
İçindekiler 12
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- İsim (Ad) Nasıl Değiştirilir? Kural: Mahkeme Kararı
- Hangi Sebepler “Haklı Sebep” Sayılır?
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Ad Değişikliği Nüfus Müdürlüğünden (Mahkemesiz) Yapılabilir mi?
- Soyadı Değişikliği
- Yaş Büyütme ve Yaş Küçültme Davası (Yaş Düzeltme)
- İsim Değişikliğinin Sonuçları
- Bu Davada Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
İsim (ad) değiştirmek, kural olarak haklı bir sebebe dayanarak açılan bir dava ile mümkündür. Türk Medeni Kanunu, adın ancak haklı sebeplerle ve hâkim kararıyla değiştirilebileceğini söyler (TMK m.27). Dava, aile mahkemesinde değil, davacının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde, nüfus idaresine husumet yöneltilerek açılır. Kişinin çevresinde başka bir adla tanınması, adının gülünç veya incitici olması gibi durumlar uygulamada haklı sebep sayılabilir; ancak mahkeme haklı sebebi somut olaya göre değerlendirir ve her öznel istek tek başına yeterli görülmez.
Bu Durumda mısınız?
- Nüfustaki adınızı kullanmıyor, çevrenizde ve iş hayatınızda başka bir adla tanınıyorsunuz ve bu farklılık sorun yaratıyor.
- Adınızın gülünç, incitici olduğunu ya da telaffuz/yazım güçlüğü çıkardığını düşünüyorsunuz.
- Ad değişikliğini nüfus müdürlüğünden mi yoksa mahkemeden mi yapmanız gerektiğini merak ediyorsunuz.
- Değişikliğin eski borçlarınızı, medeni durumunuzu etkileyip etkilemeyeceğini soruyorsunuz.
- Adınızı değil, doğum tarihinizi (yaşınızı) düzelttirmek istiyorsunuz.
Haklı sebebin varlığı ve dosyanın hazırlanması olaya çok bağlı olduğundan durumunuzu mutlaka bir avukatla değerlendirin.
İsim (Ad) Nasıl Değiştirilir? Kural: Mahkeme Kararı
Ad, kişiliği belirleyen ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir unsurdur; bu nedenle kanun onun değiştirilmesini serbest bırakmaz, haklı sebep ve hâkim kararı şartına bağlar:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.27/1
Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.
Bu hüküm iki şeyi birden söyler: ad değişikliği için (1) haklı bir sebep bulunmalı ve (2) bu talep mahkemeye yöneltilmelidir. Yani kişi, dilediği zaman kendi beyanıyla adını değiştiremez; değişiklik, mahkemenin haklı sebebi denetleyip kabul etmesiyle gerçekleşir.
Anayasa Mahkemesi, ismin kişinin özel hayatının bir parçası olduğunu kabul eder ve devletin bu alandaki yükümlülüğünü şöyle çerçeveler:
“Söz konusu pozitif yükümlülükler, somut olayın özellikleri gözönünde bulundurularak idari ve yargısal karar vericiler tarafından kişilerin bu yöndeki makul taleplerinin karşılanmasını veya taleplerin reddi durumunda buna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmasını gerektirir”
(Anayasa Mahkemesi, Haluk Yavuz Başvurusu, B. No: 2019/17788, T. 20.09.2023, § 10)
Bu ölçüt dengeyi iyi gösterir: makul ve haklı bir talep karşılanmalı, reddedilecekse de mahkeme bunun ilgili ve yeterli gerekçesini ortaya koymalıdır. Nitekim yukarıdaki başvuruda, tek bir harften oluşan (“B”) bir adın talep edilmesi kişiyi toplumdan ayırt etmeye elverişli bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve Anayasa Mahkemesi bu reddi hak ihlali saymamıştır. Bu da haklı sebebin, gerekçeli biçimde denetlenen bir ölçüt olduğunu; her talebin otomatik kabul edilmediğini gösterir.
Hangi Sebepler “Haklı Sebep” Sayılır?
Kanun, haklı sebepleri tek tek saymaz; takdiri hâkime bırakır. Uygulamada haklı sebep olarak değerlendirilebilen tipik durumlar şunlardır:
- Toplumda başka adla tanınma: Kişinin çevresinde, iş ve sosyal hayatında nüfustaki adından farklı bir adla bilinmesi ve bu farklılığın karışıklık yaratması. Uygulamada en sık kabul gören sebep budur.
- Adın gülünç, incitici veya utanç verici olması: Kişiyi rahatsız eden, alay konusu olan adlar.
- Telaffuz veya yazım güçlüğü: Adın sürekli yanlış yazılması/okunması.
- Dinî, kültürel veya kişisel çağrışımlar: Kişinin adıyla özdeşleşememesi, adın olumsuz bir anıyla bağlantılı olması gibi ciddi ve samimi gerekçeler.
Ancak bu başlıklar sihirli bir formül değildir. Mahkeme, talebin samimi, ciddi ve makul olup olmadığını; adın toplum içinde ayırt edicilik işlevini koruyup korumadığını değerlendirir. Salt “beğenmiyorum” düzeyinde kalan, dayanağı zayıf istekler reddedilebilir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarında olduğu gibi, tek harften oluşan bir ad ya da yalnızca öznel bir hoşnutsuzluğa dayanan talepler haklı sebep için yeterli görülmeyebilir. Bu nedenle davadan önce haklı sebebinizin somut delillerle (tanık, iş/okul kayıtları, kullanım belgeleri) desteklenip desteklenemeyeceğini bir avukatla değerlendirmeniz önemlidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İsim değiştirme davasının en çok karıştırılan yönü mahkemedir. Boşanma, velayet ve nafaka aile mahkemesinde görülür; ancak ad, kişiler hukukuna ilişkin olduğundan isim değiştirme davası aile mahkemesinde değil, asliye hukuk mahkemesinde açılır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’ne taşınan örneklerde ad/soyad değişikliği davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülmüş, temyiz incelemesini Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi yapmıştır.
- Görevli mahkeme: Asliye hukuk mahkemesi.
- Yetkili mahkeme: Kural olarak davacının yerleşim yeri mahkemesi.
- Husumet (davalı): Nüfus kayıtlarını tutan idare (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü).
Nüfus kayıtları kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamada nüfus müdürü veya görevlendireceği memur hazır bulunur ve mahkeme tarafların beyanıyla bağlı kalmadan resen (kendiliğinden) araştırma yapar. Bu yüzden dava, sıradan bir talep dilekçesiyle geçiştirilebilecek bir işlem değildir; haklı sebebin ispatı için delil sunmak gerekir.
Ad Değişikliği Nüfus Müdürlüğünden (Mahkemesiz) Yapılabilir mi?
Sık sorulan sorulardan biri, adın mahkemeye gitmeden doğrudan nüfus müdürlüğünden değiştirilip değiştirilemeyeceğidir. Bugün için genel kural mahkeme yoludur. Geçmişte kanun koyucu, sınırlı ve geçici bir idari yol açmıştı:
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu Geçici m.8 (2017)
Kişinin iki yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir.
Bu düzenlemenin iki önemli sınırı vardır. Birincisi kapsam: idari yol her ada değil, yalnızca Soyadı Kanunu’na aykırı soyadları, yazım-imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından doğan anlam değişiklikleri gibi belirli hâllere tanınmıştı; genel bir “haklı sebeple ad değiştirme” imkânı değildi. İkincisi süre: hüküm “iki yıl içerisinde” başvuru şartı taşıyordu. 2019’da benzer bir geçici madde (Geçici m.11) bu kapsamı biraz genişletip (genel ahlaka uygun olmayan, toplumca gülünç karşılanan adları da ekleyerek) üç yıllık yeni bir başvuru penceresi açtı.
Her iki düzenlemenin de başvuru süreleri dolmuştur. Dolayısıyla bugün, imla/yazım hatası gibi dar istisnalar dışında, genel bir ad veya soyadı değişikliği için yeniden dava açmak gerekir. (Nüfus kaydındaki basit maddi/yazım hataları için nüfus müdürlüğünce yapılan idari düzeltmeler ayrı bir konudur; bunlar bir “ad değişikliği” değil, dayanak belgeye uygun düzeltmelerdir.)
Soyadı Değişikliği
Soyadı değişikliği de kural olarak aynı esaslara (haklı sebep ve mahkeme kararı) tabidir. Ayrıca soyadına özgü bazı kurallar vardır: evlenme, boşanma ve soybağı gibi durumlarda soyadı kanun gereği kendiliğinden belirlenir; bu hâllerde ayrı bir “değişiklik davası” gerekmez. Buna karşılık kişinin, taşıdığı soyadını haklı sebeple değiştirmek istemesi (örneğin toplumda başka bir soyadıyla tanınması) yine asliye hukuk mahkemesinde açılacak bir davaya konudur. Evlilikte kadının soyadı ve boşanmada soyadının durumu ise kendi başına ayrı bir konudur; bu yazının kapsamı, haklı sebebe dayalı ad/soyad değişikliği davasıdır. Evlilik devam ederken kullanılacak soyadını düzenleyen hüküm iptal edilmiştir; bu kolun bugünkü durumu için bkz. Evli Kadın Bekarlık Soyadını Kullanabilir mi?. Cinsiyet değişikliğine bağlı nüfus kaydı düzeltmesi de haklı sebep incelemesinden ayrı, kendi hükmüne tabidir; bkz. Cinsiyet Değiştirme Davası.
Yaş Büyütme ve Yaş Küçültme Davası (Yaş Düzeltme)
Günlük dilde yaş büyütme davası veya yaş küçültme davası denen dava, hukuken tek bir kurumdur: nüfus kaydının düzeltilmesi. Kanun yaşın büyütülmesi ile küçültülmesi arasında ayrı bir rejim öngörmez; her ikisi de aynı hükme ve aynı ispat ölçütüne tabidir. Talebin yönü sonucu değiştirmez. Belirleyici olan, kayıtlı doğum tarihinin gerçeğe aykırı olduğunun ispatlanmasıdır.
Adın değil de yaşın (doğum tarihinin) düzeltilmesi istendiğinde, dava TMK m.27’ye değil, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun kayıt düzeltmeye ilişkin hükümlerine dayanır:
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36/1-a
Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.
Aynı maddede, haklı sebep bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltmenin hâkimden istenebileceği de düzenlenir:
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36/1-b
Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir.
Yaş düzeltme davasında mahkeme, nüfustaki doğum tarihinin gerçeğe aykırı olup olmadığını somut delillerle araştırır: tıbbi belgeler ve kemik yaşı incelemesi, doğum tutanağı, okul ve sağlık kayıtları, tanık beyanları gibi. Kayıt, gerçek durumu yansıtmadığı ispatlanmadıkça düzeltilmez; yaş düzeltme, kişinin isteğine bırakılmış serbest bir işlem değildir.
Bu nedenle “yaşımı iki yıl büyütmek istiyorum” ya da “askerliğe/emekliliğe yetişmek için küçültmek istiyorum” biçimindeki amaca dayalı talepler tek başına sonuç doğurmaz. Mahkemeyi ikna eden şey talebin gerekçesi değil, kaydın gerçeği yansıtmadığını gösteren delildir. Nüfus davaları tarafların serbestçe tasarruf edebileceği işlerden olmadığı için, taraflar anlaşsa dahi hâkim kaydı istem doğrultusunda değiştirmekle bağlı değildir.
İsim Değişikliğinin Sonuçları
Ad değişikliğinin kapsamı, çoğu kişinin sandığından dardır. Kanun bunu açıkça sınırlar:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.27/3
Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
Yani ad değişikliği; kişinin yaşını, medeni hâlini, hısımlığını, vatandaşlığını veya mevcut borç ve alacaklarını etkilemez. Değişen yalnızca addır; kişi hukuken aynı kişidir ve tüm hak ve yükümlülükleri devam eder. Örneğin ad değiştirmek, mevcut bir icra takibinden veya sözleşme borcundan kurtulma sonucu doğurmaz.
Karar kesinleştiğinde nüfus siciline işlenir ve kanun gereği ilan olunur; 2024 yılında yapılan değişiklikle bu ilan, Basın İlan Kurumu’nun ilan portalında yayımlanır. Ayrıca ad değişen kişinin çocuklarının nüfus kaydındaki ana veya baba adı da buna göre düzeltilir. Uygulamada, kararın kesinleşmesinden sonra kimlik, pasaport, tapu, banka ve SGK gibi kayıtların da güncellenmesi gerekir.
Bu Davada Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
İsim değiştirme davası konusu para ile ölçülebilen bir dava olmadığından maktu harca tabidir; nispî harç hesaplanmaz. Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır (Nüfus Hizmetleri K. m.36/1-a). Bu nedenle başvurma harcı 2026 yılında 732,00 TL, maktu karar ve ilam harcı da maktu tarife kademesindedir. Buna gider avansı eklenir; ilan gideri gerekirse ayrıca doğar.
Nüfus davaları, tarafların serbest iradesine bırakılmış sıradan bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir: kanun, kayıt düzeltme davalarının nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülüp karara bağlanmasını arar ve resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine davanın Cumhuriyet savcısı tarafından da açılabileceğini öngörür (Nüfus Hizmetleri K. m.36/1-a). Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkimin resen başvurduğu deliller bakımından gider rejimi farklıdır: taraf yatırmazsa delil düşmez, gider Hazineden karşılanır ve sonradan sorumlu taraftan alınır (HMK m.325). Kalemlerin tamamı için mahkeme masrafları, bilirkişi/keşif giderlerinin hangi avanstan karşılandığı için gider avansı ve delil avansı, sayısal hesap için dava harcı hesaplama.
Avukatlık ücreti. Yasal taban, tarifenin asliye mahkemeleri maktu tutarıdır (2026 için 45.000,00 TL). incelenebilen 13 baro çizelgesinden 8’inde isim/yaş düzeltme için ayrı satır vardır; tavsiye edilen asgari tutarlar 60.750,00 TL ile 130.000,00 TL arasında değişmektedir ve bu kalem çizelgelerde kural olarak maktudur. Baro çizelgeleri bağlayıcı değildir ve “piyasa rayici” anlamına gelmez; yönlendirici referanstır. Bağlayıcı olan yalnız Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir (Avukatlık K. m.164).
Sık Yapılan Hatalar
- Davayı aile mahkemesinde açmak. İsim değiştirme davası kişiler hukukuna ilişkindir ve asliye hukuk mahkemesinde görülür; aile mahkemesi görevli değildir.
- “Nüfus müdürlüğüne başvururum” sanmak. Genel ad değişikliği bugün mahkeme kararı gerektirir; idari yolu açan geçici maddelerin süreleri dolmuş ve kapsamı zaten dar tutulmuştu (TMK m.27; 5490 sayılı Kanun Geçici m.8, m.11).
- Haklı sebebi hafife almak. “Beğenmiyorum” düzeyinde bir gerekçe yetmeyebilir; mahkeme haklı sebebi denetler ve delil ister (TMK m.27; Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/17788).
- Ad değişikliğini kişisel durum değişikliği sanmak. Ad değişmekle yaş, medeni hâl, hısımlık ve borç-alacak ilişkileri değişmez (TMK m.27/3).
- Yaş düzeltmeyi isim davasıyla karıştırmak. Doğum tarihi düzeltme, Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36 kapsamında ayrı bir kayıt düzeltme davasıdır ve somut delil ister.
- Kararı kesinleştirmeden işlem yapmak. Ad değişikliği kararı kesinleşmeden nüfusa işlenmez; kimlik ve diğer kayıtların güncellenmesi kesinleşmeye bağlıdır.
Özet
- Ad değişikliği kural olarak dava yoluyladır: haklı sebep + hâkim kararı gerekir (TMK m.27/1).
- Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir, aile mahkemesi değil; dava nüfus idaresine husumetle açılır ve mahkeme resen araştırır.
- Haklı sebep somut olaya göre takdir edilir; toplumda başka adla tanınma, adın gülünç/incitici olması gibi durumlar sayılabilir, ama talep makul ve ciddi olmalıdır (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/17788).
- İdari (mahkemesiz) yol yalnızca geçici ve dar kapsamlıydı; başvuru süreleri dolmuştur (5490 Geçici m.8, m.11).
- Yaş (doğum tarihi) düzeltme ayrı bir davadır (5490 sayılı Kanun m.36) ve somut delil ister.
- Ad değişmekle kişisel durum değişmez (TMK m.27/3); yaş, medeni hâl ve borçlar etkilenmez.
İlgili yazılar: Velayet Davası · Vesayet Nedir? Vasi Tayini ve Kısıtlılık · Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Sıkça Sorulan Sorular
İsim (ad) değiştirmek için dava açmak zorunlu mu?
Kural olarak evet. Türk Medeni Kanunu m.27'ye göre adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir; yani genel olarak ad değişikliği bir mahkeme kararıyla yapılır. Geçmişte belirli ve sınırlı hâller (Soyadı Kanunu'na aykırı soyadları, yazım-imla hatası gibi) için nüfus müdürlüğüne başvuruyla idari değişiklik imkânı tanıyan geçici düzenlemeler olmuş, ancak bunların başvuru süreleri dolmuştur.
Hangi sebepler ad değiştirmede "haklı sebep" sayılır?
Kişinin çevresinde ve iş hayatında nüfustaki adından farklı bir adla tanınıp bilinmesi, adın gülünç veya incitici olması, telaffuz-yazım güçlüğü, dinî veya kültürel çağrışımları gibi durumlar uygulamada haklı sebep olarak değerlendirilebilir. Belirleyici olan, talebin makul ve ciddi bir gerekçeye dayanmasıdır; her öznel istek tek başına yeterli sayılmaz. Haklı sebebin varlığını mahkeme somut olaya göre takdir eder.
İsim değiştirme davası hangi mahkemede açılır?
İsim (ad) değiştirme davası, aile mahkemesinde değil, davacının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Ad, kişiler hukukuna ilişkin bir konudur. Temyiz incelemesini Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesi yapar.
İsim değiştirme davasını kime karşı açarım?
Dava, nüfus kayıtlarını tutan idareye (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü) husumet yöneltilerek açılır. Nüfus kayıtları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamada nüfus müdürü veya görevlendireceği memur da hazır bulunur ve mahkeme resen (kendiliğinden) araştırma yapar.
Ad değişikliği nüfus müdürlüğünden (mahkemesiz) yapılabilir mi?
Bugün genel bir ad değişikliği için mahkeme kararı gerekir. 2017 ve 2019'da çıkarılan geçici maddeler, yalnızca Soyadı Kanunu m.3'e aykırı soyadları, yazım-imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından doğan anlam değişiklikleri gibi sınırlı hâllerde, il/ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus idari değişikliğe izin vermişti. Bu düzenlemelerin başvuru süreleri (iki ve üç yıl) dolduğundan, genel ad değişikliği yeniden dava yoluna tabidir.
İsmimi kaç kez değiştirebilirim?
Kanun, dava yoluyla ad değişikliği için sayı sınırı koymaz; her talepte haklı sebep aranır. İdari yolu düzenleyen geçici maddelerde ise değişiklik "bir defaya mahsus" olarak sınırlandırılmıştı. Uygulamada tekrar eden değişiklik taleplerinde mahkeme haklı sebebi daha titiz inceler.
İsim değişikliği önceki borçlarımı veya kişisel durumumu etkiler mi?
Hayır. Türk Medeni Kanunu m.27 açıkça "Ad değişmekle kişisel durum değişmez" der. Ad değişikliği; yaş, medeni hâl, hısımlık gibi kişisel durumu ve mevcut borç-alacak ilişkilerini etkilemez. Yalnızca kişinin adı değişir; hak ve yükümlülükleri aynı kişide devam eder.
Karar kesinleşince ne olur, ilan gerekir mi?
Ad değiştirme kararı kesinleşince nüfus siciline işlenir ve kanun gereği ilan olunur (2024 değişikliğiyle ilan, Basın İlan Kurumu'nun ilan portalında yapılır). Ayrıca ad değişen kişinin çocuklarının nüfus kaydındaki ana/baba adı da düzeltilir.
Yaşımı (doğum tarihimi) değiştirmek de aynı dava mı?
Hayır, ayrı bir davadır. Yaş (doğum tarihi) düzeltme, Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36 kapsamında nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır ve asliye hukuk mahkemesinde görülür. Mahkeme, doğum kaydının gerçeğe aykırı olduğunu somut delillerle (örneğin tıbbi rapor, tanık, okul/kayıt belgeleri) araştırır.
İsim değiştirme davası ne kadar sürer?
Süre; mahkemenin iş yüküne, tanık dinlenip dinlenmeyeceğine ve resen yapılacak araştırmalara göre değişir. Deliller net ve haklı sebep açıksa dava genellikle birkaç ayda sonuçlanabilir; ancak kesin bir süre vermek mümkün değildir. Karar, kesinleşmeden nüfusa işlenmez.
Yaş büyütme davası ile yaş küçültme davası farklı davalar mı?
Değildir. İkisi de nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır ve aynı hükme tabidir. Kanun, talebin yönüne göre ayrı bir rejim öngörmez; belirleyici olan kayıtlı doğum tarihinin gerçeğe aykırı olduğunun ispatlanmasıdır.
Yaş büyütme davası hangi mahkemede açılır?
Yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde. Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36/1-a, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları için bu mahkemeyi gösterir.
Askerlik veya emeklilik için yaşımı küçültebilir miyim?
Amaca dayalı talep tek başına yeterli değildir. Mahkeme, kaydın gerçeği yansıtmadığını somut delillerle araştırır; nüfus davaları tarafların serbestçe tasarruf edebileceği işlerden olmadığından hâkim istem doğrultusunda karar vermekle bağlı değildir.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler