Aile Hukuku

Nafaka Artırım Davası: Şartları, Görevli Mahkeme ve ÜFE Artışı

Nafaka artırım davası nasıl açılır, şartları neler, görevli ve yetkili mahkeme neresi? Değişen durum, hakkaniyet ve TÜİK ÜFE oranında artış ölçütünü Yargıtay kararlarıyla açıklıyoruz.

8 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Türk lirası madenî paranın yakın planı
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Yıllar önce bağlanan nafaka bugünün koşullarına yetmiyorsa nafaka artırım davası açabilirsiniz. Dayanak, tarafların mali durumundaki değişme veya hakkaniyettir (TMK m.176; çocuk nafakasında m.331). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, olağanüstü bir değişiklik yoksa nafaka TÜİK’in ÜFE oranında artırılarak eski denge korunur; olağanüstü bir değişiklik varsa daha yüksek artış mümkündür. Görevli mahkeme aile mahkemesidir ve davayı kendi yerleşim yerinizde açabilirsiniz. Nafaka türleri ve genel çerçeve için: nafaka nedir, çeşitleri ve nasıl belirlenir.

Bu Durumda mısınız?

  • Yıllar önce belirlenen nafaka, artan masrafları karşılamıyor.
  • Çocuk büyüdü; eğitim, sağlık ve yaşam giderleri arttı.
  • Enflasyon nedeniyle nafakanın alım gücü düştü.
  • Karşı taraf nafakanın azaltılmasını istiyor, siz artırım için karşı talepte bulunmak istiyorsunuz.
  • Her yıl yeniden dava açmadan kalıcı bir çözüm arıyorsunuz.

Nafaka Neden ve Ne Zaman Artırılabilir?

İrat (aylık, düzenli) biçiminde ödenen nafaka sabit bir miktar değildir. Eş yönünden (yoksulluk nafakası ve maddi tazminat) dayanak TMK m.176’dır:

“Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176)

İkinci ölçüt “durumun değişmesi”dir:

“Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”

(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.331)

Bu hüküm kanunda çocuğun bakımına ilişkin bölümde yer alır. Buna karşılık aşağıda anılan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı, kendi ifadesiyle “yoksulluk nafakasının artırılması istemine ilişkin” bir dosyada da m.331’i anmaktadır. Bu, iki maddenin uygulama alanının kesin sınırını gösteren bir tespit değildir. Yalnızca dilekçeyi tek bir maddeye kilitlememek gerektiğini, artırım isteminin hangi nafaka türüne dayandığının ayrıca kurulmasının yerinde olacağını gösterir.

Peki artırım istemek için belli bir süre beklemek gerekir mi? Gerekmez — ve bu, kanunun sessizliğinden çıkarılan bir yorum değil, Dairenin açıkça kurduğu bir kuraldır:

“Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için belli bir zamanın geçmesi aranmamıştır. Buna göre mahkemece iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılması gerekmektedir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/14408, K. 2017/2838, T. 09.03.2017 — bozma)

Dikkat edilirse iki şart seçimliktir: ya mali durum değişmiş olacak ya da hakkaniyet artırımı zorunlu kılacaktır; ikisinin birlikte gerçekleşmesi aranmaz. Çocuğun büyümesi, ihtiyaçların ve giderlerin artması ya da paranın alım gücündeki düşüş, tipik artırım sebepleridir.

Artış Nasıl Belirlenir? ÜFE ve Hakkaniyet

Uygulamadaki asıl soru, “ne kadar artış” sorusudur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, olağanüstü bir değişiklik yoksa artışı ÜFE oranıyla sınırlayarak tarafların önceki dengesini korur:

“nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/14713, K. 2015/20457, T. 16.12.2015 — bozma)

İştirak (çocuk) nafakasında ise çocuğun yaşı ve eğitim durumu gibi etkenler ÜFE’nin yanında ayrıca değerlendirilir:

“Mahkemece, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alınarak iştirak nafakasının TMK. 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/4930, K. 2014/12346, T. 23.09.2014 — bozma)

ÜFE mi, TÜFE mi? Daire Bu Ayrımı Bozma Sebebi Sayıyor

Uygulamada ve internetteki hesaplama araçlarında bu iki endeks sık sık birbirinin yerine kullanılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise ayrımı yerleşik içtihadına bağlamıştır. İncelediği dosyada kadın ÜFE oranında artış talep etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise TÜFE oranında artışa hükmetmişti:

“Dairemizin kararlılık kazanan içtihatlarına göre talep halinde hüküm altına alınan yoksulluk nafakasına ÜFE oranları üzerinden yıllık artış oranı belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6583, K. 2024/4269, T. 05.06.2024 — düzeltilerek onama)

Yani yoksulluk nafakasının yıllık artışında ölçüt ÜFE’dir ve TÜFE üzerinden kurulan hüküm bozma sebebidir. İki endeks farklı serilerdir; aynı ay için farklı oranlar verirler. Bu nedenle:

  • Hesaplama yaparken kararınızda hangi endeksin yazdığına bakın.
  • İnternetteki bir aracın hangi seriyi kullandığını denetlemeden sonucuna dayanmayın.
  • Talebinizi dilekçede endeksi adıyla belirterek kurun; talep edilmeyen bir endekse hükmedilmesi de ayrı bir sorun doğurur.

Özetle: olağan hâlde ÜFE oranında artış, olağanüstü bir değişiklik (yükümlünün gelirinde ciddi artış, çocuğun okula başlaması gibi) varsa daha yüksek bir artış talep edilebilir. Talebinizi bu ayrım üzerine kurmak, hem çok yüksek isteyip reddedilme hem de düşük kalma riskini azaltır.

Her Yıl Dava Açmamak İçin: Endeksli Nafaka

Koşullar her yıl az çok değiştiği için, tarafların her yıl yeniden dava açması zahmetlidir. Kanun buna açık bir çözüm getirmiştir. Eş nafakası ve maddi tazminat yönünden dayanak, TMK m.176’nın son fıkrasıdır:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176 — 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

“Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

Aynı imkân çocuk nafakası için de neredeyse birebir aynı sözcüklerle tanınmıştır:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.330 — IV. Nafaka miktarının takdiri

“Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

İki hükmün de ortak ve kritik sözcüğü **“istem hâlinde”**dir: hâkim bunu kendiliğinden yapmaz, talep etmeniz gerekir. Uygulamada nafaka çoğu zaman ÜFE oranına bağlanarak her yıl kendiliğinden artacak şekilde belirlenir; böylece yeniden dava açma yükü ortadan kalkar. Dava dilekçenize bu yönde açık bir endeksleme istemi eklemek, ileride yeni bir artırım davası açma zorunluluğunu büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Ayrıca çocuk nafakasının ödeme zamanı da kanunda düzenlenmiştir: aynı maddenin ikinci fıkrasına göre “Nafaka her ay peşin olarak ödenir.”

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev: Nafaka artırım davasına aile mahkemesi bakar. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin ikinci kitabından doğan dava ve işleri aile mahkemesine bırakır; nafaka davaları da bu kapsamdadır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde ise aynı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu dava ve işlere Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar.

Yetki: Davayı hangi şehirde açacağınızı ise TMK m.177 belirler:

“Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.”

(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.177)

Yani davayı, nafakayı ödeyenin değil, nafaka alacaklısının (sizin) yerleşim yerinizde açabilirsiniz. Bu, tüketici davalarındaki gibi zayıf tarafı koruyan bir yetki kuralıdır.

Davanın Açılması ve İspat

Artırım davasında mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu (SED) araştırır; taraf beyanları, tanık, maaş/gelir belgeleri, kira ve gider kayıtları, çocuğun okul-sağlık masrafları dikkate alınır. Çocuk nafakasında ölçüt kanunda açıktır:

“Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.”

(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.330)

Bu nedenle dava dilekçesine ihtiyaç artışını ve gider kalemlerini somut belgelerle koymak, talebin kabulü açısından belirleyicidir.

Dilekçenin zorunlu unsurları ile dava değerinin nasıl hesaplanacağı (istenen aylık farkın bir yıllık tutarı) ayrı bir konudur; ayrıntısı için nafaka artırım dilekçesi yazımıza bakabilirsiniz.

Artırım Kararı Ne Zamandan İtibaren Geçerli?

Nafaka artırımı dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bu, mahkemelerin takdirine bırakılmış bir uygulama değil, bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararıyla çözülmüş bir sorundur. Yargıtay, 1956’da tam da bu noktadaki içtihat aykırılığını gidermiş ve artışın karar tarihinden değil dava tarihinden işleyeceğine oybirliğiyle hükmetmiştir:

“Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme esas ittihaz olunması iktiza eylemesine ve böyle bir davada da talebinin kabule şayan olduğunu ispat eden davacıya karşı davanın ikamesiyle davalı mütemerrit hale düşmüş addedilmesi muvafık bulunmasına binaen nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılma veya eksiltmesine dair taleplerin kabulünde de buna dava tarihinden itibaren hükmolunması icap ettiğine”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E. 1956/15, K. 1956/15, T. 28.11.1956 — içtihadın birleştirilmesi)

Kararın gerekçesi iki dayanağa oturuyor: her dava açıldığı tarihteki duruma göre hükme bağlanır ve borçlu, davanın açılmasıyla temerrüde düşmüş sayılır. Bu 1956 tarihli karar bugün de uygulanmaktadır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018’de kuralı güncel dille yinelemiştir:

“Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanır. Nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılmasına ve eksiltilmesine yönelik taleplerin kabulüne de dava tarihinden itibaren hükmolunur.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/995, K. 2018/514, T. 21.03.2018 — bozma)

Pratik sonucu şudur: artış, dava tarihinden önceki aylara uzanmaz. O dönem için geriye dönük bir fark isteyemezsiniz. Buna karşılık dava ile karar arasında geçen aylar boşa gitmez; artış o tarihten işlediği için aradaki fark birikir. Yargılama uzadığında bu, azımsanmayacak bir tutara ulaşabilir. Bu nedenle koşullar değiştiğinde davayı geciktirmemek doğrudan lehinizedir.

Bir ayrım: yukarıdaki kural, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak açılan artırım davaları içindir. Bu yazının konusu odur. Nafaka, boşanma davasının ferîsi (eki) olarak istenmişse Hukuk Genel Kurulu ayrı bir ölçüt anmaktadır: “boşanmanın ferî niteliğindeki nafakaya ilişkin davalarda hüküm verilinceye kadar hükme esas olan unsurlar göz önünde bulundurulur.” Bu cümle, hükme esas alınacak olguların hangi ana kadar dikkate alınacağına ilişkindir; anılan kararda somut olay ferî nitelikte görülmediği için bu ölçüt uygulanmamıştır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Süre şartı sanmak. Belirli bir yıl beklemek gerekmez; Yargıtay 3. HD kanunda böyle bir süre aranmadığını açıkça belirtmiştir.
  • İki şartın birlikte arandığını sanmak. Mali durum değişikliği veya hakkaniyet yeterlidir; ikisi seçimliktir.
  • Gerçekçi olmayan miktar istemek. Olağan hâlde ölçüt ÜFE’dir; olağanüstü değişiklik yoksa çok yüksek talep reddedilebilir.
  • Endeksleme istemeyi unutmak. TMK m.176 ve m.330 endekslemeye izin verir ama ikisi de bunu “istem hâlinde” mümkün kılar; talep edilmezse hâkim kendiliğinden karar vermez.
  • Belgesiz dava açmak. İhtiyaç artışı ve giderler somut belgelerle ispatlanmalıdır.
  • Davayı geciktirmek. Artış dava tarihinden işler; gecikilen her ay geri alınamaz.

Özet

  • Dayanak: mali durum değişmesi veya hakkaniyet (TMK m.176) — iki şart seçimliktir; ayrıca “durumun değişmesi” (m.331).
  • Bekleme süresi yoktur (Yargıtay 3. HD, E. 2016/14408).
  • Ölçüt: olağan hâlde TÜİK ÜFE oranı, olağanüstü değişiklikte daha yüksek artış (Yargıtay 3. HD).
  • Endeksli nafaka ile her yıl dava açma yükünden kurtulmak mümkündür (m.176; m.330), ama istem şarttır.
  • Görev aile mahkemesi (4787 m.4), yetki nafaka alacaklısının yerleşim yeri (m.177).
  • Artırım dava tarihinden işler — bağlayıcı İçtihadı Birleştirme Kararı (E. 1956/15, K. 1956/15), HGK 2018’de yinelemiştir.

Talebin miktarı ve delillendirmesi dosyaya göre değişir; dava açmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Nafakanın genel çerçevesi için nafaka, boşanma süreci için boşanma davası nasıl açılır yazılarımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Nafaka hangi hâllerde artırılabilir?

TMK m.176'ya göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına karar verilebilir. İştirak (çocuk) nafakasında ise TMK m.331 uyarınca durumun değişmesi hâlinde hâkim nafaka miktarını yeniden belirler.

Nafaka artırım davası ne zaman açılabilir?

Belirli bir süre beklemek gerekmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bunu açıkça belirtmiştir: 'Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için belli bir zamanın geçmesi aranmamıştır.' (E. 2016/14408, K. 2017/2838). Aranan şey, tarafların mali durumunun değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılmasıdır; bu iki şart seçimliktir, birlikte gerçekleşmeleri gerekmez.

Artış miktarı nasıl belirlenir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre, tarafların durumunda olağanüstü bir değişiklik yoksa nafaka, TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılarak önceki dengenin korunması esastır. Olağanüstü bir değişiklik varsa daha yüksek bir artış mümkündür.

Her yıl yeniden dava açmak zorunda mıyım?

Hayır. TMK m.176'ya göre hâkim, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini baştan karara bağlayabilir. Uygulamada nafaka çoğu zaman ÜFE gibi bir orana endekslenerek kendiliğinden artacak şekilde belirlenir.

Nafaka artırım davasında hangi mahkeme görevlidir?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m.4). Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde ise aynı Kanun m.2'nin ikinci fıkrası uyarınca bu dava ve işlere Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar.

Davayı hangi şehirde açarım?

TMK m.177'ye göre boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yani davayı kendi yerleşim yerinizde açabilirsiniz.

Artırım kararı hangi tarihten itibaren geçerli olur?

Dava tarihinden itibaren. Bu, bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararıyla çözülmüştür (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E. 1956/15, K. 1956/15, T. 28.11.1956) ve Hukuk Genel Kurulu 2018'de yinelemiştir (E. 2017/995, K. 2018/514). Gerekçesi, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre hükme bağlanması ve borçlunun davanın açılmasıyla temerrüde düşmüş sayılmasıdır.

Dava açtıktan sonra karar gecikirse aradaki fark ne olur?

Artış dava tarihinden işlediği için, dava ile karar arasında geçen aylara ait fark birikir ve alacaklıya ödenir; bu süre boşa gitmez. Buna karşılık artış, dava tarihinden önceki aylara uzanmaz. Geçmişe dönük fark istenemez. Bu nedenle koşullar değiştiğinde davayı geciktirmemek doğrudan lehinizedir.

Nafakanın her yıl kendiliğinden artması için ne yapmalıyım?

Dava dilekçenizde açıkça endeksleme talep etmelisiniz. TMK m.176 ve m.330, hâkimin nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini baştan karara bağlayabileceğini söyler; ancak her iki hüküm de bunu 'istem hâlinde' mümkün kılar. Yani hâkim bunu kendiliğinden yapmaz, talep etmeniz gerekir.

Nafaka artışında ÜFE mi TÜFE mi uygulanır?

Yoksulluk nafakasının yıllık artışında Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadı ÜFE oranıdır. Daire, talep üzerine hükmedilen yoksulluk nafakasına ÜFE oranları üzerinden yıllık artış belirlenmesi gerektiğini, TÜFE üzerinden kurulan hükmün bozmayı gerektirdiğini belirtmiştir (E. 2023/6583, K. 2024/4269). İki endeks farklı serilerdir ve aynı ay için farklı oranlar verir.

İnternetteki nafaka artış hesaplama araçlarına güvenebilir miyim?

Sonucuna dayanmadan önce aracın hangi endeksi kullandığını denetleyin. Araçların bir kısmı TÜFE serisi üzerinden hesap yapar; oysa yoksulluk nafakasının yıllık artışında Dairenin ölçütü ÜFE'dir. Belirleyici olan her hâlde kendi kararınızda yazan endekstir.

Karşı taraf nafakanın azaltılmasını isteyebilir mi?

Evet. Aynı hüküm (TMK m.176) iki yönlüdür: koşullar değişir ya da hakkaniyet gerektirirse nafaka artırılabildiği gibi azaltılabilir de; belirli hâllerde tümüyle kaldırılması da mümkündür.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davalarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp