Yabancılar Hukuku

Uluslararası Koruma (İltica): Türleri ve Başvuru

Uluslararası koruma (iltica) nedir, kaç türü vardır? Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statüleri; uluslararası korumadan hariçte tutulma, başvuru usulü, idari gözetim ve ret kararına itiraz; yürürlükteki 6458 sayılı Kanun maddeleri ve Danıştay/Anayasa Mahkemesi kararlarıyla.

8 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Bekleme salonunda oturan yolcu
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Halk arasında “iltica” denen kavram, hukukta uluslararası koruma olarak düzenlenir. 6458 sayılı Kanun üç statü tanır: mülteci (m.61 — yalnızca Avrupa’daki olaylar), şartlı mülteci (m.62 — Avrupa dışı olaylar) ve ikincil koruma (m.63 — dönüşte ölüm/işkence/çatışma riski). Bazı kişiler şartları taşısa dahi korumanın dışında tutulur (m.64). Başvuru valiliklere bizzat yapılır (m.65); başvuru sahibi yalnız bu nedenle idari gözetime alınamaz (m.68). Ret hâlinde on gün içinde Komisyona itiraz veya bazı kararlarda doğrudan idare mahkemesine dava yolu işletilir (m.80).

Bu Durumda mısınız?

Bu rehber şunları ilgilendirir:

  • Menşe ülkesinde zulüm veya ciddi zarar riski nedeniyle Türkiye’ye sığınan yabancılar,
  • Hangi statüye (mülteci/şartlı mülteci/ikincil koruma) başvuracağını bilmeyen sığınmacılar,
  • Süreç içinde idari gözetim altına alınan veya alınma riski bulunanlar,
  • Koruma başvurusu reddedilen ve itiraz/dava yolunu arayanlar,
  • Bu kişilere destek veren yakınları ve kurumlar.

Uluslararası Koruma Nedir?

6458 sayılı Kanun’da “uluslararası koruma”, mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünü ifade eder. Türkiye, Cenevre Sözleşmesi’ne coğrafi çekince koyarak taraf olmuştur; bu nedenle “mülteci” sıfatı yalnızca Avrupa’da meydana gelen olaylara bağlıdır. Üç statünün ortak noktası, kişinin menşe veya ikamet ülkesine dönmesi hâlinde karşılaşacağı riske dayanmasıdır; ayrım riskin sebebine ve coğrafyasına göre yapılır.

Mülteci (m.61)

Mülteci statüsünün ilk koşulu coğrafyadır:

6458 sayılı YUKK m.61 — Mülteci

“(1) Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında mülteci statüsü verilir.”

Kilit ifade “Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar” ibaresidir; bu coğrafi sınırlama nedeniyle “mülteci” statüsü uygulamada az sayıda başvurucuyu kapsar. Avrupa dışında gerçekleşen olaylar şartlı mülteci statüsüne tabidir.

Şartlı Mülteci (m.62)

6458 sayılı YUKK m.62 — Şartlı mülteci

“(1) Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.”

Tanım mülteciyle neredeyse birebir aynıdır; tek fark olayın Avrupa dışında meydana gelmesidir. Kanun, şartlı mültecinin üçüncü ülkeye yerleşene kadar yalnızca geçici bir izne sahip olduğunu da belirtir.

İkincil Koruma (m.63)

Mülteci veya şartlı mülteci sayılmayan kişiler için üçüncü bir statü daha vardır; burada ölçüt zulüm değil, dönüşteki ciddi zarar riskidir:

6458 sayılı YUKK m.63 — İkincil koruma

“(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.”

İkincil koruma, zulüm sebeplerine değil, geri gönderilme hâlindeki objektif zarar riskine dayanır; özellikle silahlı çatışma bölgelerinden gelen başvurucular bakımından önem taşır.

Uluslararası Korumadan Hariçte Tutulma (m.64)

Şartları taşısa dahi bazı kişiler korumanın tamamen dışında tutulur:

6458 sayılı YUKK m.64 — Uluslararası korumanın haricinde tutulma

“(1) Başvuru sahibi; a) Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dışında, diğer bir Birleşmiş Milletler organı veya örgütünden hâlen koruma veya yardım görüyorsa, b) İkamet ettiği ülke yetkili makamlarınca, o ülke vatandaşlarının sahip bulundukları hak ve yükümlülüklere sahip olarak tanınıyorsa, c) Sözleşmenin 1 inci maddesinin (F) fıkrasında belirtilen fiillerden suçlu olduğuna dair ciddi kanaat varsa, uluslararası korumadan hariçte tutulur.”

(a)-(b) bentleri başka bir korumadan zaten yararlananları, (c) bendi Cenevre Sözleşmesi 1(F)‘de sayılan ağır fiillerden sorumlu olduğuna dair ciddi kanaat bulunanları kapsar. Kanun ayrıca kamu düzeni/güvenliği tehdidi oluşturan veya yalnızca bir suçun cezasından kaçmak için ülkesini terk edenleri ikincil korumadan da ayrıca hariçte tutar (m.64/5); bu kişiye özgüdür, aile üyelerine yansımaz (m.64/6).

İdari Yargı Uygulaması: Her Tehlike Koruma Sebebi Değildir

Statü tanımlarının ortak çekirdeği, zulmün belirli bir sebebe bağlı olmasıdır: ırk, din, milliyet, belirli bir toplumsal gruba üyelik veya siyasi düşünce. Tehlike gerçek olsa bile sebebi bu listeye girmiyorsa statü doğmaz. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, akrabalar arasındaki husumete dayanan bir dosyada bunu açıkça ortaya koymuştur:

“Davacının menşe ülkesinden akrabaları ile aralarında olan kişisel husumet yüzünden ayrıldığı mülakatındaki beyanları ile sabit olup, bu hususun, ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle ülkesine iade edildiği takdirde zulme uğrayacağını haklı kılacak bir sebep olarak değerlendirilemeyeceği ve ülkesine dönmemesinin bu nedenle zulüm görme ve baskı korkusundan kaynaklanmadığı görüldüğünden, durumunun, şartlı mülteci statüsüne uymadığı”

(Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/873, K. 2022/2588, T. 22.09.2022 — bozma)

Yani kan davası, aile içi husumet veya kişisel tehdit gibi sebepler, ne kadar ciddi olursa olsun sözleşme sebeplerinden birine bağlanamıyorsa şartlı mülteci statüsü doğurmaz. Bu tür dosyalarda değerlendirilmesi gereken ayrı bir eksen, yukarıdaki ikincil koruma (m.63) şartlarının oluşup oluşmadığıdır. Orada ölçüt zulmün sebebi değil, ölüm cezası, işkence veya yaygın şiddet riskidir.

Aynı karar, usul bakımından da bir uyarı taşır. Başvuru ve mülakat aşamasında hiç dile getirilmeyen bir iddianın sonradan dava dilekçesinde ortaya çıkması, mahkemece tutarlılık sorunu olarak değerlendirilmiştir:

“başvuru ve mülakat aşamalarında ileri sürülmeyen bu hususun sonradan dava aşamasında ileri sürülmesinin tutarlı bulunmadığı ve davacının zulme maruz kalacağına yönelik gerçek bir risk durumunun olmadığı sonucuna varılmaktadır.”

(Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/873, K. 2022/2588, T. 22.09.2022 — bozma)

Pratik sonuç açıktır: koruma talebinin gerçek gerekçesi ilk mülakatta eksiksiz anlatılmalıdır. Mülakat bir formalite değil, dosyanın esasını oluşturan aşamadır; orada söylenmeyen bir sebebi dava aşamasında eklemek, iddiayı güçlendirmek yerine tutarlılığını zayıflatabilir. Mülakata avukatla hazırlanmak ve beyanları destekleyecek belgeleri baştan sunmak bu nedenle önemlidir.

Başvuru ve Usul (m.65, m.68)

Başvurunun yeri kanunda nettir:

6458 sayılı YUKK m.65 — Başvuru

“(1) Uluslararası koruma başvuruları valiliklere bizzat yapılır.”

Ülke içinde veya sınır kapısında kolluğa yapılan başvuru derhâl valiliğe bildirilir (m.65/2). Makul bir süre içinde kendiliğinden başvuranlar, yasa dışı giriş veya kalışlarının nedenini açıklamak kaydıyla bu yüzden cezalandırılmaz (m.65/4).

İdari gözetim konusunda kanun açık bir kural koyar:

6458 sayılı YUKK m.68 — Başvuru sahiplerinin idari gözetimi

“(1) Başvuru sahipleri, sadece uluslararası koruma başvurusunda bulunmalarından dolayı idari gözetim altına alınamaz.”

Gözetim ancak kimlik şüphesi, usulsüz giriş, başvurunun temelinin belirlenememesi veya kamu düzeni/güvenliği tehdidi gibi sınırlı hâllerde uygulanabilir (m.68/2) ve süresi en fazla otuz gündür (m.68/5). Sınır dışı sürecindeki gözetimden (m.57, altı ay + uzatmayla bir yıl) çok daha kısadır. Karara karşı sulh ceza hâkimine itiraz edilebilir; itiraz gözetimi durdurmaz (m.68/7). İtirazın usulü, süresi ve esastan incelenmemesi hâlinde izlenecek yol için idari gözetim kararına nasıl itiraz edildiği ayrı yazımızda ele alınmıştır. İdari gözetim ve geri gönderme merkezi hakkında ayrıntı ayrı yazımızdadır.

Ret ve İtiraz/Dava Yolu (m.80)

Ret ve itiraz yolu m.80’de düzenlenir:

6458 sayılı YUKK m.80 — İdari itiraz ve yargı yolu

“a) İlgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Ancak 68 inci, 72 nci ve 79 uncu maddelere göre verilen kararlara karşı sadece yargı yoluna başvurulabilir.”

Yani idari gözetim (m.68), kabul edilemez başvuru (m.72) ve hızlandırılmış değerlendirme (m.79) kararlarına karşı Komisyona değil, doğrudan idare mahkemesine dava açılır; diğer kararlarda önce on günlük Komisyon itirazı, olumsuz sonuçlanırsa on beş veya otuz gün içinde dava yolu işletilir (m.80/1-ç, d). İtiraz veya yargılama sonuçlanıncaya kadar kişi ülkede kalabilir (m.80/1-e).

Mahkemelerin ret kararını hangi ölçütle denetlediği belirleyicidir: başvuru sahibinin menşe ülkesindeki nesnel koşullar ve kendi öznel korkusu, mülakatta ortaya konan somut bilgi ve belgelere dayanılarak birlikte değerlendirilir. Yargı denetiminin bu ölçütü nasıl uyguladığına dair bir örnek, koruma başvurusu reddedilip sınır dışı edilmek istenen bir başvurucunun dosyasındaki Anayasa Mahkemesi kararıdır; idarenin risk değerlendirmesi yetersiz kaldığında kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmiştir:

“Bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede öldürüleceği veya kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşılaşacağına inanılması için esaslı gerekçeler bulunması durumunda artık devletin o kişiyi sınır dışı etmeme yükümlülüğünden söz etmek gerekir.”

(Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2023/26088, T. 19.03.2024 — yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine)

Somut olayda idare, başvurucunun din değiştirdiği iddiasını incelemiş ancak Türkiye’de sürdürdüğü dinî faaliyetlerin ayrı bir risk oluşturup oluşturmadığını hiç tartışmamış; Anayasa Mahkemesi bunu gerekli özenin gösterilmediği şeklinde değerlendirmiştir. Pratik ders: itiraz sırasında sonradan gelişen olgular da ayrıca ileri sürülmelidir. Sınır dışı kararına itiraz ve iptal davası hakkında ayrıntı ayrı yazımızdadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Her sığınmacıyı “mülteci” sanmak. Coğrafi sınırlama nedeniyle bu statü yalnızca Avrupa kaynaklı olaylara tanınır (m.61); Avrupa dışından gelenler şartlı mültecidir (m.62).
  • İkincil korumayı zulümle sınırlı sanmak. İkincil koruma zulüm değil, dönüşte ölüm/işkence/çatışma riskine dayanır (m.63).
  • Başvuru yapmanın otomatik gözetime yol açtığını sanmak. Başvuru sahibi yalnız bu nedenle idari gözetime alınamaz; gözetim istisnaidir ve en fazla otuz gün sürer (m.68).
  • Hariçte tutulma nedenlerini hafife almak. Ağır suç veya kamu düzeni tehdidi bulunan kişi, şartları taşısa dahi korumadan hariçte tutulur (m.64); değerlendirme kişiye özgüdür.
  • İtiraz mercisini karıştırmak. Genel kural, ret kararına on gün içinde Komisyona itirazdır; ama idari gözetim, kabul edilemez başvuru ve hızlandırılmış değerlendirme kararlarına karşı doğrudan idare mahkemesine gidilir (m.80).

Özet

“İltica”, hukukta uluslararası koruma olarak düzenlenir ve üç statü içerir: mülteci (m.61 — Avrupa kaynaklı olaylar), şartlı mülteci (m.62 — Avrupa dışı olaylar) ve ikincil koruma (m.63 — dönüşte ölüm/işkence/çatışma riski). Şartları taşısa dahi bazı kişiler korumanın dışında tutulur (m.64 — ağır suç, kamu düzeni tehdidi). Başvuru valiliklere bizzat yapılır (m.65); başvuru sahibi yalnız bu nedenle idari gözetime alınamaz, alınırsa süre en fazla otuz gündür (m.68). Ret kararına on gün içinde Komisyona itiraz veya kanunda sayılan istisnai kararlara karşı doğrudan idare mahkemesine dava yolu işletilir; süreç sonuçlanıncaya kadar kişi ülkede kalabilir (m.80). Yargı denetimi, nesnel ve öznel unsurların birlikte ve gerçek risk ölçütüyle değerlendirilmesini arar. Doğru statünün ve doğru itiraz yolunun baştan belirlenmesi, sürecin en kritik adımıdır.

İlgili yazılar: Sınır Dışı (Deport) Kararı: Sebepler ve İstisnalar · Geri Gönderme Merkezi Nedir? Haklar, Süreler ve İtiraz · Sınır Dışı Etme Kararına İtiraz ve İptal Davası

Sıkça Sorulan Sorular

İltica ile uluslararası koruma aynı şey mi?

Halk arasında 'iltica' denen kavram, hukukta uluslararası koruma başlığı altında düzenlenir. 6458 sayılı Kanun üç statü tanımlar: mülteci (m.61), şartlı mülteci (m.62) ve ikincil koruma (m.63). Kanun ayrıca bazı kişileri bu korumanın tamamen dışında tutar (m.64). Her statünün şartı, sağladığı haklar ve süreçteki konumu farklıdır.

Türkiye herkese mülteci statüsü verir mi?

Hayır. 6458 sayılı Kanun m.61'e göre mülteci statüsü yalnızca Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle zulüm korkusu taşıyanlara tanınır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da bu coğrafi sınırlamayı, Türkiye'nin Cenevre Sözleşmesi'ne çekince koyarak yalnızca Avrupa'dan gelenlere mülteci statüsü tanıdığını vurgulayarak teyit eder. Avrupa dışındaki olaylar nedeniyle gelenler m.62 kapsamında şartlı mülteci olarak değerlendirilir.

Şartlı mülteci ile mülteci arasındaki fark nedir?

Fark, olayın meydana geldiği coğrafyadır. 6458 sayılı Kanun m.61 mülteciyi Avrupa'daki olaylara, m.62 şartlı mülteciyi Avrupa dışındaki olaylara bağlar; zulüm sebepleri (ırk, din, tabiiyet, belli bir toplumsal gruba mensubiyet, siyasi düşünce) aynıdır. Şartlı mülteci, üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar Türkiye'de kalabilir (m.62).

İkincil koruma ne zaman verilir?

6458 sayılı Kanun m.63'e göre ikincil koruma, mülteci veya şartlı mülteci sayılmayan ancak menşe ülkesine dönerse ölüm cezası, işkence ya da silahlı çatışmada ayrım gözetmeyen şiddet nedeniyle ciddi tehditle karşılaşacak yabancıya verilir. Yani zulüm sebeplerine değil, dönüş hâlindeki ciddi zarar riskine dayanır.

Uluslararası korumadan hariçte tutulma ne demek?

6458 sayılı Kanun m.64'e göre bazı kişiler şartları taşısa dahi uluslararası korumadan hariçte tutulur: Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dışında başka bir BM organından koruma görenler, ikamet ettiği ülke vatandaşlarıyla eşit hak ve yükümlülükle tanınanlar ve Cenevre Sözleşmesi m.1(F)'de sayılan ağır fiillerden suçlu olduğuna dair ciddi kanaat bulunanlar.

Kamu düzeni açısından tehlikeli görülen biri ikincil korumadan da hariçte tutulabilir mi?

Evet. 6458 sayılı Kanun m.64/5'e göre kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehlike oluşturduğuna dair emare bulunanlar ile Türkiye'de işlenmesi hâlinde hapis cezası gerektiren bir suçu işleyip yalnızca bu suçun cezasından kaçmak için ülkesini terk edenler, ikincil korumadan da hariçte tutulur.

Uluslararası koruma başvurusu nereye yapılır?

6458 sayılı Kanun m.65'e göre uluslararası koruma başvuruları valiliklere bizzat yapılır. Başvuru ülke içinde veya sınır kapısında kolluğa yapılırsa derhâl valiliğe bildirilir ve işlemler valilikçe yürütülür (m.65/1-2).

Yasa dışı yollardan girip uluslararası koruma başvurusunda bulunan biri cezalandırılır mı?

Kural olarak hayır. 6458 sayılı Kanun m.65/4'e göre makul bir süre içinde kendiliğinden başvuranlar, yasa dışı giriş veya kalışlarının geçerli nedenlerini açıklamak kaydıyla, bu nedenle cezai işleme tabi tutulmaz.

Uluslararası koruma başvurusunda bulunan biri idari gözetim altına alınabilir mi?

Kural olarak hayır. 6458 sayılı Kanun m.68/1'e göre başvuru sahipleri, sadece uluslararası koruma başvurusunda bulunmalarından dolayı idari gözetim altına alınamaz; idari gözetim istisnai bir işlemdir ve ancak kimlik şüphesi, usulsüz giriş, başvurunun temelinin belirlenememesi veya kamu düzeni/güvenliği tehdidi gibi sınırlı hâllerde uygulanabilir (m.68/2). Süresi en fazla otuz gündür (m.68/5). Sınır dışı sürecindeki idari gözetimden (m.57, altı ay + uzatmayla azami bir yıl) farklı ve çok daha kısa bir süredir.

İdari gözetim kararına nasıl itiraz edilir?

6458 sayılı Kanun m.68/7'ye göre idari gözetim altına alınan kişi veya avukatı, karara karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru gözetimi durdurmaz; hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir.

Uluslararası koruma başvurusu reddedilirse ne yapılabilir?

6458 sayılı Kanun m.80'e göre ret kararına karşı kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. İdari gözetim (m.68), kabul edilemez başvuru (m.72) ve hızlandırılmış değerlendirme (m.79) kararlarına karşı ise Komisyona değil, doğrudan yetkili idare mahkemesine dava açılabilir. İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgilinin ülkede kalışına izin verilir (m.80/1-e).

Mahkemeler bir ret kararını incelerken hangi ölçütü uygular?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na göre başvuru sahibinin nesnel ve öznel durumları birlikte değerlendirilir; kötü muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk bulunup bulunmadığı esas alınır. Anayasa Mahkemesi de sınır dışı aşamasında, başvurucunun menşe ülkesindeki riskle ilgili somut iddialarının -Türkiye'de sürdürdüğü faaliyetler dahil- etkili biçimde araştırılmamasını kötü muamele yasağının ihlali saymıştır (B. No: 2023/26088, T. 19.03.2024).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İkamet ve çalışma izni, sınır dışı etme ve tahdit kaydı ile Türk vatandaşlığına geçiş başvurularını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Yabancılar Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp