Ticaret Hukuku

Şirket Ortaklığından Ayrılma: Ayrıldıktan Sonra Neyden Sorumlu Kalırsınız?

Ortaklıktan ayrılmak sorumluluğu kendiliğinden bitirmez. Şirket borcu, kamu borcu, imzaladığınız şahsi kefalet ve sicil kaydı ayrı ayrı işler. Kefalet on yıl ayakta kalabilir.

7 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Siyah-beyaz boş ofis koltuğu
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Ortaklıktan ayrılmak, sorumluluğu tek bir hamlede bitiren bir işlem değildir. Ayrılmanın etkisi sorumluluğun kaynağına göre değişir ve dört kanal ayrı ayrı işler:

  1. Şirketin özel hukuktan doğan borçları — ortak kural olarak zaten kişisel olarak sorumlu değildir (TTK m.602).
  2. Kamu borçları — ayrılmadan sonra da sürebilir; payı devreden ve devralan devir öncesi borçlardan müteselsilen sorumludur (6183 sayılı Kanun m.35).
  3. İmzalanmış şahsi kefalet — ortaklık sıfatından bağımsızdır; ayrılmayla sona ermez ve gerçek kişi kefaletlerinde on yıl ayakta kalabilir (TBK m.598).
  4. Ticaret sicili kaydı — silinmediği sürece dışa karşı hâlâ ortak görünürsünüz (TTK m.598).

Uygulamada en pahalı sürpriz üçüncü kalemdir: pay devri sözleşmesi imzalanır, sicil güncellenir, ancak yıllar önce bankaya verilmiş şahsi kefalet hiç konuşulmaz ve olduğu gibi ayakta kalır.

Bu Durumda mısınız?

  • Ortaklıktan ayrılmayı görüşüyorsunuz ve nelerin sizinle kalacağını netleştirmek istiyorsunuz.
  • Payınızı devrettiniz, ancak eski dönemin vergi veya SGK borcu için size ödeme emri geldi.
  • Şirket kredisine kefil olmuştunuz; ortaklıktan ayrıldınız ve banka hâlâ sizi takip ediyor.
  • Devir yapıldı ama ticaret sicilinde adınız hâlâ ortak olarak görünüyor.
  • Hem ortak hem müdürdünüz; yalnız pay devrini yaptınız, müdürlüğün ne olduğundan emin değilsiniz.
  • Devir sözleşmesine “önceki borçlar devredene aittir” kaydı koydunuz ve bunun sizi koruyup korumadığını bilmiyorsunuz.

Ayrılma anında atılmayan bir adım yıllar sonra kişisel malvarlığınıza yönelen bir takip olarak dönebildiğinden, devir öncesinde avukata danışmanız yerinde olur.

Başlangıç Noktası: Şirket Borcundan Ortak Sorumlu Değildir

Limited şirketin temel özelliği buradadır.

6102 sayılı Kanun m.602 — Ortakların sorumluluğu

“(1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.”

Hüküm kısadır ve kapsamı nettir: şirketin özel hukuktan doğan borçlarından (tedarikçi alacağı, kira, ticari satış bedeli, haksız fiil tazminatı) şirket sorumludur, ortak değil. Ortağın yükümlülüğü, taahhüt ettiği sermaye payını ödemek ve şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ek ödeme ile yan edim yükümlülüklerini yerine getirmektir.

Buna bağlı bir kural da vardır: 6102 sayılı Kanun m.601 — Geri verme yasağı

“(1) Esas sermayenin azaltılması hâli hariç, ortaklara, esas sermaye payı bedeli geri verilemeyeceği gibi, ortaklar bu borçtan ibra da olunamazlar.”

O hâlde ortaklardan neden para isteniyor? Çünkü bu kuralın kendi alanı vardır ve dışında iki ayrı kanal işler: kamu alacakları rejimi ve kefalet. Aşağıdaki bölümler bu ikisini ele alır.

Kamu Borçları: Ayrılma Kurtarmaz

Kamu alacakları özel hukuk borçlarından ayrı bir rejime tabidir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.35, limited şirket ortaklarını şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutar. Aynı maddeye 2008 yılında eklenen fıkra, payı devreden ve devralan kişileri devir öncesine ait kamu alacaklarından müteselsilen sorumlu tutar; kanun bu sorumluluk için bir süre sınırı öngörmemiştir.

İki noktanın altını çizmek gerekir:

  • Devir sözleşmesindeki iç düzenleme idareye karşı işlemez. “Önceki borçlar devredene aittir” türü kayıtlar taraflar arasında rücu ilişkisi kurabilir; kanundan doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
  • Ortaklık ile müdürlük ayrı sıfatlardır. Kanuni temsilcilerin kamu borcundan sorumluluğu 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35’te ayrıca düzenlenmiştir. Bu maddenin 2008 yılında eklenen beşinci ve altıncı fıkraları, Anayasa Mahkemesi’nin 19/3/2015 tarihli ve E. 2014/144, K. 2015/29 sayılı kararıyla iptal edilmiştir — bu nedenle 2015 öncesi kaynaklardaki kanuni temsilci sorumluluğu anlatımı güncel olmayabilir.

Kamu borcu kanalının ayrıntısı (ortak ile kanuni temsilci sorumluluğunun neden farklı koşullara tabi olduğu, ödeme emrine karşı süre ve sebepler, tasfiye edilmiş şirkette durum) ayrı bir yazının konusudur: şirket vergi borcundan ortak ve müdürün sorumluluğu.

En Çok Gözden Kaçan Kalem: Şahsi Kefalet

Bu bölüm, ayrılma görüşmelerinde en sık atlanan ve sonradan en pahalıya çıkan konudur.

Şirket kredisine, leasing sözleşmesine veya tedarikçi limitine kefil olduysanız, sorumluluğunuzun kaynağı ortaklık sıfatınız değil, imzaladığınız kefalet sözleşmesidir. Ortaklıktan ayrılmanız bu sözleşmeyi sona erdirmez; çünkü kefalet, ortak olmanıza bağlı olarak kurulmuş bir yükümlülük değildir.

Bunun pratikteki görünümü şudur: ortaklıktan ayrılan kişi, kefalet sorumluluğu çerçevesinde şirketin kredi borcunu ödemek durumunda kalır; sonra ödediği tutarı asıl borçludan ister. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kefil sıfatıyla kredi borcunu ödeyen ve daha sonra payını devreden bir ortağın açtığı rücu davasında gerekçesini şöyle kurmuştur:

“şirket ortaklığından ayrılmış olması kefaleten ödemiş olduğu şirket borcunu asıl borçludan talep etmesine engel değildir. Zira şirket borcunu ödemiş olduğundan BK’nın 496. maddesinde belirtilen kanuni halefiyet ilkesi gereğince alacaklının haklarına halef olmuştur.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3088, K. 2021/1641, T. 09.12.2021)

Karar oy birliğiyle verilmiştir. Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, ayrılma kefalet borcunu ortadan kaldırmamıştır — kişi ödemek zorunda kalmıştır. İkincisi, ödeyen kefil çaresiz değildir: ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur ve asıl borçluya rücu edebilir.

Kararın uyguladığı hüküm, olayın gerçekleştiği tarih itibarıyla mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.496’dır. Bugünkü karşılığı aynı ilkeyi sürdürmektedir:

6098 sayılı Kanun m.596 — Kefilin rücu hakkı

“Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.”

Ödeme yapan kefilin gözden kaçırmaması gereken bir yükümlülük daha vardır: TBK m.597 uyarınca borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil durumu borçluya bildirmek zorundadır; bildirmezse ve ödemeyi bilmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa rücu hakkını kaybeder.

Kefalet Ne Zaman Sona Erer?

Kefalet süresizce ayakta kalmaz. Kanun iki ana çıkış kapısı öngörür.

6098 sayılı Kanun m.598 — Kefaletin kanun gereğince sona ermesi

“Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.”

Aynı maddede gerçek kişiler için mutlak bir üst sınır bulunur:

“Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.”

Buradaki kritik ayrıntı sürenin başlangıcıdır: on yıl, ortaklıktan ayrıldığınız tarihten değil, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten işler. Dolayısıyla ayrılmanızdan sekiz yıl önce imzalanmış bir kefalet, ayrılmanızdan sonra yalnız iki yıl daha; ayrılmanızdan bir yıl önce imzalanmış bir kefalet ise dokuz yıl daha sizi bağlar.

Süre kaydı varsa durum farklıdır:

6098 sayılı Kanun m.600 — Süreli kefalette

“Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur.”

Kefaletin Geçerliliğini Kontrol Edin

Kefaletten kurtulma tartışmasında ilk bakılacak yer, kefaletin geçerli kurulup kurulmadığıdır. Kanun burada ağır şekil şartları öngörmüştür.

6098 sayılı Kanun m.583 — Kefalette şekil

“Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.”

Aynı madde ayrıca kefilin azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesini şart koşar. Bu unsurlardan birinin eksikliği geçerlilik tartışması doğurur. Ayrılma sonrası bir kefalet takibiyle karşılaşan kişinin ilk incelemesi bu unsurlar üzerinde olmalıdır.

Ayrılırken Yapılması Gereken

Kefalet, pay devri sözleşmesiyle kendiliğinden sona ermez. Ayrılma paketinde şunlar ayrıca ele alınmalıdır: alacaklının kefaletten ibrası, kefilin değiştirilmesi (devralan ortağın kefil olması) veya kefaletin sona erdirilmesi. Bunlar alacaklının katılımını gerektiren ayrı işlemlerdir. Devreden ile devralan arasında yapılan bir anlaşma, bankayı bağlamaz.

Sicil Kaydı: Adınız Silinmediyse Hâlâ Ortaksınız

Devir yapılmış olsa bile sicil güncellenmemişse dışa karşı görünüm değişmez. Kanun burada ayrılan ortağa doğrudan bir yol tanır.

6102 sayılı Kanun m.598/2 — Tescil

“(2) Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.”

Tescil başvurusu kural olarak şirket müdürlerince yapılır. Müdürler bunu otuz gün içinde yapmazsa ayrılan ortak kendisi başvurabilir. Bu, devirden sonra şirketin işbirliği yapmadığı hâllerde ayrılan ortağın elindeki en pratik araçtır.

Kaydın önemi, sicile duyulan güvenin korunmasından gelir: aynı maddenin üçüncü fıkrası, sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveninin korunacağını belirtir. Kaydınız silinmediği sürece üçüncü kişiler sizi ortak kabul edebilir.

Devrin Şekli: Yazılı ve Noter Onaylı

6102 sayılı Kanun m.595/1 — Pay devri

“(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.”

Şekle uymayan bir devir geçerli olmaz. Ayrıca şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse devir için ortaklar genel kurulunun onayı gerekir. Onay alınmadan yapılan bir devirde ayrılma hukuken tamamlanmamış olur. Ve tamamlanmamış bir ayrılma, sorumluluk tartışmasında ayrılmamış sayılma riski taşır.

Ortaklıktan çıkma ve çıkarılmanın kendi usulü (haklı sebeple çıkma davası, çıkarma kararı ve ayrılma akçesi) ayrı bir konudur: limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma. Devrin sözleşme boyutu için ayrıca bkz. hisse devir sözleşmesi.

Sık Yapılan Hatalar

  • Ayrılmayı tek işlem sanmak. Pay devri, müdürlükten çekilme, sicil tescili ve kefaletin çözülmesi ayrı adımlardır.
  • Kefaleti hiç konuşmamak. Kefalet ortaklık sıfatına bağlı değildir; devir sözleşmesi onu sona erdirmez.
  • On yıllık süreyi ayrılma tarihinden başlatmak. TBK m.598’deki on yıl, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten işler.
  • Devir sözleşmesindeki “önceki borçlar devredene aittir” kaydına güvenmek. Bu kayıt kamu idaresine karşı sorumluluğu kaldırmaz.
  • Sicil tescilini şirkete bırakıp takip etmemek. Otuz gün geçerse ayrılan ortak kendisi başvurabilir (TTK m.598/2).
  • Müdürlük sıfatını unutmak. Kanuni temsilci sorumluluğu 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35’te ayrıca düzenlenmiştir.
  • Kefaletin şekil şartlarını incelemeden ödemeye oturmak. TBK m.583’teki el yazısı ve azamî miktar unsurları geçerlilik şartıdır.
  • 2015 öncesi kaynaklara dayanmak. Mükerrer m.35’in iki fıkrası AYM kararıyla iptal edilmiştir.

Özet

  • Ortaklıktan ayrılmak sorumluluğu kendiliğinden bitirmez; etki, sorumluluğun kaynağına göre değişir.
  • Şirketin özel hukuktan doğan borçlarında ortak kural olarak kişisel olarak sorumlu değildir; şirket sadece malvarlığıyla sorumludur (TTK m.602).
  • Kamu alacaklarında limited şirket ortağı sermaye payı oranında doğrudan sorumludur; payı devreden ve devralan devir öncesi borçlardan müteselsilen sorumludur (6183 sayılı Kanun m.35) ve kanun süre sınırı öngörmemiştir.
  • Kanuni temsilcilerin kamu borcundan sorumluluğu mükerrer m.35’te ayrıdır; maddenin iki fıkrası AYM’nin E. 2014/144, K. 2015/29 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
  • Şahsi kefalet ortaklıktan bağımsızdır ve ayrılmayla sona ermez; gerçek kişi kefaletleri sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TBK m.598), süreli kefalette süre sonunda kefil kurtulur (TBK m.600).
  • Kefaletin geçerliliği TBK m.583’teki şekil şartlarına (yazılılık, azamî miktar, tarih ve el yazısı kayıtlarına) bağlıdır.
  • Devir yazılı ve noter onaylı olmalıdır (TTK m.595/1); tescil otuz gün içinde yapılmazsa ayrılan ortak sicile kendisi başvurabilir (TTK m.598/2).

Sıkça Sorulan Sorular

Şirket ortaklığından ayrılınca sorumluluk biter mi?

Kendiliğinden bitmez. Ayrılmanın etkisi sorumluluğun kaynağına göre değişir. Şirketin özel hukuktan doğan borçlarında ortak kural olarak zaten kişisel olarak sorumlu değildir; kamu borçlarında sorumluluk ayrılmadan sonra da sürebilir; imzalanmış şahsi kefalet ise ortaklık sıfatından bağımsız olarak ayakta kalır.

Limited şirketin borcundan ortak kişisel olarak sorumlu mu?

Kural olarak hayır. TTK m.602 uyarınca şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur. Bu, özel hukuktan doğan şirket borçları bakımından ortağın kişisel malvarlığının kural olarak takip edilemeyeceği anlamına gelir.

O hâlde neden ortaklardan para isteniyor?

Çünkü bu kuralın kendi alanı vardır. Kamu alacakları 6183 sayılı Kanun m.35 uyarınca ayrı bir rejime tabidir ve limited şirket ortakları sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulur. Ayrıca ortak, şirket borcuna kefil olmuşsa sorumluluğu kefaletten doğar, ortaklıktan değil.

Payımı devrettim, önceki dönemin kamu borcundan kurtuldum mu?

Kurtulmazsınız. 6183 sayılı Kanun m.35 uyarınca payı devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Maddede bu sorumluluk için bir süre sınırı öngörülmemiştir.

Hisse devri sözleşmesine "önceki borçlar devredene aittir" yazmak yeterli mi?

Bu kayıt taraflar arasında sonuç doğurabilir, ancak kamu idaresine karşı kanundan doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yani vergi dairesine karşı bu sözleşme hükmü ileri sürülerek sorumluluktan kurtulunamaz.

Ortaklıktan ayrılınca verdiğim şahsi kefalet sona erer mi?

Hayır. Kefalet, ortaklık sıfatına değil imzaladığınız kefalet sözleşmesine dayanır. Ortaklıktan ayrılmanız kefalet borcunuzu kendiliğinden sona erdirmez; kefaletin sona ermesi kendi kurallarına tabidir.

Verdiğim kefalet hiç sona ermez mi?

Sona erer. TBK m.598 uyarınca bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Ayrıca asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erdiğinde kefil de borcundan kurtulur.

On yıllık süre ortaklıktan ayrıldığım tarihten mi başlar?

Hayır. Süre, kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlar; ayrılma tarihinden değil. Bu nedenle ayrılmadan yıllar önce imzalanmış bir kefalet, ayrılmanızdan sonra da kalan süre boyunca sizi bağlar.

Süreli kefalette durum ne olur?

TBK m.600 uyarınca süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur. Bu nedenle kefalet metnindeki süre kaydı ayrılma planlaması bakımından belirleyicidir.

Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?

TBK m.583 uyarınca kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesi de şarttır.

Ayrılırken kefaletim için ne yapmalıyım?

Ayrılma görüşmesinde kefaletin akıbeti ayrıca ele alınmalıdır. Alacaklının kefaletten ibra etmesi, kefilin değiştirilmesi veya kefaletin sona erdirilmesi ayrı bir işlemdir ve pay devri sözleşmesiyle kendiliğinden gerçekleşmez.

Pay devri hangi şekilde yapılır?

TTK m.595/1 uyarınca esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse devir için ortaklar genel kurulunun onayı da gerekir.

Devir tescil edilmezse ne olur?

TTK m.598/2 uyarınca tescil başvurusunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline kendisi başvurabilir. Bu, ayrılan ortağa tanınmış önemli bir korunma yoludur.

Sicil kaydının güncellenmesi neden önemli?

Çünkü üçüncü kişiler sicil kaydına güvenir. TTK m.598/3 sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveninin korunacağını belirtir. Kaydınız silinmediği sürece dışa karşı hâlâ ortak görünürsünüz.

Müdürlükten de ayrılmam gerekir mi?

Ortaklık ile müdürlük ayrı sıfatlardır. Kamu alacakları bakımından kanuni temsilcilerin sorumluluğu 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35'te ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle ayrılırken yalnız pay devri değil, müdürlük sıfatının da sona erdirilip tescil edildiği kontrol edilmelidir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Şirket kuruluşu, genel kurul ve yönetim kararlarının iptali ile ticari alacak ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp