
İçindekiler 12
Kısa Cevap
Boşanmada mal paylaşımı, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimine göre yapılır. Her eş, diğerinin evlilik içinde edindiği malların “artık değerinin yarısı” oranında parasal bir katılma alacağına hak kazanır; mallar fiziken ikiye bölünmez, tapular bölüştürülmez. Evlilikten önceki mallar, miras ve bağış yoluyla edinilenler ise kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmez.
Bu Durumda mısınız?
- Boşanma aşamasındasınız ve eşinizin adına kayıtlı ev, araç veya paranın yarısını isteyip isteyemeyeceğinizi merak ediyorsunuz.
- Ev, araba ya da işyeri evlilik içinde alındı ama tapu/ruhsat eşinizin adına kayıtlı.
- Düğünde takılan altınların ve ziynetin kime ait olduğunu, geri isteyip isteyemeyeceğinizi öğrenmek istiyorsunuz.
- Eşinizin boşanma öncesinde mal kaçırdığını düşünüyorsunuz.
- Evliliğiniz 2002’den önce yapıldı ve hangi malların paylaşıma gireceğini bilmiyorsunuz.
Kendi dosyanızın sonucu somut delillere ve mal durumuna göre değişir. Dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz yararlı olur.
Mal Rejimi Nedir? (Edinilmiş Mallara Katılma)
Mal rejimi, eşlerin evlilik boyunca edindikleri mallar üzerindeki haklarını ve evlilik sona erdiğinde bu malların nasıl paylaşılacağını düzenleyen kurallar bütünüdür. Türk hukukunda eşler ayrı bir sözleşme yapmadıysa yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma uygulanır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.202 — Yasal mal rejimi
Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.
Bu rejim, eşlerin her birinin edinilmiş mallarını ve kişisel mallarını birlikte kapsar (TMK m.218). Yani rejim, “her şeyi ortak havuza atmak” değildir; kişisel mallar ayrı kalır, yalnızca edinilmiş mallar paylaşımın konusunu oluşturur. Boşanmada asıl mesele, hangi malın hangi gruba girdiğini ve buradan doğan parasal alacağı doğru hesaplamaktır.
Önemli bir ayrımı baştan yapmak gerekir: edinilmiş mallara katılma rejimi, taraflara malların kendisinde (örneğin evin tapusunun yarısında) doğrudan bir mülkiyet vermez. Rejimin sağladığı şey, hesaplanan artık değer üzerinden doğan bir alacak hakkıdır. Bu ayrım, “eşimin evinin yarısı benim mi olur?” sorusunun cevabını belirler: kural olarak ev sahibi eşte kalır, diğer eş ise değerin yarısı kadar para talep eder.
Hangi Mallar Paylaşılır?
Paylaşıma yalnızca edinilmiş mallar girer; kişisel mallar tasfiye dışıdır. Kanun her iki kavramı da ayrı ayrı tanımlar.
Edinilmiş mallar (paylaşıma girer):
TMK m.219 — Edinilmiş mallar
Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır: 1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler, 2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, 4. Kişisel mallarının gelirleri, 5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Buna göre maaş, işten elde edilen kazanç, bunlarla alınan ev, araç veya birikim tipik edinilmiş mallardır. Dikkat çekici olan 4. bent: bir eşin kişisel malının geliri (örneğin miras kalan dairenin kirası) edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma girer.
Kişisel mallar (paylaşıma girmez):
TMK m.220 — Kişisel mallar
Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, 3. Manevî tazminat alacakları, 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.
Yani evlilikten önce sahip olunan mallar, evlilik sırasında miras ya da bağış yoluyla gelen mallar ve manevi tazminat alacakları kişisel maldır; bunlar tasfiyeye girmez.
İspat ve karine — kritik nokta: Bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden, bunu ispatlamak zorundadır. Kanun, aksi ispatlanana kadar tüm malları edinilmiş mal sayan bir karine getirir:
TMK m.222 — İspat
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Bu karine uygulamada belirleyicidir: bir malın kişisel mal olduğunu (ör. evlilikten önce ya da mirasla edinildiğini) ispatlayamayan eş, o malın edinilmiş mal olarak paylaşıma gireceğini kabul etmiş sayılır. Güncel Yargıtay uygulaması da bu karineyi aynen tekrarlar; örneğin bir mal edinilmiş mal sayıldıktan sonra, “üçüncü kişiye ait” olduğu tanık dışında delille ispatlanamazsa iddia reddedilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7615, K. 2025/7728, T. 23.09.2025 — edinilmiş mal karinesi ve ispat).
Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Katılma alacağı, bir eşin diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde sahip olduğu parasal alacaktır. Önce her eşin edinilmiş mallarının toplamından borçları çıkarılarak o eşin “artık değeri” bulunur; ardından her eş, karşı tarafın artık değerinin yarısını ister ve iki alacak birbirinden mahsup edilir.
Artık değer kavramı kanunda şöyle tanımlanır:
TMK m.231 — Artık değer
Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.
Paylaşımın oranı ise nettir — yarı yarıya, mahsup ilkesiyle:
TMK m.236 — Katılma alacağı
Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Yargıtay, bu hesabı yerleşik bir formülle uygular. Mal rejimi davalarına tarihsel olarak 8. Hukuk Dairesi, güncel yapıda ise 2. Hukuk Dairesi bakmaktadır; her iki dönemde de formül aynıdır. En güncel daire kararı bunu şöyle özetler:
“Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK md. 229) ve denkleştirmeden (TMK md. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK md. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK md. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK md. 236/1).”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7615, K. 2025/7728, T. 23.09.2025 — katılma alacağının hesabı)
Katkı şartı yoktur. Uygulamada en çok yanılgıya düşülen nokta budur: katılma alacağı için talep eden eşin gelirinin olması ya da o malın alınmasına para koymuş olması gerekmez. Bu hak, edinilmiş mal ve artık değer varsa kanundan kendiliğinden doğar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu açıkça vurgular:
“TMK hükümleri uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminde bir eşin, artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için; talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Kural olarak mal rejiminin devamı süresince sahip olunan edinilmiş bir malın bulunması ve varsa bu mala ilişkin borçlar çıktıktan sonra geriye artık değer kalması durumunda, başka bir şeye gerek kalmaksızın kendiliğinden diğer eşin artık değere katılma alacağı hakkı oluşur.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/990, K. 2021/1728, T. 21.12.2021 — katılma alacağının doğması)
Örnek bir hesap (basitleştirilmiş). Koca adına kayıtlı ve evlilik içinde alınmış bir ev ile aracın, borçlar düşüldükten sonraki artık değeri 900.000 TL; kadının kendi edinilmiş mallarının artık değeri ise 100.000 TL olsun. Bu durumda kadın, kocanın artık değerinin yarısını (450.000 TL); koca da kadının artık değerinin yarısını (50.000 TL) talep eder. Alacaklar birbirinden mahsup edilince (TMK m.236 — “Alacaklar takas edilir”) kadının net katılma alacağı 400.000 TL olur. Görüldüğü gibi sonuç “evin yarısı” değil, iki artık değer farkının yarısı kadar bir para alacağıdır. Gerçek bir dosyada değerler, dava/tasfiye tarihi ve bilirkişi raporlarıyla belirlenir; bu rakamlar yalnızca yöntemi göstermek içindir.
Boşanmadan önce mal kaçıran eşe karşı — eklenecek değerler. Uygulamada sık görülen bir endişe, bir eşin boşanma yaklaşırken malları üçüncü kişilere devrederek alacağı düşürmeye çalışmasıdır. Kanun buna karşı “eklenecek değerler” korumasını getirir; bu tür kazandırmalar, malvarlığında hâlâ mevcutmuş gibi hesaba katılır. Güncel Yargıtay kararı bu kuralı şöyle uygular:
“TMK’nin 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7615, K. 2025/7728, T. 23.09.2025 — eklenecek değerler)
Aynı kararda, boşanma davasından kısa süre önce taraflar arasında anlaşmazlık başladıktan sonra satılan bir arsanın “eklenecek değer” sayılarak tasfiyeye dâhil edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu koruma, mal kaçırma girişimlerini büyük ölçüde etkisiz kılar. Eklenecek değerler hesaba katıldığı hâlde borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, kazandırmayı elde eden üçüncü kişiye karşı dava yolu ile dava sırasında tasarruf yetkisinin sınırlanmasını isteme imkânı ayrıca gündeme gelir; ikisi de Boşanmada Mal Kaçırma yazısında ele alınıyor.
Hesaplamada tarih önemlidir. Mal rejimi, boşanma kararının kesinleştiği an değil, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer:
TMK m.225 — Rejimin sona ermesi anı
Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Bunun pratik sonucu şudur: dava tarihinden sonra edinilen mallar kural olarak tasfiyeye girmez; buna karşılık malların değeri, dava tarihindeki değil, tasfiye (karar) tarihindeki güncel sürüm değeri üzerinden hesaplanır.
Ödeme biçimi: Katılma alacağı, malın mülkiyetinin devri değil, çoğunlukla bir para alacağıdır:
TMK m.239 — Ödeme
Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
Yani “eşimin evinin yarısı benim olur mu?” sorusunun cevabı çoğu zaman hayırdır: ev sahibi eşin adında kalır, diğer eş ise değerin yarısı kadar para alır. Taraflar anlaşırsa ödeme ayın (mal) olarak da yapılabilir.
Değer Artış Payı
Değer artış payı, bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına fiilen katkıda bulunması hâlinde, o maldaki değer artışından katkısı oranında talep edebileceği alacaktır. Katılma alacağından farkı, belirli bir mala bağlı olması ve gerçek bir katkı gerektirmesidir.
TMK m.227 — Değer artış payı
Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.
İki kavramın farkı, birinin katkı araması diğerinin aramamasıdır. Değer artış payı katkıya dayanır: yukarıdaki hüküm alacağı “katkısı oranında” doğurur. Katılma alacağı ise katkı aramaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu açıkça belirtir:
“Katılma alacağı kanundan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1673, K. 2018/251, T. 21.02.2018 — BOZULMASINA, oy çokluğu)
Bu tespit, uygulamadaki en yaygın yanılgıyı doğrudan karşılar. Çalışmamış ya da mala katkıda bulunmamış olmak, katılma alacağını isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Gelir sahibi olmak da katkıda bulunmuş olmak da bu alacağın şartı değildir.
Hangi talebin ileri sürüldüğünü belirlemek ise tarafın nitelendirmesine bırakılmamıştır. Aynı kararda Kurul, yerel mahkemenin nitelendirmesini değiştirmiş ve yetkinin kime ait olduğunu belirtmiştir:
“Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1673, K. 2018/251, T. 21.02.2018 — BOZULMASINA, oy çokluğu)
Pratikte hangi talebin ileri sürüleceği somut olaya göre belirlenir; nitelendirmeyi ise hâkim yapar. Örneğin bir eş, diğerinin adına kayıtlı evin taksitlerine kendi parasıyla katkı yapmışsa değer artış payı; o ev zaten edinilmiş malsa ayrıca katılma alacağı gündeme gelebilir. Talep miktarı, katkının oranına ve malın tasfiye tarihindeki değerine göre hesaplanır.
Ziynet ve Düğün Takıları Kime Ait?
Bu konudaki yerleşik kural değişmiştir. Uzun yıllar uygulanan, düğünde kim tarafından kime takılırsa takılsın bütün takıların kadına ait sayılması görüşünü Yargıtay 2. Hukuk Dairesi terk etmiştir. Daire, eski içtihadını andıktan sonra değişikliğin zorunlu hâle geldiğini belirtir:
“Ancak toplumumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10041, K. 2025/3216, T. 07.04.2025 — BOZULMASINA ONANMASINA)
Bugünkü sıra şudur: varsa eşler arasındaki anlaşma → yoksa iddia ve ispat edilen yerel örf ve adet → o da yoksa takılan ekonomik değer kime takıldıysa ona aittir. Takılar içinde karşı cinse özgü bir eşya varsa o eşya, özgü olduğu cinse verilmiş sayılır. Kural yalnız altın ve ziyneti değil, düğünde verilen para ve dövizi de kapsar.
Ziynet, kişisel mal olduğu için (TMK m.220) katılma alacağı hesabına girmez; talep, mal rejiminin tasfiyesinden ayrı bir ziynet alacağı davasının konusudur.
İspat yükü aşamalıdır. Kadın eş önce ziynetlerin varlığını, sonra bunların elinden çıktığını ispatlamalıdır:
“Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10041, K. 2025/3216, T. 07.04.2025 — BOZULMASINA ONANMASINA)
Değişikliğin pratik sonucu, takının kime takıldığının artık dosyada ortaya konması gerektiğidir; eski uygulamada bu sorunun cevabı sonucu değiştirmiyordu. Değişikliğin kapsamı, erkeğe takılan altınların durumu, takı sandığı ve derdest dosyalara etkisi için düğünde takılan takılar kime aittir yazısına bakabilirsiniz.
2002 Öncesi Evlilikler ve Rejim Seçimi
Eşler, yasal rejim yerine mal rejimi sözleşmesiyle kanundaki başka bir rejimi seçebilirler. Bu sözleşme evlenmeden önce veya evlilik sırasında yapılabilir:
TMK m.203 — Sözleşme serbestisi
Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
Sözleşme belirli bir şekle tabidir; geçerli olması için kural olarak noterde yapılması gerekir:
TMK m.205 — Sözleşmenin şekli
Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler. Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur.
Böyle bir sözleşme yapılmadıysa, eşler arasında kendiliğinden edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olur (TMK m.202). Sözleşmenin nasıl yapıldığı, dört mal rejiminin farkları ve sözleşmeye nelerin yazılıp yazılamayacağı ayrı bir yazının konusudur: Evlilik Sözleşmesi ve Mal Rejimleri.
2002 öncesi evlilikler — kritik tarih. Edinilmiş mallara katılma rejimi, 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ile getirilmiştir. Daha önce evlenmiş eşler, o tarihe kadar tâbi oldukları önceki rejime bağlı kalır:
4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.10
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.
Bunun pratik anlamı şudur: 2002’den önce evlenmiş bir çift başka bir rejim seçmemişse, 1 Ocak 2002’ye kadar eski Medeni Kanun dönemindeki rejim (kural olarak mal ayrılığı), bu tarihten sonra ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Yargıtay bu ikili dönemi somut olarak şöyle uygular:
“Başka mal rejimi seçilmediğinden; taraflar arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açılma tarihine kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. 743 sayılı TKM’nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mal varlıklarına ilişkin uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre… çözüme kavuşturulması gerekir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/2909, K. 2010/4377, T. 28.09.2010 — 2002 öncesi ve sonrası dönemin ayrı değerlendirilmesi)
Dolayısıyla uzun evliliklerde mal, adeta iki ayrı dönem halinde değerlendirilir: 2002 öncesi edinilenler için eski rejim (mal ayrılığında kural olarak katkı payı/genel hükümler), 2002 sonrası edinilenler için katılma alacağı kuralları uygulanır.
Ağır Kusur Payı Değiştirir mi?
Kural olarak kusur, mal rejiminin tasfiyesini etkilemez. Katılma alacağı bir tazminat değil, rejimin kendi hesabıdır; bu yüzden “aldatan eş mal alamaz” biçimindeki yaygın beklenti kural olarak karşılık bulmaz.
Kanun bu kuraldan iki hâlde ayrılır:
“Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.236 — birebir madde metni)
Maddenin sınırlarını görmek önemlidir:
- İstisna yalnız zina ve hayata kast sebeplerine bağlıdır; her ağır kusur hâline değil.
- Sonuç kendiliğinden doğmaz; hâkim azaltabilir veya kaldırabilir, bu bir takdir yetkisidir.
- Boşanmanın hangi sebeple hükme bağlandığı bu yüzden mal tasfiyesini de etkileyebilir. Genel sebeple (evlilik birliğinin sarsılması) boşanmada bu indirim gündeme gelmez.
Bu ayrım, boşanma sebebinin seçimini yalnız boşanma kararı bakımından değil, malî sonuçlar bakımından da önemli kılar. Sebeplerin karşılaştırması için zina nedeniyle boşanma yazımıza bakabilirsiniz.
Süre: Bir Yıllık Zamanaşımı
Mal paylaşımı talebinin en çok gözden kaçan yanı süresidir. Talep boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava olarak da açılabilir; ancak süresiz değildir.
“Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.178 — birebir madde metni)
Sürenin başlangıcı boşanma hükmünün kesinleşmesidir; dava açıldığı ya da duruşmada karar verildiği tarih değil. Karar tarihi ile kesinleşme tarihi arasındaki farkı gözden kaçırmak, süreyi olduğundan uzun sanmaya yol açar.
| Soru | Cevap |
|---|---|
| Süre ne zaman başlar | Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle |
| Süre ne kadar | Bir yıl |
| Dava nasıl açılır | Boşanma davasıyla birlikte ya da ayrı bir dava olarak |
Sık Yapılan Hatalar
- Eşin evinin yarısının kendiliğinden kendisine geçtiğini sanmak. Rejim, malın mülkiyetini değil, artık değerin yarısı üzerinde parasal bir alacak verir; tapu kural olarak kayıtlı eşte kalır (TMK m.236, m.239).
- Kişisel malı paylaşıma sokmaya çalışmak. Evlilik öncesi mallar, miras ve bağışlar kişisel maldır ve tasfiyeye girmez (TMK m.220). Ancak kişisel malın geliri edinilmiş maldır (TMK m.219).
- Malın kişisel mal olduğunu belgelemeden dava beklemek. Aksi ispatlanana kadar her mal edinilmiş sayılır (TMK m.222/3); kişisel mal iddiası ispat edilmelidir.
- Katkı yapmadığı için hak talep edemeyeceğini düşünmek. Katılma alacağı katkı gerektirmez; kanundan doğar (TMK m.236; Yargıtay HGK 2018/990).
- Değer artış payı ile katılma alacağını karıştırmak. Değer artış payı belirli bir mala fiilî katkıyı gerektirir (TMK m.227); katılma alacağı gerektirmez.
- Düğün takılarında terk edilmiş kurala güvenmek. “Kim takarsa taksın hepsi kadınındır” görüşü Yargıtay 2. Hukuk Dairesince terk edilmiştir; artık takının kime takıldığı da ispatlanması gereken bir olgudur.
- 2002 öncesi evlilikte tüm malları katılma rejimine tabi saymak. Katılma rejimi yalnız 1 Ocak 2002 sonrası edinilenlere uygulanır (4722 s. Kanun m.10).
Özet
- Boşanmada mal paylaşımının kuralı edinilmiş mallara katılma rejimidir; sözleşme yoksa kendiliğinden uygulanır (TMK m.202).
- Yalnız edinilmiş mallar paylaşılır; kişisel mallar (evlilik öncesi mallar, miras, bağış) tasfiye dışıdır (TMK m.219-220). Aksi ispatlanana kadar her mal edinilmiş sayılır (TMK m.222).
- Her eş, diğerinin artık değerinin yarısı oranında parasal katılma alacağına sahiptir; mülkiyet değil, para söz konusudur (TMK m.231, m.236, m.239). Katkı şartı yoktur.
- Değer artış payı, belirli bir mala yapılan fiilî katkıya dayanır (TMK m.227) ve katılma alacağından farklıdır.
- Ziynet ve düğün takılarında içtihat değişmiştir: sıra anlaşma → ispat edilen yerel örf ve adet → takı kime takıldıysa ona ait şeklindedir; ziynet kişisel mal olduğundan katılma alacağına girmez (TMK m.220).
- Rejim, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m.225). 2002 öncesi evliliklerde katılma rejimi yalnız 2002 sonrası edinilenlere uygulanır (4722 s. Kanun m.10).
İlgili yazılar: Boşanma Davası Nasıl Açılır? · Boşanmada Mal Kaçırma · Evlilik Sözleşmesi ve Mal Rejimleri · Anlaşmalı Boşanma · Nafaka Nedir? · Velayet Davası
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmada mal nasıl paylaşılır?
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, diğerinin evlilik içinde edindiği malların artık değerinin yarısı oranında parasal alacak hakkına sahiptir (TMK m.236). Mallar fiziken ikiye bölünmez; hak, para olarak hesaplanan bir katılma alacağıdır.
Evlilikte alınan ev boşanınca kime kalır?
Ev, tapuda kimin adına kayıtlıysa mülkiyeti kural olarak onda kalır. Ev evlilik içinde edinilmiş malsa, diğer eş evin yarısının mülkiyetine değil, artık değerin yarısı oranında parasal katılma alacağına hak kazanır (TMK m.236, m.239).
Düğünde takılan altınlar ve ziynet kime ait?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihadını değiştirmiştir; düğünde takılan her şeyin kadına ait sayılması kuralı terk edilmiştir. Bugün önce eşler arasındaki anlaşmaya, yoksa iddia ve ispat edilen yerel örf ve adete bakılır; ikisi de yoksa takılan ekonomik değer kural olarak kime takıldıysa ona aittir. Karşı cinse özgü eşya ise o cinse verilmiş sayılır.
Kişisel mallar paylaşıma girer mi?
Hayır. Kişisel kullanıma yarayan eşya, evlilikten önce sahip olunan mallar, miras veya bağış yoluyla edinilenler ile manevi tazminat alacakları kişisel maldır ve tasfiyeye girmez (TMK m.220).
Katılma alacağı için mala katkıda bulunmuş olmak şart mı?
Hayır. Katılma alacağı kanundan doğar; talep eden eşin geliri olması veya malın edinilmesine katkıda bulunması gerekmez. Edinilmiş mal ve artık değer varsa alacak kendiliğinden doğar (TMK m.236).
Katılma alacağı ile değer artış payı farkı nedir?
Değer artış payı, bir eşin diğerinin malına fiilen katkıda bulunmasıyla doğar ve o belirli mala bağlıdır (TMK m.227). Katılma alacağı ise katkı istemez; artık değerin yarısı üzerinden kanunen doğar (TMK m.236).
Mal rejimi ne zaman sona erer?
Boşanma veya evliliğin iptali hâlinde mal rejimi, kararın verildiği an değil, davanın açıldığı tarih itibarıyla sona erer (TMK m.225). Bu nedenle dava tarihinden sonra edinilen mallar kural olarak tasfiyeye girmez.
2002 öncesi evliliklerde mal paylaşımı nasıl yapılır?
Edinilmiş mallara katılma rejimi 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce evlenenlerde 2002'ye kadar eski rejim (kural olarak mal ayrılığı) geçerlidir; katılma rejimi yalnız 2002 sonrası edinilen mallara işler (4722 sayılı Kanun m.10).
Katılma alacağı davası hangi mahkemede görülür?
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı davaları aile mahkemesinde görülür. Bu davalar kural olarak boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılıp sonuçlandırılır.
Katılma alacağı para olarak mı ödenir?
Kural olarak para olarak ödenir; taraflar anlaşırsa ayın (mal) olarak da ödenebilir. Ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa uygun bir süre ertelenmesi istenebilir (TMK m.239).
Bir eş boşanmadan önce mal kaçırırsa ne olur?
Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler, malvarlığında hâlâ mevcutmuş gibi tasfiyeye eklenir (TMK m.229).
Ziynet alacağı davasında ispat yükü kimdedir?
Kadın eş önce ziynetlerin varlığını (cins, sayı, nitelik), sonra bunların elinden çıktığını ispatlamalıdır; kadına özgü ziynetin kadın eşin himayesinde bulunması olağandır ve aksini iddia eden bunu ispatlamakla yükümlüdür. Değişen içtihadın pratik sonucu olarak takının kime takıldığının da dosyada ortaya konması gerekir.
Zina yapan eşin katılma alacağı ne olur?
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir, hatta tamamen kaldırabilir (TMK m.236/2).
Aldatan eş mal paylaşımından pay alamaz mı?
Kural olarak alır. Katılma alacağı tazminat değil, mal rejiminin kendi hesabıdır ve kusur onu kural olarak etkilemez. Kanun yalnız iki hâlde ayrılır: zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236). Bu kendiliğinden değil, hâkimin takdiriyle olur.
Mal paylaşımı davası için süre var mı?
Vardır. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Sürenin başlangıcı karar tarihi değil, hükmün kesinleşme tarihidir.
Evlilik sözleşmesiyle başka bir mal rejimi seçilebilir mi?
Evet. Eşler evlenmeden önce veya sonra, noterde düzenlenen bir mal rejimi sözleşmesiyle kanundaki diğer rejimlerden birini seçebilir (TMK m.203, m.205). Sözleşme yoksa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma uygulanır.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler