Ceza Hukuku

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir, Nasıl Kaldırılır?

Yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiridir. Kaldırma istemi, itiraz süresi, azami süreler, AYM ölçülülük ölçütü ve tazminat yolunu kararlarla öğrenin.

17 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Damgalarla dolu pasaport sayfaları
İçindekiler 25

Kısa Cevap

Yurt dışına çıkış yasağı, tutuklama yerine uygulanan bir adli kontrol yükümlülüğüdür (CMK m.109/3-a). Kaldırılması için iki yol vardır: her aşamada yapılabilen kaldırma istemi (CMK m.111/1) ve kararı öğrenmeden itibaren iki hafta içindeki itiraz (CMK m.268/1). Yasak süresiz değildir ve gerekçesiz uzaması hak ihlali doğurur.

Bu Durumda mısınız?

  • Hakkınızda soruşturma var; tutuklanmadınız ama pasaportunuza el konuldu veya sınırda geri çevrildiniz.
  • Yıllardır süren bir dosyada çıkış yasağınız her uzatmada aynı matbu gerekçeyle devam ediyor.
  • Yurt dışında işiniz, eğitiminiz veya aileniz var; yasak mesleki ve ailevi hayatınızı fiilen kilitledi.
  • Dosyanız beraatle veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla bitti; geçen süre için ne yapabileceğinizi arıyorsunuz.
  • Adli yasağınız kalktı ama pasaport başvurunuz yine reddedildi.

Bu durumların her biri farklı bir usule tabidir. Aşağıdaki ayrımı atlamak, doğru dilekçeyi yanlış mercie vermenize yol açar. Somut dosyanız için avukata danışın.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir?

Yurt dışına çıkış yasağı, şüpheli veya sanığın cezaevine konulmasına gerek görülmeyen hâllerde, tutuklamanın yerine geçmek üzere uygulanan bir koruma tedbiridir. Bir ceza değildir; amacı kişiyi cezalandırmak değil, yargılamanın yürütülmesini güvence altına almaktır.

Kanuni dayanağı adli kontrol kurumudur:

5271 sayılı CMK m.109/1 — Adli kontrol

100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

Yükümlülüğün kendisi üçüncü fıkranın ilk bendinde yer alır:

5271 sayılı CMK m.109/3 — Yükümlülükler

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak.

Tedbirin ön koşulu tutuklama sebeplerinin bulunmasıdır. Yani ortada tutuklamayı gerektirecek bir durum vardır, ancak hâkim daha hafif olan bu tedbiri yeterli görmüştür.

Anayasal Çerçeve: Neden Yalnız Hâkim Karar Verebilir?

Bu konunun tamamı tek bir anayasal kilide bağlıdır. 2010 anayasa değişikliğiyle yurt dışına çıkma hürriyetinin sınırlanması, hem sebep hem de merci bakımından daraltılmıştır:

Anayasa m.23 — Yerleşme ve seyahat hürriyeti

(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/3 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.

Bu hüküm iki şey söyler: sınırlamanın sebebi yalnızca bir suç soruşturması veya kovuşturması olabilir, ve kararı yalnızca hâkim verebilir. İdari bir makamın kendi başına çıkış yasağı koyması bu çerçeveye aykırıdır. Aşağıda göreceğiniz gibi Anayasa Mahkemesi, idareye böyle bir yetki tanıyan kanuni dayanakları yıllar içinde tek tek iptal etmiştir.

Yasağın Süresi: En Fazla Ne Kadar?

Adli kontrolün azami süreleri 2021 yılında kanuna eklenmiştir. Bu tarihten önceki kaynaklarda süre sınırı hiç bulunmaz. Eski içerikleri okurken dikkat edin.

5271 sayılı CMK m.110/A — Adli kontrol süresi

(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

İşin niteliğiAsıl süreUzatmaToplam üst sınır
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler2 yıl1 yıl3 yıl
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler3 yıl3 yıl6 yıl
TCK 2/4. Kısım 4-5-6-7. Bölüm suçları ve TMK kapsamı3 yıl4 yıl7 yıl
ÇocuklarYukarıdaki sürelerin yarısı

Ayrıca yasağın devam edip etmeyeceği kendiliğinden denetlenmek zorundadır:

5271 sayılı CMK m.110/4

(Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

Bu dört aylık inceleme yapılmıyorsa, bu başlı başına dilekçenizde ileri sürülecek bir eksikliktir.

Yasağınızın Olup Olmadığını Nasıl Öğrenirsiniz?

Bu bölüm hukuki bir hüküm değil, idari uygulamayı anlatır; uygulama zamanla değişebilir.

En yaygın yanlış bilgi buradadır: e-Devlet üzerinde “yurt dışı çıkış yasağı sorgulama” adında doğrudan bir hizmet bulunmamaktadır. Sıkça bu amaçla önerilen Emniyet Genel Müdürlüğü Yurda Giriş/Çıkış Belge Sorgulama hizmeti, geçmişteki giriş-çıkış hareketlerinizi gösteren bir belgedir; hakkınızda bir yasak bulunup bulunmadığını göstermez. İkisi farklı şeylerdir.

Gerçekte iki güvenilir yol vardır:

  1. Adli kaynaklı yasak için UYAP Vatandaş Portal. Hakkınızda bir ceza dosyası varsa, adli kontrol kararı o dosyanın içindedir. Kararı doğrudan okumak, hangi bentten hangi yükümlülüğe tabi olduğunuzu gösteren tek kesin kaynaktır. Gizlilik kararı bulunan soruşturmalarda dosya görüntülenemeyebilir; bu hâlde vekiliniz aracılığıyla dosyaya erişim gerekir.
  2. İdari tahdit veya pasaport şerhi için Emniyet. Pasaport işlemlerine ilişkin bir kayıt söz konusuysa, il emniyet müdürlüğü pasaport birimine başvurularak öğrenilir.

Sınır kapısında öğrenmeyi beklemeyin. Yasağın varlığından şüpheleniyorsanız, seyahat planı yapmadan önce dosyanızı kontrol edin.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nasıl Kaldırılır?

İki ayrı yol vardır ve bunlar birbirinin alternatifi değildir; ikisi de kullanılabilir.

1. Kaldırma istemi (CMK m.111/1) — süreye bağlı değildir

5271 sayılı CMK m.111 — Adlî kontrol kararının kaldırılması

Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

Buradaki “beş gün”, hâkimin karar verme süresidir — sizin başvuru süreniz değildir. Kaldırma istemi soruşturmanın ve kovuşturmanın her aşamasında, koşullar değiştikçe yeniden yapılabilir. Hâkimin yetkisi geniştir; yükümlülükleri “bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir” (CMK m.110/2). Yani tam kaldırma mümkün olmasa bile, belirli bir seyahat için geçici muafiyet istenebilir.

2. İtiraz (CMK m.111/2 ve m.268) — iki hafta

5271 sayılı CMK m.268/1 — İtiraz usulü

Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.

Süre, kararın verildiği tarihten değil öğrenildiği tarihten işler. Dilekçe, itirazı inceleyecek mercie değil kararı veren mercie verilir. Bu süreyi kaçırmanız hak kaybına yol açmaz; kaldırma istemi yolu açık kalır.

Anayasa Mahkemesi Ölçütü: Gerekçesizlik ve Süre

Bu başlık, dilekçenizin omurgasını kuracağınız yerdir. Ancak önce kritik bir usul tuzağını bilmeniz gerekir.

Tuzak: “seyahat hürriyeti” demek başvuruyu düşürür

Anayasa Mahkemesi’ne yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle başvuranların bir kısmı, iddiayı seyahat hürriyeti üzerinden kurar ve başvuru esasa girilmeden reddedilir. Sebep, bireysel başvurunun kapsamına ilişkindir:

bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir.

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2017/8553, T. 03.06.2020 — kabul edilemez)

Türkiye, ülkeden ayrılma özgürlüğünü düzenleyen Ek 4 No.lu Protokol’e taraf olmadığından, bu çerçevedeki iddialar konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunur. Mahkeme bunu doğrudan adli kontrol bağlamında da uygulamıştır: 13.12.2023 tarihli bir kararında, adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması dolayısıyla seyahat hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddiayı konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/33105, T. 13.12.2023 — kabul edilemez).

Doğru çerçeve: Anayasa m.20

İncelemenin yapıldığı hak, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıdır. Mahkeme bu yaklaşımı açıkça ortaya koymuştur:

“15. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yağmur Erşan ([GK], B. No: 2018/36451, 27/10/2021) ve Onur Can Taştan kararlarında esasen seyahat özgürlüğü kapsamında kalan pasaport iptalinin, Latife Akyüz ([1. B.], B. No: 2016/50822, 7/9/2021) ve Hakkı Gök ([1. B.], B. No: 2017/33469, 3/11/2022) kararlarında ise yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin belirli şartların varlığı hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini kabul etmiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, Yusuf İnan (2), B. No: 2022/48631, T. 09.12.2025 — ihlal)

Bunun pratik sonucu şudur: başvurunuzda yalnızca “seyahat edemiyorum” demek yetmez; yasağın ailevi, mesleki, ekonomik ve sosyal hayatınız üzerindeki somut etkisini ortaya koymanız gerekir.

Ölçülülük testi

Mahkemenin uyguladığı ölçüt nettir:

“22. Yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine ve devamına karar verilirken kişinin yurt dışındaki ailevi, kişisel ve mesleki bağları ile kişiye isnat edilen suçun niteliği, delil durumu ve mahkûmiyet hâlinde alacağı cezanın ağırlığı birlikte değerlendirilerek adli kontrol tedbirinden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması ve bu durumun yeterli gerekçeyle açıklanması gerektiği söylenebilir. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağının belirsiz bir süre uzaması ve uzun süre uygulanması hâlinde öngörülen sınırlandırmanın özel hayata ve aile hayatına etkilerinin zamanla ağırlaşacağı ve her hâlde gözetilmesi gereken kamusal yarar ile bireyin kişisel yararı arasındaki dengenin bozulacağı da unutulmamalıdır.”

(Anayasa Mahkemesi, Yusuf İnan (2), B. No: 2022/48631, T. 09.12.2025 — ihlal)

Aynı ölçüt bir başka güncel kararda da yinelenmiştir:

“Yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine ve devamına karar verilirken kişinin yurt dışındaki ailevi, kişisel ve mesleki bağları ile kişiye isnat edilen suçun niteliği, delil durumu ve mahkûmiyet hâlinde alacağı cezanın ağırlığı birlikte değerlendirilerek adli kontrol tedbirinden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun menfaatleri arasında adil bir denge kurulması ve bu durumun yeterli gerekçeyle açıklanması gerektiği söylenebilir.”

(Anayasa Mahkemesi, Mustafa Tosun, B. No: 2022/63522, T. 03.12.2025 — ihlal)

Tedbirin geçiciliği de vurgulanmıştır:

“21. Anayasa Mahkemesi, Hülya Kar ve Latife Akyüz başvurularında ayrıca başvuruya konu adli kontrol koruma tedbirinde olduğu gibi tüm koruma tedbirlerinin geçici olduğunu, herhangi bir tedbirin ilanihaye veya herhangi bir kriterden bağımsız olarak süreklilik arz eder biçimde uygulanmasının mümkün olmadığını vurgulamış; süregelen bir koruma tedbirinin durumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğünün anlaşıldığı durumlarda tedbir nedeniyle müdahale edilen anayasal hakların ihlalinin söz konusu olabileceğini belirtmiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, Yusuf İnan (2), B. No: 2022/48631, T. 09.12.2025 — ihlal)

Somut olayda ihlal sonucuna hangi eksikliklerden varıldığı, dilekçe yazarken hedefleyeceğiniz noktaları verir:

“25. …yargı makamları başvurucunun özel ve aile hayatına ilişkin iddialarına ve tedbirin gerekliliğine ilişkin ilgili ve yeterli değerlendirmeler yapmaksızın başvurucunun taleplerini reddetmiştir… Ayrıca müdahale konusu tedbire alternatif olabilecek tedbirlerin hiçbir şekilde tartışılmadığı vurgulanmalıdır. Sonuç olarak altı yıla yakın süren yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, Yusuf İnan (2), B. No: 2022/48631, T. 09.12.2025 — ihlal)

Bu çizginin kurucu kararları daha eskidir ve oybirliğiyle verilmiştir. Mahkeme, alternatif tedbirlerin değerlendirilmemesini başlı başına bir eksiklik saymıştır:

  1. … yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında alınan koruma tedbiri ile hedeflenen amaca ulaşmak için hakların daha az sınırlanmasını sağlayacak alternatif yollar bulunup bulunmadığı da dikkate alınmalıdır (Hülya Kar, § 44). Ancak başvurucunun yurt dışında olan kişisel ve ailevi bağları nedeniyle tedbirin değiştirilmesi yönündeki talepleri de, tedbirden beklenen yararın başvurucunun aile ve özel hayatına daha az etki doğuracak alternatif adli kontrol tedbirleriyle elde edilip edilemeyeceği değerlendirilmeden reddedilmiştir.

(Anayasa Mahkemesi, Hakkı Gök [1. B.], B. No: 2017/33469, T. 03.11.2022 — ihlal, oybirliği)

Aynı kararda ölçüsüzlük sonucu şöyle kurulur:

  1. … Sonuç olarak başvurucunun, koruma tedbiri hakkında yukarıda belirtilen usule ilişkin güvencelerden makul olmayan bir süre ve öngörülemez bir şekilde yararlandırılmadığı, böylelikle yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin sonuçları bakımından orantılı olarak uygulanmadığı kanaatine varılmıştır.

(Anayasa Mahkemesi, Hakkı Gök [1. B.], B. No: 2017/33469, T. 03.11.2022 — ihlal, oybirliği)

İhlal tespiti manevi tazminatla giderilebilmektedir: Latife Akyüz başvurusunda Mahkeme, ölçüsüz yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve net 13.500 TL manevi tazminata hükmetmiştir (Anayasa Mahkemesi, Latife Akyüz [1. B.], B. No: 2016/50822, T. 07.09.2021 — ihlal, oybirliği).

Değerlendirme: bu kararlar okunduğunda, ihlalin yasağın kendisinden değil, gerekçesizlikten ve süreden doğduğu görülür. Mahkemenin aradığı üç şey vardır; kişinin somut bağlarının tartışılması, alternatif tedbirlerin değerlendirilmesi ve bunların gerekçede gösterilmesi. Matbu, tekrar eden gerekçelerle uzatılan bir yasak bu ölçütü karşılamaz. Dilekçenizin işlevi de budur: mahkemeyi gerekçe üretmek zorunda bırakmak.

Dilekçenizde Ne Bulunmalı?

Yukarıdaki ölçütler, dilekçe içeriğini doğrudan belirler. Aşağıdaki başlıklar ölçütlerin karşılığıdır; her birini belgeye bağlayın, iddia olarak bırakmayın.

  1. Dosyanın geldiği aşama. Deliller toplandıysa, ifadeler alındıysa, bilirkişi raporu geldiyse tedbirin gerekçesi zayıflar. Bunu somut olarak gösterin.
  2. Yurt dışı bağlarınız. Aile birliği, çocuğun eğitimi, sağlık tedavisi, iş sözleşmesi, ortaklık, öğrencilik. Nüfus kayıtları, iş sözleşmesi, kabul mektubu, tedavi raporu gibi belgelerle destekleyin.
  3. Yurda bağlılığınız. İkametgâh, taşınmaz kaydı, aile bağları, düzenli işiniz. Kaçma şüphesini karşılayan olgular.
  4. Geçen süre ve gerekçe eksikliği. Yasağın kaç aydır sürdüğünü, dört aylık incelemelerin (CMK m.110/4) yapılıp yapılmadığını, uzatma kararlarının aynı matbu ifadeyi tekrarlayıp tekrarlamadığını belirtin.
  5. Alternatif tedbir önerisi. Yusuf İnan (2) kararında alternatiflerin hiç tartışılmaması ayrıca eleştirilmiştir. İmza yükümlülüğü veya güvence gibi daha hafif bir tedbiri açıkça önerin.
  6. Talep. Kaldırma; kabul edilmezse belirli tarihler için geçici muafiyet (CMK m.110/2).

Süreyi kaçırmadıysanız itiraz yolunu da (CMK m.268/1, iki hafta) ayrıca kullanın.

Tazminat: Ölçüsüz Hale Gelen Yasak

Yasak haksız veya ölçüsüz uygulanmışsa koruma tedbirleri nedeniyle tazminat yolu açıktır. Ancak eşik önemlidir: tedbirin uygulanmış olması tek başına yetmez.

Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla biten bir dosyada dahi, ölçülülük ihlali ortaya konulamazsa tazminat reddedilmektedir. Yargıtay’ın onadığı bir kararda ilk derece mahkemesinin gerekçesi şöyledir:

“…davacı hakkında CMK’nın 109/3-a bendi uyarınca yurt dışına çıkma yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine hükmedildiği, anılan tedbirin kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile birlikte kaldırıldığı, yürütülen soruşturmaya konu suç isnadı ve konulan tedbir dikkate alındığında; Anayasa’da öngörülen temel hakların sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesinin ihlalinden bahsedilemeyeceği, bu suretle CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde sayılan tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”

(ilk derece mahkemesinin gerekçesi; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/966, K. 2025/4365, T. 12.05.2025 — onama)

Buna karşılık tedbir ölçüsüz hale gelmişse sonuç değişir:

“seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığı ve davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, oranlılık ilkesinin ihlal edildiği, kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığı ve uygulanan tedbirin ölçüsüz hale geldiğinin anlaşılması karşısında”

(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/2510, K. 2025/1440, T. 11.02.2025 — bozma)

Aynı Daire, beraatle sonuçlanan bir dosyada 518 gün süren yurt dışına çıkış yasağı için hükmedilen manevi tazminatı onamıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/4868, K. 2023/1064, T. 03.04.2023 — onama).

Tartışmalı nokta: dayanağın kendisi Genel Kurul düzeyinde sorgulanıyor

Bu tabloyu tek yönlü okumayın. 12. Ceza Dairesi’nin tazminat içtihadı CMK m.141/3’e dayanır; Ceza Genel Kurulu ise 2023 tarihli bir kararında bu fıkraya genişletici bir anlam verilemeyeceğini tespit etmiştir:

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenebilecek hâllerin CMK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasında tahdidi bir şekilde sayılmış olmasına rağmen adli kontrol tedbiri kapsamında bulunan konutunu terk etmemek yükümlülüğü nedeniyle oluşacak zararların tazminat yoluyla giderilmesi hususuna yer verilmemesi, aynı maddenin üçüncü fıkrası ile getirilen düzenlemenin sınırlı olarak sayılan tazminat hâllerini genişletmeye yönelik olmayıp sayılan koruma tedbirlerine ilişkin açılacak olan tazminat davalarında sorumluluğun açıkça devlete ait olduğunun belirtilmesinden ibaret olması

(Ceza Genel Kurulu, E. 2018/81, K. 2023/159, T. 15.03.2023 — itirazın reddi, oy çokluğu)

Bu karar 12. Daire hattını bozmuş veya değiştirmiş değildir: Genel Kurul’un önündeki uyuşmazlık konutunu terk etmemek yükümlülüğüne (CMK m.109/3-j) ilişkindi, yurt dışına çıkış yasağına (m.109/3-a) değil. Ancak gerekçe, 12. Daire’nin dayandığı normatif temele Genel Kurul düzeyinden itiraz etmektedir. Kararın karşı oyu bu gerilimi açıkça adlandırır ve iki yükümlülüğün farklı sonuca bağlanmasının Daire içtihatları arasında tutarsızlık doğuracağını belirtir.

Aynı yönde, Uyuşmazlık Mahkemesi de CMK m.141/1’in kapsamı hakkında şu tespiti yapmıştır:

söz konusu maddenin 1. fıkrasında, koruma tedbirleri nedeniyle tazminatı gerektiren haller tek tek sayılmış olup bunlar arasında “yurt dışına çıkamamak” şeklindeki koruma tedbiri bulunmamaktadır.

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2019/892, K. 2020/556, T. 28.09.2020 — oybirliği, kesin)

Değerlendirme: bu konuda içtihadı birleştirme kararı yoktur; gerilim giderilmiş değildir. Pratik sonuç: yurt dışına çıkış yasağı için tazminat talebi 12. Daire içtihadına dayanılarak açılabilir ve kabul edilmektedir, ancak dayanağın tartışmalı olduğu bilinerek, ölçüsüzlük somut olarak ortaya konularak açılmalıdır. Talebin kabulü garanti değildir.

Hangi yargı kolu görevlidir?

Adli kontrolden kaynaklanan yasakta görevli yargı kolu adli yargıdır; yasağın idari işlem sayılarak idari yargıda dava konusu edilmesi mümkün değildir:

Somut olayda davacının dava dilekçesinde kendisine uygulandığını belirttiği yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbirine karar verilmesi ve bu kararın kaldırılması adli yargı merciinin işlemleri olup bu işlemlerin ve bu işlemden kaynaklandığı belirtilen sonucun idari bir işlem olarak değerlendirilmesi, bir yargı koluna ait işlemin başka bir yargı kolu tarafından denetimi anlamına geleceği için, yurt dışına çıkamama şeklindeki koruma tedbirinin haksız ve hukuka aykırı olarak uygulanması neticesinde ortaya çıktığı belirtilen zararın tazmini istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmakla birlikte

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2019/892, K. 2020/556, T. 28.09.2020 — oybirliği, kesin)

Süre ve merci bakımından:

5271 sayılı CMK m.142/1 — Tazminat isteminin koşulları

Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır (CMK m.142/2).

Adli Yasak mı, İdari Tahdit mi? — Yolu Karıştırmayın

Bu ayrımı yapmamak, en sık görülen hak kaybı sebebidir. Yasağın kaynağı, hangi mahkemeye gideceğinizi belirler.

Adli kontrol kaynaklı yasakİdari tahdit / pasaport şerhi
DayanakCMK m.109/3-a5682 s. Pasaport Kanunu m.22
Kararı verenHâkim / mahkemeİdare
Başvuru yoluKaldırma istemi (m.111/1) + itiraz (m.268)İptal davası
Süreİtiraz iki hafta; kaldırma istemi süresiz60 gün (İYUK m.7/1)
MerciSulh ceza hâkimliği / mahkemeİdare mahkemesi
DevamıTazminat: CMK m.141 vd.Tam yargı davası

İdari kanalın usulü

İdari işleme karşı iptal davası açılır ve dava açma süresi altmış gündür:

2577 sayılı İYUK m.7/1

Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

Önce idareye başvurulmuşsa zımni ret kuralı işler: “Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde… dava açabilirler” (İYUK m.10/2). Yasağın uygulanmasını beklemeden yürütmenin durdurulması da istenebilir.

Yetkili mahkeme bakımından Danıştay’ın tespiti nettir:

“…dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 32. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen genel yetki kuralı uyarınca davaya bakmaya yetkili mahkemenin, dava konusu işlemi tesis etmeye yetkili olan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün bulunduğu yerin idari yargı yönünden bağlı olduğu Ankara İdare Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.”

(Danıştay 10. Dairesi, E. 2024/6051, K. 2024/5226, T. 21.11.2024 — yetkili mahkeme tayini)

Adli yasağın kalkmasının pasaport verilmesini kendiliğinden sağlamadığına dikkat edin; Danıştay 10. Dairesi, adli kontrol yasağı kaldırıldıktan sonra pasaport verilmemesine ilişkin uyuşmazlıkları ayrıca incelemektedir (D. 10. D., E. 2020/3608, K. 2024/4407, T. 31.10.2024).

Pasaport Kanunu m.22: İki Kez Budandı

İdari tahdidin dayanağı olan Pasaport Kanunu m.22, Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez kısmen iptal edilmiştir. Bu, 2024 öncesinde yazılmış içeriklerin bu noktada güncelliğini yitirdiği anlamına gelir.

Birinci iptal — vergi borcu ibaresi (2007):

A) 1- 15.7.1950 günlü, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun, 28.5.1988 günlü, 3463 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle değiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasının ’… vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere …’ bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE

(Anayasa Mahkemesi, E. 2007/4, K. 2007/81, T. 18.10.2007 — iptal)

İkinci iptal — genel güvenlik mahzuru ibaresi (2024):

15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 28/5/1988 tarihli ve 3463 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin “…memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE

(Anayasa Mahkemesi, E. 2024/112, K. 2024/160, T. 24.09.2024 — iptal, oy çokluğu; RG 21.11.2024-32729)

İptalin gerekçesindeki ölçüt, idari tahditlere karşı açılacak davalarda doğrudan kullanılabilir:

“8. Bu kapsamda yurt dışına çıkma özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.”

(Anayasa Mahkemesi, E. 2024/112, K. 2024/160, T. 24.09.2024 — iptal)

Ayrıca 2019’da eklenen Ek Madde 7 de tamamen iptal edilmiş ve yeniden düzenlenmemiştir (AYM, E. 2019/114, K. 2021/36, T. 03.06.2021).

Vergi Borcu ve İcra Borcu: Yaygın İki Yanlış

Vergi borcu nedeniyle çıkış yasağı yoktur

Bu, konudaki en yaygın yanlış bilgidir ve hükmün iki katmanı da ölüdür:

  1. Pasaport Kanunu m.22’deki vergi borcu ibaresi 2007’de AYM tarafından iptal edilmiştir (yukarıda).
  2. Yerine getirilen 6183 sayılı Kanun m.36/A ise yürürlükten kaldırılmıştır:

6183 sayılı AATUHK m.36/A — “Yurt dışı çıkış tahdidi” kenar başlıklı bu madde, 4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenmiş; 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un 165. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Madde mülga olduğundan yürürlükteki mevzuat derlemelerinde metni yer almaz.

Yerine ikame bir hüküm konulmamıştır. Bugün yalnızca vergi borcu bulunduğu için yurt dışına çıkış tahdidi uygulanmasının kanuni dayanağı yoktur.

İcra takibi ve konkordato için de dayanak yoktur

İcra ve İflas Kanunu’nda borçluya yurt dışına çıkış yasağı konulmasına imkân veren bir hüküm bulunmamaktadır. Konkordato mühletinde borçluya getirilen sınırlamalar da sayılıdır ve tamamı malvarlığına ilişkindir:

2004 sayılı İİK m.297 — Borçlunun tasarruf yetkisinin kısıtlanması

Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devredemez ve takyit edemez.

Aykırılığın yaptırımı da seyahate değil tasarruf yetkisine yöneliktir. Bu sonuç, Anayasa m.23/4’ün sınırlamayı yalnız “suç soruşturması veya kovuşturması” ile bağlaması karşısında beklenen sonuçtur: özel hukuk borcu, çıkış yasağının anayasal sebebi değildir.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Yanlış mercie başvurmak. Adli kontrol kaynaklı yasak için idare mahkemesine, idari tahdit için sulh ceza hâkimliğine gidilmesi süre kaybettirir. Önce yasağın kaynağını tespit edin.
  2. İtiraz süresi geçti diye vazgeçmek. İki haftalık süre yalnız itiraz içindir; kaldırma istemi (CMK m.111/1) her zaman yapılabilir.
  3. Dilekçeyi belgesiz yazmak. “Yurt dışında işim var” cümlesi tek başına ölçütü karşılamaz; AYM somut ve belgelenmiş bağ arar.
  4. Anayasa Mahkemesi’ne seyahat hürriyeti üzerinden gitmek. Konu bakımından yetkisizlikten kabul edilemez bulunur; çerçeve Anayasa m.20 olmalıdır.
  5. e-Devlet’te yasak görünmüyor diye rahatlamak. Doğrudan sorgu hizmeti yoktur; giriş-çıkış belgesi yasağı göstermez.
  6. Dört aylık incelemeleri takip etmemek. CMK m.110/4 incelemesinin yapılmamış olması, kaldırma isteminizde ileri süreceğiniz güçlü bir eksikliktir.
  7. Süre tavanını hesaplamamak. CMK m.110/A sınırları aşılmışsa tedbirin devamı kanuna aykırıdır; mahsup ve tazminat açısından da süreyi kayıt altına alın.

Özet

  • Yurt dışına çıkış yasağı bir cezai yaptırım değil, tutuklama yerine geçen adli kontrol yükümlülüğüdür (CMK m.109/3-a) ve yalnız hâkim kararıyla konulabilir (Anayasa m.23/4).
  • Kaldırma istemi süreye bağlı değildir ve her aşamada tekrarlanabilir (CMK m.111/1); itiraz ise kararı öğrenmeden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1).
  • Azami süreler 2021’de getirilmiştir: 2+1 yıl, ağır cezalık işlerde 3+3 yıl, terör ve belirli suçlarda 3+4 yıl; çocuklarda yarısı (CMK m.110/A). Devam en geç dört ayda bir denetlenmelidir (m.110/4).
  • Anayasa Mahkemesi bu yasakları seyahat hürriyeti değil, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı (m.20) kapsamında inceler; ihlal gerekçesizlikten ve süreden doğar.
  • Vergi borcu, icra takibi ve konkordato nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı konulmasının kanuni dayanağı bulunmamaktadır.
  • Adli yasak ile pasaporta işlenen idari tahdit farklı yollara tabidir: biri sulh ceza hâkimliğine, diğeri altmış gün içinde idare mahkemesine.

İlgili yazılar: Adli Kontrol Nedir? Yükümlülükler, Süre ve İtiraz · Tutuklama Nedir? Şartları, Süresi ve İtiraz · İdari Davada Dava Açma Süresi: 60 Gün Kuralı

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışına çıkış yasağı nedir?

Suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle, kişinin tutuklanması yerine uygulanan bir adli kontrol yükümlülüğüdür. CMK m.109/3'ün (a) bendi bunu "Yurt dışına çıkamamak" şeklinde düzenler. Tedbir niteliğindedir; ceza değildir ve hâkim kararına bağlıdır.

Yurt dışına çıkış yasağı nasıl kaldırılır?

İki ayrı yol vardır. Kaldırma istemi her aşamada yapılabilir; savcının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde karar verebilir (CMK m.111/1). Karara itiraz ise öğrenmeden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie yapılır (CMK m.111/2, m.268/1).

Yurt dışına çıkış yasağına itiraz süresi ne kadar?

Kararı öğrendiğiniz günden itibaren iki haftadır ve dilekçe kararı veren mercie verilir (CMK m.268/1). Bu süreyi kaçırsanız bile hakkınız bitmez: kaldırma istemi (CMK m.111/1) süreye bağlı değildir ve soruşturmanın her aşamasında yeniden yapılabilir.

Yurt dışına çıkış yasağı en fazla kaç yıl sürer?

Adli kontrol süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl, zorunlu hâlde bir yıl daha uzatılabilir. Ağır cezalık işlerde en çok üç yıl olup uzatma toplamı üç yılı, terör ve devlete karşı belirli suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklarda bu süreler yarı oranında uygulanır (CMK m.110/A).

Yurt dışına çıkış yasağım olup olmadığını e-Devlet'ten öğrenebilir miyim?

e-Devlet'te doğrudan bir çıkış yasağı sorgulama hizmeti bulunmamaktadır. Sıkça karıştırılan Yurda Giriş/Çıkış Belge Sorgulama hizmeti geçmiş seyahat hareketlerinizi gösterir, hakkınızdaki yasağı göstermez. Adli kaynaklı yasak için UYAP Vatandaş Portal'daki kendi dosyanız esas alınmalıdır.

Vergi borcu nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı konulabilir mi?

Hayır. Pasaport Kanunu m.22'deki vergi borcuna ilişkin ibare Anayasa Mahkemesi tarafından 2007 yılında iptal edilmiş, yerine getirilen 6183 sayılı Kanun m.36/A ise 13/2/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun'un 165. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün kanuni dayanağı yoktur.

İcra takibi veya borç nedeniyle yurt dışı yasağı konur mu?

İcra ve İflas Kanunu'nda borçluya yurt dışına çıkış yasağı konulmasına dayanak bir hüküm bulunmamaktadır. Konkordato mühletinde de borçluya getirilen sınırlamalar İİK m.297 uyarınca malvarlığı ve tasarruf yetkisiyle sınırlıdır; seyahate ilişkin değildir.

Yurt dışına çıkış yasağı için Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir miyim?

Evet, ancak doğru hak üzerinden. Seyahat hürriyeti iddiası, Türkiye Ek 4 No.lu Protokol'e taraf olmadığından konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunur. Anayasa Mahkemesi bu tür yasakları özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı (Anayasa m.20) kapsamında incelemektedir.

Yasak nedeniyle tazminat alabilir miyim?

Ölçülülük ihlali varsa mümkündür; Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu yönde karar vermektedir. Ancak dayanak tartışmalıdır: Ceza Genel Kurulu 2023 tarihli kararında CMK m.141/1'in tahdidi olduğunu ve m.141/3'ün tazminat hâllerini genişletmediğini belirtmiştir. İçtihadı birleştirme kararı yoktur; kabul garanti değildir.

Tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Adli kontrolden kaynaklanan yasakta görevli yargı kolu adli yargıdır; Uyuşmazlık Mahkemesi bu tedbirin idari işlem sayılamayacağını belirtmiştir. İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılır (CMK m.142).

Pasaportuma işlenen idari tahdit nasıl kaldırılır?

Bu adli değil idari bir işlemdir ve idari yargıya tabidir. İşleme karşı altmış gün içinde iptal davası açılır (İYUK m.7/1); idareye başvurulmuşsa otuz günlük zımni ret süresi işler (İYUK m.10/2). Danıştay, bu davalarda yetkili mahkemenin Ankara İdare Mahkemesi olduğunu belirtmiştir.

Yasak kaldırıldıktan sonra pasaport alabilir miyim?

Adli yasağın kalkması pasaport verilmesini kendiliğinden sağlamayabilir; idarenin ayrıca bir tahdit veya şerh uygulaması söz konusu olabilir. Bu durumda idari işleme karşı ayrıca iptal davası açılması gerekir; Danıştay 10. Dairesi bu içerikte uyuşmazlıkları incelemektedir.

Mahkeme yasağı kendiliğinden gözden geçirmek zorunda mı?

Evet. Adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla incelenir; soruşturmada savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada resen mahkeme karar verir (CMK m.110/4). Bu inceleme yapılmıyorsa dilekçenizde açıkça belirtin.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp