Üst üste konmuş boş kartlar

Aile Hukuku

Fiil Ehliyeti Nedir? Şartları, Türleri ve Sonuçları

14 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Fiil ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir (Türk Medeni Kanunu m.9). Sözleşme imzalamak, borçlanmak, bir haktan vazgeçmek ya da vekâlet vermek fiil ehliyeti gerektirir. Kanun üç şart arar: ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamak (TMK m.10). Bu yazı, kendisinin, bir yakınının ya da karşı tarafın yaptığı işlemin geçerliliğini fiil ehliyeti yönünden değerlendirmek isteyen kişi için hazırlanmıştır.

1. Fiil Ehliyeti: Öne Çıkanlar

  • Fiil ehliyeti için ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamak birlikte aranır (TMK m.10).
  • Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; evlenme de kişiyi ergin kılar (TMK m.11).
  • Ayırt etme gücü olmayan kişinin fiilleri kural olarak hiç hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.15).
  • Ayırt etme gücü olan küçük ve kısıtlı, yasal temsilcinin rızası olmadan borç altına giremez; karşılıksız kazanmada rıza gerekmez (TMK m.16).
  • Yasal danışman atanan ergin kişi, dava açma ve taşınmaz satışı gibi kanunda sayılan işlerde danışmanın görüşünü alır (TMK m.429).
  • Ayırt etme gücü olan küçük ve kısıtlı haksız fiilinden sorumludur (TMK m.16); ayırt etme gücü olmayan kişiye de hakkaniyet gerekiyorsa tazminat yükletilebilir (Türk Borçlar Kanunu m.65).

2. Fiil Ehliyeti Nedir?

Fiil ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir (TMK m.9). Tanımdaki belirleyici unsur “kendi fiilleriyle” ifadesidir: fiil ehliyeti, hakka sahip olmayı değil, o hakkı başkasına ihtiyaç duymadan kendi işlemiyle kullanabilmeyi anlatır. Fiil ehliyeti olmayan kişinin hakları vardır; bu hakları onun yerine yasal temsilcisi kullanır. Ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidir (TMK m.342); velayet altında bulunmayan küçük vesayet altına alınır ve vasi, vesayet altındaki küçüğü veya kısıtlıyı hukuki işlemlerde temsil eder (TMK m.403, m.404). Kısıtlanan ergin çocuklar ise kural olarak vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılır (TMK m.419).

Terim zaman zaman “fiili ehliyet” biçiminde de kullanılır. Kanunun kullandığı terim “fiil ehliyeti”dir; “fiil” burada kişinin kendi eylemi ve işlemi anlamına gelir. Sürücü belgesi anlamındaki “ehliyet” ile bir ilgisi yoktur.

Fiil ehliyeti için ayrıca bir belge, başvuru veya onay gerekmez. Kanun, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti bulunduğunu söyler (TMK m.10); şartlar gerçekleştiği anda fiil ehliyeti kendiliğinden vardır. “Fiil ehliyeti nasıl alınır” sorusunun cevabı da budur: fiil ehliyeti bir kurumdan alınmaz, kanundaki şartların gerçekleşmesiyle kazanılır.

Fiil ehliyetinden sözleşmeyle vazgeçilemez. Kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez (TMK m.23). Kişinin “bundan sonra hiçbir işlem yapmayacağım” biçimindeki taahhüdü bu nedenle bağlayıcı değildir. Fiil ehliyetinin sınırlanması ancak kanunun öngördüğü yolla, mahkemenin kısıtlama veya yasal danışman atama kararıyla olur.

3. Fiil Ehliyeti ile Hak Ehliyeti Arasındaki Fark

Fiil ehliyeti ile hak ehliyeti arasındaki fark, sahip olmak ile kullanmak arasındaki farktır. Hak ehliyeti hak ve borçlara ehil olmaktır ve her insanda vardır: bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittir (TMK m.8). Fiil ehliyeti ise bu hakları kendi işlemiyle doğurabilmek ve kullanabilmektir; herkeste bulunmaz, kanuni şartlara bağlıdır (TMK m.9, m.10).

Hak ehliyetiFiil ehliyeti
Ne sağlar?Hak ve borç sahibi olabilmeyiHak ve borcu kendi işlemiyle doğu­ra­bil­meyi
Kimde vardır?Her insanda (TMK m.8)Ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan ergin kişide (TMK m.10)
Ne zaman başlar?Sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşülen andan (TMK m.28)Üç şartın birlikte ger­çek­leş­tiği andan
Ne zaman sona erer?Ölümle (TMK m.28)Ölümle ya da şartlardan biri ortadan kalkınca
Yar­gı­la­ma­daki karşılığıTaraf ehliyeti (HMK m.50)Dava ehliyeti (HMK m.51)
ÖrnekBebek miras yoluyla taşınmaz sahibi olabilirBebek o taşınmazı kendisi satamaz; yasal temsilcisi işlem yapar

3.1. Hak Ehliyeti Nedir ve Ne Zaman Başlar?

Hak ehliyeti, kişinin hak ve borç sahibi olabilme yeteneğidir ve istisnasız her insana tanınır (TMK m.8). Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer; çocuk hak ehliyetini sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m.28). Ölüm kesin olarak bilinmediğinde kişiliğin sona ermesi gaiplik kararıyla ele alınır. Fiil ehliyetinin yokluğu hak ehliyetini etkilemez: küçük, akıl hastası ya da kısıtlı kişi hak sahibi olmaya devam eder, yalnız bu hakkı tek başına kullanamaz. Ceninin miras hakkı, hak ehliyetinin sona ermesi ve yabancılar bakımından sınırları hak ehliyeti nedir yazısında ayrıca anlatılmıştır.

4. Fiil Ehliyetinin Şartları Nelerdir?

Fiil ehliyeti şartları üç tanedir: ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamak. Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır (TMK m.10). Kanun aynı kuralı olumsuz yönden de kurar: ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur (TMK m.14). Şartlardan hangisinin eksik olduğu, kişinin hangi ehliyet grubuna girdiğini ve işlemlerinin sonucunu belirler.

4.1. Fiil Ehliyeti İçin Ayırt Etme Gücü

Fiil ehliyeti için ayırt etme gücü, akla uygun biçimde davranma yeteneğidir. Kanun bu şartı olumsuz tanımlar: yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir (TMK m.13).

Bu tanımdan üç sonuç çıkar. Birincisi, ayırt etme gücü asıldır; yokluğu istisnadır. İkincisi, ayırt etme gücünü ortadan kaldıran haller madde metninde yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı ve sarhoşluk olarak sayılır, ancak “bunlara benzer sebepler” ifadesi sayımı açık bırakır. Üçüncüsü, değerlendirme kişinin genel durumuna değil, akla uygun davranma yeteneğine bakar; bu nedenle ayırt etme gücü her işlem için o işlemin yapıldığı an bakımından sorulur. Ayırt etme gücü için kanunda sabit bir yaş sınırı yoktur; yaş küçüklüğü sebeplerden yalnız biridir.

4.2. Fiil Ehliyeti İçin Erginlik: Kaç Yaşında Başlar?

Fiil ehliyeti için gereken erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar ve evlenme de kişiyi ergin kılar (TMK m.11). Erginliğe üçüncü bir yol da vardır: on beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir (TMK m.12). Bu kurum uygulamada kazai rüşt olarak bilinir; şartları ve dava süreci kazai rüşt (ergin kılınma) yazısında anlatılmıştır.

Erginlik tek başına fiil ehliyeti sağlamaz. On sekiz yaşını dolduran kişi ayırt etme gücünden yoksunsa ya da kısıtlanmışsa fiil ehliyeti yine yoktur (TMK m.10, m.14).

4.3. Fiil Ehliyeti İçin Kısıtlı Olmamak

Fiil ehliyeti için kısıtlı olmamak gerekir; kısıtlanan ergin, ayırt etme gücüne sahip olsa bile tam fiil ehliyetini kaybeder (TMK m.14). Kısıtlama sebepleri kanunda dört başlıkta sayılır:

  1. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Bu sebeple işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır (TMK m.405).
  2. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim: Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ya da malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya muhtaç olan veya başkalarının güvenliğini tehdit eden ergin kısıtlanır (TMK m.406).
  3. Hapis cezasının infazı: Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin, isteği olmasa da kişiliğinin veya malvarlığının korunması için gerekli görülürse kısıtlanabilir (TMK m.407, 7499 sayılı Kanunla 2 Mart 2024’te değişik metin).
  4. İstek üzerine: Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m.408).

Kısıtlama bir mahkeme kararıdır ve kendiliğinden doğmaz. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim veya istek sebebiyle kimse dinlenmeden kısıtlanamaz; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m.409). Gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir, ancak bu karar kişi ergin olduktan sonra sonuç doğurur (TMK m.419).

Kısıtlılık kalıcı olmak zorunda değildir. Vesayeti gerektiren sebep ortadan kalkınca vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir; kısıtlı ve ilgililerden her biri bunu isteyebilir (TMK m.472). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış kişide vesayetin kaldırılması, sebebin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesine bağlıdır (TMK m.474).

Kısıtlama kararının verilmesi, vasi atanması ve vesayet makamının denetimi vesayet yazısında ayrıca ele alınmıştır.

5. Fiil Ehliyeti Türleri: Dört Ehliyet Grubu

Fiil ehliyeti türleri, kişinin işlem yapma yetkisinin genişliğine göre dört grupta toplanır: tam ehliyetliler, sınırlı ehliyetliler, sınırlı ehliyetsizler ve tam ehliyetsizler. Bu dört ad kanunda bir liste olarak geçmez; gruplama, Türk Medeni Kanunu’nun m.10, m.15, m.16 ve m.429’da farklı durumlara bağladığı sonuçlara göre yapılır. Kanun m.15’e “ayırt etme gücünün bulunmaması”, m.16’ya “ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar”, m.429’a ise “yasal danışmanlık” başlığını verir.

GrupKim?Tek başına yapa­bil­diğiDayanak
Tam ehli­yetliAyırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan erginBütün işlem­lerTMK m.10
Sınırlı ehli­yetliKen­di­sine yasal danış­man atanan erginKanunda sayılan işler dışın­daki işlem­lerTMK m.429
Sınırlı ehli­yet­sizAyırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlıKar­şı­lık­sız kazanma ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hak­la­rın kul­la­nıl­masıTMK m.16
Tam ehli­yet­sizAyırt etme gücü bulun­ma­yan kişiKural olarak hiçbir işlemTMK m.15

5.1. Fiil Ehliyeti Tam Olanlar: Tam Ehliyetliler

Fiil ehliyeti tam olanlar, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan ergin kişilerdir (TMK m.10). Tam ehliyetli kişi kendi fiilleriyle hak edinir ve borç altına girer (TMK m.9); sözleşme yapmak, taşınmaz satmak, kefil olmak ya da dava açmak için kimsenin iznine ihtiyaç duymaz. Evlenerek ya da mahkeme kararıyla ergin olan kişi de ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değilse bu gruptadır (TMK m.11, m.12).

5.2. Fiil Ehliyeti Sınırlanan Ergin: Sınırlı Ehliyetliler

Fiil ehliyeti sınırlanan ergin, yani sınırlı ehliyetli kişi, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması için fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ve kendisine yasal danışman atanan ergindir (TMK m.429). Bu kişi kısıtlı değildir; işlemlerinin büyük kısmını tek başına yapar. Kanun, yasal danışmanın görüşünün alınacağı işleri tek tek sayar:

  1. Dava açma ve sulh olma,
  2. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
  3. Kıymetli evrakın alımı, satımı ve rehnedilmesi,
  4. Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri,
  5. Ödünç verme ve alma,
  6. Ana parayı alma,
  7. Bağışlama,
  8. Kambiyo taahhüdü altına girme,
  9. Kefil olma (TMK m.429).

Aynı koşullar altında kişinin malvarlığını yönetme yetkisi de kaldırılabilir; bu durumda kişi gelirleri üzerinde dilediği gibi tasarruf etme hakkını korur (TMK m.429). Sınırlı ehliyetli ile sınırlı ehliyetsiz arasındaki fark buradadır: sınırlı ehliyetli ergindir ve kısıtlı değildir, yalnız sayılan işlerde danışmanın görüşüne bağlıdır; sınırlı ehliyetsiz ise küçük veya kısıtlıdır ve borç doğuran her işlemde yasal temsilcinin rızasına bağlıdır.

5.3. Fiil Ehliyeti Olmayan Ama Ayırt Etme Gücü Olanlar: Sınırlı Ehliyetsizler

Fiil ehliyeti olmayan ama ayırt etme gücüne sahip kişiler, yani ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, sınırlı ehliyetsizdir. Bu kişiler yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez (TMK m.16). Kanun bu kurala iki alan için istisna koyar: karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada rıza gerekmez (TMK m.16).

Sınırlı ehliyetsizin tek başına yapabileceği işlemler bu nedenle iki gruba ayrılır. Karşılıksız kazanma, kişiye bir borç yüklemeden malvarlığına değer katan işlemdir; yükümlülük içermeyen bir bağışı kabul etmek bu türdendir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ise kişinin bizzat kullanması gereken haklardır. Nişanlanma, evlenme ve vasiyet gibi bazı kişisel işlemler için kanun ayrıca özel yaş ve izin kuralları koyar; bunlar aşağıda ayrı başlıkta anlatılmıştır.

Sınırlı ehliyetsiz yasak işlemler bakımından ayrı bir kural daha vardır: vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır (TMK m.449). Bu yasak, vasinin rızasıyla aşılabilecek bir sınır değildir; işlem vesayet altındaki kişi adına hiç yapılamaz.

Vesayet makamı vesayet altındaki kişiye bir meslek veya sanatı yürütme izni vermişse, o kişi bu meslekle ilgili her türlü olağan işlemi yapmaya yetkilidir ve bu işlemlerden dolayı bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m.453).

5.4. Fiil Ehliyeti Hiç Olmayanlar: Tam Ehliyetsizler

Fiil ehliyeti hiç olmayanlar, ayırt etme gücü bulunmayan kişilerdir ve bunlara tam ehliyetsiz denir. Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.15). Tam ehliyetsiz kişinin yaşı, ergin olup olmaması ya da kısıtlanıp kısıtlanmaması bu sonucu değiştirmez; belirleyici olan, işlem anında akla uygun davranma yeteneğinin bulunmamasıdır (TMK m.13). Kanunun sonraki onama kuralı yalnız ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişiyi kapsar (TMK m.451).

6. Fiil Ehliyeti Olmadan Yapılan İşlemin Sonucu

Fiil ehliyeti olmadan yapılan işlemin sonucu, eksik olan şarta göre değişir. Ayırt etme gücü yoksa işlem kural olarak hiç hüküm doğurmaz (TMK m.15). Ayırt etme gücü varsa ama kişi küçük veya kısıtlıysa işlemin geçerliliği yasal temsilcinin rızasına veya sonraki onamasına bağlıdır (TMK m.16, m.451).

Vesayet altındaki kişi bakımından kanun rıza ve onamanın sonuçlarını ayrıntılı düzenler:

  1. İzin veya sonraki onama: Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni ya da sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir (TMK m.451).
  2. Onama için süre: İşlem, karşı tarafın belirlediği ya da onun başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun süre içinde onanmazsa karşı taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur (TMK m.451).
  3. Geri isteme: Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir. Vesayet altındaki kişi ise yalnız kendi menfaatine harcanan, geri isteme zamanında malvarlığında bulunan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın elden çıkardığı miktarla sorumludur (TMK m.452).
  4. Yanıltma: Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmışsa, karşı tarafın bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur (TMK m.452).

Bu düzenlemenin karşı taraf için anlamı şudur: vesayet altındaki kişiyle onamasız işlem yapan taraf, verdiği parayı ya da malı ancak kanunun çizdiği zenginleşme sınırı içinde geri alabilir (TMK m.452). Velayet altındaki çocuk bakımından kanun, vesayet makamının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümlerin velayetteki temsilde de uygulanacağını belirtir (TMK m.342).

6.1. Fiil Ehliyeti ve Karşı Tarafın İyiniyeti: Kısıtlılık ile Ayırt Etme Gücü Yokluğu Aynı Sonucu Doğurmaz

Fiil ehliyeti eksik kişiyle işlem yapan tarafın iyiniyeti, eksikliğin türüne göre farklı sonuç doğurur. Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir ve kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m.410). İlandan önce kısıtlıyla işlem yapan ve kısıtlamayı bilmeyen kişiye karşı, işlemin yalnız kısıtlılık gerekçesiyle hükümsüz olduğu ileri sürülemez.

Aynı madde bu korumanın sınırını da koyar: ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır (TMK m.410). Kısıtlı kişi işlem anında ayırt etme gücünden de yoksunsa uygulanacak kural, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmamasıdır (TMK m.15). Bu hâlde karşı tarafın iyiniyeti işlemi geçerli kılmaz; m.410’daki iyiniyet koruması kısıtlılığa ilişkindir ve ayırt etme gücünün yokluğuna uzanmaz. Kısıtlama kararı bulunmayan ama işlem anında ayırt etme gücünden yoksun olan yaşlı bir kişiden taşınmaz alan kişi de “durumu bilmiyordum” diyerek işlemi ayakta tutamaz (TMK m.15). Bu anlatım işlemin doğrudan tarafına ilişkindir; taşınmazı sonradan başkasından edinen kişinin durumu ayrı bir sorudur.

Taşınmaz devrinin ayırt etme gücü bulunmadığı gerekçesiyle geçersizliği, tapu iptali ve tescil davasıyla ileri sürülür. Bu davanın açılması, tarafları ve delilleri ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali yazısında anlatılmıştır. Aynı devirde gerçek iradenin gizlendiği iddiası varsa ayrı bir hukuki sebep olan muvazaa ayrıca değerlendirilir.

7. Fiil Ehliyeti ve Haksız Fiil Sorumluluğu

Fiil ehliyeti sınırlı olan kişi, sözleşme yapamasa da verdiği zarardan sorumlu olabilir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludur (TMK m.16). Yasal temsilcinin rızası kuralı yalnız işlemle borç altına girmeyi sınırlar; haksız fiil sorumluluğunu kaldırmaz.

Ayırt etme gücü bulunmayan kişi için de sorumluluk tamamen kapanmış değildir. Hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir (Türk Borçlar Kanunu m.65). Kanun bu hükme “hakkaniyet sorumluluğu” başlığını verir. Haksız fiilin unsurları ve tazminatın kapsamı haksız fiil yazısında anlatılmıştır.

8. Fiil Ehliyeti ve Dava Ehliyeti: Dava Ehliyeti Fiil Ehliyeti midir?

Dava ehliyeti, fiil ehliyetinin yargılamadaki karşılığıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceğini söyler (HMK m.51). HMK’nın kullandığı medeni hakları kullanma ehliyeti ifadesi, Türk Medeni Kanunu’ndaki fiil ehliyetini karşılar. Taraf ehliyeti ise medeni haklardan yararlanma ehliyetine, yani hak ehliyetine bağlıdır (HMK m.50).

Bu ayrımın sonucu şudur: fiil ehliyeti olmayan küçük veya kısıtlı, hak ehliyetine sahip olduğu için davada taraf olabilir; ancak dava ehliyeti bulunmadığı için davayı kendisi açıp yürütemez, yasal temsilcisi aracılığıyla takip eder (HMK m.50, m.51). Sınırlı ehliyetli kişi ise dava açma ve sulh olma işlerinde yasal danışmanının görüşünü almak zorundadır (TMK m.429).

9. Fiil Ehliyeti Gerektiren Özel İşlemler: Nişan, Evlenme ve Vasiyet

Fiil ehliyeti gerektiren bazı işlemlerde kanun genel kuraldan ayrılan özel yaş ve izin şartları koyar. Bu işlemlerde genel erginlik yaşı yerine o işleme ait hüküm uygulanır.

  • Nişanlanma: Nişanlanma evlenme vaadiyle olur; ancak yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz (TMK m.118).
  • Evlenme: Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez; hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş kişinin evlenmesine izin verebilir (TMK m.124). Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez (TMK m.125) ve küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez (TMK m.126). Evlenen kişi ergin olur (TMK m.11).
  • Vasiyet: Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir (TMK m.502). Vasiyet için on sekiz yaş aranmaz; vasiyetnamenin şekil şartları vasiyetname nasıl yazılır yazısındadır.

10. Fiil Ehliyeti ve Türk Vatandaşlığı Başvurusu

Fiil ehliyeti, Türk vatandaşlığı başvurusunda aranan şartlardan biridir: Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olması aranır (5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.11/1-a). Hükmün ölçüsü başvuranın kendi millî kanunudur. Bu nedenle erginlik yaşı, başvuranın vatandaşı olduğu devletin hukukuna göre belirlenir; Türk Medeni Kanunu’ndaki on sekiz yaş sınırı yalnız vatansız başvuran için doğrudan uygulanır.

Aynı maddede Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet, Türkçe konuşabilme ve iyi ahlak sahibi olma gibi başka şartlar da sayılır (5901 sayılı Kanun m.11/1). Vatandaşlık kazanma yolları ve başvuru süreci Türk vatandaşlığı nasıl kazanılır yazısında ayrıca anlatılmıştır.

11. Fiil Ehliyeti Tüzel Kişilerde Nasıl Kazanılır?

Fiil ehliyeti yalnız gerçek kişilere özgü değildir. Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanır (TMK m.49). Bir dernek, vakıf veya şirket, zorunlu organları oluşmadan işlem yapamaz; organlar oluştuğunda tüzel kişi bu organlar aracılığıyla hak edinir ve borç altına girer.

12. Fiil Ehliyetinin Yokluğu Nasıl İspatlanır?

Fiil ehliyetinin yokluğunu, bu olguya dayanan taraf ispat eder. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m.6). Ayırt etme gücü olumsuz biçimde tanımlandığı için kural, kişinin ayırt etme gücüne sahip olmasıdır (TMK m.13); işlemin ayırt etme gücü bulunmadan yapıldığını ileri süren taraf, işlem anındaki yoksunluğu ortaya koymak zorundadır.

İspatta iki ayrım önemlidir:

  1. Kısıtlama kararından önce yapılan işlem: Kısıtlılar kararla fiil ehliyetini yitirir ve kısıtlama iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m.14, m.410). Kısıtlama kararından önce yapılan bir işlemin hükümsüzlüğü ileri sürülüyorsa, o işlem anında ayırt etme gücünün bulunmadığının ortaya konması gerekir (TMK m.15).
  2. Kısıtlama için resmî sağlık kurulu raporu şarttır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m.409). Bu şart kısıtlama kararına ilişkindir; geçmişteki bir işlemin hükümsüzlüğünde ispat, işlem anındaki duruma yöneliktir.

Ayırt etme gücünün işlem anındaki yokluğunu gösterecek delillerin toplanması ve tapu iptali davasında kullanılması ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali yazısında ele alınmıştır. Sözleşmenin kurulması ve geçerliliğine ilişkin genel kurallar için sözleşme hukuku yazısına bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Fiil ehliyeti nedir?

Fiil ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir (TMK m.9). Sözleşme yapmak, borçlanmak, bir haktan vazgeçmek bu ehliyete bağlıdır. Ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır (TMK m.10); bu üç şarttan biri eksikse kişi işlemlerini tek başına yapamaz.

Kimlerin fiil ehliyeti yoktur?

Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur (TMK m.14). Ayırt etme gücü olmayan kişinin fiilleri kural olarak hiç hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.15). Ayırt etme gücü olan küçük ve kısıtlı ise yasal temsilcisinin rızasıyla borç altına girebilir; karşılıksız kazanmada bu rıza aranmaz (TMK m.16).

Fiil ehliyeti kaç yaşında başlar?

Fiil ehliyeti için gereken erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; evlenme de kişiyi ergin kılar (TMK m.11). On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir (TMK m.12). Yaş tek başına yetmez: ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamak da gerekir (TMK m.10).

Dava ehliyeti fiil ehliyeti midir?

Dava ehliyeti, fiil ehliyetinin yargılamadaki karşılığıdır: Hukuk Muhakemeleri Kanunu dava ehliyetini medeni hakları kullanma ehliyetine, yani fiil ehliyetine göre belirler (HMK m.51). Taraf ehliyeti ise hak ehliyetine bağlıdır (HMK m.50). Bu nedenle fiil ehliyeti olmayan kişi davada taraf olabilir, ancak davayı yasal temsilcisi aracılığıyla yürütür.

Sınırlı ehliyetsiz ne demek?

Sınırlı ehliyetsiz, ayırt etme gücüne sahip olan küçük veya kısıtlıdır. Bu kişi yasal temsilcisinin rızası olmadan kendi işlemiyle borç altına giremez. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada rıza gerekmez. Verdiği zarardan, yani haksız fiilinden ise kendisi sorumludur (TMK m.16).

Sınırlı ehliyetli ne demek?

Sınırlı ehliyetli, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmayan ama korunması gereken ve kendisine yasal danışman atanan ergin kişidir (TMK m.429). Bu kişi işlemlerinin çoğunu tek başına yapar. Dava açma ve sulh, taşınmaz alım satımı, kıymetli evrak, ödünç, ana parayı alma, bağışlama, kambiyo taahhüdü ve kefalet gibi işlerde yasal danışmanın görüşü alınır.

Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti arasındaki fark nedir?

Hak ehliyeti hak ve borç sahibi olabilmektir; her insanda vardır (TMK m.8) ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşülen andan başlar (TMK m.28). Fiil ehliyeti ise bu hakları kendi işlemiyle kullanabilmektir ve şartlara bağlıdır (TMK m.9, m.10). Bebek miras yoluyla taşınmaz sahibi olabilir, ama onu kendisi satamaz.

Vasinin onaylamadığı işlem ne olur?

Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi, vasinin izni veya sonraki onamasıyla borç altına girebilir (TMK m.451). Onama uygun sürede gelmezse karşı taraf bağlı olmaktan kurtulur ve taraflar verdiklerini geri isteyebilir. Vesayet altındaki kişi yalnız kendi yararına harcanan veya elinde kalan zenginleşme tutarıyla sorumludur (TMK m.452).

Sarhoşken imzalanan sözleşme geçerli mi?

Sarhoşluk, kanunda ayırt etme gücünü ortadan kaldırabilecek sebepler arasında sayılır (TMK m.13). Kişi işlem anında akla uygun davranma yeteneğinden yoksunsa fiili hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.15). Ayırt etme gücü asıl olduğu için yokluğunu, bu olguya dayanan taraf ispat eder (TMK m.6).

Fiil ehliyeti vatandaşlık başvurusunda neden sorulur?

Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancıda aranan şartlardan biri, kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmaktır (5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.11/1-a). Erginlik ölçüsü başvuranın kendi millî kanunudur; Türk hukukundaki on sekiz yaş sınırı her başvurana doğrudan uygulanmaz.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp