Ticaret Hukuku

Tüzel Kişi Nedir? Türleri, Ehliyeti ve Sorumluluk

Tüzel kişi ne demek, nasıl kurulur? Kişi ve mal toplulukları, hak ve fiil ehliyeti, organların sorumluluğu ile ticaret unvanını öğrenin.

8 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Bina cephesindeki altın renkli harfler
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Tüzel kişi, kanunun kişilik tanıdığı bir topluluk ya da mal varlığıdır. İnsan olmadığı hâlde kendi adına hak sahibi olabilir, borç altına girebilir, dava açıp dava edilebilir. İki temel türü vardır: kişi toplulukları (dernek, şirket) ve mal toplulukları (vakıf). Hak ehliyeti insana özgü nitelikler dışında insanınkiyle aynıdır; fiil ehliyetini ise organlarına sahip olmakla kazanır ve iradesini yalnız organları aracılığıyla açıklar.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir şirket, dernek ya da vakıf kurmayı düşünüyor, tüzel kişiliğin ne zaman doğduğunu araştırıyorsunuz.
  • Şirket adına imzalanan bir sözleşmenin şirketi mi yoksa imzalayanı mı bağladığını çözmeye çalışıyorsunuz.
  • Bir şirketten alacağınız var ve yöneticinin kişisel sorumluluğunu araştırıyorsunuz.
  • Tasfiye hâlindeki bir şirkete dava açıp açamayacağınızı merak ediyorsunuz.
  • Ticaret unvanı ile şirket adı arasındaki farkı netleştirmek istiyorsunuz.

Tüzel kişilik meseleleri çoğu zaman husumet ve temsil sorunlarına dönüşür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Tüzel Kişi Nedir?

Kanun, tüzel kişiliği kazanmanın iki yolunu tek maddede toplar ve bir de sınır çizer:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.47

Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar. Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz.

Maddede üç unsur vardır:

  1. Kişi topluluğu — insanların örgütlenmesiyle oluşur (dernek, şirket).
  2. Mal topluluğu — bir amaca özgülenmiş bağımsız malvarlığıyla oluşur (vakıf).
  3. Özel hükümler — tüzel kişilik doğrudan bu maddeden değil, her tür için ayrı kanundan doğar. Yani “tüzel kişilik ne zaman kazanılır” sorusunun cevabı derneklerde, şirketlerde ve vakıflarda farklıdır.

Son cümle ise bir geçerlilik şartıdır: amacı hukuka veya ahlaka aykırı olan topluluk tüzel kişilik kazanamaz.

Hak Ehliyeti: İnsana Özgü Nitelikler Dışında Her Şey

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.48

Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.

Kanunun tekniği burada dikkat çekicidir: sınırı olumsuz çizer. Yani kural, tüzel kişinin her hakka ehil olmasıdır; istisna, insan olmaya bağlı haklardır. Bir şirket taşınmaz edinebilir, alacaklı olabilir, mirasçı atanabilir; ama evlenemez, soybağı kuramaz.

Fiil Ehliyeti Organa Bağlıdır

Tüzel kişiyi gerçek kişiden ayıran asıl nokta budur:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.49

Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.

Organları bulunmayan bir tüzel kişi hak sahibi olmaya devam eder, ama kendi iradesini açıklayamaz. Uygulamada bu, organsız kalmış şirket ve derneklerde ciddi bir tıkanma yaratır. Kanun bu tıkanma için bir çıkış öngörür: vesayet makamı, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atar (TMK m.427, bent 4). Dikkat edilmesi gereken nokta, iki şartın birlikte aranmasıdır: organ boşluğu tek başına yetmez, yönetimin başka yoldan sağlanamamış olması da gerekir. Şartları ve Yargıtay’ın kabul-ret ölçütleri için şirkete kayyum atanması yazımıza bakabilirsiniz.

Organların İşlemi Tüzel Kişiyi Bağlar — Ama Sorumluluk Bitmez

Bu madde, uygulamada en çok sonuç doğuran hükümlerden biridir ve iki ayrı kural içerir:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.50

Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.

Birinci kural temsile ilişkindir: organın yaptığı işlem doğrudan tüzel kişiyi bağlar; ayrıca bir vekâlet ilişkisi aranmaz.

İkinci kural sorumluluka ilişkindir ve sıkça gözden kaçar: organ, kusurundan dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludur. Şirket tüzel kişiliği ayrıdır, yönetici sorumlu olmaz düşüncesi bu cümle karşısında kural olarak doğru değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tam da bu savunmanın ileri sürüldüğü bir dosyada (yöneticinin, yazıyı şirketi temsilen imzaladığı için kendisine husumet yöneltilemeyeceği savunmasıyla) sonucu bağlamıştır. Karar, olay tarihinde yürürlükte olan ve bugün mülga bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleriyle yukarıdaki TMK m.50’yi birlikte değerlendirmiştir:

“Yukarıda içeriklerine yer verilen kanun hükümlerinin ortaya koyduğu sonuç şudur: Tüzel kişiliği haiz ticaret şirketlerinin organlarının işledikleri haksız fiiller, tüzel kişinin haksız fiili sayılır. Bu durumda şirket ve organı haksız fiil sonucu verilen zararlardan dolayı müteselsilen sorumludurlar.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/112, K. 2018/1937, T. 13.12.2018 — direnme kararının BOZULMASINA, oy birliğiyle)

Kararın maddenin lafzına eklediği şey şudur: organ ayrıca sorumlu olmakla kalmaz, şirketle müteselsilen sorumlu tutulur. Bu ayrım zarar görenin elindeki seçeneği belirler; müteselsil sorumluluğun ne anlama geldiği için müteselsil sorumluluk yazımıza bakabilirsiniz.

Şirket yöneticilerinin sorumluluğunun ticaret hukukundaki özel görünümü için şirket yöneticisinin sorumluluğu (TTK 553) yazımıza bakabilirsiniz.

Yerleşim Yeri ve Tasfiye

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.51

Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.

Bu hüküm pratikte yetkili mahkemenin ve tebligat adresinin belirlenmesinde kullanılır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.52

Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.

Bu, alacaklılar bakımından kritik bir korumadır: tüzel kişinin sona ermiş olması onu dava edilemez hâle getirmez; kişilik, tasfiye amacıyla sınırlı olarak yaşamaya devam eder. Ticaret şirketlerinde aynı sonuca Türk Ticaret Kanunu’nun kendi hükmü üzerinden varılır. Bunun sebebi aşağıdaki “Saklı Hükümler” başlığında açıklanmıştır; sürecin kendisi için şirket tasfiyesi yazımıza bakabilirsiniz.

Kişilik tasfiye boyunca devam ederken malvarlığına ne olacağını kanun iki maddede sırayla düzenler. Önce tasfiyenin usulü:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.53

Tüzel kişinin malvarlığının tasfiyesi, kanunda ve kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça, terekenin resmî tasfiyesine ilişkin hükümlere göre yapılır.

Bu maddenin en kolay atlanan yeri baştaki kayıttır: kural yalnızca kanunda ve kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça işler. Terekenin resmî tasfiyesi hükümlerine yapılan bu yollama bir varsayılandır; özel kanunun ya da kuruluş belgesinin kendi tasfiye düzeni varsa o uygulanır. Kayıt, aşağıdaki m.55 ile birlikte okunduğunda ticaret şirketleri bakımından doğrudan sonuç doğurur.

Ardından malvarlığının nereye gideceği:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.54

Tüzel kişinin malvarlığı, kanunda veya kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça ya da yetkili organı başka türlü karar vermedikçe, en yakın amacı güden kamu kurum veya kuruluşuna geçer. Bu malvarlığı olanak ölçüsünde daha önce özgülendiği amaç için kullanılır. Hukuka veya ahlâka aykırı amaç güttüğü için kişiliği mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu kuruluşuna geçer.

Maddenin son cümlesi, yazının başındaki m.47 kuralının halkasını kapatır. m.47 girişte bir engel koyuyordu: amacı hukuka veya ahlaka aykırı olan topluluk tüzel kişilik kazanamaz. m.54 çıkıştaki sonucu söyler: kişiliği bu sebeple mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu kuruluşuna geçer. Birinci cümlede tanınan kaçış yolları (kanunda veya kuruluş belgesinde başka hüküm, yetkili organın başka türlü kararı) bu hâlde işlemez.

Saklı Hükümler: Bu Kurallar Şirketlerde Nasıl Uygulanır?

Buraya kadar sıralanan maddeler tüzel kişilerin genel rejimidir. Kanun, bu bölümü kapatırken rejimin sınırını kendisi çizer:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.55

Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri saklıdır.

Tek cümlelik bu madde, yukarıdaki blok ile aşağıdaki ticaret hukuku bölümü arasındaki bağı kurar. “Saklıdır”, kamu tüzel kişileri ve ticaret şirketleri hakkında kendi kanunlarında hüküm bulunması hâlinde o hükümlerin uygulanacağını anlatır. Pratik sonucu iki adımdadır:

  • Önce özel kanuna bakılır. Anonim ya da limited şirkete ilişkin bir soruda ilk durak Türk Ticaret Kanunu’dur.
  • Genel hükümler bundan sonra gelir. Özel kanunda hüküm yoksa Medeni Kanun’un yukarıdaki maddeleri uygulanır.

Bu, m.53’teki kaydın nereye oturduğunu da gösterir: m.53 tasfiye usulünü “kanunda aksine hüküm bulunmadıkça” terekenin resmî tasfiyesine bağlıyordu; ticaret şirketleri bakımından bu “aksine hüküm”, Türk Ticaret Kanunu’nun tasfiyeye ilişkin kendi düzenidir. Aynı şekilde, yukarıda m.52’de görülen kişiliğin tasfiye boyunca devam etmesi kuralının ticaret şirketlerindeki karşılığı Türk Ticaret Kanunu’nun kendi hükmündedir (TTK m.533). Sonuç değişmez, dayanak değişir.

Maddenin saydığı iki grup dikkat çekicidir: kamu tüzel kişileri ve ticaret şirketleri. Dernek ve vakıflar bu cümlede sayılmamıştır. Yani aynı soru, muhatabınızın bir vakıf mı yoksa bir anonim şirket mi olduğuna göre sizi farklı bir kanuna götürebilir.

Ticaret Hukukunda Tüzel Kişi

Her tüzel kişi tacir değildir. Kanun hangi tüzel kişilerin tacir sayılacağını ayrıca belirler:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.16

(1) Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.

Tacir sayılmanın sonuçları ağırdır: iflasa tabi olmak, ticaret unvanı seçmek, sicile tescil ve ticari defter tutmak. Ayrıntı için tacir kimdir yazımıza bakabilirsiniz.

Ticaret unvanı, tüzel kişinin adından ayrı bir kavramdır ve kullanımı zorunludur:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.39

(1) Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Tüzel kişiliği “şirket” ile eşitlemek. Dernek ve vakıflar da tüzel kişidir; şirket yalnız bir türüdür.
  • Organ işlemini kişisel işlem sanmak. Organın yaptığı işlem tüzel kişiyi bağlar (TMK m.50).
  • Yöneticinin hiç sorumlu olmayacağını düşünmek. Organ, kusurundan dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludur (TMK m.50); Hukuk Genel Kurulu bu sorumluluğu şirketle müteselsil kabul etmiştir.
  • Sona eren tüzel kişiye dava açılamayacağını sanmak. Kişilik tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder (TMK m.52); ticaret şirketlerinde aynı sonuca Türk Ticaret Kanunu’nun kendi hükmüyle varılır.
  • Medeni Kanun’un genel hükümlerini şirkete doğrudan uygulamak. Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri saklıdır (TMK m.55); önce özel kanuna bakılır.
  • Tasfiye usulünü mutlak sanmak. Terekenin resmî tasfiyesine yollama yapan kural, ancak kanunda ve kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça işler (TMK m.53).
  • Her tüzel kişiyi tacir saymak. Tacir sıfatı TTK m.16’daki koşullara bağlıdır.
  • Ticaret unvanını şirket adıyla karıştırmak. İşlemler ve belgeler unvan altında imzalanır (TTK m.39).

Özet

  • Tüzel kişi, kanunun kişilik tanıdığı kişi topluluğu veya mal topluluğudur (TMK m.47).
  • Amacı hukuka ya da ahlaka aykırı olan topluluk tüzel kişilik kazanamaz.
  • Hak ehliyeti, insana özgü nitelikler dışında insanınkiyle aynıdır (TMK m.48).
  • Fiil ehliyeti organlara sahip olmakla kazanılır; irade organlarla açıklanır (TMK m.49, m.50).
  • Organ işlemleri tüzel kişiyi bağlar, ama organ kusurundan kişisel olarak da sorumludur (TMK m.50); Yargıtay bu sorumluluğu şirketle müteselsil saymıştır.
  • Sona erme hâlinde kişilik tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder (TMK m.52).
  • Malvarlığının tasfiyesi terekenin resmî tasfiyesi hükümlerine göre yapılır; bu bir varsayılandır, aksine hüküm önce gelir (TMK m.53).
  • Hukuka veya ahlaka aykırı amaç sebebiyle mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu kuruluşuna geçer (TMK m.54).
  • Kamu tüzel kişileri ve ticaret şirketleri bakımından özel kanun saklıdır (TMK m.55). Şirket sorularında ilk durak Türk Ticaret Kanunu’dur.
  • Her tüzel kişi tacir değildir; tacir sayılanlar TTK m.16’da belirlenir.

İlgili yazılar: Tacir Kimdir · Şirket Türleri · Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu · Şirket Tasfiyesi · Adi Ortaklık · Fiil Ehliyeti

Sıkça Sorulan Sorular

Tüzel kişi ne demek?

Tüzel kişi, kanunun kişilik tanıdığı topluluk ya da mal varlığıdır. Kendi başına hak sahibi olabilen, borç altına girebilen ve dava ehliyeti bulunan; ancak insan olmayan hukuk süjesidir. Şirketler, dernekler ve vakıflar başlıca örnekleridir.

Tüzel kişilik nasıl kazanılır?

Başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ile belli bir amaca özgülenmiş bağımsız mal toplulukları, kendileriyle ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanır (TMK m.47).

Tüzel kişilerin kaç türü vardır?

Yapı bakımından ikiye ayrılır: kişi toplulukları (dernek, şirket gibi) ve mal toplulukları (vakıf gibi). Ayrıca tabi olduğu hukuka göre özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri ayrımı yapılır.

Amacı hukuka aykırı bir topluluk tüzel kişilik kazanabilir mi?

Hayır. Kanun bunu açıkça engeller: amacı hukuka veya ahlaka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz (TMK m.47).

Tüzel kişinin hak ehliyeti insanınkiyle aynı mı?

Neredeyse aynı, ama bir sınırla. Tüzel kişiler; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir (TMK m.48). Örneğin mülk edinebilir ama evlenemez.

Tüzel kişi ne zaman fiil ehliyeti kazanır?

Kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla (TMK m.49). Organsız bir tüzel kişi hak sahibi olabilir ama kendi iradesini açıklayamaz.

Tüzel kişi nasıl irade açıklar?

Organları aracılığıyla. Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar (TMK m.50). Yani organın yaptığı işlem doğrudan tüzel kişiyi bağlar.

Şirket yöneticisi kişisel olarak sorumlu olur mu?

Olabilir. Kanun, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduklarını belirtir (TMK m.50). Tüzel kişinin sorumluluğu, organın kişisel sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Tüzel kişinin yerleşim yeri neresidir?

Kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir (TMK m.51). Bu, yetkili mahkemenin ve tebligat adresinin belirlenmesinde önem taşır.

Tüzel kişilik sona erince hemen biter mi?

Hayır. Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder (TMK m.52). Ticaret şirketlerinde aynı sonuca Türk Ticaret Kanunu'nun kendi hükmüyle varılır; çünkü kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri saklıdır (TMK m.55).

Hangi tüzel kişiler tacir sayılır?

Ticaret şirketleri ile amacına varmak için ticari işletme işleten vakıflar ve dernekler tacir sayılır; kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve ticari şekilde işletilen kuruluşlar da bu kapsamdadır (TTK m.16).

Tüzel kişinin adı ile ticaret unvanı aynı şey mi?

Aynı olmayabilir. Ticaret unvanı, tacirin ticari işlemlerinde kullanmak zorunda olduğu addır; her tacir işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanıyla yapmak ve belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır (TTK m.39).

Tüzel kişi suç işleyebilir mi?

Türk hukukunda cezai sorumluluk kural olarak gerçek kişilere aittir; tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması ayrı bir konudur. Buna karşılık tüzel kişinin hukuki sorumluluğu organları eliyle doğar (TMK m.50).

Tüzel kişinin malvarlığı nasıl tasfiye edilir?

Kural olarak terekenin resmî tasfiyesine ilişkin hükümlere göre yapılır; ancak bu bir varsayılandır. Kanunda ve kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça uygulanır (TMK m.53). Özel kanunun kendi tasfiye düzeni varsa o düzen önce gelir.

Tasfiyeden sonra tüzel kişinin malvarlığı kime kalır?

Kanunda veya kuruluş belgesinde başka hüküm yoksa ya da yetkili organ başka türlü karar vermemişse, en yakın amacı güden kamu kurum veya kuruluşuna geçer ve olanak ölçüsünde önceki amacı için kullanılır (TMK m.54).

Amacı hukuka aykırı olduğu için kapatılan bir tüzel kişinin malvarlığına ne olur?

Bu hâlde seçim serbestisi yoktur. Hukuka veya ahlâka aykırı amaç güttüğü için kişiliği mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu kuruluşuna geçer (TMK m.54).

Medeni Kanun'un tüzel kişi hükümleri şirketlere de aynen uygulanır mı?

Doğrudan değil. Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri saklıdır (TMK m.55). Anonim veya limited şirkete ilişkin bir soruda önce Türk Ticaret Kanunu'na bakılır; Medeni Kanun'un genel hükümleri özel kanunda hüküm bulunmayan yerde uygulanır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Şirket kuruluşu, genel kurul ve yönetim kararlarının iptali ile ticari alacak ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp