
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?
- Mülkiyet Tescille Kazanılır
- Yolsuz Tescil Nedir?
- Tapu Sicilinin Düzeltilmesi Davası
- Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) ile Tapu İptali
- Vekâletin Kötüye Kullanılması ile Yapılan Devir
- Tapu İptali Davası Hangi Hâllerde Açılamaz?
- İkinci Sınır: Süre — ve Süre Dayandığınız Sebebe Göre Değişir
- İyiniyetli Üçüncü Kişiye Kaybedersem: Devletin Sorumluluğu (TMK 1007)
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Bu Davada Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Tapu iptali ve tescil davası, tapu kütüğündeki bir kaydın hukuka aykırı (yolsuz) olduğu iddiasıyla, o kaydın iptal edilerek taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescilini sağlamak için açılan davadır. Türk hukukunda taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescille kazanılır; bir aynî hak geçerli bir hukuki sebep olmadan tescil edilmişse bu tescil yolsuzdur ve hakkı zedelenen kişi tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür. Önemli bir sınır vardır: iyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları haklar korunur.
Bu Durumda mısınız?
- Size ait olması gereken bir taşınmaz başkası adına tapuda kayıtlı ve bunu düzeltmek istiyorsunuz.
- Bir taşınmaz, hükümsüz veya hileli bir işlemle (muvazaa, vekâlet istismarı, sahtecilik) devredilmiş.
- Miras, sözleşme ya da mahkeme kararına dayanan hakkınızın tapuya yansımadığını düşünüyorsunuz.
- Tapudaki kaydın yolsuz olduğunu, ancak taşınmazın iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçtiğini fark ettiniz.
- Davanın hangi mahkemede açılacağını ve sürecini soruyorsunuz.
Bu soruların cevabı tapu kaydının dayandığı işleme göre değişir; mutlaka bir avukata danışın.
Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?
Bu dava, iki talebi bir arada içerir: tapudaki yolsuz kaydın iptali ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescili. Dayanağı, tapu kaydının hukuka aykırı biçimde oluşmasıdır; örneğin geçersiz bir sözleşmeye, muvazaaya, vekâletin kötüye kullanılmasına ya da sahteciliğe dayanan bir devir. Amaç, tapu kütüğünü gerçek hukuki duruma uygun hâle getirmektir.
Mülkiyet Tescille Kazanılır
Türk hukukunda taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescile bağlıdır:
4721 sayılı TMK m.705 — Tescil
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.
Kural olarak mülkiyet tescille doğar; miras, mahkeme kararı, cebrî icra gibi istisnai hâllerde ise tescilden önce kazanılır, ancak malikin taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunabilmesi yine tescili gerektirir. Bu nedenle tapu kaydı, mülkiyetin belirlenmesinde merkezî öneme sahiptir ve yolsuz bir kaydın düzeltilmesi dava yoluyla sağlanır.
Yolsuz Tescil Nedir?
Bir tescilin geçerli olması için geçerli bir hukuki sebebe dayanması gerekir:
4721 sayılı TMK m.1024 — İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Yani bağlayıcı olmayan bir işleme dayanan ya da hukuki sebepten yoksun tescil yolsuzdur. Kritik olan iyiniyet ölçütüdür: yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu kayda dayanarak hak kazanamaz. Buna karşılık, aşağıda görüleceği gibi iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımları korunur.
Tapu Sicilinin Düzeltilmesi Davası
Yolsuz tescille hakkı zedelenen kişiye kanun dava hakkı tanır:
4721 sayılı TMK m.1025 — Yolsuz tescilde
Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır.
Bu, tapu iptali ve tescil davasının çekirdeğidir: aynî hakkı zedelenen kişi, tapu sicilinin düzeltilmesini dava eder. Ancak kanun burada önemli bir denge kurar: yolsuz tescile iyiniyetle güvenen üçüncü kişilerin kazandıkları haklar saklıdır (korunur). Bu durumda gerçek hak sahibinin talebi, taşınmazın aynına değil, kural olarak tazminata yönelebilir. Bu nedenle davada, tapunun kaç el değiştirdiği ve son malikin iyiniyetli olup olmadığı belirleyici olur.
Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) ile Tapu İptali
Uygulamada tapu iptali ve tescil davalarının en sık görülen sebeplerinden biri muris muvazaasıdır: miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış (veya ölünceye kadar bakma) göstererek devretmesidir. Görünüşteki işlem tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından geçersizdir; gizlenen bağış ise resmî şekil şartını taşımadığından ayrıca geçersizdir. Yargıtay, bu davada kimlerin dava açabileceğini yerleşik biçimde ortaya koyar:
“Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.”
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/4664, K. 2019/1042, T. 18.02.2019 — muris muvazaası; 01.04.1974 t. 1/2 sayılı İBK’ya atıf)
Buna göre saklı payı olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar (örneğin diğer kardeşler) dava açabilir. Mahkeme, miras bırakanın gerçek irade ve amacını araştırır; bunu belirlerken satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark, davalının alım gücü, tarafların ilişkisi ve olayların olağan akışı gibi ölçütlere bakar.
Bu dava türünün ayrıntısı (ispat ölçütleri, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan devirler, davanın süreye tabi olmaması ve tenkisle ilişkisi) ayrı bir yazıda ele alınmıştır: Mirastan Mal Kaçırma ve Muris Muvazaası.
Vekâletin Kötüye Kullanılması ile Yapılan Devir
Sık görülen bir diğer sebep, vekilin (vekâlet verilen kişinin) görevini kötüye kullanmasıdır: örneğin satış için vekâlet verilen kişi, taşınmazı değerinin çok altında bir bedelle kendisine ya da bir yakınına devreder. Yargıtay burada dengeli bir ölçüt uygular:
“Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.”
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/802, K. 2018/11614, T. 28.06.2018)
Yani vekilin görevini kötüye kullanması tek başına devri geçersiz kılmaz. Ancak aynı kararda Yargıtay, üçüncü kişinin (alıcının) vekille çıkar ve işbirliği içinde olması ya da kötüniyetli olup vekilin görevi kötüye kullandığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâlinde, vekil edenin sözleşmeyle bağlı sayılamayacağını kabul eder (TMK m.2 dürüstlük kuralı). Kısacası belirleyici olan, alıcının iyiniyetli olup olmadığıdır.
Taşınmazın belirli bir amaçla devredilip amaç gerçekleştiğinde geri verilmesinin kararlaştırıldığı iddialar ise farklı bir hukuki sebebe dayanır. Bu iddianın yazılı delil, banka kaydı, yakın akrabalık ve zamanaşımı yönleri inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası yazısında incelenmiştir.
Tapu İptali Davası Hangi Hâllerde Açılamaz?
Tapu iptali davasının en önemli sınırı, iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasıdır. Yolsuz da olsa tapu kaydına iyiniyetle güvenerek taşınmazı edinen üçüncü kişinin kazanımı kanunla korunur:
4721 sayılı TMK m.1023 — İyiniyetli üçüncü kişilere karşı
Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
Bu nedenle taşınmaz, yolsuz tescilden sonra iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçmişse, ona karşı tapu iptali istenemez; gerçek hak sahibinin talebi kural olarak tazminata dönüşür (TMK m.1025). Buna karşılık üçüncü kişi yolsuzluğu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa iyiniyetli sayılmaz ve tapu iptali istenebilir (TMK m.1024). Bu nedenle davada, tapunun kaç kez el değiştirdiği ve son malikin iyiniyetli olup olmadığı belirleyici olur.
İkinci Sınır: Süre — ve Süre Dayandığınız Sebebe Göre Değişir
“Tapu iptali davası zamanaşımına tabi değildir” cümlesi yaygındır ama eksiktir. Dava mülkiyet hakkına ilişkin olduğu için sürenin kaynağı davanın kendisi değil, dayandığınız sebeptir:
Tapu iptali ve tescili davası gayrimenkulün aynına, yani mülkiyet hakkına ilişkin bir dava olup, açılacak davanın dayandığı sebebin farklı olması halinde zamanaşımı süresinin de söz konusu sebebe göre değerlendirilmesi gerekir. Örneğin; muris muvazaası nedeniyle açılmış bir tapu iptali ve tescili davası zamanaşımı ve hak düşürücü gibi herhangi bir süre kısıtlamasına tabi değilken, irade fesadına dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescil davaları (hata, hile, korkutma) 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmak zorundadır.
(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/199, K. 2024/1044, T. 24.04.2024 — bozma)
Aynı karar, sözleşmeden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarında uygulanacak zamanaşımının sözleşmenin niteliğine göre değiştiğini de belirtir. Pratik sonuç şudur: davanızı yanlış sebebe dayandırmak yalnız ispat yükünü değil, süreyi de değiştirir.
İrade fesadına dayanan hâllerde bir yıllık süre kanundan gelir (6098 sayılı TBK m.39):
Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.
Sürenin başlangıcının öğrenme anı olduğuna dikkat edin: hile hâlinde bir yıl, devir tarihinden değil, aldatmayı öğrendiğiniz tarihten işler. Buna karşılık muris muvazaasına dayanan talep süreye bağlı değildir. Bu yüzden aynı olayda hangi sebebin ileri sürüleceği, davanın açılabilir olup olmadığını doğrudan belirler.
İyiniyetli Üçüncü Kişiye Kaybedersem: Devletin Sorumluluğu (TMK 1007)
Peki taşınmaz, yolsuz tescilden sonra iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçtiği için tapu iptali davası kaybedilirse gerçek hak sahibi çaresiz mi kalır? Hayır. Tapu sicilinin hatalı tutulmasından (örneğin sahte vekâletname veya sahte kimlikle yapılan bir devirden) doğan zararlardan Devlet sorumludur:
4721 sayılı TMK m.1007 — Sorumluluk
Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Bu, kusur ispatı gerektirmeyen bir sorumluluktur; zarar gören doğrudan Hazine’ye başvurabilir. Yargıtay bunu açıkça belirtir:
“Burada Devletin sorumluluğu, kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.”
(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2184, K. 2015/11402, T. 18.11.2015)
Böylece iyiniyetli üçüncü kişiye karşı taşınmazı geri alamayan gerçek hak sahibi, uğradığı zararı Hazine’den tazminat olarak talep edebilir. Devlet, ödediği tazminatı zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder (TMK m.1007).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tapu iptali ve tescil davası, taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin bir davadır. Bu nedenle uygulamada, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır; taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetki, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ait olup kesindir. Davada, tapuda malik görünen kişi(ler) davalı gösterilir; taşınmaz birden çok el değiştirmişse, ilgili tüm halkaların davada yer alması gerekebilir.
Bu Davada Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
Tapu iptali ve tescil davası, malvarlığı haklarına ilişkin olduğundan aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinde görülür (HMK m.2/1; başvurma harcı 2026 için 732,00 TL) ve konusu belli bir değerle ilgili olduğundan karar-ilam harcı genel nispî orana (binde 68,31) tabidir. Matrah taşınmazın dava değeridir; bu nedenle harç, çoğu dava türüne kıyasla yüksek çıkar. Karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılışında peşin alınır.
Bu dava türünde keşif ve bilirkişi incelemesi kuraldır; her ikisinin gideri de açılışta yatırılan gider avansına dâhil değildir, yargılama sırasında delil avansı olarak ayrıca istenir. Kalemlerin tamamı için mahkeme masrafları, bilirkişi/keşif giderlerinin hangi avanstan karşılandığı için gider avansı ve delil avansı, sayısal hesap için dava harcı hesaplama.
Avukatlık ücreti. Yasal taban, tarifenin asliye mahkemeleri maktu tutarıdır (2026 için 45.000,00 TL). incelenebilen 13 baro çizelgesinden 12’sinde bu dava için ayrı satır vardır; tavsiye edilen asgari tutarlar 86.300,00 TL ile 245.000,00 TL arasında değişmekte, çoğu çizelge buna dava değerinin %15–%16’sını eklemektedir. Baro çizelgeleri bağlayıcı değildir ve “piyasa rayici” anlamına gelmez; yönlendirici referanstır. Bağlayıcı olan yalnız Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir (Avukatlık K. m.164).
Sık Yapılan Hatalar
- İyiniyetli üçüncü kişi kazanımını göz ardı etmek. Yolsuz tescile iyiniyetle güvenen üçüncü kişinin hakkı korunur; talep tazminata dönebilir (TMK m.1025).
- Yalnızca tescil isteyip iptali atlamak (veya tersi). Dava, yolsuz kaydın iptalini ve gerçek hak sahibi adına tescili birlikte içerir.
- Yanlış mahkeme/yetki. Dava taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür; taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetki kesindir.
- Tapunun geçerli sebebe dayandığını varsaymak. Bağlayıcı olmayan bir işleme ya da hukuki sebepten yoksun tescil yolsuzdur (TMK m.1024).
- Devir zincirini incelememek. Taşınmaz birden çok el değiştirmişse, son malikin iyiniyeti ve ara işlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Özet
- Tapu iptali ve tescil davası, yolsuz tapu kaydını iptal edip taşınmazı gerçek hak sahibi adına tescil ettirir (TMK m.1025).
- Kural: taşınmaz mülkiyeti tescille kazanılır (TMK m.705).
- Yolsuz tescil: bağlayıcı olmayan işleme veya hukuki sebepten yoksun tescildir (TMK m.1024).
- İyiniyet sınırı: iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımları korunur; talep tazminata dönebilir (TMK m.1025).
- Mahkeme: taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi; taşınmaz aynında yetki kesindir.
İlgili yazılar: Ev Alırken Tapuda Dikkat Edilmesi Gerekenler · Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Nedir? Aynen Taksim ve Satış (TMK 698-699) · Keşif Ne Demek? Hukukta Keşif Nedir, Nasıl Yapılır? (HMK 288-290) · Tebligat Nedir? Türleri, Usulsüz Tebligat ve Süreler
Sıkça Sorulan Sorular
Tapu iptali ve tescil davası nedir?
Tapudaki yolsuz bir kaydın iptali ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescili için açılan davadır (TMK m.1025). Amaç tapu kütüğünü gerçek hukuki duruma uygun hâle getirmektir.
Taşınmaz mülkiyeti nasıl kazanılır?
Kural olarak tescille kazanılır; miras, mahkeme kararı, cebrî icra gibi hâllerde tescilden önce kazanılsa da tasarruf için tescil gerekir (TMK m.705).
Yolsuz tescil ne demek?
Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun tescildir; bunu bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz (TMK m.1024).
Tapu sicilinin düzeltilmesini kim isteyebilir?
Yolsuz tescil nedeniyle aynî hakkı zedelenen kişi, tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir (TMK m.1025).
Taşınmaz iyiniyetli birine satılmışsa ne olur?
Yolsuz tescile iyiniyetle güvenerek hak kazanan üçüncü kişilerin hakları korunur; bu hâlde gerçek hak sahibinin talebi kural olarak tazminata yönelir (TMK m.1025).
Tapu iptali ve tescil davası hangi mahkemede açılır?
Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır; taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetki, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ait ve kesindir.
Muvazaalı devir tapu iptaline yol açar mı?
Muvazaa (danışıklı işlem) gibi geçersiz bir işleme dayanan tescil yolsuz sayılabilir ve iptali istenebilir (TMK m.1024). Somut olayın delilleriyle değerlendirilmesi gerekir.
Davada kim davalı gösterilir?
Kural olarak tapuda malik görünen kişi davalıdır; taşınmaz birden çok el değiştirmişse ilgili halkaların da davaya dâhil edilmesi gerekebilir.
Tapu iptali ve tescil davası ile ortaklığın giderilmesi aynı şey mi?
Değildir. Tapu iptali ve tescil, yolsuz kaydı düzeltir; ortaklığın giderilmesi ise ortak malın paydaşlığına son verir. İkisi farklı amaçlara hizmet eder.
Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedir?
Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak için taşınmazını gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış göstererek devretmesidir. Görünüşteki satış gerçek iradeyi yansıtmadığından geçersizdir; miras hakkı çiğnenen mirasçılar tapu iptali ve tescil davası açabilir (Yargıtay 1. HD; 01.04.1974 t. 1/2 sayılı İBK).
Kardeşim mirastan mal kaçırdıysa ne yapabilirim?
Muris muvazaası söz konusuysa, saklı payınız olsun ya da olmasın, miras hakkınız çiğnendiği için tapu iptali ve tescil davası açabilirsiniz. Mahkeme, miras bırakanın gerçek iradesini; satış bedeli ile değer farkı, alım gücü ve olayların olağan akışı gibi ölçütlerle araştırır.
Tapu iptali davası hangi hâllerde açılamaz?
Tapu kaydına iyiniyetle güvenerek taşınmazı edinen üçüncü kişiye karşı tapu iptali istenemez; onun kazanımı korunur (TMK m.1023). Bu hâlde gerçek hak sahibinin talebi kural olarak tazminata döner (TMK m.1025).
Vekilim yetkisini kötüye kullanıp taşınmazı sattıysa geri alabilir miyim?
Vekilin görevini kötüye kullanması tek başına devri geçersiz kılmaz; bu, vekil ile aranızdaki iç sorundur. Ancak alıcı, vekille çıkar/işbirliği içindeyse ya da kötüniyetliyse (kötüye kullanmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa) tapu iptali istenebilir (1. HD; TMK m.2). Belirleyici olan alıcının iyiniyetidir.
Tapumu iyiniyetli birine kaptırdım; tazminat alabilir miyim?
Evet. Tapu sicilinin hatalı tutulmasından (örneğin sahte vekâletname/kimlikle devirden) doğan zararlardan Devlet kusursuz olarak sorumludur; zararınızı Hazine aleyhine adli yargıda dava açarak tazminat olarak isteyebilirsiniz (TMK m.1007).
İlgili çalışma alanı: Gayrimenkul Hukuku
← Tüm makaleler