
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir?
- Nasıl Yapılır? Noter Şart mı?
- Evlilik Sözleşmesine Neler Yazılabilir?
- Dört Mal Rejimi
- Edinilmiş Mallara Katılma (yasal rejim)
- Mal Ayrılığı
- Paylaşmalı Mal Ayrılığı
- Mal Ortaklığı
- Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığı (Olağanüstü Mal Rejimi)
- Sözleşme Geçmişe Etkili Olabilir mi?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Halk arasında “evlilik sözleşmesi” denen belgenin hukuktaki adı mal rejimi sözleşmesidir. Eşler arasında kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır; eşler isterlerse sözleşmeyle kanundaki diğer rejimlerden birini seçebilir (TMK m.202). Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir ve kural olarak noterde düzenleme ya da onaylama şeklindedir (TMK m.203, m.205). Sözleşmenin içeriği serbest değildir — Yargıtay’a göre yalnızca bir rejim seçmek, bazı malları kişisel mal saymak ve paylaşma oranını değiştirmekle sınırlıdır.
Bu Durumda mısınız?
- Evlenmek üzeresiniz ve malvarlığınızı güvenceye almak istiyorsunuz.
- Evlisiniz ve şimdi bir mal rejimi sözleşmesi yapıp yapamayacağınızı merak ediyorsunuz.
- Yurt dışındaki örneklere bakıp “aldatırsa tazminat ödesin” gibi maddeler koymayı düşünüyorsunuz.
- Eşinizin borçları var ve ortak malvarlığınızın risk altına girmesinden endişe ediyorsunuz.
- İşletme sahibisiniz ve şirket paylarınızın boşanmada paylaşıma girmesini istemiyorsunuz.
- Sözleşmenin evlilik tarihinden geçerli olmasını istiyorsunuz.
Hangi rejimin sizin için uygun olduğu malvarlığınızın yapısına göre değişir. Sözleşmeyi imzalamadan önce bir avukatla değerlendirin.
Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir?
Türk hukukunda eşler bir sözleşme yapmasa da aralarında bir mal rejimi zaten vardır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.202
Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.
Yani sözleşme yapmamak “rejimsizlik” değil, yasal rejimi kabul etmek anlamına gelir. Sözleşmenin işlevi, bu varsayılan rejimin yerine bir başkasını geçirmektir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.203
Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
Bu maddedeki “ancak kanunda yazılı sınırlar içinde” ifadesi, yazının en önemli cümlesidir ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır.
Sözleşmeyi ancak ayırt etme gücüne sahip kişiler yapabilir; küçükler ile kısıtlılar yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır (TMK m.204).
Nasıl Yapılır? Noter Şart mı?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.205
Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.
Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur.
İki yol vardır. Kural olan noterde düzenleme veya onaylamadır. İkinci yol dar ve tek seferliktir: evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesi. Evlilik başladıktan sonra rejim değiştirmek isteyen eşler için pratikte tek yol noterdir.
Aradaki fark önemlidir: düzenleme şeklinde noter sözleşmeyi bizzat kaleme alır; onaylama şeklinde taraflarca hazırlanmış metnin imzaları onaylanır. Her iki hâlde de tarafların imzası zorunludur.
Dürüst bir sınır: Noter şartına uyulmadan yapılmış bir mal rejimi sözleşmesinin akıbetini doğrudan karara bağlayan bir Yargıtay kararı bu çalışmada tespit edilemedi. Maddenin lafzı şekil şartını açıkça arar; ancak somut bir uyuşmazlığınız varsa bu noktayı avukatınızla ayrıca değerlendirin.
Evlilik Sözleşmesine Neler Yazılabilir?
Yabancı filmlerden ve haberlerden tanınan geniş kapsamlı “prenup” anlayışı (sadakatsizlik hâlinde tazminat, nafakadan peşinen feragat, çocukların velayetine ilişkin düzenleme) Türk hukukunda karşılık bulmaz.
Sebebi, TMK m.203’teki “kanunda yazılı sınırlar” ifadesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu sınırı somut ve kapalı bir liste hâlinde çizmiştir:
“Zira yasada mal rejimi sözleşmesinin konusu sınırlandırılmıştır. Bu sınır, mal rejimi sözleşmesinin sadece yasada sayılan mal rejimi tiplerinden birisini seçme (TMK m. 202/1, 203), seçilen mal rejimi çerçevesinde kimi malların kişisel mal olarak kabulü ile paylaşım dışı bırakılması, artık değere katılma oranını değiştirme (TMK m. 237/1) gibi hususları düzenlemedir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1077, K. 2014/664, T. 14.05.2014 — onama, oy çokluğu)
Buna göre mal rejimi sözleşmesiyle geçerli olarak yapılabilecekler üç başlıkta toplanır:
- Kanundaki rejimlerden birini seçmek (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı);
- Seçilen rejim çerçevesinde bazı malları kişisel mal sayıp paylaşım dışı bırakmak;
- Artık değere katılma / paylaşma oranını değiştirmek — ancak saklı payı zedelememek kaydıyla (TMK m.276/son).
Aynı davada, sözleşmeye konan “ölüm hâlinde tüm mal ve hakların sağ kalan eşe kalması” yönündeki hüküm, mal rejimi sözleşmesi hükmü olarak geçerli sayılmamıştır; yalnızca miras sözleşmesi için aranan şartları bağımsız olarak taşıdığı için farklı bir hukuki nitelendirmeyle ayakta kalabilmiştir.
Sözleşme serbestisinin bu alandaki sınırını Yargıtay şöyle ifade eder:
“…aile hukukunda; tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiş, tam aksine özgür iradeye dayalı sözleşme serbestisinin sınırlı olarak kabul edildiği ve kullanıldığı görülmektedir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/13166, K. 2013/7003, T. 13.05.2013 — bozma)
Dürüst çerçeve: Bir mal rejimi sözleşmesinin içine konmuş nafaka feragati, sadakat cezası veya velayet düzenlemesini doğrudan geçersiz sayan bir Yargıtay kararı bu çalışmada tespit edilemedi. Yukarıdaki sonuç, Genel Kurul’un çizdiği kapalı listeden ve aile hukukunda sınırlı sözleşme serbestisi ilkesinden çıkarılmaktadır — “Yargıtay bu maddeyi iptal etti” biçiminde bir emsale değil. Böyle bir hüküm koymayı düşünüyorsanız, geçerli sayılmama riskini avukatınızla konuşun.
Dört Mal Rejimi
Edinilmiş Mallara Katılma (yasal rejim)
Sözleşme yapılmadığında kendiliğinden uygulanan rejimdir. Edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar (TMK m.218). Edinilmiş mal, her eşin rejim süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir; özellikle çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler (TMK m.219).
Kişisel mal ise kanun gereğince şunlardır: eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya; rejimin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler; manevi tazminat alacakları; kişisel mallar yerine geçen değerler (TMK m.220).
Bu rejimin işleyişi, katılma alacağının hesabı ve tasfiyesi ayrı bir konudur: Boşanmada Mal Paylaşımı.
Mal Ayrılığı
En yalın rejimdir ve kanunda yalnızca iki madde ile düzenlenmiştir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.242
Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri uygulanır (TMK m.243). Uygulamada bu rejim, malvarlıklarını tamamen ayrı tutmak isteyen eşlerce tercih edilir; sona erdiğinde kural olarak bir paylaşma söz konusu olmaz.
Paylaşmalı Mal Ayrılığı
Adı mal ayrılığını çağrıştırsa da farklıdır. Burada da her eş kendi malvarlığını yönetir (TMK m.244) ve belirli bir malın kime ait olduğunu iddia eden onu ispatla yükümlüdür; ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır (TMK m.245). Ancak rejim sona erdiğinde bir paylaşma gerçekleşir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.250/1
Eşlerden biri tarafından paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler, mal rejiminin sona ermesi hâlinde eşler arasında eşit olarak paylaşılır.
Ayrıca paylaştırma dışı kalan bir malın edinilmesine katkıda bulunan eş, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel isteyebilir (TMK m.249). Bu rejimde aile konutunda kalma hakkı da ayrıca düzenlenmiştir (TMK m.254); konuyla ilgili ayrıntı: Aile Konutu Şerhi.
Mal Ortaklığı
En kapsamlı rejimdir; ortaklık malları ile eşlerin kişisel mallarını kapsar (TMK m.256). Genel mal ortaklığında, kanunen kişisel mal sayılanlar dışındaki tüm mallar ve gelirler ortaklık mallarını oluşturur ve eşler bu mallara bölünmemiş bir bütün olarak sahip olur; hiçbir eş ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m.257).
Rejim esnektir: eşler sözleşmeyle yalnızca edinilmiş mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilir (TMK m.258) ya da belirli malvarlığı değerlerini (özellikle taşınmazları, bir eşin kazancını veya meslek icrasında kullandığı malları) ortaklık dışında tutabilirler (TMK m.259).
Paylaşma oranı da değiştirilebilir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.276
Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir.
Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir.
Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez.
Son cümle önemli bir sınırdır: paylaşma oranı serbestçe belirlenebilir, ama altsoyun saklı payına dokunulamaz. Boşanma veya evliliğin iptali gibi hâllerde yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar ise ancak sözleşmede açıkça öngörülmüşse geçerlidir (TMK m.277).
Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığı (Olağanüstü Mal Rejimi)
Bazen rejim değişikliği sözleşmeyle değil, mahkeme kararıyla gerçekleşir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.206
Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.
Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:
Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.
Bu beş bent sınırlayıcı değildir. Yargıtay bunu açıkça belirtir:
“TMK’nun 206.maddesine göre haklı bir sebep varsa Hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Haklı sebebin varlığına ilişkin maddede beş bent halinde sebepler sayılmış ise de bu sebepler maddede yazılı olanlarla sınırlı değildir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/11089, K. 2014/7833, T. 22.04.2014 — bozma)
Ancak bu esneklik sınırsız değildir. Aynı daire, salt ayrı yaşamanın yeterli olmadığına karar vermiştir:
“Maddede, haklı nedenler tahdidi olarak sayılmamış bunun yerine örnekleme yoluyla gösterilmesi tercih edilmiştir… Gerek TMK’nin 206. maddesinde örnekleme yoluyla sayılan nedenler gözetildiğinde gerek bu kurumun düzenleniş amacı düşünüldüğünde eşlerin ayrı yerlerde ikamet etmelerinin tek başına olağanüstü mal rejimine geçiş için yeterli olamayacağının kabulü gerekir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/1407, K. 2021/2097, T. 09.03.2021 — bozma)
Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.207). Sebep ortadan kalkarsa hâkim, istem üzerine eski rejime dönülmesine karar verebilir; eşler ayrıca her zaman yeni bir sözleşmeyle önceki veya başka bir rejimi kabul edebilirler (TMK m.208).
Alacaklılar bakımından da özel hükümler vardır: mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birinin iflasına karar verilirse ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür (TMK m.209); hacizte zarara uğrayan alacaklı hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir (TMK m.210). Ayrıca mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya tasfiyesi, alacaklıların haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz (TMK m.213); yani sözleşme bir alacaklıdan kaçış aracı olarak kullanılamaz.
Ayrılık kararı verilmesi hâlinde ise mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre sözleşmeyle kabul edilmiş mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir (TMK m.180).
Sözleşme Geçmişe Etkili Olabilir mi?
Kısmen. 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, daha önce evlenmiş eşler için bir geçiş düzenlemesi getirmişti:
4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.10/1 ve 3
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.
Şu kadar ki eşler, yukarıdaki fıkralarda öngörülen bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler.
Üçüncü fıkradaki imkân yalnızca yasal rejim (edinilmiş mallara katılma) içindir ve yalnızca o bir yıllık pencerede kullanılabilirdi. Yargıtay bunun kamu düzenine ilişkin, aşılamaz bir sınır olduğunu vurgular:
“…eşler geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında gene kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dolayısı ile varsa bile; böyle bir belirleme de yok hükmünde olup, kamu düzenine ilişkin bu sınırlama sözleşme serbestîsi kurallarına dayanılarak aşılamaz.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/13166, K. 2013/7003, T. 13.05.2013 — bozma)
Aynı ilke başka bir kararda da teyit edilmiştir:
“…eşlerin geçmişe etkili olarak mal ayrılığı rejimini seçemeyecekleri açıktır… böyle bir belirleme yok hükmünde olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9332, K. 2015/17436, T. 05.10.2015 — bozma)
Pratik sonuç: bugün yapacağınız bir mal rejimi sözleşmesi kural olarak ileriye etkilidir. Geçmiş dönem için seçtiğiniz rejim uygulanmaz.
Sık Yapılan Hatalar
- Yabancı hukuklardaki “prenup” beklentisiyle sözleşme kurmak. Sadakat cezası, nafaka feragati, velayet düzenlemesi gibi hükümler mal rejimi sözleşmesinin kapalı listesi dışındadır (TMK m.203; Yargıtay HGK).
- “Sözleşme yapmazsak malımız ayrı kalır” sanmak. Sözleşme yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi kendiliğinden uygulanır (TMK m.202); mal ayrılığı değil.
- Adi yazılı sözleşmeyle yetinmek. Kural noterde düzenleme veya onaylamadır; yazılı bildirim yalnız evlenme başvurusu sırasında mümkündür (TMK m.205).
- Sözleşmeyi geçmişe yürütmeye çalışmak. Geçmişe etkili olarak yalnız yasal rejim, yalnız 2002’deki bir yıllık pencerede seçilebilirdi; başka rejimin geriye yürütülmesi yok hükmündedir (Yargıtay 8. HD).
- Paylaşma oranını sınırsız sanmak. Mal ortaklığında oran değiştirilebilir, ama altsoyun saklı payı zedelenemez (TMK m.276/son).
- Sözleşmeyi alacaklıdan kaçış aracı sanmak. Rejimin kurulması, değiştirilmesi veya tasfiyesi alacaklıların haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz (TMK m.213).
- “Ayrı yaşıyoruz, mahkeme mal ayrılığına karar verir” beklemek. Ayrı ikamet tek başına yeterli değildir (Yargıtay 8. HD, 2021).
Özet
- “Evlilik sözleşmesi”nin hukuki adı mal rejimi sözleşmesidir; sözleşme yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202).
- Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir ve kural olarak noterde düzenlenir ya da onaylanır (TMK m.203, m.205).
- İçeriği serbest değildir: rejim seçmek, bazı malları kişisel mal saymak ve paylaşma oranını değiştirmekle sınırlıdır (Yargıtay HGK, E. 2013/1077, K. 2014/664).
- Dört rejim vardır: edinilmiş mallara katılma (yasal), mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı.
- Haklı sebep varsa hâkim mal ayrılığına karar verebilir; sebepler örnekleyicidir, ancak salt ayrı yaşamak yetmez (TMK m.206; Yargıtay 8. HD).
- Sözleşme kural olarak ileriye etkilidir; geçmişe dönük rejim seçimi kamu düzenine aykırıdır ve yok hükmündedir (Yargıtay 8. HD).
İlgili yazılar: Boşanmada Mal Paylaşımı · Aile Konutu Şerhi · Boşanma Davası Nasıl Açılır? · Anlaşmalı Boşanma · Mehir Senedi
Sıkça Sorulan Sorular
Evlilik sözleşmesi nedir?
Hukuktaki karşılığı mal rejimi sözleşmesidir. Eşlerin, kanunda düzenlenen mal rejimlerinden birini seçmelerini sağlayan sözleşmedir. Eşler arasında kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır; eşler mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler (TMK m.202).
Evlilik sözleşmesi ne zaman yapılabilir?
Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (TMK m.203). Yani evliyken de yapılabilir; evlilik öncesi yapılması zorunlu değildir.
Evlilik sözleşmesi nasıl yapılır, noter şart mı?
Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler. Sözleşmenin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur (TMK m.205).
Evlilik sözleşmesine neler yazılabilir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre sözleşmenin konusu sınırlıdır ve üç şeyle sınırlıdır; kanunda sayılan mal rejimi tiplerinden birini seçmek, seçilen rejim çerçevesinde kimi malları kişisel mal sayıp paylaşım dışı bırakmak ve artık değere katılma oranını değiştirmek. Bu listenin dışına çıkan bir hüküm mal rejimi sözleşmesi hükmü olarak geçerli olmaz.
Sadakatsizlik cezası veya nafakadan feragat yazılabilir mi?
Mal rejimi sözleşmesinin konusu kanunla sınırlandırıldığından, bu tür hükümler mal rejimi sözleşmesinin parçası olarak geçerli sayılmaz. Aile hukukunda tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiştir. Yabancı hukuklardaki geniş kapsamlı evlilik sözleşmesi beklentisi Türk hukukunda karşılık bulmaz.
Kaç çeşit mal rejimi vardır?
Dört tanedir. Yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır; seçimlik rejimler ise mal ayrılığı (TMK m.242-243), paylaşmalı mal ayrılığı (TMK m.244-255) ve mal ortaklığıdır (TMK m.256 ve devamı).
Mal ayrılığı rejimi ne demektir?
Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (TMK m.242). İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri uygulanır (TMK m.243).
Paylaşmalı mal ayrılığı ile mal ayrılığı arasındaki fark nedir?
Paylaşmalı mal ayrılığında da her eş kendi malvarlığını yönetir; ancak rejim kurulduktan sonra edinilen ve ailenin ortak kullanımına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvenceye alan yatırımlar, rejim sona erdiğinde eşler arasında eşit olarak paylaşılır (TMK m.250). Mal ayrılığında böyle bir paylaşma yoktur.
Mal ortaklığı rejiminde paylaşma oranı değiştirilebilir mi?
Evet. Ortaklık sona erdiğinde kural olarak her eşe ortaklık mallarının yarısı verilir; ancak mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir. Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez (TMK m.276).
Mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilebilir mi?
Evet. Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir (TMK m.206). Kanun beş hâli örnek olarak sayar; Yargıtay'a göre bu sayım sınırlayıcı değildir.
Ayrı yaşamak tek başına mal ayrılığına geçmek için yeterli mi?
Yeterli değildir. Yargıtay, kanundaki sebeplerin örnekleme yoluyla sayıldığını kabul etmekle birlikte, eşlerin ayrı yerlerde ikamet etmelerinin tek başına olağanüstü mal rejimine geçiş için yeterli olamayacağına karar vermiştir.
Geçmişe etkili olarak mal ayrılığı seçilebilir mi?
Hayır. 2002 geçiş düzenlemesi yalnızca yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli sayılmasına izin vermiştir. Yargıtay'a göre eşler geçmişe etkili biçimde mal ayrılığı gibi başka bir seçimlik rejimi belirleyemez; böyle bir belirleme yok hükmündedir ve bu kamu düzeni sınırlaması sözleşme serbestisine dayanılarak aşılamaz.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler