Olay sonrası kendini koruma iddiasını hukukçuya anlatan yetişkin

Ceza Hukuku

Meşru Müdafaa (Nefsi Müdafaa) Nedir? TCK 25 Şartları

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Meşru müdafaa (nefsi müdafaa), kişinin kendisine veya başkasına yönelen, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda ve saldırıyla orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlediği fiildir. Türk Ceza Kanunu bu kuruma meşru savunma der ve şartları varsa faile ceza verilmez (TCK m.25/1). Meşru müdafaa ceza indirimi değildir; fiili hukuka uygun hâle getirir ve mahkeme beraat kararı verir (CMK m.223/2-d). Bu yazı, bir saldırıya karşı kendini veya başkasını savunduğu için hakkında soruşturma ya da kovuşturma yürütülen kişi ve yakınları için meşru müdafaanın şartlarını, sınırın aşılmasının sonucunu ve adam öldürme ile yaralamada verilecek hükmü açıklar.

1. Meşru Müdafaa: Öne Çıkanlar

  • Meşru müdafaa (nefsi müdafaa) şartları gerçekleşmişse faile ceza verilmez ve mahkeme beraat kararı verir (TCK m.25/1, CMK m.223/2-d).
  • Meşru müdafaa için saldırının fiilen başlaması şart değildir; gerçekleşmesi muhakkak olan saldırı da yeterlidir (TCK m.25/1).
  • Meşru müdafaada sınır kast olmaksızın aşılırsa taksirli suçun cezası altıda birden üçte bire kadar indirilir (TCK m.27/1).
  • Meşru müdafaada sınır mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılırsa ceza verilmez (TCK m.27/2).
  • Saldırı sona erdikten sonra verilen karşılık meşru müdafaa değildir; haksız tahrik varsa yalnız ceza indirilir (TCK m.29).
  • Meşru müdafaada saldırganın şahsına veya mallarına verilen zarar için tazminat sorumluluğu doğmaz (Türk Borçlar Kanunu m.64/1).

2. Meşru Müdafaa (Nefsi Müdafaa) Nedir, Ne Demek?

Meşru müdafaa, kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda, hal ve koşullara göre saldırıyla orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiildir. Bu fiil nedeniyle faile ceza verilmez (TCK m.25/1).

Meşru müdafaa ceza hukukunda bir hukuka uygunluk sebebidir. Hukuka uygunluk sebebi varsa fiil, suçun kanuni tanımına uysa bile hukuka aykırı sayılmaz. Bu nedenle meşru müdafaa ile yaralayan veya öldüren kişi hakkında mahkûmiyet kurulmaz; kovuşturma aşamasında mahkeme, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeni bulunduğu gerekçesiyle beraat kararı verir (CMK m.223/2-d). Kararın hukuki niteliği ve sonuçları beraat kararı ve beraat sebepleri yazısında ayrıca anlatılmıştır.

Meşru müdafaa Anayasa’da da anılır. Anayasa, meşru müdafaa hâlinde silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiillerini, yaşama hakkını düzenleyen birinci fıkranın dışında tutar (Anayasa m.17/4).

2.1. Meşru Müdafaa ile Nefsi Müdafaa Aynı mı?

Meşru müdafaa ile nefsi müdafaa aynı kurumdur. İkisi de halk arasında kullanılan adlardır; kanundaki adı meşru savunmadır ve TCK m.25’in birinci fıkrasında düzenlenir. “Nefs” sözcüğü kişinin kendisini anlatsa da kanun korumayı kişinin kendisiyle sınırlamaz: gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelen saldırıya karşı savunma aynı hükme tabidir (TCK m.25/1). Bu nedenle nefsi müdafaa, meşru müdafaa ve meşru savunma arasında şart veya sonuç farkı yoktur.

TCK 25. madde iki kurumu birlikte düzenler: birinci fıkrada meşru savunmayı (meşru müdafaa), ikinci fıkrada zorunluluk halini (TCK m.25). Meşru müdafaa ile zorunluluk hali aynı maddede yer aldığı için karıştırılır; aradaki fark aşağıda ayrı bölümde açıklanmıştır.

3. Meşru Müdafaa Şartları Nelerdir? (Nefsi Müdafaa Şartları)

Meşru müdafaanın şartları iki gruptur: saldırıya ilişkin şartlar ve savunmaya ilişkin şartlar. İki gruptaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir; biri eksikse meşru müdafaa oluşmaz (TCK m.25/1). Şartlar kanun metninden şöyle çıkar:

Şart grubuŞartKanundaki karşılığı (TCK m.25/1)
SaldırıHaksız olmalı”haksız bir saldırı”
SaldırıBir hakka yönelmeli”kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş”
SaldırıGüncel olmalı”gerçekleşen, ger­çek­leş­mesi veya tekrarı muhakkak olan”
SavunmaSaldırı anında yapılmalı”o anda”
SavunmaZorunlu olmalı”defetmek zorunluluğu ile”
SavunmaOrantılı olmalı”hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde”

3.1. Meşru Müdafaada Saldırıya İlişkin Şartlar

Meşru müdafaada saldırı haksız olmalıdır. Hukuk düzeninin izin verdiği bir davranış haksız saldırı sayılmaz. Hakkını kullanan kimseye ceza verilmediği için (TCK m.26/1), kanunun tanıdığı bir yetkiyi kullanan kişiye karşı meşru müdafaa ileri sürülemez.

Meşru müdafaada saldırı bir hakka yönelmelidir. Kanun hakkın türünü saymaz ve yalnız hayatı veya vücut bütünlüğünü korumaz. Malvarlığına, konut dokunulmazlığına veya başka bir hukuki değere yönelen haksız saldırı da meşru müdafaanın konusu olabilir. Hakkın kime ait olduğu da önemli değildir: saldırı başkasına yönelmişse onu savunan kişi de meşru müdafaadan yararlanır (TCK m.25/1).

Meşru müdafaada saldırı güncel olmalıdır. Kanun üç durumu sayar: gerçekleşen saldırı, gerçekleşmesi muhakkak olan saldırı ve tekrarı muhakkak olan saldırı (TCK m.25/1). Bu ifadenin iki sonucu vardır:

  • Saldırının başlaması beklenmez. Saldırı henüz fiilen başlamamış ama gerçekleşmesi muhakkaksa meşru müdafaa mümkündür. Kişinin ilk darbeyi almasını beklemesi gerekmez. Buna karşılık yalnız bir ihtimal, şüphe veya korku “muhakkak” şartını karşılamaz.
  • Sona eren saldırıya karşı meşru müdafaa olmaz. Saldırı bitmiş ve tekrarı da muhakkak değilse artık defedilecek bir saldırı yoktur. Bu anda verilen karşılık meşru müdafaa sayılmaz; olay haksız tahrik yönünden değerlendirilebilir (TCK m.29).

Meşru müdafaa için saldırının başlamış olması şart değildir: TCK m.25/1, gerçekleşmesi muhakkak olan saldırıya karşı savunmayı da açıkça kapsar. Belirleyici olan saldırının başlama anı değil, gerçekleşeceğinin kesinliğidir.

3.2. Meşru Müdafaada Savunmaya İlişkin Şartlar

Meşru müdafaada savunma o anda yapılmalıdır. Savunma, saldırı devam ederken ya da gerçekleşmesi muhakkak hâle geldiğinde yapılır. Saldırı sona erdikten sonra yapılan hareket savunma değil, karşılıktır (TCK m.25/1).

Meşru müdafaada savunma zorunlu olmalıdır. Kanun, saldırıyı defetmek zorunluluğuyla işlenen fiilden söz eder. Saldırıyı defetmek için savunma fiilinden başka bir yol yoksa zorunluluk vardır. Savunma saldırana karşı yapılır; saldırıyla ilgisi olmayan üçüncü kişiye zarar vermek meşru müdafaa değil, koşulları varsa zorunluluk hali sorunudur (TCK m.25/2).

Meşru müdafaada savunma orantılı olmalıdır. Kanun orantıyı “hal ve koşullara göre” arar (TCK m.25/1). Orantı matematiksel bir eşitlik değildir; saldırganın ve savunanın sayısı, kullanılan araç, saldırının şiddeti, olayın yeri ve zamanı birlikte değerlendirilir. Saldırıya uğrayan kişiden olay anında soğukkanlı bir hesap beklenmediği için kanun, korku ve panikle orantının aşılmasını ayrıca düzenler (TCK m.27/2).

4. Meşru Müdafaada (Nefsi Müdafaada) Ceza Verilir mi?

Meşru müdafaada ceza verilmez. TCK m.25/1’deki şartlar gerçekleşmişse fail, yaralama veya öldürme gibi bir suçun kanuni tanımına uyan fiil işlemiş olsa bile cezalandırılmaz (TCK m.25/1). Meşru müdafaa ceza indirimi sağlamaz; fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır.

Nefsi müdafaa cezası diye ayrı bir yaptırım yoktur. Meşru müdafaa iddiası olan dosyada ceza, iddianın kabul edilip edilmemesine göre belirlenir:

  • Şartlar gerçekleşmişse mahkeme beraat kararı verir (CMK m.223/2-d).
  • Şartlar gerçekleşmiş ama sınır aşılmışsa sonuç, sınırın kast olmaksızın mı yoksa korku ve panikle mi aşıldığına göre değişir (TCK m.27).
  • Şartlar hiç gerçekleşmemişse işlenen suçun kanundaki cezası uygulanır; haksız tahrik varsa ceza indirilir (TCK m.29).

Meşru müdafaa adli sicil bakımından da mahkûmiyetten ayrılır. Adli sicile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir (Adli Sicil Kanunu m.4/1); CMK ise beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararını mahkûmiyetten ayrı hüküm türleri olarak sayar (CMK m.223/1). Adli sicil kaydının kapsamı ve silinmesi adli sicil kaydı nasıl silinir yazısında anlatılmıştır.

5. Meşru Müdafaa ile Adam Öldürmek: Cezası Kaç Yıl?

Meşru müdafaa ile adam öldürmede şartlar gerçekleşmişse ceza verilmez (TCK m.25/1). Hapis cezası ancak meşru müdafaanın sınırı aşılmışsa veya şartları hiç oluşmamışsa gündeme gelir. Nefsi müdafaa ile adam öldürme iddiasında sonuç, aşağıdaki durumlara göre değişir:

DurumSonuçDayanak
Meşru müdafaa şartları ger­çek­leş­mişCeza verilmez, beraatTCK m.25/1 · CMK m.223/2-d
Sınır mazur görü­le­bi­le­cek heyecan, korku veya telaşla aşılmışCeza verilmez, ceza verilmesine yer olmadığı kararıTCK m.27/2 · CMK m.223/3-c
Sınır kast olmaksızın aşılmışTaksirle öldürmenin cezası (iki yıldan altı yıla kadar hapis) altıda birden üçte bire kadar indirilirTCK m.27/1 · m.85/1
Meşru müdafaa yok, haksız tahrik varMüebbet hapis yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapisTCK m.81/1 · m.29
Meşru müdafaa da haksız tahrik de yokMüebbet hapisTCK m.81/1

Sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde indirim, kasten öldürmenin cezası üzerinden değil, taksirli suç için kanunda yazılı ceza üzerinden yapılır (TCK m.27/1). Öldürmede bu ceza taksirle öldürmenin cezasıdır: bir insanın ölümüne taksirle neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m.85/1). Taksirle öldürmenin nitelikli hâlleri taksirle öldürme suçu yazısında anlatılmıştır.

Meşru müdafaa şartları hiç oluşmamışsa fiil kasten öldürmedir ve temel cezası müebbet hapistir (TCK m.81/1); nitelikli hâller için ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörülür (nitelikli kasten öldürme). Haksız tahrik varsa ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m.29). Kasten öldürmenin diğer ceza kalemleri kasten adam öldürme suçu ve cezası yazısındadır.

Aynı sıralama meşru müdafaa ile yaralamada da geçerlidir: şartlar varsa ceza verilmez; sınır kast olmaksızın aşılmışsa indirim taksirle yaralamanın cezası üzerinden yapılır (TCK m.27/1). Yaralamanın ceza aralıkları kasten yaralama suçu ve taksirle yaralama suçu yazılarında ayrıca anlatılmıştır.

6. Meşru Müdafaada Sınırın Aşılması (TCK 27)

Meşru müdafaada sınırın aşılması, saldırıya ve savunmaya ilişkin şartlar mevcutken savunmanın gereğinden ileri gitmesidir; savunmanın saldırıyla orantısını kaybetmesi bunun tipik biçimidir. Sınırın aşılması tek başına hukuka uygunluk sebebi değildir; TCK m.27, aşmanın nasıl gerçekleştiğine göre iki ayrı sonuç bağlar.

Sınırın aşılmasından söz edebilmek için önce meşru müdafaa durumunun başlamış olması gerekir. Saldırı hiç yoksa veya sona ermişse aşılacak bir sınır da yoktur; bu durumda TCK m.27 değil, koşulları varsa haksız tahrik uygulanır (TCK m.29).

6.1. Meşru Müdafaada Sınırın Kast Olmaksızın Aşılması (TCK 27/1)

Meşru müdafaada sınır kast olmaksızın aşılmışsa ve fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hüküm kurulur (TCK m.27/1). Bu kural yalnız meşru müdafaaya özgü değildir; ceza sorumluluğunu kaldıran bütün nedenlerde uygulanır.

Kuralın iki koşulu vardır. Birincisi aşmanın kasıtsız olmasıdır: kişi orantıyı bilerek ve isteyerek aşmışsa TCK m.27/1’den yararlanamaz. İkincisi fiilin taksirli hâlinin de suç olmasıdır: kanun bir fiilin yalnız kasten işlenmesini cezalandırıyorsa taksirli karşılığı olmadığı için bu indirimle ceza kurulamaz. Taksir kavramı taksir ne demek yazısında açıklanmıştır.

6.2. Meşru Müdafaada Korku, Heyecan veya Telaşla Sınırın Aşılması (TCK 27/2)

Meşru müdafaada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez (TCK m.27/2). Bu durumda mahkeme beraat kararı değil, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verir (CMK m.223/3-c).

TCK m.27/2 yalnız meşru savunmada sınırın aşılmasını düzenler. Madde metni “meşru savunmada” der; zorunluluk halinde veya diğer hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın korku ve panikle aşılması bu fıkraya girmez. Heyecan, korku veya telaşın mazur görülebilecek olması da ayrı bir koşuldur: olayın hal ve koşulları, saldırıya uğrayan bir kişinin bu ruh hâline girmesini açıklıyor olmalıdır. Saldırı karşısında yaşanan her heyecan kendiliğinden bu koşulu karşılamaz.

7. Meşru Müdafaa ile Haksız Tahrik Arasındaki Fark

Meşru müdafaa ile haksız tahrik arasındaki temel fark, meşru müdafaada ceza verilmemesi, haksız tahrikte ise fiilin suç olarak kalıp yalnız cezanın indirilmesidir (TCK m.25/1, m.29). Meşru müdafaada kişi devam eden veya gerçekleşmesi muhakkak bir saldırıyı defeder. Haksız tahrikte kişi, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işler (TCK m.29).

ÖlçütMeşru müdafaa (TCK m.25/1)Haksız tahrik (TCK m.29)
Hukuki niteliğiHukuka uygunluk sebebiCezayı azaltan sebep
Saldırının durumuGerçekleşen, ger­çek­leş­mesi veya tekrarı muhakkakHaksız fiil sona ermiş olabilir
Failin amacıSaldırıyı defetmekHaksız fiilin yarattığı hiddet veya elemle hareket
HükümBeraat (CMK m.223/2-d)Mahkûmiyet, indirimli ceza
CezaVerilmezMüebbet yerine on iki yıldan on sekiz yıla, ağır­laş­tı­rıl­mış müebbet yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla kadar hapis; diğer hâllerde dörtte birden dörtte üçe kadar indirim

Aynı olayda iki kurum art arda gündeme gelebilir. Saldırı sürerken yapılan savunma meşru müdafaa kapsamında kalır; saldırgan kaçmaya başladıktan veya saldırıdan vazgeçtikten sonra yapılan hareket için artık meşru müdafaa yoktur, haksız tahrik değerlendirilir. Bu nedenle olayın hangi anda sona erdiği, yani saldırının güncelliği, iki kurumu ayıran asıl sorudur (TCK m.25/1).

8. Meşru Müdafaa ile Zorunluluk Hali (TCK 25/2) Farkı

Meşru müdafaa haksız bir saldırıya karşıdır ve savunma saldırgana yönelir. Zorunluluk hali ise ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğuyla işlenen fiildir (TCK m.25/2). Meşru müdafaada karşı konulan şey bir kişinin haksız saldırısıdır; zorunluluk halinde ise kanun haksız bir saldırı aramaz, ağır ve muhakkak bir tehlike arar. Zorunluluk hali eski metinlerde ıztırar hali olarak da anılır.

Zorunluluk halinin şartları TCK m.25/2’de sayılır:

  • Tehlike kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik olmalıdır.
  • Tehlike ağır ve muhakkak olmalıdır.
  • Fail tehlikeye bilerek neden olmamalıdır.
  • Tehlikeden başka suretle korunma olanağı bulunmamalıdır.
  • Tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmalıdır.
ÖlçütMeşru müdafaa (TCK m.25/1)Zorunluluk hali (TCK m.25/2)
Neye karşıHaksız saldırıAğır ve muhakkak tehlike
Zarar kime verilirSaldırana (TBK m.64/1)Başka bir kişinin mallarına da verilebilir (TBK m.64/2)
Tehlikeye neden olmaAranmazFail tehlikeye bilerek neden olmamalı
Hüküm türüBeraat (CMK m.223/2-d)Ceza verilmesine yer olmadığı (CMK m.223/3-b)
Korku ve panikle sınırın aşılmasıCeza verilmez (TCK m.27/2)TCK m.27/2 uygulanmaz
TazminatSaldırgana verilen zarardan sorumluluk yok (TBK m.64/1)Hâkim hakkaniyete göre belirler (TBK m.64/2)

Hüküm türündeki fark kanun metninden çıkar. CMK, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmasını beraat sebepleri arasında sayar (CMK m.223/2-d). Zorunluluk halinde işlenen suçu ise kusurun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararının sebepleri arasında düzenler (CMK m.223/3-b).

9. Meşru Müdafaa Koşullarında Hata (Mefruz Meşru Savunma)

Mefruz meşru savunma, kişinin aslında olmayan bir saldırıyı var sanarak savunma yapmasıdır. TCK bu durumu meşru müdafaa başlığı altında değil, hata başlığı altında düzenler: ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır (TCK m.30/3).

Kuralın koşulu hatanın kaçınılmaz olmasıdır. Kanun yalnız kaçınılmaz hatayı faile yarar sağlayan hata olarak kabul eder; hata kaçınılabilir nitelikteyse TCK m.30/3 uygulanmaz. Hatanın kaçınılmaz olup olmadığı olayın hal ve koşullarına göre belirlenir. CMK, kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesini ceza verilmesine yer olmadığı kararının sebepleri arasında ayrıca sayar (CMK m.223/3-d).

10. Meşru Müdafaa Örnekleri: Hangi Durumlar Nefsi Müdafaaya Girer?

Aşağıdaki meşru müdafaa örnekleri varsayımsaldır ve TCK m.25/1’deki şartların nasıl uygulandığını göstermek içindir. Gerçek bir olayda sonuç, saldırının ve savunmanın hal ve koşullarına göre belirlenir.

  • Bıçakla yaklaşan saldırgan: Bıçağını çekip “seni öldüreceğim” diyerek üzerine yürüyen kişiyi iterek düşüren ve bıçağı elinden alan kişi meşru müdafaa kapsamındadır. Saldırı henüz gerçekleşmemiş olsa da gerçekleşmesi muhakkaktır ve savunma o anda yapılmıştır (TCK m.25/1).
  • Başkasına yapılan saldırı: Sokakta darp edilen tanımadığı birini korumak için saldırganı tutup yere yatıran kişi de meşru müdafaadan yararlanır; kanun başkasına ait bir hakkı da korur (TCK m.25/1).
  • Konuta giren hırsız: Gece evine giren ve eşyaları toplayan kişiye müdahale eden ev sahibi, malvarlığına ve konut dokunulmazlığına yönelen saldırıyı defetmektedir. Kullanılan gücün saldırıyla orantılı olması gerekir. Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun unsurları konut dokunulmazlığının ihlali yazısında anlatılmıştır.
  • Kaçan hırsız: Malı alıp kaçan ve uzaklaşan kişinin arkasından ateş edilmesi meşru müdafaa sayılmayabilir; saldırı sona ermiş olabilir ve kullanılan araç saldırıyla orantılı olmayabilir (TCK m.25/1).
  • Kavga bittikten sonra geri dönmek: Kavga ayrıldıktan sonra geri dönüp karşı tarafı yaralayan kişi meşru müdafaadan yararlanamaz, çünkü defedilecek bir saldırı kalmamıştır. Olay haksız tahrik yönünden değerlendirilebilir (TCK m.29).
  • Hakarete karşı silah: Yalnız sözle hakaret eden kişiye ateşli silah kullanmak, onura yönelik saldırıya karşı orantılı bir savunma değildir (TCK m.25/1). Ruhsatsız silah taşımanın ayrı cezası ruhsatsız silah cezası yazısındadır.

11. Meşru Müdafaada Tazminat Ödenir mi?

Meşru müdafaada saldırgana verilen zarar için tazminat ödenmez. Türk Borçlar Kanunu bu durumu haklı savunma olarak adlandırır: haklı savunmada bulunan kişi, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz (Türk Borçlar Kanunu m.64/1).

Zorunluluk halinde sonuç farklıdır. Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için başka bir kişinin mallarına zarar veren kişinin bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler (Türk Borçlar Kanunu m.64/2). Aynı maddenin üçüncü fıkrası, kolluk yardımını zamanında sağlayamayacak durumdaki kişinin hakkını kendi gücüyle korumasını düzenler; hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka yol yoksa kişi verdiği zarardan sorumlu tutulamaz (Türk Borçlar Kanunu m.64/3). Tazminat davasının genel koşulları maddi ve manevi tazminat davası yazısında anlatılmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Nefsi müdafaa ile meşru müdafaa aynı şey mi?

Evet. Nefsi müdafaa ve meşru müdafaa aynı kurumun halk arasındaki adlarıdır; Türk Ceza Kanunu bu kuruma meşru savunma der ve TCK m.25/1'de düzenler. Kanun yalnız kişinin kendisini savunmasını değil, başkasına ait bir hakkı savunmasını da aynı hükümle korur. Üç adın hukuki sonucu aynıdır: şartlar varsa faile ceza verilmez.

Meşru müdafaada ceza alınır mı?

Hayır, meşru müdafaanın şartları gerçekleşmişse faile ceza verilmez (TCK m.25/1). Meşru müdafaa bir hukuka uygunluk sebebidir; ceza indirimi sağlamaz, fiili hukuka uygun hâle getirir. Kovuşturma aşamasında mahkeme, olayda hukuka uygunluk nedeni bulunduğu için beraat kararı verir (CMK m.223/2-d). Şartlardan biri eksikse meşru müdafaa oluşmaz.

Meşru müdafaanın şartları nelerdir?

Meşru müdafaa için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartlar birlikte aranır. Saldırı haksız olmalı, kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmeli ve gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olmalıdır. Savunma o anda yapılmalı, saldırıyı defetmek için zorunlu olmalı ve hal ve koşullara göre saldırıyla orantılı olmalıdır (TCK m.25/1).

Saldırı başlamadan savunma yapılırsa meşru müdafaa olur mu?

Olabilir. TCK m.25/1 yalnız gerçekleşen saldırıyı değil, gerçekleşmesi muhakkak olan saldırıyı da kapsar. Saldırganın vurmasını beklemek şart değildir; saldırının gerçekleşeceği kesin olmalıdır. Yalnız ihtimal, şüphe veya korku bu şartı karşılamaz. Saldırı sona erdikten sonra yapılan karşılık ise meşru müdafaa sayılmaz.

Nefsi müdafaa ile adam öldürmenin cezası kaç yıl?

Meşru müdafaa şartları varsa ceza verilmez (TCK m.25/1). Sınır kast olmaksızın aşılmışsa taksirle öldürmenin iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası altıda birden üçte bire kadar indirilir (TCK m.27/1, m.85/1). Şartlar yoksa kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir; haksız tahrik varsa on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis verilir (TCK m.81/1, m.29).

Meşru müdafaada sınırı aşarsam ne olur?

Sonuç sınırın nasıl aşıldığına bağlıdır. Sınır kast olmaksızın aşılmış ve fiil taksirle de cezalandırılıyorsa taksirli suçun cezası altıda birden üçte bire kadar indirilir (TCK m.27/1). Sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse ceza verilmez ve mahkeme ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurar (TCK m.27/2, CMK m.223/3-c).

Meşru müdafaa ile haksız tahrik arasındaki fark nedir?

Meşru müdafaada kişi devam eden veya gerçekleşmesi muhakkak olan saldırıyı defeder ve ceza verilmez (TCK m.25/1). Haksız tahrikte kişi haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisiyle suç işler; fiil suç olarak kalır, yalnız ceza indirilir (TCK m.29). Saldırı bittikten sonraki karşılık meşru müdafaa değildir, haksız tahrik yönünden değerlendirilebilir.

Malıma saldırana karşı meşru müdafaa yapabilir miyim?

Evet, TCK m.25/1 bir hakka yönelmiş haksız saldırıdan söz eder ve hakkın türünü sınırlamaz; malvarlığına yönelen saldırıya karşı da meşru müdafaa mümkündür. Ancak savunma o anda yapılmalı ve saldırıyla orantılı olmalıdır. Malı alıp uzaklaşan kişiye sonradan yapılan müdahale, saldırı sona erdiği için meşru müdafaa şartlarını karşılamayabilir.

Başkasını savunmak meşru müdafaa sayılır mı?

Evet. TCK m.25/1 gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş saldırıdan söz eder. Saldırıya uğrayan üçüncü kişiyi korumak için yapılan savunma da meşru müdafaadır ve aynı şartlara tabidir: saldırı haksız ve güncel, savunma o anda, zorunlu ve saldırıyla orantılı olmalıdır. Savunulan kişinin yakın olması gerekmez.

TCK 25. madde nedir?

TCK 25. madde, Türk Ceza Kanunu'nda meşru savunma ve zorunluluk halini düzenleyen maddedir. Birinci fıkra meşru müdafaayı (nefsi müdafaa) düzenler: haksız bir saldırıyı o anda ve orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiil nedeniyle faile ceza verilmez (TCK m.25/1). İkinci fıkra, ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak zorunluluğuyla işlenen fiili, yani zorunluluk halini düzenler (TCK m.25/2).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp