Hak ehliyeti, kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Türk Medeni Kanunu bunu tek cümleyle kurar: her insanın hak ehliyeti vardır ve bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittir (Türk Medeni Kanunu m.8). Hak ehliyeti yaşa, ayırt etme gücüne veya vatandaşlığa bağlı değildir. Bu yazı, hak ehliyetinin ne zaman başlayıp bittiğini, cenin, yabancı ya da şirket bakımından nasıl işlediğini öğrenmek isteyen okur ve öğrenci için hazırlanmıştır.
1. Hak Ehliyeti: Öne Çıkanlar
- Her insanın hak ehliyeti vardır; bütün insanlar haklara ve borçlara ehil olmada eşittir (TMK m.8).
- Hak ehliyeti, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşülen andan başlar (TMK m.28).
- Hak ehliyeti ölümle sona erer; ölüm karinesi ve gaiplik kararı ölüme bağlı hakların kullanılmasını sağlar (TMK m.28, m.31, m.35).
- Kimse hak ve fiil ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçemez (TMK m.23).
- Tüzel kişiler, yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ehildir (TMK m.48).
- Hak ehliyeti olan herkes davada taraf olabilir (HMK m.50).
2. Hak Ehliyeti Nedir?
Hak ehliyeti, haklara ve borçlara ehil olmak, yani hak ve borç sahibi olabilmektir (TMK m.8). Tanım iki unsur taşır. Birincisi evrenselliktir: kanun “her insanın” hak ehliyeti olduğunu söyler, bu nedenle hak ehliyeti yaş, sağlık durumu, ayırt etme gücü ya da vatandaşlık gibi bir koşula bağlanmaz. İkincisi eşitliktir: bütün insanlar haklara ve borçlara ehil olmada eşittir (TMK m.8). Anayasa da herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu belirtir (Anayasa m.10).
Hak ehliyeti yalnız hak sahibi olmayı değil, borç altında bulunabilmeyi de kapsar. Yeni doğmuş bir bebek miras yoluyla bir taşınmazın maliki olabilir. Bebeğin bu hakkı kendi işlemiyle kullanması ise başka bir ehliyete, fiil ehliyetine bağlıdır.
3. Hak Ehliyeti Ne Zaman Başlar?
Hak ehliyeti, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşülen andan başlayarak kazanılır. Kanun iki anı birbirinden ayırır: kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar; çocuk hak ehliyetini ise sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m.28).
Bu düzenlemede hak ehliyetinin başlangıcı doğumdan öncesine, ana rahmine düşülen ana bağlanır. Koşul sağ doğumdur: çocuk sağ doğarsa hak ehliyetini ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde etmiş olur; sağ doğum gerçekleşmezse bu koşul da gerçekleşmemiş olur (TMK m.28).
3.1. Hak Ehliyeti ve Ceninin Miras Hakkı
Hak ehliyetinin ana rahminde başlamasının en somut sonucu mirasta görülür. Cenin, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olur; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz (TMK m.582). Genel kurala göre mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak gerekir (TMK m.580). Baba, çocuk henüz ana rahmindeyken ölürse çocuk bu kurala rağmen mirasçı olur; yeter ki sağ doğsun. Mirasçıların belgelenmesi veraset ilamı yazısında anlatılmıştır.
4. Hak Ehliyeti Ne Zaman Sona Erer?
Hak ehliyeti ölümle sona erer, çünkü kişilik ölümle sona erer (TMK m.28). Ölümün kesin olarak bilinmediği durumlar için kanun iki ayrı kurum öngörür.
- Ölüm karinesi: Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmasını gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır (TMK m.31).
- Gaiplik kararı: Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme gaipliğe karar verebilir (TMK m.32). Gaiplik kararıyla ölüme bağlı haklar, gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır; karar, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur (TMK m.35). Başvuru ve ilan süreci gaiplik yazısında ele alınmıştır.
4.1. Hak Ehliyeti Bakımından Doğum ve Ölümün İspatı
Hak ehliyetinin başlangıcı ve sonu bir hakkın kullanılmasına dayanak olduğunda ispat kuralları devreye girer. Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da başka birinin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kişi bunu ispat etmek zorundadır; birden fazla kişiden hangisinin önce öldüğü ispat edilemezse hepsi aynı anda ölmüş sayılır (TMK m.29). Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat edilir; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir (TMK m.30). Yanlış kaydın düzeltilmesi nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile istenir.
5. Hak Ehliyetine Hâkim Olan İlkeler
Hak ehliyetine hâkim olan ilkeler doğrudan kanun lafzından çıkar ve dört başlıkta toplanır:
- Herkese tanınma: Her insanın hak ehliyeti vardır (TMK m.8). Hak ehliyeti için bir başvuru, belge ya da yaş şartı yoktur.
- Eşitlik: Bütün insanlar haklara ve borçlara ehil olmada eşittir (TMK m.8); Anayasa da kanun önünde eşitliği güvence altına alır (Anayasa m.10).
- Hukuk düzeninin sınırları: Eşitlik “hukuk düzeninin sınırları içinde” kurulmuştur (TMK m.8). Kanun bazı hakları özel koşullara bağlayabilir; bu koşullar aşağıda ayrıca anlatılmıştır.
- Vazgeçilmezlik: Kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez; kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz (TMK m.23). Anayasa da temel hak ve hürriyetleri kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez olarak tanımlar (Anayasa m.12).
6. Hak Ehliyeti Sınırlanabilir mi?
Hak ehliyeti kişinin kendi iradesiyle sınırlanamaz; kanun ise belirli hakların kazanılmasını özel koşullara bağlayabilir. Bu iki durum sık karıştırılır, çünkü birinde irade, diğerinde kanun hükmü söz konusudur.
Kişinin iradesi bakımından kural kesindir: hak ve fiil ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçmek mümkün değildir (TMK m.23). Kanun bakımından ise hak ehliyeti “hukuk düzeninin sınırları içinde” tanınmıştır (TMK m.8). Türk Medeni Kanunu bazı hakların kazanılmasını ya da kullanılmasını ayrıca yaş, ayırt etme gücü veya bekleme süresi gibi koşullara bağlar:
- Evlenme yaşı: Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez; hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını dolduranın evlenmesine izin verebilir (TMK m.124).
- Evlenmede ayırt etme gücü: Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez (TMK m.125).
- Kadın için bekleme süresi: Evlilik sona ermişse kadın, sona ermeden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez; doğurmakla süre biter ve kanunda sayılan hâllerde mahkeme süreyi kaldırır (TMK m.132). Ayrıntı iddet müddeti yazısındadır.
- Vasiyet yaşı: Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir (TMK m.502). Şekil şartları vasiyetname nasıl yazılır yazısında anlatılmıştır.
Bu hükümler, her insana tanınan hak ehliyetinin yanında belirli bir hakkın hangi koşulda kazanılacağını ya da kullanılacağını ayrıca düzenler (TMK m.8).
7. Hak Ehliyeti ve Yabancılar: Vatandaşlık Şart mı?
Hak ehliyeti için Türk vatandaşlığı şart değildir. Kanun hak ehliyetini insan olmaya bağlar ve “her insanın” hak ehliyeti olduğunu söyler (TMK m.8). Yabancı bir kişi de Türkiye’de sözleşmenin tarafı, mirasçı ya da alacaklı olabilir.
Yabancılar bakımından sınırlama yetkisi Anayasa’dan gelir: temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir (Anayasa m.16). Bu yetkinin somut bir örneği taşınmaz edinimidir. Cumhurbaşkanınca belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı gerçek kişiler, kanuni sınırlamalara uymak kaydıyla Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı aynî hak edinebilir; bu kişilerin edindiği taşınmazların toplam alanı özel mülkiyete konu ilçe yüzölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez (Tapu Kanunu m.35). Başvuru ve işlem aşamaları yabancıların taşınmaz edinimi yazısında ele alınmıştır.
8. Tüzel Kişilerde Hak Ehliyeti
Tüzel kişilerde hak ehliyeti, yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı haklar dışında kalan bütün hakları ve borçları kapsar. Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir (TMK m.48). Bir şirket veya dernek mülk edinebilir, sözleşme yapabilir ve borçlanabilir; buna karşılık evlenemez ya da kan hısımlığına dayanan yasal mirasçılık hakkına sahip olamaz.
Tüzel kişilik, başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ile belli bir amaca özgülenmiş bağımsız mal topluluklarına, kendileriyle ilgili özel hükümler uyarınca tanınır; amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan topluluk tüzel kişilik kazanamaz (TMK m.47). Tüzel kişi fiil ehliyetini ise kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla kazanır (TMK m.49). Tüzel kişi türleri ve organları tüzel kişi nedir yazısında anlatılmıştır.
9. Hak Ehliyeti ile Fiil Ehliyeti Arasındaki Fark
Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti arasındaki fark, bir hakka sahip olmak ile o hakkı kendi işlemiyle kullanabilmek arasındaki farktır. Fiil ehliyetine sahip olan kimse kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir (TMK m.9); bunun için ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan ergin olmak gerekir (TMK m.10).
| Hak ehliyeti | Fiil ehliyeti | |
|---|---|---|
| Ne sağlar? | Hak ve borç sahibi olabilmeyi | Hak ve borcu kendi işlemiyle doğurabilmeyi |
| Kimde vardır? | Her insanda (TMK m.8) | Ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan ergin kişide (TMK m.10) |
| Başlangıç | Sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşülen an (TMK m.28) | Üç şartın birlikte gerçekleştiği an (TMK m.10) |
| Bulunmadığı durum | Yoktur; ölümle sona erer (TMK m.28) | Ayırt etme gücü bulunmayanlar, küçükler ve kısıtlılar (TMK m.14) |
| Yargılamadaki karşılığı | Taraf ehliyeti (HMK m.50) | Dava ehliyeti (HMK m.51) |
Fiil ehliyetinin şartları, dört ehliyet grubu ve ehliyetsiz yapılan işlemin sonucu fiil ehliyeti nedir yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
10. Hak Ehliyeti ve Taraf Ehliyeti
Hak ehliyeti, davada taraf olabilmenin ölçüsüdür. Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.50). Hak ehliyeti her insanda bulunduğu için (TMK m.8) küçük ya da kısıtlı kişi de bir davada davacı veya davalı sıfatıyla yer alabilir.
Davayı bizzat açıp yürütebilmek ise ayrı bir ehliyettir: dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK m.51). Hak ehliyeti olan ama fiil ehliyeti bulunmayan kişi davada taraftır; onu ana ve baba ya da vasi yasal temsilci olarak temsil eder (TMK m.342, m.403).
Sıkça Sorulan Sorular
Hak ehliyeti nedir?
Hak ehliyeti, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Her insanın hak ehliyeti vardır ve bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittir (TMK m.8). Hak ehliyeti için yaş, ayırt etme gücü ya da vatandaşlık aranmaz; bu yönüyle şartlara bağlı fiil ehliyetinden ayrılır.
Hak ehliyeti ne zaman kazanılır?
Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar. Çocuk hak ehliyetini ise sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m.28). Bu nedenle cenin, sağ doğarsa mirasçı olabilir; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz (TMK m.582).
Hak ehliyeti ne zaman sona erer?
Kişilik, dolayısıyla hak ehliyeti ölümle sona erer (TMK m.28). Ölümüne kesin gözle bakılmasını gerektiren durumlarda kaybolan kişi, cesedi bulunamasa da ölmüş sayılır (TMK m.31). Uzun süre haber alınamayan kişi için mahkeme gaiplik kararı verebilir; ölüme bağlı haklar ölüm ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m.32, m.35).
Hak ehliyetine hâkim olan ilkeler nelerdir?
Kanun lafzından üç ilke çıkar: hak ehliyeti her insana tanınır, bütün insanlar haklara ve borçlara ehil olmada eşittir ve bu eşitlik hukuk düzeninin sınırları içindedir (TMK m.8). Dördüncü ilke vazgeçilmezliktir: kimse hak ve fiil ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçemez (TMK m.23).
Hak ehliyeti sınırlanabilir mi?
Kişi kendi iradesiyle hak ehliyetinden vazgeçemez veya onu sınırlayamaz (TMK m.23). Kanun ise bazı hakların kazanılmasını özel koşullara bağlar: evlenmek için on yedi yaş (TMK m.124), vasiyet için on beş yaş ve ayırt etme gücü (TMK m.502) aranır. Yabancıların temel hakları da kanunla sınırlanabilir (Anayasa m.16).
Yabancıların hak ehliyeti var mıdır?
Evet. Kanun hak ehliyetini vatandaşlığa değil insan olmaya bağlar: her insanın hak ehliyeti vardır (TMK m.8). Anayasa ise yabancıların temel hak ve hürriyetlerinin milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceğini söyler (Anayasa m.16). Taşınmaz edinimi bu sınırlamaya örnektir (Tapu Kanunu m.35).
Tüzel kişilerin hak ehliyeti var mıdır?
Evet. Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir (TMK m.48). Bir şirket mülk edinebilir ve borçlanabilir, ama evlenemez veya kan hısımlığına dayanan bir hakka sahip olamaz. Fiil ehliyetini ise gerekli organlara sahip olmakla kazanır (TMK m.49).
Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti arasındaki fark nedir?
Hak ehliyeti hak ve borç sahibi olabilmektir ve her insanda vardır (TMK m.8). Fiil ehliyeti ise kendi fiilleriyle hak edinebilmek ve borç altına girebilmektir (TMK m.9); ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartlarına bağlıdır (TMK m.10). Bebek miras yoluyla taşınmaz sahibi olur, ama onu kendisi satamaz.
Taraf ehliyeti ile hak ehliyeti aynı şey mi?
Taraf ehliyeti, davada davacı veya davalı olabilme ehliyetidir ve medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan herkeste bulunur (HMK m.50). Hak ehliyeti olan herkes davada taraf olabilir. Davayı bizzat açıp yürütebilmek ise dava ehliyeti ister; o da medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK m.51).
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler