Usul Hukuku

Davaların Ayrılması (Tefrik) Nedir, Şartları Nelerdir?

Davaların ayrılması nedir, tefrik kararını mahkeme ne zaman verir, karara karşı kanun yolu nedir? HMK 167 ve 2026 değişikliğiyle adım adım öğrenin.

8 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Tek bir evrak grubunu bordo ve bej iki ayrı dava dosyasına ayıran eller
İçindekiler 13

Kısa Cevap

Davaların ayrılması (tefrik), birlikte görülen davaların mahkemece birbirinden ayrılarak ayrı ayrı yürütülmesidir. HMK m.167 uyarınca mahkeme bu kararı, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden verebilir. Ayrılan davalara aynı mahkeme bakmaya devam eder.

Bu Durumda mısınız?

  • Duruşmada “dosyanın tefrikine” karar verildi ve dosyanız yeni bir esas numarası aldı.
  • Birden fazla talebi tek dilekçede ileri sürdünüz, mahkeme bunları ayırdı.
  • Birlikte açtığınız davada mahkeme, aranızda dava arkadaşlığı bulunmadığı gerekçesiyle davaları ayırdı.
  • Ayırma kararına itiraz etmek istiyorsunuz ama hangi kanun yoluna ve ne zaman başvuracağınızı bilmiyorsunuz.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Konunun iki temel hükmü vardır: ayırmanın kendisini düzenleyen m.167 ve ayırma kararına karşı kanun yolunu düzenleyen m.168.

6100 sayılı HMK m.167 — Davaların ayrılması

MADDE 167- (1) Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.

6100 sayılı HMK m.168 — Kanun yolları

MADDE 168- (Değişik:16/7/2026-7589/24 md.) (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir. (2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.

m.168’in başındaki değişiklik işareti önemlidir. Bu madde 2026 yılında bütünüyle yeniden yazılmıştır ve yürürlükteki metin budur. Ayrıntısı için aşağıdaki “Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?” bölümüne bakın.

Davaların Ayrılması Nedir?

Davaların ayrılması, bir mahkemede birlikte görülmekte olan davaların ayrı dosyalar hâlinde yürütülmesine karar verilmesidir. Kanunun aradığı tek maddi ölçüt vardır: yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesi. Bu ölçüt, hâkimin usul ekonomisi yükümlülüğüyle birlikte okunur.

6100 sayılı HMK m.30 — Usul ekonomisi ilkesi

MADDE 30- (1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iki hükmü birlikte değerlendirerek hâkimin bu yetkiyi hangi olgulara dayanarak kullanacağını göstermiştir. Hizmet tespiti ile işçilik alacaklarının aynı dosyada görüldüğü bir uyuşmazlıkta Kurul şu sonuca varmıştır:

“Yukarıdaki açıklamaların ışığında yapılan değerlendirmede, davaya konu istemlerin yasal dayanaklarının ve buna bağlı olarak yapılacak inceleme ve araştırma yöntemlerinin farklılığı, temel ilişkinin kanıtlanmasında izlenecek usul gibi bir takım farklı olgular nedeniyle, yargılamanın daha iyi ve süratli bir şekilde yürütülebilmesi için hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına ilişkin davaların ayrılmasının daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2253, K. 2014/312, T. 12.03.2014 — bozma)

Aynı kararda Kurul, farklı yargılama usulüne tabi davaların birlikte görülmesi hâlinde yargılamanın daha iyi ve düzenli yürütülmesinden söz edilemeyeceğini de belirtmiştir. Ölçüt bu nedenle soyut bir uygunluk değerlendirmesi değildir; davaların usul rejimlerinin birbiriyle bağdaşıp bağdaşmadığına bakılır.

Tefrik Kararını Kim, Ne Zaman Verir?

Kararı davaya bakan mahkeme verir. Maddenin lafzı üç noktayı birlikte düzenler:

  • Zaman bakımından sınır yoktur. Karar “davanın her aşamasında” verilebilir. Ön inceleme, tahkikat veya sözlü yargılama aşamasında olması sonucu değiştirmez.
  • Talep şart değildir. Mahkeme “talep üzerine veya kendiliğinden” karar verebilir. Tarafların ayrılma yönünde bir istemi bulunmasa bile hâkim bu yetkiyi kullanabilir.
  • Dosya başka mahkemeye gitmez. Maddenin son cümlesi açıktır: mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.

Son nokta, tefriki dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesiyle sonuçlanan kararlardan ayırır. Tefrikte dosya aynı mahkemede kalır ve yalnızca ayrı bir esasa kaydedilir.

Hangi Davalar Ayrılır, Hangileri Ayrılmaz?

Ayırmanın sınırı, tarafların birlikte dava açma hakkının dayanağında yatar. Birden fazla kişinin birlikte dava açabilmesi dava arkadaşlığı kurumuna bağlıdır.

6100 sayılı HMK m.59 — Mecburi dava arkadaşlığı

MADDE 59- (1) Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.

Mecburi dava arkadaşlığında maddi hukuk, tamamı hakkında tek hüküm verilmesini gerektirir. İhtiyari dava arkadaşlığını düzenleyen m.57 ise birlikte dava açılabilecek hâlleri sayar ve lafzında böyle bir tek hüküm koşulu taşımaz. Yargıtay, dava arkadaşlığı koşullarının hiç bulunmadığı hâllerde birlikte dava açılmasının usulen mümkün olmadığını belirtmiştir:

“Birden fazla kimsenin dava arkadaşlığı koşulları bulunmaksızın birlikte dava açabilmeleri ya da kendilerine karşı dava açılabilmesi usul hükümlerine göre mümkün değildir.”

(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/14190, K. 2016/27989, T. 15.12.2016 — bozma)

Aynı yönde bir başka kararda, ayrı ayrı parsel maliki olan ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan davacıların birlikte açtıkları davada Daire şu tespiti yapmıştır:

“Bu nedenle, zorunlu dava arkadaşı olmayan davacılar tarafından açılan eldeki davada, yargılama iyi bir şekilde yürütülmemiştir.”

(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/234, K. 2012/869, T. 26.01.2012 — bozma, oybirliği)

Ters yön de içtihatla çizilmiştir. Davalar arasında gerçek bir bağlantı varsa ayırma kararı isabetsiz olur:

“Davalar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği durumlarda usul ekonomisi ve daha isabetli bir karar verilmesi açısından, davanın tefriki usule aykırı olacaktır.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/821, K. 2025/130, T. 21.01.2025 — kaldırma)

Kısacası ölçüt tek yönlü değildir. Dava arkadaşlığı koşulları yokken davaları birlikte görmek de, davalar arasında sıkı bağlantı varken tefrik etmek de usule aykırılık oluşturabilir.

Birleştirme ile Ayrılma Arasındaki Fark

İki kurum birbirinin karşıtıdır ama rejimleri simetrik değildir.

6100 sayılı HMK m.166 — Davaların birleştirilmesi

(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

Bağlantının tanımı bu fıkradadır ve ayırma değerlendirmesinde de ölçüt olarak kullanılır.

ÖlçütDavaların birleştirilmesi (m.166)Davaların ayrılması (m.167)
AmaçBağlantılı davaların birlikte görülmesiYargılamanın iyi yürütülmesi
Dosya nerede toplanırİlk davanın açıldığı mahkemedeAyrılma kararını veren mahkemede
Dosyanın akıbetiDosyalar tek esasta toplanırAynı mahkemede ayrı esasa kaydedilir
Kanun yoluSadece istinaf (m.168/1)Hükümle birlikte istinaf (m.168/2)

Tefrik Kararına Karşı Kanun Yolu

Bu konu 2026’da değişmiştir ve iki karar tipi artık farklı rejime tabidir. Yürürlükteki m.168 şu ayrımı yapar:

  • Birleştirme kararı: aynı yargı çevresindeki davalar yönünden verilmişse, karara karşı “sadece istinaf yoluna başvurulabilir” (m.168/1).
  • Ayırma kararı: ilk derece mahkemelerince verilmişse istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerinin kararları bakımındansa temyiz yoluna “ancak hükümle birlikte” gidilebilir (m.168/2).

İkinci fıkranın son cümlesi ayrıca bir sınır koyar: ayırma veya birleştirme kararı tek başına bölge adliye mahkemesinde kaldırma, Yargıtayda ise bozma sebebi oluşturmaz. Yani kanun yolu incelemesinde yalnızca ayırma veya birleştirme kararının kendisine dayanılması, tek başına bu sonucu doğurmaz.

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?

Bu başlık burada zorunludur, çünkü konunun mevzuatı yakın tarihte iki kez hareket etmiştir.

Birinci hareket: Anayasa Mahkemesi iptali. m.166/1’in ikinci cümlesinde yer alan bir ibare iptal edilmiştir:

“12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE”

(Anayasa Mahkemesi, E. 2024/237, K. 2025/137, T. 17.06.2025 — iptal; RG 25/9/2025-33028)

İkinci hareket: 7589 sayılı Kanun. İptalden sonra kanun koyucu m.166/1’in ikinci cümlesini yeniden yazmış, m.168’i ise bütünüyle değiştirmiştir.

6100 sayılı HMK m.166 — Davaların birleştirilmesi (yürürlükteki birinci fıkra)

(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. (Değişik cümle:16/7/2026-7589/23 md.) İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.

Bu düzenlemelerin yürürlük tarihi 31.07.2026’dır. Tarih 7589 sayılı Kanun’un yürürlük maddesinden çıkar: m.26/1-(c) bendi, Kanun’un (a) ve (b) bentlerinde sayılmayan “diğer maddeleri” bakımından yürürlüğü yayımı tarihine bağlar; HMK m.166’yı değiştiren 23. madde ile m.168’i değiştiren 24. madde bu istisna bentlerinde yer almaz. Pratik sonuç şudur: bu tarihten önce yayımlanmış kaynaklarda m.166/1’in sonunda “ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar” ibaresini, m.168’de ise farklı bir kanun yolu düzenlemesini görebilirsiniz. Bu metinler artık yürürlükte değildir. Dosyanızda hangi tarihteki hükmün uygulanacağı, işlemin yapıldığı tarihe göre belirlenir.

İstinaf Aşamasında Dava Ayrılabilir mi?

Bölge adliye mahkemesi de ayırma kararı verebilir. Dayanak iki maddenin birlikte okunmasıdır: m.357 istinafta yapılamayacak işlemleri sayar ve davaların ayrılması bu listede yoktur.

6100 sayılı HMK m.360 — Uygulanacak diğer hükümler

MADDE 360- (1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.

Bir bölge adliye mahkemesi kararı bu sonucu açıkça ifade etmiştir:

“O halde, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davaların ayrılmasına karar verilmesine herhangi bir engel bulunmamaktadır.”

(Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1557, K. 2025/1784, T. 03.10.2025 — istinaf incelemesi)

Aynı kararda, istinaf aşamasında bir davalı yönünden davadan feragat edilmesi üzerine o davalı bakımından dosyanın tefrikine karar verilmiştir. Karara göre feragat, davaya son veren taraf işlemlerinden sayılır ve m.311 uyarınca kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle diğer davalı yönünden yargılamanın sürmesi ancak ayırma ile mümkün olmuştur.

Tefrik Sonrası Ne Olur?

Ayırma kararından sonra dosya aynı mahkemede kalır ve ayrı bir esas numarasına kaydedilir. Yargıtay bu işleyişi şöyle özetlemiştir:

“Bu sebeple mahkemece davalar tefrik edilmeli; her bir davacı için ayrı esasa kaydedilerek, yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmelidir.”

(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/14190, K. 2016/27989, T. 15.12.2016 — bozma)

Ayrılan her dava bundan sonra bağımsız yürür: karar, ayrı ayrı yapılacak yargılamanın sonucuna göre kurulur.

Sık Yapılan Hatalar

  • Ayırma kararına hemen kanun yoluna başvurmak. m.168/2 hükümle birlikte başvuruyu öngörür; ayrı ve derhâl yapılan başvuru amacına ulaşmaz.
  • Ayırma kararını tek başına bozma sebebi saymak. Maddenin son cümlesi bunun tersini söyler.
  • Tefriki görevsizlikle karıştırmak. Tefrikte dosya başka mahkemeye gönderilmez, aynı mahkemede kalır.
  • Derdestlikle karıştırmak. Tefrik, birlikte görülen davaların ayrılmasıdır; aynı davanın ikinci kez açılması ayrı bir dava şartı sorunudur.
  • Ayrılan dosyaya ıslahla yeni talep eklemeye çalışmak. Islahın kapsamı ve sınırları ayrı kurallara tabidir.
  • 2026 öncesi kaynaklara dayanmak. m.166 ve m.168 değişmiştir; eski metne göre kurulan süre ve kanun yolu hesabı yanlış sonuç verir.

Özet

  • Davaların ayrılması (tefrik), birlikte görülen davaların ayrı ayrı yürütülmesine karar verilmesidir (HMK m.167).
  • Tek ölçüt yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesidir; karar her aşamada, talep üzerine veya kendiliğinden verilebilir.
  • Ayrılan davalara aynı mahkeme bakmaya devam eder; dosya başka mahkemeye gönderilmez.
  • Dava arkadaşlığı koşulları yoksa davaların birlikte görülmesi usule aykırıdır; bağlantı varsa ayırma isabetsiz olur.
  • Ayırma kararına karşı istinafa ancak hükümle birlikte gidilir ve bu husus tek başına bozma sebebi değildir (m.168/2, yürürlük 31.07.2026).

İlgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

Tefrik ne demek?

Tefrik, birlikte görülen davaların mahkemece ayrılmasıdır. HMK m.167'nin başlığındaki karşılığı davaların ayrılmasıdır. Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında bu kararı verebilir.

Mahkeme davayı kendiliğinden ayırabilir mi?

Evet. HMK m.167 ayırma kararının talep üzerine veya kendiliğinden verilebileceğini açıkça düzenler. Tarafların ayrılma yönünde bir talebi bulunmasa da hâkim, yargılamanın düzenli yürütülmesi ölçütüne dayanarak bu kararı alabilir.

Ayrılan dava hangi mahkemede görülür?

Aynı mahkemede görülür. HMK m.167'nin son cümlesi, ayrılmasına karar verilen davalara mahkemenin bakmaya devam edeceğini söyler. Dosya başka bir mahkemeye gönderilmez; yalnızca yeni bir esas numarasına kaydedilir.

Ayırma kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?

Ayrı ve hemen başvurulamaz. HMK m.168/2 uyarınca ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı istinaf yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir. Aynı fıkra, bu hususun tek başına kaldırma veya bozma sebebi teşkil etmeyeceğini de belirtir.

Birleştirme kararına karşı kanun yolu ayırmadan farklı mıdır?

Evet, farklıdır. HMK m.168/1 aynı yargı çevresindeki davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabileceğini söyler. Ayırma kararı ise hükümle birlikte incelenir. İki kararın rejimi aynı değildir.

Dava arkadaşlığı yoksa davalar birlikte görülebilir mi?

Görülemez. Yargıtay, dava arkadaşlığı koşulları bulunmadan birden fazla kişinin birlikte dava açmasının usul hükümlerine göre mümkün olmadığına karar vermiştir. Böyle bir dosyada mahkemenin davaları tefrik etmesi gerekir.

İstinaf aşamasında dava ayrılabilir mi?

Bölge adliye mahkemesi de ayırma kararı verebilir. HMK m.357 istinafta yapılamayacak işlemleri sayar ve davaların ayrılması bu listede yer almaz; m.360 ise aksine hüküm yoksa ilk derece usulünün istinafta da uygulanacağını düzenler.

Ayırma kararı tek başına bozma sebebi midir?

Değildir. HMK m.168/2'nin son cümlesi, bu hususun tek başına bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesi, Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmeyeceğini açıkça düzenler. Kanun yolu incelemesinde yalnızca ayırma kararına dayanmak bu sonucu doğurmaz.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Görev ve yetki itirazları, süre hesabı, istinaf ve temyiz başvuruları gibi yargılamanın usul sorunlarını takip eder.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp