Ticaret Hukuku

Rekabet Hukuku Nedir? Şirketler İçin 4054 Sayılı Kanun Rehberi

4054 sayılı Kanunun üç yasağı: rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar, hâkim durumun kötüye kullanılması ve izinsiz birleşme-devralma. Ciro üzerinden idari para cezası, üç kat tazminat ve Rekabet Kurumu payı anlatılıyor.

16 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Siyah-beyaz satranç tahtası ve taşlar
İçindekiler 19

Kısa Cevap

Rekabet hukuku, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunla kurulan ve piyasadaki teşebbüslerin birbirleriyle serbestçe yarışmasını koruyan düzendir. Kanun üç şeyi yasaklar: rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemler (m.4), hâkim durumun kötüye kullanılması (m.6) ve etkin rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme-devralmalar (m.7).

Muhatabı Rekabet Kurumudur ve yaptırımı ağırdır: yasaklanan davranışlarda bulunanlara yıllık gayrisafi gelirin yüzde onuna kadar idari para cezası verilir; ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışanlara ayrıca teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ceza kesilir (m.16).

Ayrıca özel hukuk yolu vardır: ihlalden zarar görenler tazminat davası açabilir ve şartları varsa zararın veya ihlalcinin elde ettiği kârın üç katına kadar tazminat isteyebilir (m.58).

Bu Durumda mısınız?

  • Bayilik, distribütörlük veya franchise sözleşmenizde fiyat, bölge ya da internet satışı kısıtlaması var ve bunun hukuka uygun olup olmadığını merak ediyorsunuz.
  • Sektör derneğiniz veya rakiplerinizle fiyat, iskonto, kapasite ya da müşteri bilgisi paylaşan bir ortam içindesiniz.
  • Şirketiniz hakkında Rekabet Kurumu önaraştırma veya soruşturma başlattı.
  • Bir şirketi devralacaksınız ve Rekabet Kurulundan izin alınması gerekip gerekmediğini bilmiyorsunuz.
  • Tedarikçiniz veya pazardaki büyük oyuncu, sizi piyasa dışına itecek uygulamalar yapıyor ve zararınızı tazmin ettirmek istiyorsunuz.
  • Şirket kurulumunda veya sermaye artırımında istenen “Rekabet Kurumu payı”nın ne olduğunu öğrenmek istiyorsunuz.

Rekabet Hukuku ile Haksız Rekabet Aynı Şey Değildir

Bu ikisi Türkçede sürekli karıştırılır ve yanlış mercie başvurmaya yol açar:

Rekabet hukuku (4054)Haksız rekabet (TTK m.54-63)
KoruduğuPiyasadaki rekabet düzeniDürüstlük kuralı, rakip ve müşteri menfaati
MuhatabıRekabet Kurumu (idari)Asliye ticaret mahkemesi (adli)
Tipik ihlalKartel, hâkim durumun kötüye kullanımı, izinsiz devralmaTaklit, kötüleme, karıştırılma, sır ifşası
YaptırımCiro üzerinden idari para cezasıTespit, men, tazminat; kasten işlenirse hapis
BaşlatanKurul (resen veya başvuru üzerine)Zarar gören kişinin davası

Haksız rekabet rejiminin ayrıntısı için Haksız Rekabet Nedir? yazısına bakabilirsiniz.

Üçüncü bir kavram olan rekabet yasağı ise büsbütün ayrıdır: işçinin (TBK m.444 vd.) veya yönetim kurulu üyesinin (TTK m.396) sözleşmeden doğan rekabet etmeme yükümlülüğüdür ve Rekabet Kurumunu ilgilendirmez.

Kanunun Amacı ve Kapsamı

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m.1 — Amaç

Madde 1 – Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.

Kapsam bakımından kritik nokta, Kanunun yalnızca Türkiye’de kurulu şirketleri değil, Türkiye piyasalarını etkileyen her teşebbüsü hedeflemesidir:

4054 sayılı Kanun m.2 — Kapsam

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.

“Bu piyasaları etkileyen” ifadesi etki teorisidir: yurt dışında kurulmuş bir teşebbüsün, Türkiye pazarını etkileyen davranışı da Kanun kapsamındadır.

”Teşebbüs” Kimdir? Şirket Olmak Şart Değil

Kanunun muhatabı “şirket” değil teşebbüstür ve bu kavram şirketten geniştir.

4054 sayılı Kanun m.3 — Tanımlar (ilgili tanımlar)

Teşebbüs : Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzelkişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimleri,

Teşebbüs Birliği : Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzelkişiliği haiz ya da tüzelkişiliği olmayan her türlü birlikleri,

Hakim Durum : Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücünü,

Üç sonuç doğar:

  • Gerçek kişi tacir de teşebbüstür. Şahıs işletmesi olmak koruma sağlamaz.
  • Tüzel kişiliği olmayan birlikler de kapsamdadır. Bir sektör derneği veya oda, “teşebbüs birliği” olarak kendi kararlarından sorumlu olabilir. Uygulamada dernek yönetim kurulunun aldığı “tavsiye fiyat” kararları bu yoldan ihlal sayılabilmektedir.
  • Aynı ekonomik bütünlük tek teşebbüstür. Ana şirket ile bağımsız karar veremeyen bağlı şirketleri arasındaki anlaşmalar kural olarak m.4 kapsamına girmez.

Birinci Yasak: Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma ve Uyumlu Eylemler (m.4)

Bu, cezası en ağır olan alandır.

4054 sayılı Kanun m.4 — Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar (birinci fıkra ve sayılan hâller)

Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.

Bu haller, özellikle şunlardır:

a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi,

b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,

c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,

d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,

e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,

f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,

Maddenin lafzında dikkat edilmesi gereken üç nokta:

1. “Amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan”. Rekabeti kısıtlama niyetiniz olmasa bile, davranışın böyle bir etki doğurabilecek nitelikte olması yeterlidir. Fiilî zarar aranmaz.

2. Yazılı sözleşme gerekmez. Madde “anlaşmalar” yanında uyumlu eylemleri de yasaklar. Bir WhatsApp grubunda paylaşılan fiyat bilgisi, ihale öncesi telefon görüşmesi ya da sektör toplantısında verilen zam sinyali “anlaşma” belgesi olmadan da ihlal doğurabilir.

3. Uyumlu eylem karinesi ispat yükünü ters çevirir. Maddenin devamı şu düzenlemeyi getirir:

Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.

Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Yani fiyatların paralel hareket etmesi karine oluşturur; teşebbüs, uyumlu eylemde bulunmadığını kendisi ispatlamak zorundadır. Bu, savunmanın en zor kısmıdır ve şirket içi kayıt disiplinini doğrudan ilgilendirir.

Bayilik, Distribütörlük ve Franchise Sözleşmelerinde Dikkat Edilecekler

Sözleşme hukuku bakımından geçerli bir bayilik veya distribütörlük sözleşmesi, rekabet hukuku bakımından sorunlu olabilir. Aynı risk franchise ve acentelik sözleşmeleri için de geçerlidir. Madde 4 çerçevesinde en riskli klozlar şunlardır:

  • Yeniden satış fiyatının belirlenmesi. Bayie “şu fiyatın altına satamazsın” demek m.4/1-(a) kapsamına girer. Tavsiye fiyat ile bağlayıcı asgari fiyat arasındaki sınır, uygulamada yaptırım gücünün (prim kesme, sevkiyat durdurma) bulunup bulunmamasıyla çizilir.
  • Bölge ve müşteri kısıtlamaları. Madde 4/1-(b) piyasaların bölüşülmesini yasaklar. Münhasırlık tümüyle yasak değildir; nitekim m.4/1-(e) “münhasır bayilik hariç olmak üzere” der. Ancak pasif satışın ve internet üzerinden satışın engellenmesi ayrı bir tartışma konusudur.
  • Bağlama (tying). Bir ürünü almanın başka bir ürünü de almaya bağlanması m.4/1-(f) kapsamındadır.
  • Rekabet etmeme yükümlülüğü ve süresi. Sözleşme boyunca ve sonrasında getirilen rekabet etmeme taahhütlerinin süresi ve kapsamı, muafiyet değerlendirmesinin belirleyici unsurudur.

Bu klozlar çoğu zaman grup muafiyeti tebliğleri sayesinde otomatik olarak korunur. Kurulun dikey anlaşmalara ilişkin güncel grup muafiyeti çerçevesi ve pazar payı eşikleri, sözleşmenin muafiyetten yararlanıp yararlanmadığını belirler; sözleşme yapmadan önce güncel tebliğ metninin kontrol edilmesi gerekir.

Muafiyet: Yasak Mutlak Değildir (m.5)

Madde 4’e giren bir anlaşma otomatik olarak geçersiz sayılmaz; dört şartın tamamı varsa muafiyetten yararlanır.

4054 sayılı Kanun m.5 — Muafiyet (birinci fıkra)

Madde 5 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) Aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaftır:

a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,

b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,

c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,

d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.

Uygulamada iki yol vardır: taraflar anlaşmanın bu şartları taşıyıp taşımadığını kendileri değerlendirir (öz-değerlendirme), ya da anlaşma türü bir grup muafiyeti tebliği kapsamına giriyorsa doğrudan muaf sayılır. Fiyat tespiti ve pazar paylaşımı gibi ağır ihlaller ise pratikte muafiyet alamaz.

Bayinize Fiyat Dayatabilir misiniz? Dikey İlişkilerde Fiyat Sınırı

Yukarıdaki m.4 tartışması genellikle rakipler arası (yatay) anlaşmalar akla getirir. Oysa üretici–distribütör, sağlayıcı–bayi gibi dikey ilişkilerde de bir fiyat sınırı vardır ve şirketlerin en sık farkında olmadan aştığı sınır budur. Konunun adı yeniden satış fiyatının tespitidir: sağlayıcının, malı satın alan bayinin o malı hangi fiyattan satacağını belirlemesi.

Kural, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 4. maddesinde çizilir. Bu madde, grup muafiyetini ortadan kaldıran sınırlamaları sayar ve ilk sırada alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesini anar. Yani bayiye uygulayacağı fiyatı dayatan bir dikey anlaşma, tebliğin sağladığı otomatik muafiyetin dışına düşer ve m.4 değerlendirmesine açık hâle gelir.

Aynı madde neyin serbest olduğunu da söyler. Ayrım şöyle özetlenebilir:

Sağlayıcının uygulamasıDurum
Satış fiyatını tavsiye etmekKural olarak mümkün
Azami (tavan) satış fiyatı belirlemekKural olarak mümkün
Sabit satış fiyatı belirlemekMuafiyet dışı
Asgari (taban) satış fiyatı belirlemekMuafiyet dışı

Kritik olan koşul burada: tebliğ, tavsiye veya tavan fiyat serbestisini, bu fiyatın taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluna bağlar. Uygulamada dosyaların çoğu tam bu noktada kurulur: sözleşmede “tavsiye edilen fiyat” yazması tek başına koruma sağlamaz. Tavsiyeye uymayan bayiye mal verilmemesi, iskontosunun kesilmesi, uyarı yazısı gönderilmesi ya da uyanlara ek prim verilmesi gibi davranışlar, kâğıt üzerindeki tavsiyeyi fiilen sabit veya asgari fiyata dönüştürür.

Pratik sonuç: dikey ilişkide fiyat serbestisini denetleyen ölçüt sözleşmenin lafzı değil, bayinin indirim yapma serbestisinin fiilen kalıp kalmadığıdır. Bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinizde “tavsiye” ifadesi kullanıyorsanız, o tavsiyeye uymamanın hiçbir yaptırımı bulunmadığından emin olmanız gerekir.

İkinci Yasak: Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması (m.6)

Hâkim durumda olmak yasak değildir; onu kötüye kullanmak yasaktır. Pazar lideri olmak tek başına ihlal oluşturmaz.

4054 sayılı Kanun m.6 — Hakim Durumun Kötüye Kullanılması

Madde 6 – Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.

Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır:

a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,

b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması,

c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,

d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,

e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması.

“Hâkim durum” m.3’te tanımlanır: rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi parametreleri belirleyebilme gücü. Belirli bir pazar payı yüzdesi kanunda yazmaz; değerlendirme ilgili pazarın tanımlanmasıyla başlar.

Bent (d), gücün bir pazardan başka bir pazara taşınmasını (kaldıraç) yasaklar. Dijital platformlarda en çok tartışılan hâl budur: bir platformun kendi hizmetini kendi sıralamasında öne çıkarması bu bent çerçevesinde değerlendirilir.

Üçüncü Yasak: İzinsiz Birleşme ve Devralma (m.7)

4054 sayılı Kanun m.7 — Birleşme veya Devralma

Madde 7 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/2 md.) Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.

Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder.

7246 sayılı Kanunla 2020’de yapılan değişiklik, ölçütü “etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması” (SIEC testi) hâline getirmiştir. Eski metin yalnızca hâkim durum yaratılması veya güçlendirilmesine odaklanıyordu; yeni ölçüt daha geniştir.

İkinci fıkra kritiktir: hangi işlemlerin izne tabi olduğu kanunda değil, Kurul tebliğinde yazar. Ciro eşikleri tebliğle belirlenir ve dönemsel olarak güncellenir. Bu nedenle bir işlemin bildirime tabi olup olmadığı, işlem tarihinde yürürlükte olan tebliğ üzerinden hesaplanmalıdır; eski eşiklerle yapılan değerlendirme yanıltıcıdır.

İzne tabi bir işlemin izin alınmadan gerçekleştirilmesinin yaptırımı m.16/1-(b)‘dedir: taraflara yıllık gayrisafi gelirin binde biri oranında idari para cezası verilir; devralma işlemlerinde ceza sadece devralana kesilir.

Yaptırım: Ciro Üzerinden İdari Para Cezası (m.16)

Rekabet hukukunu diğer düzenleyici alanlardan ayıran şey, cezanın maktu değil ciroya endeksli olmasıdır.

4054 sayılı Kanun m.16 — İdarî Para Cezası (üçüncü ve dördüncü fıkralar)

Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.

Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir.

İki noktanın altını çizmek gerekir:

Ceza kârdan değil, gayrisafi gelirden hesaplanır. Zarar eden bir şirket de ciro üzerinden ceza öder.

Yöneticinin kişisel sorumluluğu vardır. İhlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici veya çalışana, şirkete verilen cezanın yüzde beşine kadar şahsen ceza kesilir. Şirket içi uyum eğitimlerinin asıl gerekçesi budur.

Cezanın ölçüsünü belirlerken Kurul; ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüsün piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, taahhütlere uyulup uyulmaması, incelemeye yardımcı olunup olunmaması ve zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.

Aktif İşbirliği: İlk Başvuran Avantajı

Kanun, ihlali kendisi ihbar eden teşebbüse yaptırımdan kurtulma imkânı tanır:

Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir.

“Zamanlaması” ifadesi belirleyicidir: bu mekanizmada erken davranan kazanır. Bir kartele taraf olduğunu fark eden teşebbüs için hukuki tavsiye almanın aciliyeti buradan doğar.

Özel Hukuk Yolu: Tazminat ve Üç Kat Tazminat (m.57-58)

İdari para cezası Hazineye gider; zarar gören teşebbüsün cebine bir şey girmez. Zararın karşılanması ayrı bir tazminat davasıyla olur ve bu alan Türkiye’de hızla büyümektedir.

4054 sayılı Kanun m.57 — Tazminat Hakkı

Madde 57 – Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.

4054 sayılı Kanun m.58 — Zararın Tazmini

Madde 58 – Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır.

Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.

Üç kat tazminat Türk hukukunda alışılmadık bir kalemdir ve talep edilmedikçe hükmedilmez. Dava dilekçesinde açıkça istenmesi gerekir.

Rekabet Kurulu Kararının Kesinleşmesi Ön Şart Değildir

Uygulamadaki en yaygın yanlış, Kurul kararı kesinleşmeden tazminat davası açılamayacağı beklentisidir. Bu bekleyiş, zamanaşımı riskini doğurur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi konuyu açıkça çözmüştür:

“Oysa, Rekabet Kurulu Kararı’nın kesinleşmesinin tazminat davasının açılması için ön şart olarak kabul edilmesi mümkün değildir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/5134, K. 2016/2543, T. 08.03.2016)

Aynı kararda Daire, doğru usulü de göstermiştir: dava açılır, ancak Kurul sürecinin sonucu bekletici mesele yapılır.

“Davacı, işbu dava açılmadan önce 23.11.2010 tarihinde Rekabet Kurulu’na başvurduğuna göre Rekabet Kurulu’nun davalının hakim durumu kötüye kullandığına dair başvuru ile ilgili yapacağı işlem sonucunun işbu dava için bekletici mesele yapılması gerekir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/5134, K. 2016/2543, T. 08.03.2016)

Zararı Tam Hesaplayamamak Davayı Düşürmez

İkinci yaygın engel, zararın rakamla ispatıdır. Rekabet ihlalinden doğan zarar, doğası gereği varsayımsal bir hesaba dayanır: “ihlal olmasaydı ne olurdu?” Yargıtay, ispat güçlüğünün davayı reddettirmesine izin vermemiştir:

“zararın belirlenmesinde uygulanan fark teorisi çerçevesinde tazminat hesabında kabul gören kıstas yöntemi, piyasa kaybı yöntemi, önce-sonra yöntemi veya bunlar dışında somut uyuşmazlığın nevine, olayın oluş şekline ve ihlalin boyutuna göre uygun olan tazminat hesap yöntemi tespit edilip, varsayımsal zararın belirlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/696, K. 2021/90, T. 18.01.2021)

Daire cümlesini şöyle tamamlar: bütün bu yöntemlerle dahi zarar tespit edilemiyorsa, hâkim zarar miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirleyip münasip bir tazminata hükmetmelidir. Kararın metni bu noktada olay tarihi itibarıyla uygulanan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.42’ye atıf yapar ve güncel karşılığını da parantezle gösterir; bugün açılacak bir davada dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50’dir.

Bu karar, tazminat davası hazırlığında hangi kalemlerin toplanacağını da gösterir: geçmiş yıl bilançoları, Kurumun inceleme detayları, karşılaştırmalı fiyat verileri. Zarar kalemlerinin detaylı incelemeye elverişli biçimde somutlaştırılması davacının yüküdür.

Şirket Kuruluşunda ve Sermaye Artırımında Rekabet Kurumu Payı

Rekabet hukukuyla hiç işi olmayan şirketlerin bile karşılaştığı tek kalem budur. Yeni kurulan anonim ve limited şirketlerden ve sermaye artırımlarından on binde dört oranında bir ödeme alınır.

4054 sayılı Kanun m.39 — Kurumun Gelirleri (ilgili bent)

c) (Ek: 17/9/2004-5234/29 md.) Yeni kurulacak olan anonim ve limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin ve sermaye artırımı halinde artan kısmın on binde dördü nispetinde yapılacak ödemeler,

Pratik sonuçlar:

  • Oran on binde dörttür, yani sermayenin %0,04’ü. 1.000.000 TL sermayeli bir anonim şirket kuruluşunda ödenecek tutar 400 TL’dir.
  • Yalnızca anonim ve limited şirketler için geçerlidir; şahıs şirketleri kapsamda değildir.
  • Sermaye artırımında artan kısım üzerinden hesaplanır, toplam sermaye üzerinden değil.
  • Bu bir vergi veya harç değil, Kurumun bütçe gelirlerinden biridir; ticaret sicili işlemleri sırasında tahsil edilir.

Maddenin diğer bentlerinden (b) bendi ve son cümle 4971 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; yukarıda alıntılanan (c) bendi 2004’te eklenmiş olup yürürlüktedir.

Sık Yapılan Hatalar

  • “Yazılı sözleşme yoksa kartel olmaz” sanmak. Uyumlu eylem yeterlidir ve paralel fiyat hareketi karine oluşturur; aksini ispat yükü teşebbüstedir.
  • Sektör derneğini güvenli liman saymak. Teşebbüs birliği kararları da m.4 kapsamındadır; dernek toplantı tutanakları soruşturmalarda en sık kullanılan delillerdendir.
  • Bayilik sözleşmesini yalnız Borçlar Hukuku gözüyle yazmak. Sözleşme geçerli olabilir ama fiyat ya da bölge klozu m.4 ihlali oluşturabilir; güncel grup muafiyeti tebliği kontrol edilmelidir.
  • Birleşme-devralma eşiklerini kanunda aramak. Eşikler kanunda değil Kurul tebliğindedir ve güncellenir; işlem tarihindeki tebliğ esas alınmalıdır.
  • Hâkim durumda olmayı ihlal sanmak (ya da tersi). Hâkim durum yasak değildir; yasak olan kötüye kullanmadır. Ancak hâkim durumdaki teşebbüsün normalde serbest olan davranışları da ihlal sayılabilir.
  • Tazminat için Kurul kararının kesinleşmesini beklemek. Yargıtay bunun ön şart olmadığını belirtmiştir; bekleyiş zamanaşımı riskidir.
  • Üç kat tazminatı talep etmemek. Hâkim kendiliğinden hükmetmez; dilekçede açıkça istenmelidir.
  • Şirket cezasına odaklanıp yönetici sorumluluğunu atlamak. İhlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışana ayrıca şahsi ceza kesilir.

Özet

  • 4054 sayılı Kanun üç şeyi yasaklar: rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemler (m.4), hâkim durumun kötüye kullanılması (m.6), etkin rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme-devralmalar (m.7).
  • Muhatap “şirket” değil teşebbüstür; gerçek kişi tacirler ve tüzel kişiliği olmayan sektör birlikleri de kapsamdadır.
  • Yazılı anlaşma şart değildir; paralel fiyat hareketi uyumlu eylem karinesi oluşturur ve aksini ispat yükü teşebbüse geçer.
  • Ceza kârdan değil yıllık gayrisafi gelirden hesaplanır (%10’a kadar); ihlalde belirleyici etkisi olan yönetici ve çalışana ayrıca şahsi ceza kesilir.
  • Zarar görenler tazminat davası açabilir; şartları varsa üç kat tazminat istenebilir, ancak talep edilmedikçe hükmedilmez.
  • Tazminat davası için Kurul kararının kesinleşmesi ön şart değildir; süreç bekletici mesele yapılır (11. HD, E. 2015/5134, K. 2016/2543).
  • Zararın rakamla ispat edilememesi davayı düşürmez; fark teorisi ve kabul gören hesap yöntemleri, gerekirse TBK m.50 uygulanır (11. HD, E. 2020/696, K. 2021/90).
  • Şirket kuruluşunda ve sermaye artırımında sermayenin on binde dördü oranında Rekabet Kurumu payı ödenir (m.39/c).

Sıkça Sorulan Sorular

Rekabet hukuku nedir?

Rekabet hukuku, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunla kurulan ve mal ile hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemeyi amaçlayan hukuk dalıdır.

4054 sayılı Kanun neyi yasaklar?

Üç şeyi yasaklar: rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları (m.4); hâkim durumun kötüye kullanılması (m.6); ve etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak birleşme ve devralmalar (m.7).

Rekabet hukuku ile haksız rekabet arasındaki fark nedir?

Rekabet hukuku piyasadaki rekabet düzenini korur, muhatabı Rekabet Kurumudur ve yaptırımı ciroya endeksli idari para cezasıdır. Haksız rekabet ise TTK m.54-63'te düzenlenen dürüstlük rejimidir, asliye ticaret mahkemesinde görülür ve tespit, men ile tazminat taleplerine konu olur.

Rekabet ihlalinin cezası ne kadardır?

Kanunun 4, 6 ve 7. maddelerinde yasaklanan davranışlarda bulunanlara, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilir (m.16/3). Ceza kârdan değil gayrisafi gelirden hesaplanır.

Şirket yöneticisi kişisel olarak ceza öder mi?

Ödeyebilir. Kanunun 16/4 maddesi uyarınca teşebbüse ceza verilmesi hâlinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ya da çalışanlara teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ayrıca idari para cezası verilir.

Rakiplerle fiyat konuşmak her zaman ihlal midir?

Madde 4 anlaşmaların yanında uyumlu eylemleri de yasaklar ve davranışın rekabeti kısıtlama etkisi doğurabilecek nitelikte olmasını yeterli görür. Fiyat, iskonto, kapasite veya müşteri bilgisi paylaşımı bu kapsamda değerlendirilir; yazılı bir anlaşma bulunması şart değildir.

Fiyatlar birlikte arttı diye ceza kesilir mi?

Kanun karine getirir: anlaşmanın varlığı ispatlanamadığında, fiyat değişmelerinin veya arz-talep dengesinin rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi oluşturur. Teşebbüs, ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Bayilik sözleşmesinde fiyat belirleyebilir miyim?

Yeniden satış fiyatının belirlenmesi m.4/1-(a) kapsamına girebilir. Tavsiye niteliğindeki fiyat ile bağlayıcı asgari fiyat arasındaki ayrım, uygulamada bir yaptırım mekanizmasının bulunup bulunmamasıyla değerlendirilir. Sözleşmenin grup muafiyeti tebliği kapsamında olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Her şirket devralması için Rekabet Kurulundan izin gerekir mi?

Hayır. Madde 7/2 uyarınca hangi birleşme ve devralmaların izne tabi olduğunu Kurul tebliğle belirler. Ciro eşikleri tebliğde yer alır ve güncellenir; bu nedenle işlem tarihinde yürürlükte olan tebliğ esas alınmalıdır.

İzin alınmadan devralma yapılırsa ne olur?

Madde 16/1-(b) uyarınca izne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi hâlinde yıllık gayrisafi gelirin binde biri oranında idari para cezası verilir. Bu ceza birleşmelerde tarafların her birine, devralmalarda ise sadece devralana verilir.

Rekabet ihlalinden zarar gördüm, tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Madde 57 uyarınca ihlalden zarar görenlerin her türlü zararı tazmin edilir. Zarar birden fazla kişinin davranışından doğmuşsa bunlar müteselsilen sorumludur. Madde 58 ise zararın hesaplanma yöntemini düzenler.

Üç kat tazminat nedir?

Madde 58/2'ye göre ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklanıyorsa hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir. Talep edilmedikçe hükmedilmez.

Tazminat davası için Rekabet Kurulu kararının kesinleşmesini beklemeli miyim?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Rekabet Kurulu kararının kesinleşmesinin tazminat davasının açılması için ön şart olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir (E. 2015/5134, K. 2016/2543). Kurul sürecinin sonucu bekletici mesele yapılır.

Rekabet Kurumu payı nedir, ne kadardır?

Kanunun 39/c maddesi uyarınca yeni kurulacak anonim ve limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin ve sermaye artırımı hâlinde artan kısmın on binde dördü oranında ödeme yapılır. Örneğin 1.000.000 TL sermayeli bir kuruluşta tutar 400 TL'dir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Şirket kuruluşu, genel kurul ve yönetim kararlarının iptali ile ticari alacak ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp