
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Vekalet Sözleşmesi Nedir?
- Vekilin Yetkisi Nereye Kadar? Özel Yetki Gereken İşlemler
- Vekilin Borçları: Sadakat ve Özen
- Vekaleti Her Zaman Sona Erdirebilir misiniz? Azil ve İstifa
- Azil Kâğıt Üzerinde Bitmez: Vekilin Öğrenmesi Gerekir
- Ölüm, Ehliyet Kaybı ve İflas ile Sona Erme
- Hesap Sorma Hakkınız: Vekil Ne Vermek Zorunda?
- Vekil Hesap Vermedikçe Zamanaşımı İşlemeye Başlamaz
- Vekâlet Verenin de Borçları Vardır
- Vekilin Yetkisini Kötüye Kullanması
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Vekalet sözleşmesi, bir kişinin (vekilin), başka birinin (vekâlet verenin) bir işini görmeyi veya bir işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Günlük hayatta avukata iş takibi vermek, bir yakınına tapuda işlem için vekâlet çıkarmak gibi durumlar bu kapsamdadır. Vekilin yetkisi, sözleşmede açıkça yazılmamışsa işin niteliğine göre belirlenir; ancak dava açmak, taşınmaz devretmek, kefil olmak, bağışlamak gibi önemli işlemler için vekâletnamede özel (açık) yetki bulunması şarttır. Vekil, işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Taraflar vekâleti her zaman tek taraflı sona erdirebilir (azil/istifa); yalnızca uygun olmayan zamanda sona erdiren, karşı tarafın zararını giderir.
Bu Durumda mısınız?
- Bir yakınınıza tapu/banka/dava işlemleri için vekâlet vereceksiniz ve yetkinin kapsamını öğrenmek istiyorsunuz.
- Verdiğiniz vekâleti geri almak (azil) istiyorsunuz.
- Vekilin, verdiğiniz yetkiyi aşarak ya da kötüye kullanarak işlem yaptığını düşünüyorsunuz.
- Genel vekaletle taşınmaz satışı/kefalet gibi bir işlemin yapılıp yapılamayacağını soruyorsunuz.
- Vekâlet verenin ölümüyle vekâletin devam edip etmeyeceğini merak ediyorsunuz.
Bu soruların cevabı vekâletin kapsamına ve somut duruma göre değişir; bir avukata danışın.
Vekalet Sözleşmesi Nedir?
Vekalet, bir işin görülmesini veya bir işlemin yapılmasını konu alan bir iş görme sözleşmesidir:
6098 sayılı TBK m.502 — Tanımı
Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
Vekâlet, kural olarak ücret şartına bağlı değildir; vekil ancak sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanır (TBK m.502). Uygulamada avukatlık gibi mesleki vekâletlerde ücret kararlaştırılır.
Vekilin Yetkisi Nereye Kadar? Özel Yetki Gereken İşlemler
Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse işin niteliğine göre belirlenir ve işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri de kapsar (TBK m.504). Ancak kanun, sonuçları ağır olan bir grup işlem için özel (açık) yetki arar:
6098 sayılı TBK m.504 — Vekâletin kapsamı
Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.
Bu, uygulamada en çok gözden kaçan noktadır: genel bir vekaletle dava açmak, taşınmaz satmak/ipotek koymak, kefil olmak ya da bağış yapmak mümkün değildir. Bu işlemler için vekâletnamede ilgili yetkinin açıkça yer alması gerekir. Bu nedenle vekâletname çıkarılırken, hangi işlemler için yetki verildiği titizlikle belirlenmelidir.
Vekilin Borçları: Sadakat ve Özen
Vekil, kendisine bırakılan işi keyfî biçimde değil, vekâlet verenin yararına yürütmek zorundadır:
6098 sayılı TBK m.506 — Özen ve sadakat borcu
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekil, işi kural olarak bizzat ifa eder; ancak yetki verilmişse ya da durum zorunlu kılıyorsa işi başkasına yaptırabilir. Özen borcunun ölçüsü, benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken dikkattir (TBK m.506). Vekilin bu borca aykırı davranışı, vekâlet verene karşı sorumluluğunu doğurur.
Sadakat ve özenin somut yüzü talimata uymaktır:
6098 sayılı TBK m.505 — Talimata uygun ifa
Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz.
Maddenin son cümlesi sert bir sonuç taşır: talimattan izinsiz ayrılan vekil, işi görmüş olsa bile doğan zararı karşılamadıkça borcunu ifa etmiş sayılmaz. Bu nedenle vekâlet verenin talimatlarını yazılı vermesi, sonradan ispat bakımından belirleyici olabilir.
Vekaleti Her Zaman Sona Erdirebilir misiniz? Azil ve İstifa
Vekâlet, güvene dayalı bir ilişki olduğundan, taraflar ona her zaman son verebilir:
6098 sayılı TBK m.512 — Tek taraflı sona erdirme
Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Buna göre vekâlet veren vekili her zaman azledebilir, vekil de her zaman istifa edebilir; üstelik kural olarak bir sebep göstermek zorunlu değildir. Tek sınır şudur: sona erdirme uygun olmayan bir zamanda yapılır ve karşı tarafı zarara uğratırsa, sona erdiren taraf bu zararı gidermekle yükümlü olur.
Azil Kâğıt Üzerinde Bitmez: Vekilin Öğrenmesi Gerekir
Azil kararını vermek yetmez. Kanun, vekil durumu öğrenene kadar yaptığı işleri hâlâ vekâlet verene bağlar:
6098 sayılı TBK m.514 — Sona ermenin hükümleri
Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur.
Bu hüküm, azlin en çok gözden kaçan yüzüdür. Maddenin bağladığı olgu azilnamenin düzenlenmesi değil, vekilin sona ermeyi öğrenmesidir. Bu nedenle azilnamenin vekile tebliği ve tebliğ tarihinin belgelenmesi pratikte önem taşır; aksi hâlde vekilin bu arada yaptığı işlemlerden vekâlet veren “sözleşme devam ediyormuş gibi” sorumlu kalır.
Aynı kural mirasçılar bakımından da işler: vekâlet verenin ölümüyle vekâlet kural olarak sona erse de (TBK m.513), vekil ölümü öğrenmeden yaptığı işlerden mirasçılar sorumlu olur. Bu nedenle ölüm hâlinde de vekile bildirim yapılması pratikte belirleyicidir.
Azil, vekilin bilgi verme borcunu da sona erdirmez. Yargıtay bu borcu sözleşmenin kurulmasına bağlar ve azil, istifa ya da görevin devri hâlinde dahi sürdürür:
“Vekilin bilgi verme borcu vekâlet sözleşmesinin kurulması ile doğar. Vekil vekâlet sözleşmesini yerine getirmeden vekâletten çekilse veya azledilse yahut vekâlet görevi bir başka kişiye devredilse dahi vekilin gerekli bilgileri zaman geçirmeden vekil edene ulaştırması zorunludur. Vekilin bilgi verme borcu başladığı işleri yürüttüğü sırada ve sona ermesinde de devam etmektedir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2239, K. 2025/5785, T. 01.12.2025 — vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak; onama)
Pratik karşılığı şudur: azledilen vekil, vekilliğinin sona ermiş olmasını gerekçe göstererek elindeki bilgileri vermekten kaçınamaz.
Ölüm, Ehliyet Kaybı ve İflas ile Sona Erme
Vekâlet, tarafların kişiliğine bağlı olduğundan bazı olaylarla kendiliğinden sona erer:
6098 sayılı TBK m.513 — Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas
Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.
Yani vekâlet verenin (veya vekilin) ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası hâlinde vekâlet kural olarak sona erer. Ancak vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekil, gerekli işleri geçici olarak görmeye devam edebilir (TBK m.513).
Sözleşmenin sona ermesi, vekilin geçmişe dönük hesabını ortadan kaldırmaz. Yargıtay hesap verme borcunun mirasçılara karşı da sürdüğünü kabul eder:
“Diğer taraftan, vekâlet sözleşmesi ölümle son bulmakta ise de vekilin hesap verme borcu, müvekkil ölürse, müvekkilin mirasçılarına karşı dahi devam etmektedir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3482, K. 2025/4071, T. 16.09.2025 — vekaleten satılan taşınmazın bedelinin tahsili; bozma)
Buna göre murisin vekiline, muris adına yürüttüğü işin hesabını mirasçılar da sorabilir.
Hesap Sorma Hakkınız: Vekil Ne Vermek Zorunda?
Sayfanın buraya kadarki kısmı vekilin nasıl çalışacağını anlatıyor. Ancak vekâlet verenin elindeki en somut araç ayrı bir maddede durur ve uygulamada çoğu kişi varlığını bilmez:
6098 sayılı TBK m.508 — Hesap verme
Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür.
Maddede üç ayrı yükümlülük vardır ve üçü de talep edilebilir niteliktedir:
| Yükümlülük | Kapsamı |
|---|---|
| Hesap verme | Yürütülen işin hesabı — vekâlet verenin istemi üzerine |
| Aldıklarını verme | Vekâletle ilişkili olarak alınan her şey (tahsil edilen para, belge, eşya) |
| Faiz | Teslimde geciktiği paranın faizi |
Bu, “vekilim ne yaptı, parayı ne yaptı?” sorusunun kanundaki karşılığıdır. Talebin yazılı yapılması hem maddedeki istemi belgeler hem de gecikme tarihini sabitler.
Ancak Yargıtay, hesap vermeyi yalnızca talebe bağlı bir borç saymaz; satış gibi sonuç doğuran bir işlem tamamlandığında vekilin kendiliğinden hesap vermesi beklenir:
“Bunun yanında, yukarıda anlatılan ilkeler ışığında ve vekil edenin hesap sorma ve vekilin de hesap verme unsurunun özellikleri dikkate alındığında, vekilin, vekil edenin hesap sormasını beklemeden, taşınmazın satıldığı anda derhal kendiliğinden hesap vermesi ve vekil edeni konudan haber edip, ibra olması ve böylece bu alacak için vekil eden açısından zamanaşımının işlemeye başlamasını sağlaması gerekir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2239, K. 2025/5785, T. 01.12.2025 — vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak; onama)
Bu ayrım ispat yüküne de yansır. Vekâlet verenin, vekilin hesap vermediğini kanıtlaması gerekmez; hesap verdiğini ve aldıklarını teslim ettiğini ortaya koymak vekile düşer:
“TBK’nın 508. maddesi hükmünce, vekilin vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme yükümlülüğü gereği davalı vekil, satış bedelini aldıktan sonra davacıya ödeme yaptığını ispatla mükelleftir. Başka bir deyişle, davada ispat yükü vekil olan davalıdadır.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3482, K. 2025/4071, T. 16.09.2025 — vekaleten satılan taşınmazın bedelinin tahsili; bozma)
Vekil Hesap Vermedikçe Zamanaşımı İşlemeye Başlamaz
Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir:
6098 sayılı TBK m.147 — Beş yıllık zamanaşımı
Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: … 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.
Burada belirleyici olan sürenin uzunluğu değil, ne zaman başladığıdır:
“Bu nedenle de zamanaşımı vekalet ilişkisi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle zamanaşımı vekalet ilişkisinin istifa, azil, ölüm vs. gibi sebeplerle son bulması ya da vekilin hesap vermesi ile işlemeye başlar.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3482, K. 2025/4071, T. 16.09.2025 — vekaleten satılan taşınmazın bedelinin tahsili; bozma)
Buna göre aradan uzun süre geçmiş olsa bile, vekâlet ilişkisi sürüyorsa ve vekil hesap vermemişse süre henüz işlemeye başlamamıştır. Sürenin başlamasını sağlayan olay, vekilin hesap vermesi ya da ilişkinin istifa, azil veya ölümle son bulmasıdır.
Vekâlet Verenin de Borçları Vardır
İlişki tek yönlü değildir; vekil de vekâlet verenden isteyebileceklerine sahiptir:
6098 sayılı TBK m.510 — Vekâlet verenin borçları
Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür. Vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekâlet verenden isteyebilir. Ancak vekâlet veren, kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.
Dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: gider ve avanslar vekâletin gereği gibi ifası için yapılmış olmalıdır; buna karşılık vekilin uğradığı zarar bakımından vekâlet veren, kusursuzluğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İki kalem aynı ispat rejimine tabi değildir.
Vekilin Yetkisini Kötüye Kullanması
Vekilin, kendisine verilen yetkiyi vekâlet verenin zararına kullanması (örneğin taşınmazı değerinin çok altında kendisine/yakınına devretmesi) ayrı bir sorundur. Kural olarak vekilin görevini kötüye kullanması vekil ile vekâlet veren arasında bir iç sorun sayılır; ancak işlemin karşı tarafı (üçüncü kişi) vekille çıkar/işbirliği içindeyse veya kötüniyetliyse işlem geçersiz sayılabilir ve tapu iptali gibi yollar gündeme gelir. Bu konunun ayrıntısı ve Yargıtay ölçütü için: Tapu İptali ve Tescil Davası.
Sık Yapılan Hatalar
- Genel vekaleti her işe yeterli sanmak. Dava, taşınmaz devri, kefalet, bağış gibi işlemler için özel yetki şarttır (TBK m.504).
- Azil hakkını kullanmaktan çekinmek. Vekili her zaman azledebilirsiniz; sebep göstermek kural olarak gerekmez (TBK m.512).
- Uygun olmayan zamanda sona erdirmenin sonucunu unutmak. Bu durumda karşı tarafın zararı giderilir (TBK m.512).
- Vekâletnameyi güncel tutmamak. Vekâlet verenin ölümü/ehliyet kaybıyla vekâlet sona erer (TBK m.513); işlem yaparken bu durum araştırılmalıdır.
- Vekâletname ile sözleşmeyi karıştırmak. Vekâletname yetki belgesidir; özel yetki gereken işlemler orada açıkça yer almalıdır.
- Azilnameyi düzenletip vekile ulaştığını belgelememek. Vekil sona ermeyi öğrenmeden yaptığı işlerden vekâlet veren sorumlu kalır (TBK m.514).
- Hesap sormamak. Vekilden işin hesabını ve aldıklarını istemek kanuni bir haktır; gecikilen paranın faizi de istenebilir (TBK m.508).
- Talimatı sözlü vermek. Vekil açık talimata uymakla yükümlüdür (TBK m.505); talimatın içeriği ispatlanamazsa bu yükümlülük tartışmalı hâle gelir.
- “Çok zaman geçti, hakkım düştü” diye vazgeçmek. Vekâlet alacaklarında beş yıllık süre (TBK m.147) ilişki sürdükçe işlemez; vekil hesap vermemişse süre henüz başlamamış olabilir.
- İspat yükünü kendinde sanmak. Hesap verdiğini ve aldıklarını teslim ettiğini kanıtlamak vekile düşer; vekâlet verenin bunun aksini ispat etmesi gerekmez (TBK m.508).
Özet
- Vekalet, vekilin, vekâlet verenin işini görmeyi/işlemini yapmayı üstlenmesidir; ücret şart değildir (TBK m.502).
- Özel yetki: dava, taşınmaz devri, kefalet, bağış vb. için açık yetki gerekir (TBK m.504).
- Borç: vekil, işi sadakat ve özenle, kural olarak bizzat yürütür (TBK m.506).
- Sona erme: her zaman azil/istifa mümkün; uygun olmayan zamanda tazminat (TBK m.512); ölüm/ehliyet kaybı/iflasla kendiliğinden sona erer (TBK m.513).
- Hesap verme: vekil, istem üzerine işin hesabını verir, aldıklarını iade eder, geciktiği paranın faizini öder (TBK m.508).
- Karşılıklılık: vekâlet veren, gider ve avansları faiziyle öder ve vekili yüklendiği borçlardan kurtarır (TBK m.510).
- Azlin sınırı: vekil sona ermeyi öğrenmeden yaptığı işlerden vekâlet veren veya mirasçıları sorumludur (TBK m.514).
- İspat ve zamanaşımı: hesap verdiğini kanıtlamak vekile düşer; beş yıllık süre (TBK m.147) vekâlet ilişkisi sürdükçe işlemez, vekilin hesap vermesiyle ya da ilişkinin sona ermesiyle başlar.
İlgili yazılar: Sözleşme Nedir? Türleri, Geçerliliği ve Sona Ermesi · Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir? · Kefalet (Kefillik) Nedir? · Cezai Şart Nedir? Şartları ve İndirilmesi
Sıkça Sorulan Sorular
Vekalet sözleşmesi nedir?
Vekilin, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya bir işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.502). Avukatla iş takibi, bir kişiye tapuda işlem için verilen vekâlet gibi durumlar bu kapsamdadır. Ücret, ancak sözleşme veya teamül varsa gündeme gelir.
Vekilin yetkisi nereye kadar gider?
Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse işin niteliğine göre belirlenir ve vekâlet, işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri de kapsar (TBK m.504). Ancak bazı önemli işlemler için özel (açık) yetki şarttır.
Genel vekaletle vekil neleri yapamaz?
Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas/konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz ve taşınmazı devredemez veya sınırlandıramaz (TBK m.504). Bu işlemler için vekâletnamede açık yetki aranır.
Vekilin sorumlulukları nelerdir?
Vekil, işi kural olarak bizzat yapmak ve vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür (TBK m.506). Özen, benzer işi üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken dikkat ölçüsüyle değerlendirilir.
Vekili her zaman azledebilir miyim?
Evet. Vekâlet veren ve vekil, sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir (azil/istifa) (TBK m.512). Ancak uygun olmayan bir zamanda sona erdiren taraf, karşı tarafın bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Vekaletten azil için sebep göstermek zorunda mıyım?
Kural olarak hayır; azil hakkı serbesttir ve her zaman kullanılabilir (TBK m.512). Yalnızca, azlin uygun olmayan bir zamanda yapılması ve karşı tarafı zarara uğratması hâlinde tazminat sorumluluğu doğabilir.
Vekalet veren ölürse vekalet devam eder mi?
Kural olarak hayır. Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona erer (TBK m.513). Aciliyet varsa vekil, menfaatleri korumak için gerekeni yapmaya devam edebilir.
Vekil yetkisini kötüye kullanıp beni zarara uğratırsa ne olur?
Vekilin görevini kötüye kullanması onunla aranızda bir iç sorundur; ancak işlemin karşı tarafı (üçüncü kişi) vekille işbirliği içindeyse ya da kötüniyetliyse işlem geçersiz sayılabilir ve tapu iptali gibi yollar gündeme gelir. Ayrıntı için tapu iptali yazımıza bakınız.
Vekaletname ile vekalet sözleşmesi aynı şey mi?
Tam olarak değil. Vekâlet sözleşmesi taraflar arasındaki iş görme ilişkisidir; vekâletname ise vekilin yetkisini üçüncü kişilere gösteren (çoğunlukla noterde düzenlenen) belgedir. Özel yetki gereken işlemler vekâletnamede açıkça yer almalıdır (TBK m.504).
Vekil ücret almak zorunda mı?
Hayır. Vekâlet kural olarak ücret şartına bağlı değildir; vekil, ancak sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanır (TBK m.502). Uygulamada avukatlık gibi mesleki vekâletlerde ücret kararlaştırılır.
Vekilimden hesap isteyebilir miyim?
Evet. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.508 uyarınca vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Teslimde geciktiği paranın faizini de öder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2025/2239, K. 2025/5785, T. 01.12.2025), vekilin hesap sorulmasını beklemeden kendiliğinden hesap vermesi gerektiğini belirtmiştir; talebin yazılı yapılması ise gecikme tarihini belgeler.
Vekilin hesap verdiğini ben mi ispatlamak zorundayım?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2024/3482, K. 2025/4071, T. 16.09.2025), hesap verme yükümlülüğü gereği davada ispat yükünün vekil olan davalıda olduğunu belirtmiştir: aldığı bedeli vekâlet verene ödediğini kanıtlaması gereken taraf vekildir (TBK m.508). Vekâlet verenin, hesap verilmediğini ayrıca ispat etmesi gerekmez.
Vekalet ilişkisinde zamanaşımı ne zaman başlar?
Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.147). Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2024/3482, K. 2025/4071, T. 16.09.2025), zamanaşımının vekâlet ilişkisi sürdükçe işlemediğini; sürenin, ilişkinin istifa, azil veya ölüm gibi sebeplerle son bulmasıyla ya da vekilin hesap vermesiyle işlemeye başladığını belirtmiştir. Bu nedenle yıllar önceki bir işlem için de hesap sorulabilir.
Azlettiğim vekil elindeki bilgi ve belgeleri vermek zorunda mı?
Evet, iki ayrı dayanakla. Bilgi yönünden Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2025/2239, K. 2025/5785, T. 01.12.2025), vekilin vekâletten çekilmesi, azledilmesi ya da görevin başkasına devredilmesi hâlinde dahi gerekli bilgileri zaman geçirmeden vekâlet verene ulaştırmasını zorunlu saymıştır. Belge ve eşya yönünden ise TBK m.508 vekili, vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlü kılar.
Azilname çıkardım, vekil hâlâ işlem yapabilir mi?
Azlin vekile ulaşması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.514, vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet verenin ya da mirasçılarının sözleşme devam ediyormuş gibi sorumlu olduğunu düzenler. Maddenin bağladığı olgu azilnamenin düzenlenmesi değil, vekilin sona ermeyi öğrenmesidir; bu nedenle tebliğ ve tebliğ tarihi pratikte önem taşır.
Vekâlet verenin ölümünü bilmeyen vekilin işlemleri ne olur?
Vekâlet, ölümle kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.513). Ancak m.514 uyarınca vekil sona ermeyi öğrenmeden önce yaptığı işlerden mirasçılar sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur. Bu nedenle ölüm hâlinde vekile bildirim yapılması pratikte belirleyicidir.
Vekilin yaptığı masrafları ödemek zorunda mıyım?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.510, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemeyi ve vekili yüklendiği borçlardan kurtarmayı vekâlet verene yükler. Vekilin uğradığı zarar bakımından ise vekâlet veren kusuru bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
Vekil talimatıma uymak zorunda mı?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.505, vekilin vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlü olduğunu belirtir. Vekil ancak izin alma imkânı yoksa ve vekâlet veren durumu bilseydi izin vereceği açıksa talimattan ayrılabilir. Diğer hâllerde talimattan ayrılan vekil, doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile borcunu ifa etmiş sayılmaz.
İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku
← Tüm makaleler