tarihidir. Mahkeme bu tarihi ileriye atabilir; ancak bu erteleme en fazla bir yıl olabilir.
- Geriye yürüme yoktur. İptal, geçmişte kurulmuş nafaka hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Kamuoyunda dolaşan “dokuz ay sonra yürürlüğe girecek” biçimindeki süre bilgisi, ancak gerekçeli karar yayımlandığında doğrulanabilir. Anayasa’nın koyduğu tek kesin sınır, ertelemenin bir yılı geçemeyeceğidir.
İptal ile Kanun Değişikliği Ayrı Yollardır
Kamuoyu tartışmasında iki ayrı süreç tek bir olay gibi anlatılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptali ile Meclis’in yapacağı düzenleme farklı yollardır ve farklı anlarda sonuç doğurur. Ayrımın kaynağı yine Anayasa m.153’tür.
Mahkeme, bir hükmü iptal ederken onun yerine geçecek yeni bir kural koyamaz:
“Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.”
Bu yüzden bir iptal, “yerine şu kural geldi” sonucunu doğurmaz; yalnızca iptal edilen ibareyi metinden çıkarır. Yeni rejimi kurmak kanun koyucunun işidir. Anayasa bunu bir görev olarak da düzenler. Maddenin ilgili fıkrası, erteleme hâlinde Meclis’in boşluğu dolduracak kanun teklifini ele alacağını söyler:
“İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun”
Fıkra, araya giren mevzuat tarihçesi parantezinden sonra şöyle tamamlanır:
“teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.”
Pratik sonucu şudur: nafakanın süresi bakımından yeni bir rejim, ancak Meclis bir kanun çıkarır ve o kanun Resmî Gazete’de yayımlanırsa doğar. İptal kararı tek başına “beş yıl” ya da “on yıl” gibi bir üst sınır getirmez.
Anayasa Mahkemesi Bu İbareyi Daha Önce Nasıl Denetledi?
“Süresiz olarak” ibaresi ilk kez tartışmaya açılmış değildir. Mahkeme 2012 yılında bu ibareyi esastan inceleyip Anayasa’ya aykırı bulmamıştı:
“İtiraz konusu kuralda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak için diğer eşin, koşulları bulunduğu sürece, herhangi bir süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakası vermesi düzenlenmiş olup bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olarak getirildiği kuşkusuzdur.”
(Anayasa Mahkemesi, E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17.05.2012 — itirazın reddi)
Kararın sonuç bölümü de aynı yöndedir:
“22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hicabi DURSUN’un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 17.5.2012 gününde karar verildi.”
(Anayasa Mahkemesi, E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17.05.2012 — itirazın reddi)
Daha yakın tarihli bir başvuru ise esasa girilmeden sonuçlanmıştır:
“22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…süresiz olarak…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE 27/3/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.”
(Anayasa Mahkemesi, E. 2025/91, K. 2025/82, T. 27.03.2025 — yetkisizlik nedeniyle ret)
Bu iki karar, konunun uzun süredir gündemde olduğunu ve Mahkeme’nin daha önce ibareyi ayakta tuttuğunu gösterir.
2026 Kararı Hakkında Ne Söylenebilir, Ne Söylenemez
Basına ve hukuk bürosu yayınlarına 04.06.2026 tarihli bir Genel Kurul kararı yansımıştır. 09.09.2026 tarihinde yapılan kontrolde durum şudur:
- Kanun metni değişmemiştir. Mevzuat kaynağından aynı gün çekilen güncel m.175 metninde “süresiz olarak” ibaresi yerinde durmaktadır.
- Karar Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. 30.07.2026 ile 09.09.2026 arasındaki kırk iki günün tamamında Resmî Gazete fihristi tarandı. Bu sürede yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı sayısı üçtür ve hiçbiri yoksulluk nafakasına ilişkin değildir. Aynı gün yayımlanan ve 04.06.2026 tarihini taşıyan iki karardan biri nüfus kaydına, diğeri vergi usulüne ilişkindir.
- Esas ve karar numarası kamuya açıklanmış değildir. Kararı haber yapan yayınların hiçbiri künye vermemektedir.
- Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi basın duyuruları arasında bu karara ilişkin bir duyuru bulunmamaktadır. Duyuru listesindeki en yeni kalem 16.07.2026 tarihlidir.
Bu nedenle burada karardan alıntı yapılmamakta, iptalin kapsamı hakkında bir tespitte bulunulmamaktadır. Kamuoyunda dolaşan “dokuz ay” bilgisi de bu yazıda bir olgu olarak kurulmamıştır; erteleme süresi ancak kararın kendi metninde görülebilir. Elimizdeki tek kesin veri Anayasa m.153’ün kendisidir: yayımlanmamış bir iptal kararı yürürlükteki kuralı değiştirmez. Gerekçeli karar yayımlandığında bu yazı güncellenecektir.
Bakanlık Açıklamaları ve Yasama Takvimi Nasıl Okunmalı?
2026 yazından itibaren Adalet Bakanlığı düzeyinde nafaka düzenlemesine ilişkin açıklamalar yapılmış, düzenlemenin bir yargı paketiyle Meclis gündemine geleceği bildirilmiştir. Bu açıklamalar süreç hakkında bilgi verir, ancak yürürlükteki kuralı değiştirmez.
Bir beyanın hukuki sonuç doğurması için izlemesi gereken yol bellidir: teklifin komisyonda ve Genel Kurul’da görüşülmesi, kabul edilmesi ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. Bu aşamaların hiçbiri tamamlanmadan nafaka rejimi değişmez. Aynı okuma disiplini ceza ve infaz tarafındaki paket beklentisi için de geçerlidir; sürecin aşamaları ve beyanların nasıl değerlendirileceği için 13. Yargı Paketi yazımıza bakabilirsiniz.
Takvim beklentisinin pratik karşılığı şudur: bugün ödenmekte olan bir nafaka, açıklanan takvime dayanılarak kesilemez. Kanun çıkarsa, o kanunun mevcut nafakalara nasıl uygulanacağı da kendi geçiş hükümleriyle belirlenir ve bu hükümler ancak metin yayımlandığında okunabilir.
Nafaka Bugün Hangi Hâllerde Sona Erer?
İptal tartışmasından bağımsız olarak, yürürlükteki kanun zaten nafakanın sona ermesi için bir mekanizma içerir. Çoğu somut dosyada asıl işe yarayan yol budur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176 — Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.”
“Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”
| Sebep | Sonuç | Dava gerekir mi |
|---|---|---|
| Alacaklının yeniden evlenmesi | Kendiliğinden kalkar | Gerekmez |
| Taraflardan birinin ölümü | Kendiliğinden kalkar | Gerekmez |
| Fiilen evliymiş gibi yaşama | Kaldırılır | Gerekir |
| Yoksulluğun ortadan kalkması | Kaldırılır | Gerekir |
| Haysiyetsiz hayat sürme | Kaldırılır | Gerekir |
| Malî durumun değişmesi | Azaltılır veya artırılır | Gerekir |
Dayanak: TMK m.176/3 ve m.176/4.
”Yoksulluk” Nasıl Ölçülür?
Kaldırma davalarının çoğu bu kavram üzerinde düğümlenir. Yargıtay ölçütü şöyle kurar:
“Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında; yoksulluk kavramının ekonomik ve sosyal koşullarla doğrudan ilgili olduğu, bu nedenle ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları altında belirlenmesi gerektiği üzerinde durularak; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerektiği belirtilmiştir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/10759, K. 2014/16968, T. 22.12.2014 — BOZULMASINA)
Bu ölçütün en çok şaşırtan sonucu, gelir elde etmenin tek başına nafakayı düşürmemesidir:
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/10759, K. 2014/16968, T. 22.12.2014 — BOZULMASINA)
Yani “karşı taraf işe girdi” tek başına bir kaldırma sebebi değildir; mahkeme tarafların bütün ekonomik ve sosyal durumunu birlikte tartar.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Ödemeyi tek taraflı kesmeyin. Yürürlükteki hüküm devam ettiği sürece ödenmeyen nafaka icra takibine ve şartları varsa tazyik hapsine konu olabilir.
- Elinizdeki ilamı ve nafakanın türünü belirleyin. Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası farklı rejimlere tabidir.
- TMK m.176’daki sebeplerden biri gerçekleşmiş mi bakın. Gerçekleşmişse iptal kararını beklemeye gerek yoktur; bugün de kaldırma veya azaltma davası açılabilir.
- Delili şimdiden toplayın. Fiilen evliymiş gibi yaşama veya yoksulluğun kalkması iddiası tanık, kayıt ve belge ile ispatlanır.
- Gerekçeli kararın yayımını takip edin. Kapsam ve yürürlük tarihi ancak o metinle netleşir.
Sık Yapılan Hatalar
- Haber başlığına dayanarak ödemeyi kesmek. İptal kararı yayımlanmadan yürürlükteki kural değişmez; kesilen taksitler alacak olarak birikir.
- “İptal geriye yürür” sanmak. Anayasa m.153 bunun tersini açıkça söyler.
- Kaldırma ile azaltmayı karıştırmak. Şartları oluşmadığında kaldırma reddedilir; oysa aynı olgular azaltma için yeterli olabilir.
- Süresizliği “sonsuza kadar ve koşulsuz” sanmak. Nafaka zaten koşullar devam ettiği sürece ödenir; koşul ortadan kalkınca kaldırılabilir.
- Yeniden evlenmede dava açmayı beklemek. Bu hâlde nafaka kendiliğinden kalkar; ödemeye devam edilmişse ayrıca istirdat gündeme gelebilir.
Özet
- 09.09.2026 itibarıyla TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresi yürürlüktedir; süresiz nafaka kalkmamıştır.
- Anayasa m.153 uyarınca iptal kararı, gerekçesiyle Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte sonuç doğurur; erteleme en fazla bir yıl olabilir.
- İptal kararları geriye yürümez — mevcut nafaka hükümleri kendiliğinden ortadan kalkmaz.
- 04.06.2026 tarihli karara ilişkin gerekçe yayımlanmadığı ve esas-karar numarası açıklanmadığı için kapsamı hakkında tespit yapılmamıştır. Resmî Gazete fihristi 30.07.2026 ile 09.09.2026 arasında gün gün tarandı; bu sürede yoksulluk nafakasına ilişkin bir karar yayımlanmamıştır.
- İptal ile kanun değişikliği ayrı yollardır. Anayasa m.153 Mahkeme’nin kanun koyucu gibi hüküm kuramayacağını söyler; yeni bir süre rejimi ancak Meclis’in çıkaracağı kanunla doğar. Bakanlık açıklamaları ve yasama takvimi tek başına yürürlükteki kuralı değiştirmez.
- Bugün de TMK m.176 uyarınca kaldırma ve azaltma yolları açıktır; asgari ücret düzeyinde gelir tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Süresiz nafaka kalktı mı?
09.09.2026 tarihi itibarıyla kalkmamıştır. Türk Medeni Kanunu m.175'in birinci fıkrasında "süresiz olarak" ibaresi yürürlüktedir. Bir iptal kararı, gerekçesiyle Resmî Gazete'de yayımlanmadıkça hukuki sonuç doğurmaz.
İptal kararı Resmî Gazete'de yayımlandı mı?
09.09.2026 tarihi itibarıyla yayımlanmamıştır. Anayasa m.153 uyarınca iptal edilen hüküm ancak Resmî Gazete'de yayım tarihinde yürürlükten kalkar; yayım gerçekleşmediği sürece maddedeki ibare yürürlüğünü korur.
Süresiz nafaka ne zaman kalkacak?
Kesin bir tarih verilemez. İki ayrı yol vardır ve ikisi de henüz tamamlanmamıştır. Anayasa Mahkemesi kararı bakımından belirleyici an Resmî Gazete'de yayım tarihidir; Mahkeme yürürlüğü erteleyebilir ve bu erteleme bir yılı geçemez. Kanun koyucunun yapacağı düzenleme bakımından ise belirleyici olan, teklifin kanunlaşıp Resmî Gazete'de yayımlanmasıdır. Bakanlık düzeyinde açıklanan takvimler bu iki andan hiçbirini kendiliğinden doğurmaz.
Anayasa Mahkemesi kararı ne zaman yürürlüğe girer?
Anayasa m.153 uyarınca iptal edilen hüküm, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli görürse yürürlük tarihini ayrıca belirleyebilir; bu tarih yayım gününden başlayarak bir yılı geçemez.
Mevcut nafakam kendiliğinden kalkar mı?
Hayır. Anayasa m.153 açıkça "İptal kararları geriye yürümez" der. Kesinleşmiş bir nafaka hükmü iptal kararıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz; kaldırma veya azaltma kural olarak ayrı bir dava ile istenir.
Yoksulluk nafakası hangi maddede düzenlenir?
Türk Medeni Kanunu m.175'te. Madde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceğini düzenler. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde kendiliğinden kalkar?
TMK m.176/3 uyarınca alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar. Bu iki hâlde ayrıca dava açmaya gerek yoktur; diğer hâllerde mahkeme kararı gerekir.
Hangi hâllerde mahkeme kararıyla kaldırılabilir?
Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu hâllerin ispatı davacıya düşer.
Nafaka alan kişi işe girerse nafaka kesilir mi?
Kendiliğinden kesilmez. Yargıtay uygulamasında asgari ücret düzeyinde gelir sahibi olmak tek başına yoksulluğu ortadan kaldıran bir olgu sayılmaz. Değerlendirme, tarafların bütün ekonomik ve sosyal durumuna göre yapılır.
Yoksulluk nedir, nasıl ölçülür?
Yargıtay, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi maddi varlığı geliştirmek için zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul eder. Ölçüt ülkenin ekonomik ve sosyal koşullarına göre belirlenir.
Nafakanın azaltılması istenebilir mi?
İstenebilir. TMK m.176/4 uyarınca tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu, kaldırmadan ayrı ve daha sık başvurulan bir yoldur.
Anayasa Mahkemesi daha önce bu ibareyi denetledi mi?
Evet. Mahkeme 17.05.2012 tarihli kararıyla "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oyçokluğuyla karar vermişti. 27.03.2025 tarihli bir başka başvuru ise yetkisizlik nedeniyle reddedilmiştir.
Yeni bir düzenleme yapılırsa geçmişe etkili olur mu?
Anayasa m.153 iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini söyler. Kanun koyucunun yapacağı yeni düzenlemenin kapsamı ve geçiş hükümleri ise ancak metin yayımlandığında değerlendirilebilir. Bugünden geçiş rejimi hakkında kesin bir şey söylenemez.
Şimdi ne yapmalıyım?
Bugün yürürlükte olan kural değişmediği için acele bir işlem gerekmez. Somut durumunuzda kaldırma veya azaltma sebeplerinden biri gerçekleşmişse, bunu iptal kararını beklemeden TMK m.176 kapsamında ileri sürebilirsiniz.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler