
İçindekiler 11
Kısa Cevap
Tanık, davanın tarafı olmayan; uyuşmazlık konusu olayı doğrudan doğruya beş duyusuyla (görerek, duyarak vb.) algılamış ve bu bilgisini mahkemeye ya da soruşturma makamına aktaran kişidir. Tanığın beyanı, ceza muhakemesinde bir delildir. Tanıklık kural olarak bir kamusal görevdir; çağrıya uymayan tanık zorla getirilebilir. Ancak belirli yakınlık ve gizlilik hâllerinde tanıklıktan çekinme hakkı vardır. Gerçeğe aykırı tanıklık ise ayrı bir suçtur (TCK 272).
Bu Durumda mısınız?
- Bir dava veya soruşturmada tanık olarak çağrıldınız ve haklarınızı merak ediyorsunuz.
- Tanıklık yapacağınız kişiyle akrabalığınız var ve çekinme hakkınız olup olmadığını soruyorsunuz.
- Vereceğiniz cevabın kendinizi veya yakınınızı zora sokabileceğinden endişeleniyorsunuz.
- Yemin edip etmeyeceğinizi ve gerçeği söylememenin sonuçlarını merak ediyorsunuz.
- Güvenlik endişesiyle kimliğinizin gizli tutulmasını veya uzaktan (SEGBİS) dinlenmeyi istiyorsunuz.
Tanıklıkta hangi haklara sahip olduğunuz ve hangi hâllerde çekinebileceğiniz sonucu etkiler. Somut dosyanız için bir avukata danışın.
Tanık Ne Demek?
Tanık, ceza muhakemesinde yargılanan olayı kendi algısıyla öğrenmiş kişidir. Onu diğer süjelerden ayıran üç özellik vardır:
- Taraf değildir: Tanık, sanık veya mağdur gibi davanın tarafı değildir; olaya dışarıdan bilgisi olan üçüncü kişidir.
- Bilgisi doğrudandır: Olayı beş duyusuyla (görme, işitme vb.) doğrudan algılamış olması aranır; duyduğunu aktaran “kulaktan dolma” bilgi daha zayıf kabul edilir.
- Beyanı bir delildir: Tanığın anlatımı (tanık beyanı) ceza muhakemesinde takdiri bir delildir; hâkim bu beyanı diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
Tanık, bilirkişiden de farklıdır: bilirkişi özel/teknik bilgisiyle görüş verirken, tanık yalnızca algıladığı olguyu aktarır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu tanımı şöyle kurar:
“Tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay hakkında beş duyusu ile edindiği algılamaları ifadesiyle açığa vuran kişidir. Herkes tanık olma ehliyetine sahip olduğundan çocuklar ve akıl hastalarının da tanıklığına başvurabilecektir. Ancak tanığın anlatımlarına itibar edilip edilmeyeceği yargılama makamının takdirindedir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/1-251, K. 2013/454, T. 12.11.2013 — bozma)
Bu tanımın iki pratik sonucu vardır. Birincisi, tanık olma ehliyeti için bir yaş veya sağlık şartı yoktur — çocuk da akıl hastası da tanık olarak dinlenebilir. İkincisi, dinlenmek ile inanılmak aynı şey değildir: beyanın itibar görüp görmeyeceğini mahkeme takdir eder. Nitekim aynı kararda Yargıtay, gelişim geriliği bulunan bir tanık bakımından, beyanına itibar edilip edilemeyeceği konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini de belirtmiştir.
Tanıklık Bir Görev midir?
Evet. Tanıklık, herkes için kural olarak bir kamusal görevdir. Usulüne uygun çağrılan tanık gelmek ve bildiğini doğru olarak anlatmak zorundadır. Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır ve çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir (CMK m.43). Geçerli mazereti olmadan gelmeyen tanık zorla getirilebilir ve ortaya çıkan giderlerden sorumlu tutulabilir; bu kararın nasıl verildiği ve infaz edilemezse ne olduğu için zorla getirme kararının (ihzar müzekkeresi) işleyişine bakın. Bu görev, aşağıda açıklanan çekinme hâlleriyle sınırlıdır.
Tanıklıktan Çekinme Hakkı
Kanun, bazı kişilere tanıklıktan çekinme (tanıklık yapmama) hakkı tanır. En önemlisi yakınlık sebebiyle çekinmedir (CMK m.45): şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi (evlilik bağı kalmasa bile), üstsoy ve altsoyu, belirli derecedeki kan ve kayın hısımları ile evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir. Ayrıca avukat, hekim gibi meslek sırrı sahipleri de sınırlı biçimde çekinebilir.
Bunun yanında, tanık kendisini ya da yakınlarını suçlayıcı sorulara cevap vermekten çekinebilir:
CMK m.48/1
“Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.”
Çekinme Hakkı Hatırlatılmazsa Beyan Ne Olur?
Bu, dosyanın kaderini değiştirebilecek bir usul kuralıdır ve çoğu zaman gözden kaçar. Çekinme hakkı yalnızca “var” olmakla kalmaz; dinlemeye başlamadan önce hatırlatılması zorunludur. Hatırlatılmazsa alınan beyan delil değerini yitirir:
“Tanıklıktan çekinme hakları olan kimselere, bu hakları dinlemeye başlamadan önce hatırlatılmalı, bu hakları kullanıp kullanmayacakları hususu sorulup, keyfiyet tutanağa yazılmalıdır. Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan bir kimsenin bu hakkının kendisine hatırlatılması zorunlu olduğundan, bu hak hatırlatılmadan dinlenilmesi halinde beyanlarının delil olarak değerlendirilmesi de artık mümkün değildir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/1-251, K. 2013/454, T. 12.11.2013 — bozma)
Aynı kararda tanığın dinlenme sırası da gösterilmiştir: önce kimlik ve güvenilirliğe ilişkin bilgiler (ad, yaş, iş, adres, şüpheli veya mağdurla ilişkisi) alınır, sonra hakları hatırlatılır, ardından tanıklık görevinin önemi ve uyulması gereken kurallar anlatılır.
Bu yüzden tanık olarak dinlenirken sanıkla akrabalığınız varsa bunu baştan söyleyin; tutanağa geçmesi hem sizin hakkınızı korur hem de ileride beyanın hukuka aykırı delil sayılmasını önler. Sanık ya da müdafi tarafından bakıldığında ise bunun tersi geçerlidir: yakınlık ilişkisi bulunan bir tanığa çekinme hakkı hatırlatılmadan alınan beyan, istinaf ve temyizde bozma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Tanığın Yemini
Tanıklar, kural olarak beyanlarından önce yemin ederler:
CMK m.54/1
“Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.”
Yemin, tanığı gerçeği söylemeye yöneltir. Ancak on beş yaşını doldurmamışlar ile ayırt etme gücüne sahip olmayanlar gibi bazı kişilere yemin verilmez. Yeminli olarak gerçeğe aykırı tanıklık, aşağıdaki suçun daha ağır hâlini oluşturur.
Yalan Tanıklık (Yalancı Tanıklık) Suçu
Gerçeğe aykırı tanıklık yapmak başlı başına bir suçtur:
TCK m.272/1
“Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
Tanıklık mahkeme huzurunda ya da yemin ettirilerek yapılmışsa ceza daha ağırdır (bir yıldan üç yıla kadar hapis — TCK m.272/2). Ayrıca yalan tanıklık sonucunda bir kişi gözaltına alınır, tutuklanır veya mahkûm olursa ceza daha da artar. Bu nedenle tanıklık yaparken bildiğinizi eksiksiz ve doğru anlatmak önemlidir.
Suçun unsurları, ağırlaştırıcı hâlleri ve gerçeğin sonradan söylenmesinin cezaya etkisi için yalan tanıklık suçu sayfasına bakınız.
Tanığın Korunması ve SEGBİS ile Dinleme
Tanıklık bazen tanık için risk yaratabilir. Kanun bu durumda çeşitli korumalar öngörür:
- Kimliğin gizli tutulması (gizli tanık): Kimliğinin açıklanması tanık veya yakınları için ağır tehlike oluşturuyorsa, kimliği saklı tutulur ve gerekli önlemler alınır.
- Uzaktan dinleme (SEGBİS): Duruşmaya getirilmesi güç olan veya korunması gereken tanıklar, ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) ile uzaktan dinlenebilir. Ayrıntı için: SEGBİS Nedir?.
- Hassas tanıkların korunması: Mağdur çocukların ve suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş kişilerin tanıklığında ses ve görüntü kaydı zorunludur; bu kişiler kural olarak bir kez ve uzman eşliğinde dinlenir.
Sık Yapılan Hatalar
- Tanıklığı isteğe bağlı sanmak. Tanıklık kural olarak zorunlu bir görevdir; geçerli mazeret olmadan gelmeyen tanık zorla getirilebilir.
- Çekinme hakkını bilmemek. Sanığın yakını olan tanık, tanıklıktan çekinebilir; bu hak kendisine hatırlatılmalıdır.
- Akrabalığı tutanağa geçirmemek. Yakınlık ilişkisi tutanağa geçmezse çekinme hakkı hatırlatılmaz; hatırlatılmadan alınan beyan ise delil olarak değerlendirilemez.
- Küçük bir yalanın zararsız olduğunu düşünmek. Gerçeğe aykırı tanıklık, TCK 272 kapsamında suçtur ve yeminli/mahkeme huzurunda yapılması cezayı ağırlaştırır.
- Duyduğunu görmüş gibi anlatmak. Doğrudan algılanmayan, “kulaktan dolma” bilgi zayıf delildir ve gerçeğe aykırıysa yalan tanıklığa dönüşebilir.
- Tanık ile bilirkişiyi karıştırmak. Tanık algıladığı olguyu aktarır; bilirkişi ise teknik/özel bilgisiyle görüş verir.
Özet
- Tanık, davanın tarafı olmayan, olayı beş duyusuyla algılayıp aktaran kişidir; beyanı bir delildir.
- Tanıklık kural olarak zorunlu bir görevdir; gelmeyen tanık zorla getirilebilir.
- Çekinme hakkı vardır: sanığın yakınları (CMK 45) ve kendini/yakınını suçlayıcı sorular (CMK 48).
- Bu hak dinlemeden önce hatırlatılmalı ve tutanağa geçirilmelidir; hatırlatılmadan alınan beyan Ceza Genel Kuruluna göre delil olarak değerlendirilemez.
- Tanık olma ehliyeti herkeste vardır — çocuk ve akıl hastası da dinlenebilir; beyana itibar edilip edilmeyeceği mahkemenin takdirindedir.
- Tanıklar kural olarak yemin eder (CMK 54); yalan tanıklık ayrı bir suçtur (TCK 272) ve mahkeme huzurunda/yeminli yapılması cezayı ağırlaştırır.
- Riskli hâllerde tanık gizli tutulabilir veya SEGBİS ile uzaktan dinlenebilir.
İlgili yazılar: SEGBİS Nedir? Ceza Yargılamasında SEGBİS ile Duruşma · Mağdur Ne Demek? Ceza Hukukunda Mağdur ve Hakları · Sanık Ne Demek? Şüpheli ile Sanık Farkı ve Sanığın Hakları
Sıkça Sorulan Sorular
Tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmadan alınan beyan geçerli midir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.11.2013 tarihli kararına göre hayır. Çekinme hakkı bulunan kimselere bu hak dinlemeye başlamadan önce hatırlatılmalı, hakkı kullanıp kullanmayacağı sorulmalı ve durum tutanağa yazılmalıdır. Hatırlatma yapılmadan dinlenen tanığın beyanlarının delil olarak değerlendirilmesi artık mümkün değildir. Bu eksiklik istinaf ve temyizde bozma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Çocuk veya akıl hastası tanık olarak dinlenebilir mi?
Evet. Ceza Genel Kurulu, herkesin tanık olma ehliyetine sahip olduğunu, bu nedenle çocukların ve akıl hastalarının da tanıklığına başvurulabileceğini belirtmiştir. Ancak dinlenmek ile beyana itibar edilmesi farklı şeylerdir; anlatımlara itibar edilip edilmeyeceği yargılama makamının takdirindedir. Gelişim geriliği gibi durumlarda beyana itibar edilip edilemeyeceği konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekebilir.
Tanık dinlenirken hangi sıra izlenir?
Önce tanığın kimliği ve güvenilirliği belirlenir; adı, yaşı, işi, adresi ile şüpheli, sanık veya mağdurla olan ilişkisi sorulur. Bu bilgiler alındıktan sonra tanığa hakları hatırlatılır, ardından tanıklık görevinin önemi ve uyması gereken kurallar anlatılır. Bu sıranın önemi, çekinme hakkının beyandan önce hatırlatılmış olmasının sağlanmasıdır.
Tanık ne demek?
Tanık, davanın tarafı olmayan; uyuşmazlık konusu olayı doğrudan doğruya beş duyusuyla algılamış ve bu bilgisini mahkemeye veya soruşturma makamına aktaran kişidir. Tanığın beyanı ceza muhakemesinde bir delildir.
Tanıklık zorunlu mu?
Evet. Tanıklık kural olarak kamusal bir görevdir. Usulüne uygun çağrılan tanık gelmek ve bildiğini doğru anlatmak zorundadır; gelmeyen tanık zorla getirilebilir.
Kimler tanıklıktan çekinebilir?
Şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi, üstsoy-altsoyu, belirli derecedeki kan ve kayın hısımları ile evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir (CMK 45). Ayrıca herkes, kendisini veya yakınlarını suçlayıcı sorulara cevap vermekten çekinebilir (CMK 48).
Tanık yemin etmek zorunda mı?
Tanıklar kural olarak beyanlarından önce ayrı ayrı yemin eder (CMK 54). Ancak on beş yaşını doldurmamışlar ve ayırt etme gücüne sahip olmayanlar gibi bazı kişilere yemin verilmez.
Yalan tanıklığın cezası nedir?
Soruşturmada gerçeğe aykırı tanıklık dört aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılır. Mahkeme huzurunda veya yeminli yapılırsa ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkar (TCK 272); yalan tanıklık birinin tutuklanması veya mahkûmiyetine yol açarsa ceza daha da artar.
Tanık ile mağdur aynı şey mi?
Hayır. Mağdur suçun konusunun ait olduğu kişidir; tanık ise davanın tarafı olmayan, olaya ilişkin bilgisi olan kişidir. Mağdur da tanık olarak dinlenebilir, ancak sıfatları farklıdır.
Akrabam sanık, yine de tanıklık yapmak zorunda mıyım?
Hayır. Sanığın nişanlısı, eşi, üstsoy-altsoyu ve belirli hısımları tanıklıktan çekinebilir. Bu hak, dinlemeden önce size hatırlatılmalıdır.
Tanık uzaktan (SEGBİS ile) dinlenebilir mi?
Evet. Duruşmaya getirilmesi güç olan veya korunması gereken tanıklar SEGBİS ile uzaktan dinlenebilir. Hassas tanıkların (mağdur çocuklar gibi) dinlenmesinde ses ve görüntü kaydı zorunludur.
Tanık ile bilirkişi arasındaki fark nedir?
Tanık, olayı kendi algısıyla öğrenip aktarır. Bilirkişi ise sahip olduğu özel/teknik bilgiyle bir konuda görüş bildirir; olayın tanığı değildir.
İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku
← Tüm makaleler