Yabancılar Hukuku

Tahdit Kodu Nedir, Tahdit Kodları Nasıl Kaldırılır?

Tahdit kodu ve tahdit kaydı ne demek, hangi kodların anlamı kararlarda geçiyor, kayıt nasıl sorgulanır ve kaldırılır? Danıştay ve AYM kararlarıyla öğrenin.

17 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Gökyüzüne karşı dikenli tel
İçindekiler 22

Kısa Cevap

Tahdit kodu, bir yabancı hakkında Göç İdaresi ve emniyet kayıtlarında bir kısıtlama bulunduğunu gösteren idari bir kayıt işaretidir; kararlarda tahdit kaydı olarak da geçer. Kod tek başına soyut bir etikettir; asıl hukuki sonuç, o koda dayanılarak tesis edilen Türkiye’ye giriş yasağı (6458 sayılı Kanun m.9) veya sınır dışı etme (m.54) işlemidir. Bu işlemler idare mahkemesinde dava konusu edilir. Sınır dışı kararına karşı süre, tebliğden itibaren yedi gündür (m.53/3).

Kodların karşılıkları yayımlanmış bir kanun veya yönetmelikte sayılmaz. Buna karşılık bazı kodların anlamı, Danıştay ve Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarının metnine girmiştir. Aşağıdaki tablo yalnız bu kaynaklı karşılıkları içerir.

Bu Durumda mısınız?

Bu makale şu durumlardaki yabancıları ve onların işverenlerini veya aile bireylerini ilgilendirir:

  • Sınır kapısında ülkeye girişi engellenmiş ve hakkında bir “tahdit” kaydı olduğu söylenmiş olanlar,
  • İkamet izni veya çalışma izni başvurusu bu tür bir kayıt nedeniyle reddedilenler,
  • Kendisine sınır dışı etme kararı tebliğ edilenler,
  • Türkiye’de bir yabancı çalıştıran ve personeli hakkında böyle bir kayıt çıkan işverenler,
  • Eşi veya çocuğu hakkında giriş yasağı bulunan Türk vatandaşları.

Tahdit Kodu Nedir?

Tahdit kodu, idari uygulamada kullanılan ve harf-rakam biçiminde tutulan (V, G, Ç, K, N, O, Y serileri gibi) bir kayıt işaretidir. Her kod farklı bir gerekçeye ve sonuca işaret eder: kimi giriş yasağıyla, kimi ikamet izni reddiyle, kimi de sınır dışı süreciyle ilişkilendirilir.

Burada dürüst bir sınır çizmek gerekir. Kodların tek tek karşılıkları yayımlanmış bir kanun veya yönetmelikte sayılmaz; kod sistemi idari bir uygulamadır. İnternette dolaşan “kod listeleri” resmî bir hukuki kaynağa değil, çoğunlukla uygulamadan derlenmiş bilgilere dayanır. Bu nedenle bu makale, kodun kendisini değil, kodun dayandığı hukuki işlemi ve ona karşı başvuru yollarını esas alır; çünkü hukuken denetlenebilir olan, işlemdir.

Tahdit Kaydı ile Tahdit Kodu Aynı Şey mi?

Uygulamada ikisi aynı şeyi anlatır ve kararlar iki terimi çoğu zaman yan yana kullanır. Danıştay 10. Dairesinin bir kararında aynı cümle içinde hem “tahdit kodu” hem “tahdit kaydı” geçmekte, kodun sisteme girilmesi “tahdit kaydı konulması” olarak anılmaktadır:

“06/07/1981 Odesa-Ukrayna doğumlu olan davacı adına … isim ve soy ismiyle G-78 tahdit kodu (bulaşıcı hastalık taşıma) ile 11/10/2000 tarihinde ve 18/10/2000 tarihinde İçişleri Bakanlığınca tahdit kaydı konulduğu”

(Danıştay 10. Daire, E. 2016/13120, K. 2021/1053, T. 10.03.2021 — BOZULMASINA)

Bu ayrımın pratik önemi sınırlıdır ama bir noktada belirleyicidir: dava, kaydın adına değil, kayda dayanılarak tesis edilen işleme karşı açılır. Kayıt bir iç veri girişidir; dava edilebilir olan, o veri girişine dayanılarak kurulan giriş yasağı, ikamet izni reddi veya sınır dışı etme kararıdır.

Aynı karar ikinci bir şeyi daha gösterir: kayıtlar birikir ve kişinin farklı isim yazımları üzerinden ayrı ayrı girilebilir. Aynı davacı hakkında G-78 kaydının yanı sıra ayrı tarihlerde “vize ihlali suç kodu” ve “fuhuş suç kodu” ile başka kayıtlar da girilmiştir. Dolayısıyla bir kaydın kaldırılması, kişi hakkındaki bütün kayıtların temizlendiği anlamına gelmez.

Tahdit Kodları Nelerdir? Kararlarda Geçen Kodlar ve Anlamları

Bu sorunun dürüst cevabı iki parçalıdır. Yayımlanmış ve bağlayıcı bir kod listesi yoktur. Buna karşılık bazı kodların karşılığı, o kodu konu alan uyuşmazlıklarda karar metnine geçmiştir. Aşağıdaki tablo yalnız bu ikinci gruptur; her satırın kaynağı gösterilmiştir.

KodKararda geçen karşılığıKaynak
G-87Genel GüvenlikDanıştay 10. D., E. 2020/4631, K. 2024/5214, T. 21.11.2024
G-82Millî Güvenlik Aleyhine Faaliyette Bulunan veya Bulunduğu Şüphesi OlanAYM (Bireysel Başvuru), B. No: 2021/14332, K.T. 28.01.2026
G-78bulaşıcı hastalık taşımaDanıştay 10. D., E. 2016/13120, K. 2021/1053, T. 10.03.2021
V-71Semti MeçhulDanıştay 10. D., E. 2017/1165, K. 2022/3154, T. 08.06.2022
V-87Gönüllü Geri Dönüş Yapan Geçici Koruma SahibiKamu Denetçiliği Kurumu, E. 2021/10338, K. 2021/17436, T. 10.12.2021
A-99yurt dışı çıkışına engel tahditKamu Denetçiliği Kurumu, E. 2021/10338, K. 2021/17436, T. 10.12.2021
V-157ikamet izni talepleri reddedilen yabancılarKamu Denetçiliği Kurumu, E. 2023/4834, K. 2023/11946, T. 19.09.2023

En çok karşılaşılan kod olan G-87 için Danıştay 10. Dairesi, dosyada belirtileni şöyle aktarmıştır:

“G-87 tahdit kodunun (Genel Güvenlik) Türkiye’nin kamu düzeni veya güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye’ye giriş yasağı alınmasında esas alınan veri girişi kodu olduğunun”

(Danıştay 10. Daire, E. 2020/4631, K. 2024/5214, T. 21.11.2024 — BOZULMASINA)

G-82 kodunun karşılığı ise Anayasa Mahkemesinin bir bireysel başvuru kararının olay bölümünde geçer:

“Yunanistan vatandaşı başvurucu 13/3/2018 tarihinde ülkemize giriş yapmak üzere Pazarkule Kara Hudut Kapısı’na geldiğinde G-82 (Millî Güvenlik Aleyhine Faaliyette Bulunan veya Bulunduğu Şüphesi Olan) tahdit kodu sebebiyle yurda girişine izin verilmemiştir.”

(Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru), B. No: 2021/14332, K.T. 28.01.2026 — İHLAL, oyçokluğu)

Bu karşılıkların hukuki değeri sınırlıdır ve bu sınır iyi anlaşılmalıdır. Yukarıdaki cümleler mahkemelerin koyduğu soyut kurallar değildir. Mahkeme “G-87 hukuken şu demektir” biçiminde genel bir tanım yapmış değildir; idarenin kendi açıklamasını ya da dosyadaki veriyi karara geçirmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu kararları bakımından ayrıca bir çekince vardır: bu kararlar tavsiye niteliğindedir, ne idareyi ne mahkemeyi bağlar.

Buradan çıkan pratik sonuç, internetteki listelerin kullanımı hakkındadır. Bir kodun karşılığı bir kişide farklı, başka bir kişide farklı olabilir; çünkü kaydın hukuki dayanağı listeden değil, o kişinin dosyasındaki işlemden okunur. Nitekim aynı kod (G-87) kimi dosyada giriş yasağının, kimi dosyada sınır dışı sürecinin dayanağı olarak görünmektedir:

“Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı olan müvekkilinin … tahdit kodu kaydı nedeniyle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca sınırdışı edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle Bilecik Valiliğine karşı açılan davada”

(Danıştay 10. Daire, E. 2020/5565, K. 2020/7264, T. 30.12.2020 — GÖNDERİLMESİNE)

Yani her dosyada kodun dayanağı ayrıca tespit edilmelidir. Listeye bakıp kendisindeki kodun oradaki sebeple konulduğu sonucuna varmak, davanın dayandırılacağı asıl bilgiyi atlamak anlamına gelir.

Tahdit Kodu Nasıl Öğrenilir, Kayıt Nasıl Sorgulanır?

Kaydı doğrudan gösteren, kamuya açık bir sorgulama ekranı bulunmamaktadır. Kayıt, kural olarak bir işlemle karşılaşıldığında ortaya çıkar:

  • Sınır kapısında. Giriş engellenir ve kabul edilemeyen yolcu işlemi uygulanır. Anayasa Mahkemesi kararlarında bu aşama, hakkında “kabul edilemez yolcu formu” düzenlenmesi olarak anılmaktadır.
  • İkamet veya çalışma izni başvurusunda. Başvuru reddedilir ve ret gerekçesinde kayda atıf yapılır.
  • Sınır dışı etme kararının tebliğinde. Karar metni, dayanak maddeyi ve çoğu zaman kaydı içerir.

Kodun ve dayanağının netleştirilmesi için Göç İdaresi Başkanlığına başvurularak işleme ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılması, olası bir iptal davasının ilk adımıdır. Bu adımın önemi, davanın ilerleyen aşamasında ortaya çıkar: aşağıda görüleceği üzere Danıştay, kaydın gerekçesini ara kararla ilgili kurumlardan istemekte ve somut bilgi sunulup sunulmadığını denetlemektedir. Dava dilekçesinde dayanağın belirsizliğine dikkat çekilmesi, bu denetimi tetikleyen unsurdur.

Bir uyarı gerekir: kaydın varlığı her zaman kişinin kendi fiilinden kaynaklanmaz. Kayıt, süre içinde başvuru yapılmaması gibi usule ilişkin bir sebeple de girilebilir:

“davacının ülkeden çıkışını teminen 15 güne düşürülen ikamet izni süresi içerisinde Antalya Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmaması nedeniyle hakkında 10/10/2008 tarihinde V-71 (Semti Meçhul) tahdit kodu uygulandığı”

(Danıştay 10. Daire, E. 2017/1165, K. 2022/3154, T. 08.06.2022 — BOZULMASINA)

Dayandığı Kanun Maddeleri

Giriş yasağının çerçevesi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 9. maddesindedir:

“(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. (2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır. (3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.9)

Aynı maddenin altıncı fıkrası, kaldırma yetkisini açıkça düzenler:

“(6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.9)

Sınır dışı etme kararına itiraz ise 53. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir:

“(Değişik:21/11/2024-7533/36 md.) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.53)

7 Gün mü, 15 Gün mü? Süreyi Karıştırmayın

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, 53. maddedeki iki süreyi birbirine karıştırmaktır. Aynı fıkrada iki ayrı süre geçer:

  • Yedi gün = yabancının dava açma süresidir. Sınır dışı kararının tebliğinden itibaren bu süre içinde idare mahkemesine başvurulmalıdır.
  • On beş gün = mahkemenin karar verme süresidir. Mahkeme, başvuruyu dosyanın tekemmülünden itibaren on beş gün içinde sonuçlandırır ve verdiği karar kesindir.

Kişiyi bağlayan süre yedi gündür; on beş günlük süre mahkemeye ilişkindir. Bu iki süreyi karıştırmak, hak düşürücü nitelikteki yedi günlük süreyi kaçırmaya yol açabilir.

Ayrıca 53. maddenin son cümlesi davanın en kritik pratik sonucunu içerir: yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?

Sınır dışı kararına itiraz süresi, 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değiştirilmiştir. Bu nedenle sürenin ve usulün, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan metne göre değerlendirilmesi gerekir. Yukarıda alıntılanan yedi günlük süre yürürlükteki hâldir. Eski tarihli bir işleme veya eski tarihli bir makaleye dayanılarak süre hesaplanmamalı; her dosyada süre, tebliğ tarihindeki güncel metinle doğrulanmalıdır.

Giriş Yasağına Karşı Danıştay mı, Anayasa Mahkemesi mi?

Bu iki işlem aynı kanunda düzenlendiği hâlde denetim yolları ayrışır, ve bu ayrım dosyanın nereye gideceğini belirler.

Sınır dışı etme kararında m.53/3, idare mahkemesinin kararını kesin kılar. Kesinlik, istinaf ve temyiz yolunu kapatır; olağan kanun yolları tükendiği için hak ihlali iddiası doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ile taşınır.

Giriş yasağı işleminde ise 9. maddede böyle bir kesinlik hükmü yoktur. Uyuşmazlık genel idari yargılama usulüne tabidir; yani ilk derece kararına karşı istinaf, oradan da koşulları varsa temyiz yolu açıktır. Bu yüzden giriş yasağı uyuşmazlıklarında ölçütleri belirleyen merci Danıştay 10. Dairesidir.

Pratik sonuç şudur: sınır dışı kararına karşı yedi günlük süreyi kaçırmamak ve ardından bireysel başvuru takvimini kurmak gerekirken, giriş yasağına karşı açılan davada mücadele istinaf ve temyiz aşamalarında sürer ve Danıştay içtihadı doğrudan uygulanabilir bir dayanak sağlar. Sınır dışı kararına itirazın kendi usulü ve süreleri için sınır dışı etme kararına itiraz ve iptal davası yazısına, dilekçenin yapısı için deport kararına itiraz dilekçesi örneği yazısına bakabilirsiniz.

Nasıl Kaldırılır? Görevli Mahkeme ve Süreç

Tahdit kaydına bağlı işlemle mücadelenin iki yolu vardır.

1. İdari yol. 6458 sayılı Kanun m.9/6 uyarınca Göç İdaresi Genel Müdürlüğü giriş yasağını kaldırabilir. Bu yolda, işlemin dayanağının hukuka aykırı ya da dayanaksız olduğu gerekçesiyle idareye başvurulur. Bu yolun gerçekten işlediği, aşağıda ele alınan 2024 tarihli Danıştay kararında somut olarak görülmektedir: yargılama sürerken idare, davacı hakkındaki tüm G-87 kodlarının kaldırıldığını bildirmiştir.

2. Yargı yolu. Koda dayanan giriş yasağı veya sınır dışı işleminin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açılır. Uyuşmazlık idari bir işlemin iptaline ilişkin olduğundan görevli yargı kolu idari yargıdır; asliye hukuk veya ceza mahkemesi değildir. Sınır dışı işlemlerinde süre, yukarıda belirtildiği gibi tebliğden itibaren yedi gündür.

İki yol birbirini dışlamaz: idari başvurunun reddi hâlinde yargı yolu açık kalır. Tahdit kodlarının önemli bir bölümü süresi aşılmış vize veya ikametten doğar; bu ihlalin cezası ve giriş yasağına etkisi için vize ihlali ve cezası yazısına, sınır dışı sebeplerinin tam listesi için sınır dışı (deport) kararı: sebepler ve istisnalar yazısına bakınız.

Danıştay Kodun Dayanağını Nasıl Denetler?

Gerekçesiz İşlem Ayakta Kalmaz

Giriş yasağı işlemlerinde idarenin takdir yetkisi geniştir; ancak bu yetki denetim dışı ya da gerekçesiz değildir. Danıştay 10. Dairesi, takdir yetkisinin varlığını teslim eder:

“Diğer taraftan yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişlerinin yasaklanması konusunda idareye geniş takdir yetkisi tanındığı açıktır.”

(Danıştay 10. Daire, E. 2021/1714, K. 2023/1215, T. 14.03.2023)

Ancak aynı kararda Daire, bu yetkinin somut gerekçeyle kullanılması gerektiğini vurgulamış; işlemin hangi isnada dayandığını ve kişinin ne derece tehdit oluşturduğunu değerlendirmeyen ilk derece kararını yetersiz bulmuştur:

“İdare Mahkemesi kararında, yurda giriş yasağı kararı alınmasına neden olan isnatlar, bunlar üzerine yapılmış olan işlemler ile safahatlarına ilişkin hiçbir ayrıntıya yer verilmediği ve kamu düzeni ve güvenliği açısından nasıl ve ne derecede bir tehdit oluşturduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.”

(Danıştay 10. Daire, E. 2021/1714, K. 2023/1215, T. 14.03.2023)

Bu kararda Daire, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararını bozmuş ve davacının temyiz istemini kabul etmiştir.

Ara Karar: Gizli Yazının Arkasında Ne Var?

Denetimin nasıl işlediğini en açık gösteren karar 2024 tarihlidir. Dosyada giriş yasağının dayanağı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının gizli yazılarıydı. Daire, bu yazıları ve işlemin dayanağını ara kararla ilgili idarelerden istemiş; gelen cevaplar karşısında şu tespiti yapmıştır:

“anılan idareler tarafından verilen ara kararı cevaplarında davacı hakkında tahdit kodu konulmasına gerekçe teşkil edecek somut bilgi ve belge sunulamadığı”

(Danıştay 10. Daire, E. 2020/4631, K. 2024/5214, T. 21.11.2024 — BOZULMASINA)

Aynı yargılama sırasında idare, davacı hakkındaki tüm G-87 kodlarının kaldırıldığını ve aktif bir G-87 kaydı bulunmadığını bildirmiştir. Daire, davanın reddine ilişkin kararı bu nedenle bozmuştur:

“Bu durumda davacı hakkındaki tahdit kodlarının hangi gerekçeler ile kaldırıldığı da araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup, davanın reddi yönünde verilen … İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”

(Danıştay 10. Daire, E. 2020/4631, K. 2024/5214, T. 21.11.2024 — BOZULMASINA)

Bu karardan üç pratik çıkarım yapılabilir. Birincisi, kaydın gizli bir yazıya dayanması denetimi kapatmaz; mahkeme dayanağı isteyebilir. İkincisi, kayıt yargılama sırasında idarece kaldırılabilir; bu, m.9/6 yolunun kâğıt üzerinde kalmadığını gösterir. Üçüncüsü, kaydın kaldırılmış olması davayı kendiliğinden konusuz bırakmaz; Daire, kodların hangi gerekçeyle kaldırıldığının da araştırılmasını istemiştir.

Yasağın Hiç Konmaması Mümkün mü? (m.9/4-5)

Konulmuş bir yasağı kaldırmak, konulmasını önlemekten her zaman zordur. Kanun, ihlal fark edilmeden kendi iradesiyle çıkış yapan yabancı için ayrı bir kapı bırakır:

“Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılara, idari para cezalarını ödemiş olmaları ve Bakanlıkça belirlenen ihlal sürelerini aşmamaları kaydıyla, Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmayabilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.9)

Fıkranın üç şartı birlikte aranır: başvuru tespitten önce yapılmış olmalı, idari para cezası ödenmiş olmalı ve Bakanlıkça belirlenen ihlal süresi aşılmamış olmalıdır. Sıralama belirleyicidir. Kolluk ihlali tespit ettikten sonra yapılan başvuru bu fıkranın kapsamına girmez.

İkinci kapı, terke davet usulüdür:

“56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.9)

Her iki fıkrada da kanunun kullandığı ifade **“alınmayabilir”**dir, “alınmaz” değil. Yani bu bir hak değil, idarenin takdir alanıdır: şartların sağlanması yasağın konmamasını mümkün kılar, kendiliğinden garanti etmez. Bu nedenle şartların sağlandığı belgeyle ortaya konmalıdır.

Üçüncü olarak, yasak yerine daha hafif bir tedbir de uygulanabilir: kanun, kabulün ön izin şartına bağlanmasına imkân tanır (m.9/7); kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı sebebiyle Genel Müdürlükçe, idari para cezaları ve kamu alacakları sebebiyle ise valiliklerce.

Meşruhatlı Vize Nedir, Nasıl Alınır?

Kendisine vize verilmeyecek yabancılar arasında sayılan bir kişinin girişi tümüyle kapalı değildir. Kanun, listede olmasına rağmen vize verilmesine imkân tanıyan bir istisna içerir:

“Bu madde kapsamında olmasına rağmen vize verilmesinde yarar görülenlere Bakanın onayıyla vize verilebilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.15/2 — Vize verilmeyecek yabancılar)

Uygulamada bu yolla verilen, üzerinde açıklama veya şerh taşıyan vizeler için “meşruhatlı vize” denmektedir. Bu terimin kanunda karşılığı yoktur; mevzuat taramasında “meşruhatlı vize” ibaresi geçen bir hüküm bulunmamaktadır. Hukuken dayanak, yukarıdaki m.15/2 istisnasıdır.

Maddenin lafzından çıkan iki sınır önemlidir:

  • Bu bir hak değil, takdirdir. Hüküm “verilir” değil “verilebilir” der ve şartı “vize verilmesinde yarar görülen” hâllerle sınırlar. Başvuranın şartları taşıması sonucu garanti etmez.
  • Yetki Bakandadır. Karar konsolosluk veya valilik düzeyinde değil, Bakan onayıyla alınır.

Bu istisnanın giriş yasağıyla bağı m.7’de kurulmuştur: kabul edilemeyen yolcu kapsamına alınacaklar sayılırken “15 inci maddenin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla” denilmiştir. Yani m.15/2 kapsamında vize almış bir yabancı, aksi hâlde geri çevrilecek olmasına rağmen bu sebeple geri çevrilmez.

Bu yol, tahdit kodunun kaldırılması anlamına gelmez. Kod ve giriş yasağı işlemi yerinde kalır; yalnızca somut bir seyahat için giriş imkânı doğar. Kodun kendisini hedefleyen yol, yukarıda anlatılan iptal davasıdır.

İnad Yolcu Ne Demek?

Havacılık uygulamasında, giriş şartlarını taşımadığı için ülkeye kabul edilmeyip geldiği yere geri gönderilen yolcu “inad yolcu” olarak anılır. Terim mevzuat dili değildir; kanundaki karşılığı 6458 sayılı Kanun m.7’deki kabul edilemeyen yolcu kavramıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarında bu aşama, kişi hakkında “kabul edilemez yolcu formu” düzenlenmesi olarak geçmektedir.

Ayrım pratikte önemlidir: inad yolcu işlemi sınır dışı etme kararı değildir, dolayısıyla m.53/3’teki yedi günlük özel süre ve kesinlik kuralı bu işleme doğrudan uygulanmaz. Kişi hakkında ayrıca bir giriş yasağı tesis edilmişse, dava o işleme karşı ve genel idari yargılama usulüne göre açılır.

Aile Hayatı Ekseni: Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

Tahdit kodu nedeniyle Türkiye’ye girişi engellenen veya ikamet izni uzatılmayan bir yabancının Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, hangi hakka dayandığına göre değişir. Mahkeme, devletin takdir yetkisini teslim etmekle birlikte sınırını da çizer:

“Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin yabancıları ülkeye kabul etme veya ülkede ikamet etmelerine izin verme bakımından takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu edilebilmesi mümkündür”

(Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru), B. No: 2020/21147, K.T. 24.10.2024)

Aynı kararda Mahkeme başvuruyu haklara göre ayrıştırmıştır:

İleri sürülen hakKabul edilebilirlik
Aile hayatına saygı (Anayasa m.20)Kabul edilebilir (oybirliği)
Adil yargılanmaKabul edilemez — konu bakımından yetkisizlik
Din özgürlüğüKabul edilemez — açıkça dayanaktan yoksun
MülkiyetKabul edilemez — açıkça dayanaktan yoksun

Adil yargılanma ekseni bu uyuşmazlıklarda kapalıdır; aile hayatı ekseni ise esastan incelenir.

Ölçüt: “Yeterli ve Ciddi Bilgi” Standardı

Aile hayatı ekseninde sonucu belirleyen ölçüt, öncü kararlarda konmuştur ve gizli istihbarat ile yargısal denetim arasındaki dengeyi kurar:

“Millî güvenliğin korunması için yürütülen istihbarat faaliyetlerinde elde edilen bilgi ve belgelerin gizliliğinin korunmasının önemi tartışmasızdır. Bu nedenle bir yabancının özellikle terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarından kişiyle ilgili ceza yargılaması yürütülmesi veya mahkûmiyet kararı bulunması yahut elde edilen gizli nitelikte tüm bilgi ve belgeleri yargı mercilerine sunmaları gibi yüksek bir ispat standardı yükümlülüğü beklenemez. Ancak kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri de yeterli değildir.”

(Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru), B. No: 2018/36516, K.T. 15.03.2022)

Bu paragraf iki yönlü bir sınır çizer. İdareden her şeyi ifşa etmesi beklenemez; ama soyut iddia da yetmez. Aradaki eşik, kamu makamlarının yargı mercilerine “yeterli ve ciddi bilgi” sunmasıdır. Anayasa Mahkemesi 2026 tarihli bir kararında aynı ölçütü yinelemiş ve yargı makamlarına da bir yükümlülük yüklemiştir:

“Bir yabancının terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir. Yargılama makamlarının da kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur”

(Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru), B. No: 2021/14332, K.T. 28.01.2026 — İHLAL, oyçokluğu)

Bu kararda Mahkeme, G-82 kodlu giriş yasağına ilişkin başvuruda aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlal gerekçesi, yasağın kendisi değil dengelemenin hiç yapılmamış olmasıdır:

“Bu itibarla somut olayda Bölge İdare Mahkemesi kararında yer verilen gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında yeterli olmadığı, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması hususundaki kamusal menfaat ile başvurucunun aile hayatına saygı hakkı arasında bir dengeleme yapılmadığı gibi kararda yer verilen unsurların bu dengelemeye imkân verecek kadar ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür.”

(Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru), B. No: 2021/14332, K.T. 28.01.2026 — İHLAL, oyçokluğu)

Dürüst Sınır: İhlal Kararı Sonucu Garanti Etmez

Üç noktanın birlikte okunması gerekir.

Birincisi, ihlal kararı davayı kazandırmaz. Anayasa Mahkemesi kararında bunu açıkça belirtir: ihlal kararından Mahkemenin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılamaz. Sonuç, yeniden yapılacak yargılamada belirlenir.

İkincisi, bu kararlar oybirliğiyle alınmamaktadır. 2026 tarihli karar oyçokluğuyla verilmiştir; karşı oyda, başvurucunun aile hayatına ilişkin iddialarını yeterince temellendiremediği, eşiyle başka bir ülkede yaşamalarında ciddi bir engel bulunduğunu ortaya koyamadığı belirtilmiştir. Yani ölçüt uygulanırken başvurucunun ispat yükü de tartışılmaktadır.

Üçüncüsü, aynı eksende ihlal bulunmayan kararlar da vardır. Yukarıda anılan 2020/21147 sayılı başvuruda Mahkeme, aile hayatına saygı hakkı yönünden incelemeyi kabul edilebilir bulmuş, ancak esastan yaptığı incelemede hakkın ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir. İki sonucu ayıran şey yasağın varlığı değil, derece mahkemesinin dengelemeyi yapıp yapmadığı ve gerekçesini gösterip göstermediğidir.

Anayasa Mahkemesi benzer bir “çekirdek alan” yaklaşımını vatandaşlığa kabul talebinin reddinde de uygulamaktadır; ayrıntı için vatandaşlık başvurusunun reddi ve yargı yolu yazısına bakabilirsiniz. İdari gözetim altına alınma ve geri gönderme merkezindeki haklar için geri gönderme merkezi nedir yazısı ayrıca ele almaktadır. Gözetim kararının kendisine karşı izlenecek yol ise farklıdır; bkz. idari gözetim kararı nedir, nasıl itiraz edilir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Yedi günlük süreyi kaçırmak. Sınır dışı kararına itiraz süresi kısadır ve tebliğle başlar; on beş günlük mahkeme süresiyle karıştırılıp geç kalınmamalıdır.
  • Yanlış yargı koluna başvurmak. Uyuşmazlık idari işleme ilişkindir; adli yargıda (asliye hukuk/ceza) değil, idare mahkemesinde dava açılır.
  • Soyut “kod” üzerine dava açmak. Dava, koda dayanılarak tesis edilen işlemin (giriş yasağı veya sınır dışı) iptali istemiyle açılır; kodun kendisi değil, sonucu doğuran işlem denetlenir.
  • İnternetteki kod listelerine hukuki kaynak muamelesi yapmak. Kod karşılıkları idari uygulamadır; kaynağı gösterilebilen karşılıklar bile o dosyadaki idari açıklamanın karara geçmiş hâlidir, genel bir kural değildir.
  • İşlemin dayanağını sormamak. Danıştay içtihadı gerekçe arar ve gerektiğinde ara kararla ilgili kurumlardan bilgi ve belge ister; işlemin hangi somut isnada dayandığının netleştirilmesi, iptal davasının temelidir.
  • Tek bir kaydın kaldırılmasını yeterli saymak. Kayıtlar birikir ve farklı tarihlerde ayrı kodlarla girilebilir; bir kaydın kaldırılması diğerlerini etkilemez.
  • Bireysel başvuruda aile hayatı iddiasını belgelemeden ileri sürmek. Karşı oy gerekçelerinde görüldüğü üzere, aile bağının gücü ve başka ülkede yaşama imkânının bulunmadığı belgelenmezse iddia temellendirilmemiş sayılabilir.

Özet

Tahdit kodu bir kayıt işaretidir; kararlarda tahdit kaydı olarak da geçer. Hukuki sonucu, ona dayanan giriş yasağı (6458 sayılı Kanun m.9) veya sınır dışı (m.54) işlemidir ve dava o işleme karşı idare mahkemesinde açılır. Sınır dışı kararında süre tebliğden itibaren yedi gündür (m.53/3, 2024 değişikliği) ve o karar kesindir; giriş yasağında ise istinaf ve temyiz yolu açık olduğundan ölçütleri Danıştay 10. Dairesi belirler.

Yayımlanmış bir kod listesi yoktur; yalnız bazı kodların karşılığı karar metinlerine geçmiştir ve bu karşılıklar genel kural değil, o dosyadaki idari açıklamadır. İdare geniş takdir yetkisine sahiptir, fakat bu yetki gerekçesiz kullanılamaz: Danıştay kaydın dayanağını ara kararla isteyebilir ve somut bilgi sunulamadığında denetlemeyen kararları bozar. Anayasa Mahkemesi de aile hayatı ekseninde, idareden “yeterli ve ciddi bilgi”, derece mahkemesinden ise dengeleme ve gerekçe arar. Her dosyada kodun dayanağı ayrıca tespit edilmeli ve süre, güncel kanun metnine göre hesaplanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tahdit kodu ne anlama gelir?

Tahdit kodu, bir yabancının Göç İdaresi Başkanlığı ve emniyet kayıtlarında hakkında bir kısıtlama bulunduğunu gösteren idari bir işarettir. Kodlar (V, G, Ç, K, N, O, Y serileri) idari uygulamada kullanılır; her biri farklı bir sonuca (giriş yasağı, ikamet izni reddi, sınır dışı süreci) bağlanabilir. Kodların anlamları yayımlanmış bir kanun veya yönetmelikte tek tek sayılmaz.

Tahdit kodları nelerdir?

Yayımlanmış ve resmî bir tahdit kodu listesi yoktur; internette dolaşan listeler idari uygulamadan derlenmiştir ve hukuki kaynak değildir. Buna karşılık bazı kodların karşılığı, Danıştay ve Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarının metnine geçmiştir. Bu yazıda yalnız kaynağı gösterilebilen kodlar tablo hâlinde verilmiştir: G-87, G-82, G-78, V-71, V-87, V-157 ve A-99.

Tahdit kaydı ile tahdit kodu aynı şey mi?

Uygulamada aynı şeyi anlatırlar. Kararların bir kısmı "tahdit kaydı", bir kısmı "tahdit kodu" der; bazı kararlar ikisini aynı cümlede kullanır. Hukuken önemli olan adlandırma değil, kayda dayanılarak tesis edilen işlemdir: giriş yasağı, ikamet izni reddi veya sınır dışı etme kararı. Dava da o işleme karşı açılır.

Tahdit kodu nasıl öğrenilir?

Kayıt genellikle sınır kapısında girişin engellenmesi, ikamet izni başvurusunun reddi ya da sınır dışı işleminin tebliği sırasında ortaya çıkar. Kodun ve dayanağının netleştirilmesi için Göç İdaresi Başkanlığına başvurularak işleme ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılması, olası bir iptal davasının ilk adımıdır. Kaydın kendisini gösteren kamuya açık bir sorgulama ekranı bulunmamaktadır.

G-87 tahdit kodu ne anlama gelir?

Danıştay 10. Dairesinin 21.11.2024 tarihli kararında, dosyada belirtildiği üzere G-87 kodunun "Genel Güvenlik" karşılığını taşıdığı ve Türkiye'ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında giriş yasağı alınmasında esas alınan veri girişi kodu olduğu aktarılmıştır. Bu, mahkemenin koyduğu soyut bir kural değil, o dosyadaki idari açıklamanın karara geçmiş hâlidir.

Tahdit kodu ile giriş yasağı aynı şey mi?

Değildir ama bağlantılıdır. Tahdit kodu bir kayıttır; bu kaydın hukuki karşılığı çoğu zaman 6458 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanan bir Türkiye'ye giriş yasağı işlemidir. Dava, çoğunlukla soyut "kod" üzerine değil, o koda dayanılarak tesis edilen giriş yasağı veya sınır dışı işleminin iptali istemiyle açılır.

Tahdit kodu kaç yıl sürer?

Sürenin dayanağı giriş yasağıdır. 6458 sayılı Kanun m.9/3'e göre Türkiye'ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır; kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit hâlinde Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir. Yani azami süre kural olarak beş, istisnaen toplam on beş yıla kadar çıkabilir.

Tahdit kodu kaldırılabilir mi?

Evet. İki yol vardır. İdari yolda Göç İdaresi Genel Müdürlüğü giriş yasağını kaldırabilir (m.9/6). Yargı yolunda ise koda dayanan giriş yasağı veya sınır dışı işleminin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açılır. İki yol birbirini dışlamaz; idari başvurunun reddi hâlinde yargı yolu açıktır. Danıştay önündeki bir dosyada, yargılama sürerken idare davacı hakkındaki tüm G-87 kodlarını kaldırdığını bildirmiştir.

Sınır dışı kararına kaç günde itiraz edilir?

6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Bu yedi günlük süre yabancının dava açma süresidir; mahkemenin kararını on beş gün içinde vermesi ise ayrı bir kuraldır. İkisi karıştırılmamalıdır.

Sınır dışı davası açınca kişi sınır dışı edilir mi?

Kural olarak edilmez. 6458 sayılı Kanun m.53/3'ün son cümlesine göre, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Bu, davanın en önemli pratik sonucudur.

Giriş yasağı davası hangi mahkemede açılır?

Yetkili ve görevli mahkeme idare mahkemesidir; adli yargı (asliye hukuk/ceza) değil. Uyuşmazlık idari bir işlemin iptaline ilişkin olduğu için idari yargı görevlidir. Sınır dışı işlemlerinde 6458 sayılı Kanun m.53/3 özel olarak idare mahkemesini ve yedi günlük süreyi öngörür.

Giriş yasağı davasında idare mahkemesinin kararı kesin midir?

Sınır dışı etme kararına itirazda idare mahkemesinin kararı kesindir (m.53/3). Giriş yasağı işlemine karşı açılan davada ise böyle bir özel hüküm yoktur; genel idari yargılama usulü uygulanır, yani istinaf ve temyiz yolu açıktır. Bu nedenle giriş yasağı uyuşmazlıklarında Danıştay kararları belirleyici olur.

Meşruhatlı vize nedir?

Uygulamada, hakkında kısıtlama bulunmasına rağmen üzerinde açıklama veya şerh taşıyan bir vizeyle girişe izin verilmesine meşruhatlı vize denir. Bu terimin kanunda karşılığı yoktur. Hukuki dayanak 6458 sayılı Kanun m.15/2'dir: bu madde kapsamında olmasına rağmen vize verilmesinde yarar görülenlere Bakanın onayıyla vize verilebilir. Bir hak değil, takdir yetkisidir.

İnad yolcu ne demek?

Havacılık uygulamasında, giriş şartlarını taşımadığı için ülkeye kabul edilmeyip geldiği yere geri gönderilen yolcuya inad yolcu denir. Kanundaki karşılığı 6458 sayılı Kanun m.7'deki "kabul edilemeyen yolcu" kavramıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarında bu işlem "kabul edilemez yolcu formu" düzenlenmesi olarak anılmaktadır.

Danıştay giriş yasağı işlemlerini nasıl denetliyor?

Danıştay 10. Dairesi, idareye giriş yasağı konusunda geniş takdir yetkisi tanındığını kabul etmekle birlikte, bu yetkinin gerekçesiz kullanılamayacağını vurgular. Daire, kodun dayanağını öğrenmek için ara kararla ilgili kurumlardan bilgi ve belge istemekte; somut bilgi ve belge sunulamadığı hâllerde bunu denetlemeyen ilk derece kararlarını bozmaktadır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İkamet ve çalışma izni, sınır dışı etme ve tahdit kaydı ile Türk vatandaşlığına geçiş başvurularını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Yabancılar Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp