
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Nafaka Nedir?
- Nafaka Çeşitleri
- Tedbir Nafakası (TMK m.169)
- Yoksulluk Nafakası (TMK m.175)
- İştirak Nafakası (TMK m.182)
- Yardım Nafakası (TMK m.364)
- Nafaka Neye Göre Belirlenir?
- Yoksulluk Nafakası Süresiz mi?
- Nafaka Artırım ve Kaldırılması
- Nafaka Ne Zaman Kesilir?
- Nafaka Davasında Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Nafaka, bir kişinin, kanunda öngörülen hâllerde eşine, çocuğuna veya yakınına ödediği düzenli geçim yardımıdır. Türk hukukunda başlıca dört nafaka vardır: dava sürerken ödenen tedbir nafakası (TMK m.169), boşanmayla yoksulluğa düşen eşe ödenen yoksulluk nafakası (TMK m.175), çocuk için ödenen iştirak nafakası (TMK m.182) ve yakınlar arası yardım nafakası (TMK m.364). Miktarı sabit bir tarifeyle değil; tarafların mali gücü, ihtiyaç ve hakkaniyet ölçütleriyle hâkim belirler.
Bu Durumda mısınız?
- Boşanma davası açtınız ya da açacaksınız; dava sürerken geçiminizi nasıl sağlayacağınızı merak ediyorsunuz.
- Boşanma sonrası yoksulluğa düşeceğinizi düşünüyor, yoksulluk nafakası isteyip isteyemeyeceğinizi soruyorsunuz.
- Çocuğun velayeti sizde ve diğer eşin masraflara katkısını (iştirak nafakası) merak ediyorsunuz.
- Yıllar önce bağlanan nafaka bugünkü koşullara yetmiyor; artırım isteyebilir misiniz diye düşünüyorsunuz.
- Karşı taraf yeniden evlendi ya da fiilen başka biriyle yaşıyor; nafakanın kesilmesini istiyorsunuz.
Nafaka miktarı ve türü dosyanızın özelliklerine göre değişir, mutlaka bir avukata danışın.
Nafaka Nedir?
Nafaka, geniş anlamda bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu ya da hukuken yardım etmesi gereken kişiye ödediği para yardımıdır. Aile hukukunda nafaka, çoğunlukla boşanma sürecinde ve sonrasında karşımıza çıkar: eşin geçimi, çocuğun bakımı ve yakınlar arası dayanışma bu kurumun temelini oluşturur.
Nafakayı, boşanmanın diğer mali sonuçlarıyla karıştırmamak gerekir. Maddi ve manevi tazminat kusura dayalı, kural olarak tek seferlik bir ödemedir; mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) evlilikte edinilen malların bölüşülmesidir. Nafaka ise bunlardan farklı olarak, geleceğe dönük, düzenli bir geçim yardımıdır. Boşanmada malların bölüşülmesi için bkz. Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?.
Nafakanın miktarı ve türü olayın niteliğine göre değişir. Ortak nokta şudur: nafaka, bir kişiyi zenginleştirmek için değil, geçimini sürdüremeyecek durumdaki tarafı korumak için vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da yoksulluk nafakasının amacını bu şekilde ortaya koyar:
“Yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünülmüştür.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2427, K. 2020/262, T. 05.03.2020 — kusur ve nafaka yönünden bozma)
Nafaka türleri, ödendiği zaman (dava sırasında mı, sonra mı) ve ödendiği kişi (eş mi, çocuk mu, yakın mı) bakımından ayrışır. Aşağıda dört ana türü tek tek görebilirsiniz.
Nafaka Çeşitleri
Türk Medeni Kanunu’nda birden çok nafaka türü düzenlenmiştir. Bunlar arasında tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası vardır; bunlara boşanma dışında da gündeme gelen yardım nafakası eklenir. Dört türü tek bakışta karşılaştırmak için:
| Nafaka türü | Kime ödenir | Ne zaman | Kusur rolü | Dayanak |
|---|---|---|---|---|
| Tedbir | Eşe ve çocuğa | Dava süresince (geçici) | Kusura bakılmaz | TMK m.169 |
| Yoksulluk | Yoksullaşan eşe | Boşanmadan sonra (süresiz) | İsteyen ağır/tam kusurlu olamaz | TMK m.175 |
| İştirak | Çocuğa | Boşanmadan sonra, erginliğe kadar | Kusura bakılmaz | TMK m.182 |
| Yardım | Yoksul yakına | Koşullar sürdükçe | Kusura bakılmaz | TMK m.364 |
Tedbir Nafakası (TMK m.169)
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sürerken, dava sonuçlanana kadar geçici olarak ödenen nafakadır. Amaç, dava aylarca sürerken eşin (ve varsa çocuğun) geçimsiz kalmamasıdır. Hâkim bunu, taraflardan biri istemese bile kendiliğinden (re’sen) düzenlemek zorundadır:
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169 — Geçici önlemler)
Tedbir nafakası kusura bakılmaksızın ve kural olarak dava tarihinden itibaren hükmedilir; boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Eşler henüz dava açmadan, haklı sebeple ayrı yaşıyorsa, benzer bir parasal katkı TMK m.197 (birlikte yaşamaya ara verilmesi) uyarınca da istenebilir.
Bu türün ayrıntısı (re’sen hükmetme zorunluluğunun sınırı, kusurun neden ölçüt olmadığı, çalışan eşin durumu, miktarın hangi ölçütlere göre takdir edildiği ve m.197 yolunda aranan ispat) ayrı bir yazının konusudur: tedbir nafakası nedir, şartları ve miktarı.
Yoksulluk Nafakası (TMK m.175)
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, boşanmadan sonra ödenen nafakadır. İki temel koşulu vardır: istekte bulunan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğerinden daha ağır olmaması.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175 — Yoksulluk nafakası)
Maddenin iki cümlesi iki ayrı tarafla ilgilidir. Nafakayı isteyen taraf bakımından kural, kusurunun “daha ağır olmaması”dır. Nafakayı ödeyecek taraf bakımından ise kusur hiç aranmaz; kusursuz eş dahi, karşı taraf yoksulluğa düşüyorsa yükümlü olabilir. Bu ayrımın pratikteki sonuçlarını “Nafaka Neye Göre Belirlenir?” başlığında ele alıyoruz.
Yoksulluk nafakası, dava sürerken ödenen tedbir nafakasından farklı olarak, boşanma hükmü kesinleştikten sonra işlemeye başlar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da yoksulluk nafakasının boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra işlemeye başlayacağını belirtir (E. 2017/2427, K. 2020/262). Yani dava boyunca eşi tedbir nafakası korur; boşanma kesinleşince yerini -koşulları varsa- yoksulluk nafakası alır.
İştirak Nafakası (TMK m.182)
İştirak nafakası, boşanmadan sonra çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilme giderlerine, velayeti kendisinde olmayan eşin katkısıdır. Bu bir eşe değil, çocuğa yöneliktir; velayet kendisine verilmeyen ana veya baba, gücü oranında bu giderlere katılmak zorundadır:
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182 — Hâkimin takdir yetkisi)
Yargıtay, iştirak nafakasının velayet kendisinde olmayan tarafın mali gücüyle sınırlı olduğunu vurgular:
“4721 sayılı Kanun’un 182 nci maddesine göre; boşanma veya ayrılık halinde çocuk kendisine tevdii edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. Ancak velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması, mali gücü varsa söz konusu olur.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9117, K. 2025/5261, T. 26.05.2025 — iştirak nafakası yönünden bozma)
İştirak nafakası kusura bağlı değildir; çocuğun üstün yararı esastır. Nafaka miktarının nasıl belirlendiğini kanun ayrıca düzenler:
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.330 — Nafaka miktarının takdiri)
Yardım Nafakası (TMK m.364)
Yardım nafakası, boşanmadan bağımsız olarak, kişinin yoksulluğa düşen yakınlarına ödediği nafakadır. Eşler arası değil; üstsoy (anne baba, büyükanne büyükbaba), altsoy (çocuk, torun) ve kardeşler arasındaki dayanışmaya dayanır:
Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.364 — Nafaka yükümlüleri)
Nafaka Neye Göre Belirlenir?
Nafakanın türü koşullara, miktarı ise hâkimin takdirine bağlıdır. Kanunda sabit bir tarife ya da yüzde yoktur; hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir:
Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.4 — Hâkimin takdir yetkisi)
Uygulamada belirleyici olan üç ölçüt vardır:
- Tarafların mali gücü. Nafaka, ödeyecek tarafın gücü oranında belirlenir (TMK m.175, m.182); kimsenin altından kalkamayacağı bir yük getirilmez.
- İhtiyaç ve yoksulluk. Yoksulluk nafakasında ölçü, isteyen tarafın boşanmayla yoksulluğa düşüp düşmediğidir.
- Kusur (yalnız yoksulluk nafakasında). Yoksulluk nafakası isteyen eşin kusuru diğerinden daha ağır olmamalıdır.
Yoksulluk ölçütü. Yargıtay, “yoksulluk”tan ne anlaşılması gerektiğini şöyle somutlaştırır: geçimini kendi kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf, diğer koşulları da varsa nafaka isteyebilir:
“Başka bir ifadeyle, geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf diğer koşulları da varsa yoksulluk nafakası talep edebilecektir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2427, K. 2020/262, T. 05.03.2020 — kusur ve nafaka yönünden bozma)
Kusur şartı. Yoksulluk nafakası isteyen eşin kusuru diğerinden daha ağır olmamalıdır; tam ya da ağır kusurlu eş bu nafakayı isteyemez:
“Ayrıca madde metninden de anlaşıldığı üzere yoksulluk nafakası isteminde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir. Eş söyleyişle, boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu ya da ağır kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyecektir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2427, K. 2020/262, T. 05.03.2020 — kusur ve nafaka yönünden bozma)
Burada sık yapılan bir yanılgıyı düzeltmek gerekir: “kusurluysan nafaka alamazsın” doğru değildir. Yasak yalnızca kusuru daha ağır olan taraf içindir. Bu nedenle eşit kusurlu eş, ağır ya da tam kusurlu sayılmadığından yoksulluk nafakası isteyebilir. Yargıtay, tarafların eşit kusurlu olduğu güncel bir dosyada kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluştuğunu kabul etmiştir:
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerden, her iki taraf da eşit kusurlu olup tarafların sosyal ekonomik durumları dikkate alındığında kadın yararına yoksulluk nafakasının koşulları oluşmuştur.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7524, K. 2025/3852, T. 17.04.2025 — yoksulluk nafakası yönünden bozma)
İştirak nafakasında ise kusur rol oynamaz; ölçü, çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın ödeme gücüdür (TMK m.330).
Bu ölçütlerin ortak sonucu şudur: nafaka miktarı dosyaya özeldir. Kanun, nafakayı sabit bir tarifeye değil, tarafların “mali gücü oranında” belirlenmesine (TMK m.175, m.182) ve “ödeme güçleri dikkate alınarak” takdir edilmesine (TMK m.330) bağladığı için, mahkeme önce her iki tarafın gelir, gider ve yaşam koşullarını (sosyal ve ekonomik durum) tespit eder; miktarı ancak bundan sonra hakkaniyete göre belirler. Aynı gelir düzeyinde bile çocuğun yaşı, sağlık gideri veya tarafların ihtiyaçları sonucu değiştirebilir.
Bu yüzden internetteki “nafaka hesaplama” araçları yalnızca kaba bir fikir verir; bağlayıcı bir rakam üretmez. Örneğin güncel bir “2026 nafaka tutarı” gibi tek bir sayı vermek mümkün değildir; miktar her dosyada, o günkü ekonomik koşullara ve hakkaniyete göre ayrıca hesaplanır. Durumunuza hangi nafaka türünün uyduğunu, mahkemenin gözettiği yasal ölçütleri ve bu ölçütlerin kendi rakamlarınıza uygulanmış hâlini görmek için Nafaka Hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz: araç iştirak nafakası için TMK m.330/1 ölçütleriyle tahmini bir tutar gösterir ve kararınızda artış endeksi varsa yeni tutarı yıl yıl hesaplar (TMK m.176/4-5). Bu sayı bağlayıcı değildir, hazır bir yüzdeden türetilmez ve mahkeme kararının yerine geçmez. Somut tutar için gelir ve gider belgelerinizle birlikte bir avukatla değerlendirme yapmanız gerekir.
Yoksulluk Nafakası Süresiz mi?
Yürürlükteki hukuka göre evet. TMK m.175, yoksulluğa düşecek tarafın diğer taraftan “süresiz olarak” nafaka isteyebileceğini açıkça söyler. Yani yoksulluk nafakası, kanunda peşinen belli bir yılla sınırlanmış değildir; koşulları sürdüğü sürece devam eder.
Süresiz nafakanın adil olup olmadığı yıllardır kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde tartışılmaktadır; süreyle sınırlandırılması yönünde öneriler zaman zaman gündeme gelmektedir. Ancak bu bir tartışma/öneri aşamasıdır: bu yazının tarihinde yürürlükteki kural değişmemiştir ve yoksulluk nafakası hâlâ süresizdir. Nitekim Yargıtay, 2025 tarihli güncel kararında da maddedeki “süresiz nafaka” ifadesini olduğu gibi uygulamaktadır (yukarıdaki 2. Hukuk Dairesi, 17.04.2025 kararı).
Süresiz olması, nafakanın hiçbir zaman kesilmeyeceği anlamına gelmez. Koşullar değişirse nafaka kaldırılabilir ya da azaltılabilir. Bunu bir sonraki başlıkta görüyoruz.
Nafaka Artırım ve Kaldırılması
Önce ödeme biçimi: nafaka toptan (tek seferde) ya da irat (aylık, düzenli) olarak ödenebilir. Hangisinin uygulanacağını hâkim, durumun gereklerine göre belirler:
Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176/1)
İrat (aylık, düzenli) biçiminde ödenen nafaka, taşa yazılmış bir miktar değildir. Koşullar değişince hem artırılabilir/azaltılabilir hem de belirli hâllerde tümüyle kaldırılır. Kanun bunu tek maddede toplar:
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176/4)
Nafakanın artırılması için ayrı bir dava açılır. Uygulamada mahkemeler; nafakanın belirlendiği tarihi, üzerinden geçen süreyi, tarafların ekonomik-sosyal durumunu, paranın alım gücündeki değişimi ve çocuğun artan ihtiyaçlarını birlikte değerlendirir. Yargıtay, düşük belirlenen çocuk nafakasında hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini vurgular:
“Mahkemece 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3143, K. 2023/2356, T. 11.05.2023 — iştirak nafakası yönünden bozma)
Tarafların her yıl yeniden dava açmasını önlemek için hâkim, nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini baştan da karara bağlayabilir. Uygulamada nafaka çoğu zaman her yıl belirli bir orana (örneğin ÜFE) bağlanarak kendiliğinden artırılır:
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176/5)
Artırım davasının şartları, görevli ve yetkili mahkeme ile ÜFE oranında artışın Yargıtay içtihadında nasıl belirlendiği için ayrıntılı rehberimiz: nafaka artırım davası.
Yoksulluk nafakasının kaldırılması ise kanunda sayılan hâllere bağlıdır:
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176/3)
Bu düzenlemeye göre iki grup vardır: kendiliğinden kalkan hâller (yeniden evlenme, ölüm) ve mahkeme kararıyla kaldırılan hâller (fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun sona ermesi, haysiyetsiz hayat sürme). İkinci gruptaki hâllerde nafaka kendiliğinden bitmez; kaldırılması için dava açıp ispat etmek gerekir.
Nafaka Ne Zaman Kesilir?
Kesilme, nafakanın türüne göre farklıdır:
- Tedbir nafakası, geçici olduğundan boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer.
- Yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.176).
- İştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Ancak çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa, ana babanın bakım yükümlülüğü eğitim bitene kadar devam edebilir:
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.328 — Bakım borcunun süresi)
Ayrıca boşanma sırasında istenmemiş olan yoksulluk nafakası ve tazminat gibi haklar sınırsız süreyle bekletilemez. Bunlar ayrı bir davayla istenecekse bir zamanaşımına tabidir:
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.178 — Zamanaşımı)
Bu bir yıllık süre, boşanma davasında talep edilmeyip sonradan ayrı davayla istenecek haklar içindir. Çocuğun iştirak nafakası bu süreye tabi değildir; çocuğun yararına her zaman istenebilir.
Nafaka Davasında Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
Nafaka davasının harcı iki bakımdan özeldir ve ikisi de sık yanlış hesaplanır.
Birincisi oran. Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarife, nafaka verilmesine dair hükümler için genel binde 68,31 oranını değil, binde 11,38 oranını öngörür.
İkincisi matrah. Harç, hükmedilen nafakanın tamamı üzerinden değil, bir senelik nafaka bedeli üzerinden hesaplanır. Yani aylık nafaka on iki ile çarpılır ve oran bu tutara uygulanır; nafakanın süresiz olması matrahı değiştirmez.
| Nafaka davası | Genel kural | |
|---|---|---|
| Nispî oran | binde 11,38 | binde 68,31 |
| Matrah | Bir senelik nafaka bedeli | Hüküm altına alınan değer |
Bu iki özellik birlikte, nafaka davasının harcını benzer değerdeki bir alacak davasından belirgin biçimde düşük kılar.
Diğer masraf kalemleri. Başvurma harcı, gider avansı ve varsa delil avansı ayrıca ödenir; kalemlerin tamamı için mahkeme masrafları, bilirkişi ve tanık giderlerinin hangi avanstan karşılandığı için gider avansı ve delil avansı, sayısal hesap için dava harcı hesaplama.
Avukatlık ücreti. Bağlayıcı taban Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir (Avukatlık K. m.164); tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz. Baroların ayrıca yayımladığı çizelgeler tavsiye niteliğindedir: incelenebilen 13 baro çizelgesinden 12’sinde nafaka davası için ayrı satır vardır ve tavsiye edilen asgari tutarlar 57.200,00 TL ile 119.000,00 TL arasında değişmektedir; bazı barolar buna dava değerinin %16’sı oranını eklemektedir. Bu çizelgeler taraflar için bağlayıcı alt veya üst sınır oluşturmaz ve “piyasa rayici” değildir.
Sık Yapılan Hatalar
- “Kusurluysam nafaka alamam” sanmak. Yanlış. Yoksulluk nafakasında yasak yalnızca kusuru daha ağır olan taraf içindir; eşit kusurlu eş nafaka isteyebilir (TMK m.175; Yargıtay 2. HD, 17.04.2025).
- Yoksulluk ile iştirak nafakasını karıştırmak. Yoksulluk nafakası eşe, iştirak nafakası çocuğa yöneliktir; koşulları ve süreleri farklıdır (TMK m.175 ve m.182).
- Tedbir nafakasını kalıcı sanmak. Tedbir nafakası yalnızca dava süresince ödenir; boşanma kesinleşince biter (TMK m.169).
- Nafakanın hep aynı kalacağını düşünmek. Mali durum değişir ya da hakkaniyet gerektirirse nafaka artırılabilir, azaltılabilir; süresiz nafaka bile koşullar değişince kaldırılabilir (TMK m.176).
- “Karşı taraf çalışıyorsa nafaka biter” varsaymak. Çalışmak tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz; ölçü, gelirin asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığıdır. Kaldırma için kanundaki hâllerin ispatı gerekir (TMK m.176).
- Sonradan istenecek nafakada süreyi kaçırmak. Boşanmada istenmemiş yoksulluk nafakası, hüküm kesinleştikten sonra bir yıl içinde ayrı davayla istenmelidir (TMK m.178).
Özet
- Nafaka, kanunda öngörülen hâllerde eşe, çocuğa veya yakına ödenen düzenli geçim yardımıdır.
- Dört tür: tedbir (dava süresince, TMK m.169), yoksulluk (yoksullaşan eşe, TMK m.175), iştirak (çocuğa, TMK m.182) ve yardım nafakası (yakınlara, TMK m.364).
- Miktar sabit değildir; tarafların mali gücü, ihtiyaç ve hakkaniyete göre hâkim belirler (TMK m.4, m.330).
- Kusur yalnız yoksulluk nafakasında rol oynar; yasak ağır/tam kusurlu eş içindir, eşit kusurlu eş isteyebilir (TMK m.175).
- Yoksulluk nafakası süresizdir (TMK m.175); süreyle sınırlanması tartışılsa da yürürlükteki kural değişmemiştir.
- Değişebilir/kesilebilir: koşullar değişince artırım/azaltım istenebilir; yeniden evlenme, ölüm, fiilen evli gibi yaşama gibi hâllerde nafaka kalkar (TMK m.176).
İlgili yazılar: Boşanma Davası Nasıl Açılır? · Anlaşmalı Boşanma · Velayet Davası · Boşanmada Mal Paylaşımı
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka ne kadar olur?
Sabit bir tarife yoktur. Miktar; tarafların mali gücü, nafaka isteyenin ihtiyacı ve hakkaniyet ilkesine göre hâkim tarafından takdir edilir (TMK m.4). Çocuk nafakasında çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın ödeme güçleri esas alınır (TMK m.330).
Nafaka nasıl hesaplanır?
Nafakanın tek bir hesaplama formülü ya da resmî tarifesi yoktur. Hâkim; tarafların gelir ve giderlerini, sosyal ve ekonomik durumlarını, çocuğun yaşını ve ihtiyaçlarını değerlendirip hakkaniyete göre bir miktar belirler. Bu nedenle her dosyada sonuç değişir.
Yoksulluk nafakası süresiz mi?
Yürürlükteki hukuka göre evet. TMK m.175 yoksulluğa düşecek tarafın diğer taraftan "süresiz olarak" nafaka isteyebileceğini söyler. Süresiz oluşu kamuoyunda tartışılsa da bu yazının tarihinde geçerli kural süresiz nafakadır.
Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Çalışıyor olmak tek başına engel değildir. Ölçü, kişinin gelirinin asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığıdır. Geçimini kendi kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf, diğer koşullar da varsa nafaka isteyebilir.
Eşit kusurlu eş nafaka alabilir mi?
Evet. Yoksulluk nafakasında yasak yalnızca "kusuru daha ağır olan" eş içindir. Eşit kusurlu eş, ağır ya da tam kusurlu sayılmadığı için diğer koşulları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m.175).
Nafaka yükümlüsünün kusursuz olması önemli mi?
Hayır. TMK m.175 açıkça "nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" der. Yani kusursuz eş dahi, karşı taraf yoksulluğa düşüyorsa yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü olabilir.
Tedbir nafakası ne zaman başlar?
Boşanma veya ayrılık davası açılır açılmaz gündeme gelir. Hâkim, dava süresince eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169); tedbir nafakası genellikle dava tarihinden itibaren hükmedilir.
İştirak nafakası kaç yaşına kadar ödenir?
Kural olarak çocuğun ergin (18 yaşını doldurmuş) olmasına kadar. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa, ana baba durum ve koşullara göre eğitim bitene kadar bakmakla yükümlü olabilir (TMK m.328).
Nafaka miktarı sonradan artırılabilir mi?
Evet. Tarafların mali durumu değişir ya da hakkaniyet gerektirirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176). Bunun için ayrı bir nafaka artırım (ya da azaltım) davası açılır.
Yoksulluk nafakası ne zaman kesilir?
İrat biçimindeki nafaka; alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.176).
Boşandıktan sonra nafaka davası açma süresi var mı?
Boşanma sırasında istenmemiş yoksulluk nafakası ve tazminat gibi haklar, ayrı bir davayla, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde istenebilir (TMK m.178). Çocuk için iştirak nafakası bu süreye tabi değildir; her zaman istenebilir.
Anlaşmalı boşanmada nafaka nasıl belirlenir?
Anlaşmalı boşanmada nafaka, tarafların hâkimin onayladığı protokolüyle belirlenir. Sonradan koşullar önemli ölçüde değişirse, protokolde kararlaştırılmış olsa bile artırım veya azaltım davası açılabilir (TMK m.176).
Nafakayı hep erkek mi öder?
Hayır. Nafaka yükümlülüğü cinsiyete değil; kusur durumuna, tarafların mali gücüne ve kimin yoksulluğa düştüğüne bağlıdır. Koşullar oluşursa kadın da erkek lehine nafakayla yükümlü tutulabilir.
Nafaka ödenmezse ne olur?
Ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatılabilir ve tahsil yoluna gidilebilir. Süreç ve başvurulacak yollar dosyanın durumuna göre değiştiğinden, ödenmeyen nafaka için bir avukata danışmanız yararlı olur.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler