
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Vasiyet Alacaklısı Mülkiyeti Kendiliğinden Kazanmaz
- Ön Koşul: Vasiyetnamenin Açılması ve Kesinleşmesi
- Dava Kime Karşı Açılır?
- Tapuya Tescil
- Dava Açmadan Önce: Siz Vasiyet Alacaklısı mısınız, Atanmış Mirasçı mı?
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Zamanaşımı: On Yıl
- Dava Dilekçesinde Ne Bulunmalı?
- Tenfiz, İptal ve Tenkisten Farkı
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
“Babam taşınmazı bana vasiyet etmişti, vasiyetname de açıldı — ama tapu hâlâ mirasçılar adına.” Bu durumda sorun şudur: vasiyetname tek başına mülkiyeti geçirmez. Lehine vasiyet yapılan kişi, malı ancak açacağı bir davayla kendi adına geçirebilir. Bu davanın adı vasiyetnamenin tenfizi, yani yerine getirilmesi davasıdır. Aşağıda davanın kime karşı açılacağını, hangi ön koşulun atlanamayacağını ve hangi mahkemenin yetkili olduğunu kanun metni ve Yargıtay kararlarıyla gösteriyoruz.
Karıştırmayın. Burada anlatılan tenfiz, bir miras hukuku kurumudur. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ise milletlerarası özel hukuka ait, tamamen ayrı bir davadır. Konu o ise tanıma ve tenfiz davası sayfamıza bakınız.
Kısa Cevap
Vasiyetnamenin tenfizi davası, lehine vasiyet yapılan kişinin vasiyet edilen malı kendi adına geçirmek için açtığı davadır. Vasiyet alacaklısı mirasbırakanın cüzi halefi olduğundan mülkiyeti kendiliğinden kazanmaz. Dava, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılır. Ön koşul, vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesinde açılmış ve kesinleşmiş olmasıdır. Yetkili mahkeme kural olarak mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesidir ve bu yetki kesindir.
Bu Durumda mısınız?
- Lehinize vasiyetname var, vasiyetname açıldı ancak taşınmaz hâlâ mirasbırakan veya mirasçılar adına kayıtlı.
- Mirasçılar vasiyeti tanımıyor ve tapuda devre yanaşmıyor.
- Vasiyetname açıldı fakat açılma kararının kesinleşip kesinleşmediğini bilmiyorsunuz.
- Size vasiyet edilen mal, mirasçılar tarafından kendi adlarına intikal ettirilmiş.
- Mirasbırakanın ölümünün üzerinden yıllar geçti ve hakkınızın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını merak ediyorsunuz.
Vasiyetname ve açılma dosyası incelenmeden dava stratejisi kurulmamalıdır; bir avukata danışın.
Vasiyet Alacaklısı Mülkiyeti Kendiliğinden Kazanmaz
Davanın tüm mantığı bu tek cümlede saklıdır. Mirasçı, mirasbırakanın külli halefidir: ölümle birlikte terekedeki haklar kendiliğinden ona geçer. Lehine vasiyet yapılan kişi ise cüzi haleftir; onun elde ettiği şey mülkiyet değil, bir istem hakkıdır. Kanun bunu açıkça söyler:
Türk Medeni Kanunu m.600/1 — vasiyet alacaklısının istem hakkı
Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
Maddenin üçüncü fıkrası bu hakkın nasıl kullanılacağını gösterir:
Türk Medeni Kanunu m.600/3 — teslim ve devir istemi
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi bu yapıyı ve sonucunu tek bir pasajda toplamıştır:
Vasiyet, genellikle ivazsız bir tasarruftur. Vasiyet alacaklısı, mirasbırakanın külli halefi olmayıp, cüzi halefi olduğu için vasiyet olunan mal üzerinde doğrudan hak kazanması mümkün değildir. Vasiyet alacaklısının alacak hakkının hukuki sebebi olan vasiyet her ne kadar mirasbırakanın sağlığında yapılıyorsa da, bu bir ölüme bağlı tasarruf olduğundan, vasiyet alacağı ancak mirasbırakanın ölümü ile doğar. Vasiyet alacaklısı, kendisine vasiyet edilen şey üzerindeki mülkiyet hakkını ancak bu malın vasiyetin yerine getirilmesi (tenfizi) yoluyla kendisi adına tescili sonucunda kazanır. Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılır.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8426, K. 2019/2629, T. 25.03.2019)
Görüldüğü gibi Daire’nin formülü kanunun lafzını birebir izlemektedir. Pratik sonuç şudur: mirasçılar devre yanaşmıyorsa bekleyerek ya da tapuya tek başına başvurarak sonuç alınamaz; dava açmak zorunludur.
Ön Koşul: Vasiyetnamenin Açılması ve Kesinleşmesi
Tenfiz davasının önünde atlanamayacak bir aşama vardır. Vasiyetname önce sulh hukuk mahkemesine teslim edilir ve orada açılır:
Türk Medeni Kanunu m.596/1 — vasiyetnamenin açılması
Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur.
Açılmadan sonra ilgililere tebligat yapılır ve itiraz süreleri işler. Yargıtay, tenfiz davasının niteliğini bu sürece bağlar:
vasiyetnamenin tenfizi diye adlandırılan davalar bir aynı hakkın tesisi için değil, yalnızca sulh hukuk mahkemesince açılan vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunun 596 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tebliğ işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra, herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği veya itirazların sonuçsuz kaldığının, bu nedenle de kesinleşmiş olduğunun tespiti içindir. Bu tespit başlı başına aynı bir hakkın geçirimini sağlamaz.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8426, K. 2019/2629, T. 25.03.2019 — yerleşik Hukuk Genel Kurulu içtihadına atıfla)
Bu pasajın son cümlesi uygulamada çok önemlidir: tenfiz kararı başlı başına tapuyu geçirmez. Bu nedenle talep, tenfizle birlikte tapu iptali ve tescil istemini de içerecek biçimde kurulur.
Aynı Daire, mahkemenin dosyada ne araması gerektiğini de göstermiştir:
Vasiyetnamenin tenfizi davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi şerhini içerir onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtilerek dava dosyası içerisine konulmalıdır.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8426, K. 2019/2629, T. 25.03.2019)
İtiraz gelmişse tablo değişir:
Vasiyetnamenin tenfizi ve taşınmazın lehine vasiyet edilen davacı adına tescili için vasiyetnamenin açılıp okunması, tüm mirasçıların vasiyetnameyi itirazsız kabul etmesi veya 1 yıllık hak düşürücü süre içinde vasiyetnamenin iptali ya da tenkis davası açılmış ise sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8426, K. 2019/2629, T. 25.03.2019)
Dava Kime Karşı Açılır?
Davalı sıfatı ikili bir ayrıma tabidir ve sıralama önemlidir:
| Durum | Davalı |
|---|---|
| Mirasbırakan vasiyeti yerine getirme görevlisi atamışsa | O görevli |
| Atanmamışsa | Yasal veya atanmış mirasçılar |
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın vasiyetnamesinde vasiyetin uygulanması için görevlendirdiği kişidir. Böyle bir görevli varken doğrudan mirasçılara dava açmak husumet sorununa yol açabilir; bu nedenle vasiyetname metni davadan önce bu yönden dikkatle okunmalıdır.
Tapuya Tescil
Vasiyet konusu bir taşınmazsa asıl hedef tapu kaydının davacı adına düzeltilmesidir. Yukarıda görüldüğü üzere tenfiz kararı tek başına bu sonucu doğurmaz; bu nedenle uygulamada dava “vasiyetnamenin tenfizi ile tapu iptali ve tescil” biçiminde kurulur.
Burada sık yapılan bir hata, vasiyet edilen payın sınırının aşılmasıdır. Mahkeme yalnızca vasiyete konu olan pay bakımından tescile karar verebilir; mirasbırakanın sonradan devraldığı veya vasiyet dışında kalan paylar talebe dahil edilemez. Tapu iptali ve tescil davasının genel rejimi için tapu iptali ve tescil davası sayfamıza bakabilirsiniz.
Vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren belge de bu süreçte işlevlidir; Türk Medeni Kanunu m.598/2 uyarınca itiraz edilmemesi hâlinde sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir. Bu belgenin alınması için veraset ilamı (mirasçılık belgesi) sayfamıza bakınız.
Dava Açmadan Önce: Siz Vasiyet Alacaklısı mısınız, Atanmış Mirasçı mı?
Bu yazının en pratik değeri taşıyan sorusu budur ve davanızın kaderini belirler. Çünkü lehine tasarrufta bulunulan herkesin tenfiz davası açması gerekmez. Bazı hâllerde dava, esasa girilmeden hukuki yarar yokluğundan reddedilir.
Ayrım, mirasbırakanın ne bıraktığındadır:
Mirasçı atamada terekenin tamamını veya terekenin oransal olarak bir bölümünü bırakmış olması gerekli ve yeterli iken belirli bir mal bırakmada ise terekede bulunan bireysel özellik ve nitelikleriyle ayrıca ve açıkça belli olan bir parça malın (veya malların) bırakılmış olması gerekmektedir
(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6760, K. 2024/309, T. 18.01.2024 — bozma)
Yani:
- Belirli mal bırakma (muayyen mal vasiyeti): mirasbırakan, bireysel olarak belirli bir malı (şu daire, şu araç) bırakmıştır. Lehtar vasiyet alacaklısıdır, cüzi haleftir ve mülkiyeti kendiliğinden kazanmaz. Bu yazının anlattığı tenfiz davası onun yoludur.
- Mirasçı atama: mirasbırakan, terekenin tamamını veya oransal bir bölümünü bırakmıştır. Lehtar atanmış mirasçıdır, külli haleftir; mülkiyeti ölümle birlikte kazanır.
İkinci hâlde Yargıtay, tenfiz davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığına karar vermiştir:
Bu nedenle davacının, söz konusu hüküm gereği, kendisinin murisin atanmış mirasçısı olduğunu gösteren bir belgeyi temin etmek suretiyle hakkı olduğu murise ait malvarlığını adına intikal ettirebileceğinden eldeki davayı açmasında hukuki yararının bulunduğu söylenemez.
(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6760, K. 2024/309, T. 18.01.2024 — bozma)
Karardaki “söz konusu hüküm” TMK m.598/2’dir: atanmış mirasçı, sulh mahkemesinden bu sıfatını gösteren belgeyi alıp malvarlığını doğrudan adına intikal ettirebilir. Ayrıca bir tenfiz davasına gerek yoktur.
Pratik sonuç: vasiyetnamenin lafzı “tüm malvarlığımı / mallarımın tamamını … bırakıyorum” biçimindeyse, bu büyük ihtimalle mirasçı atamadır ve yolunuz tenfiz davası değil, m.598/2 belgesi + doğrudan intikaldir. Yanlış yolu seçmek yalnız zaman değil, yargılama gideri ve vekâlet ücreti kaybı da demektir. Vasiyetnamenin bu nitelendirmesi her zaman kolay değildir; metnin bir bütün olarak yorumlanması gerekir.
Nitelendirme başlığa göre değil, iradenin içeriğine göre yapılır: belgenin adının “vasiyetname” olması tek başına muayyen mal vasiyeti anlamına gelmez.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev. Vasiyetnamenin açılması ve okunması sulh hukuk mahkemesinin işidir; tenfiz davası ise asliye hukuk mahkemesinde görülür. İki aşamanın farklı mahkemelerde yürümesi, uygulamada en sık karıştırılan noktadır.
Yetki. Taşınmaz vasiyet edildiğinde, davanın taşınmazın bulunduğu yerde açılması gerektiği düşünülür. Hukuk Genel Kurulu bunu isabetli bulmamıştır:
Buna göre; vasiyetnamenin yerine getirilmesi (tenfizi) ile ilgili dava; lehine vasiyet yapılan kişi tarafından doğrudan doğruya diğer mirasçılara (miras ortaklığına, terekeye) karşı açılıyorsa ve tereke taksim edilmemişse, bu davanın miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerekir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2006/2-538, K. 2006/619, T. 04.10.2006)
Kurul, bu yetkinin niteliğini de belirlemiştir:
Burada yetkili olan miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili mahkemedir. Bu yetkinin mahkemece her aşamada re’sen gözetilmesi gerekir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2006/2-538, K. 2006/619, T. 04.10.2006)
Kesin yetki, tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez ve itiraz edilmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Kararın kapsamına dikkat edilmelidir: Kurul bu sonucu, davanın miras ortaklığına karşı açılması ve terekenin henüz taksim edilmemiş olması koşullarına bağlamıştır.
Zamanaşımı: On Yıl
Vasiyet alacağı süresiz değildir:
Türk Medeni Kanunu m.602 — zamanaşımı
Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Sürenin başlangıcı ölüm tarihi değil, ölüme bağlı kazandırmanın öğrenilmesidir. Vasiyetnamenin varlığından yıllar sonra haberdar olunan dosyalarda bu ayrım belirleyici olabilir.
Dava Dilekçesinde Ne Bulunmalı?
Aşağıdakiler bir dilekçe örneği değil, dosyanın taşıması gereken asgari unsurların listesidir:
- Taraflar. Davalı sıfatının doğru belirlenmesi: vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa o, yoksa tüm mirasçılar.
- Mirasbırakanın son yerleşim yeri. Kesin yetki bu adrese bağlı olduğundan dilekçede açıkça gösterilmelidir.
- Vasiyetname. Noter tarih ve yevmiye numarasıyla; resmî vasiyetnamede düzenleme bilgileri.
- Açılma kararı. Sulh hukuk mahkemesinin açılma kararı ve kesinleşme şerhini içerir onaylı sureti — Yargıtay bunu ayrıca aramaktadır.
- Talep. Tenfiz ile birlikte tapu iptali ve tescil istemi; taşınmazın ada, parsel ve vasiyete konu pay oranı belirtilerek.
- Derdest dava bilgisi. İptal veya tenkis davası açılmışsa dosya numarası ve durumu.
Tenfiz, İptal ve Tenkisten Farkı
Üç dava sıklıkla birbirine karıştırılır; oysa yönleri farklıdır:
| Dava | Kim açar | Amacı |
|---|---|---|
| Tenfiz | Lehine vasiyet yapılan | Vasiyeti hayata geçirmek, malı adına geçirmek |
| İptal | Vasiyetten zarar gören mirasçı | Tasarrufu geçersiz kıldırmak |
| Tenkis | Saklı payı zedelenen mirasçı | Tasarrufu saklı pay oranında indirtmek |
Vasiyetnamenin şekil şartları ve iptal sebepleri için vasiyetname nasıl yazılır, saklı pay hesabı için tenkis davası ve saklı pay sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
- Atanmış mirasçı olduğu hâlde tenfiz davası açmak. Terekenin tamamı veya oransal bir bölümü bırakılmışsa yol tenfiz davası değil, TMK m.598/2 belgesi ile doğrudan intikaldir; aksi hâlde dava hukuki yarar yokluğundan reddedilir (7. HD, E. 2022/6760, K. 2024/309).
- Vasiyetnameyi tapu için yeterli sanmak. Vasiyetname tek başına mülkiyeti geçirmez; vasiyet alacaklısı cüzi haleftir.
- Açılma aşamasını atlamak. Açılma kararı ve kesinleşme şerhi dosyaya konulmadan tenfiz talebi sonuçlanamaz.
- Yalnız tenfiz talep etmek. Tenfiz tespit niteliğindedir; talep tapu iptali ve tescil istemini de içermelidir.
- Davayı taşınmazın bulunduğu yerde açmak. Yetki kural olarak mirasbırakanın yerleşim yerindedir ve kesindir.
- Vasiyeti yerine getirme görevlisini gözden kaçırmak. Görevli atanmışsa husumet ona yöneltilir.
- Vasiyet edilen payın sınırını aşmak. Tescil yalnız vasiyete konu pay bakımından istenebilir.
- On yıllık süreyi ölüm tarihinden saymak. Süre, ölüme bağlı kazandırmanın öğrenilmesinden işler.
Özet
- Önce nitelendirin: belirli mal bırakılmışsa vasiyet alacaklısısınız ve yolunuz tenfiz davasıdır; terekenin tamamı/oransal bir bölümü bırakılmışsa atanmış mirasçısınız ve tenfiz davasında hukuki yararınız yoktur — TMK m.598/2 belgesiyle doğrudan intikal edersiniz (7. HD, E. 2022/6760, K. 2024/309).
- Vasiyet alacaklısı cüzi haleftir; mülkiyeti kendiliğinden kazanmaz, ancak tenfiz yoluyla adına tescille kazanır.
- Dava, Türk Medeni Kanunu m.600 uyarınca vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılır.
- Ön koşul, vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesinde açılması ve açılma kararının kesinleşmesidir; kesinleşme şerhli onaylı suret dosyaya konulur.
- Tenfiz kararı tespit niteliğindedir ve tek başına ayni hakkı geçirmez; talep tapu iptali ve tescil istemini de içermelidir.
- Yetkili mahkeme kural olarak mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesidir; bu yetki kesindir ve resen gözetilir. Görev asliye hukuk mahkemesindedir.
- Dava hakkı on yıllık zamanaşımına tabidir ve süre ölüme bağlı kazandırmanın öğrenilmesinden işler.
- Bu tenfiz, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ile ilgisizdir.
İlgili yazılar: Vasiyetname Nasıl Yazılır? Şekilleri, Şartları ve İptali · Tenkis Davası ve Saklı Pay · Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır? · Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir? Yolsuz Tescil ve Düzeltme (TMK 705-1025) · Miras Hukuku Nedir? Mirasçılık, Saklı Pay ve Davalar
Sıkça Sorulan Sorular
Vasiyetname bana tüm malvarlığını bırakıyorsa tenfiz davası açmam gerekir mi?
Büyük ihtimalle hayır. Terekenin tamamı veya oransal bir bölümü bırakılmışsa bu mirasçı atamadır ve lehtar atanmış mirasçı sıfatıyla mülkiyeti ölümle kazanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, atanmış mirasçının TMK m.598/2 belgesini alarak malvarlığını adına intikal ettirebileceğini, bu nedenle tenfiz davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını belirtmiştir (E. 2022/6760, K. 2024/309).
Muayyen mal vasiyeti ile mirasçı atama arasındaki fark nedir?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesine göre mirasçı atamada terekenin tamamının veya oransal bir bölümünün bırakılmış olması gerekli ve yeterlidir; belirli mal bırakmada ise terekede bireysel özellik ve nitelikleriyle ayrıca ve açıkça belli olan bir parça malın bırakılmış olması gerekir (E. 2022/6760, K. 2024/309). Tenfiz davası ikinci hâlin yoludur.
Tenfiz davası hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir mi?
Evet. Lehine tasarrufta bulunulan kişi atanmış mirasçı ise, TMK m.598/2 uyarınca sulh mahkemesinden alacağı belgeyle malvarlığını doğrudan adına intikal ettirebileceğinden ayrıca tenfiz davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmiştir (7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6760, K. 2024/309).
Vasiyetnamenin tenfizi ne demek?
Tenfiz, vasiyetin yerine getirilmesi demektir. Lehine vasiyet yapılan kişinin, vasiyet edilen malı fiilen kendi adına geçirebilmesi için açtığı davadır. Bu dava, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ile karıştırılmamalıdır; ikisi tamamen farklı kurumlardır.
Vasiyetname varsa mal kendiliğinden bana geçer mi?
Hayır. Vasiyet alacaklısı mirasbırakanın külli halefi değil cüzi halefidir; vasiyet edilen mal üzerinde doğrudan mülkiyet kazanmaz. Yargıtay'a göre mülkiyet, ancak malın tenfiz yoluyla kişi adına tescili sonucunda kazanılır.
Vasiyetnamenin tenfizi davası kime karşı açılır?
Türk Medeni Kanunu m.600 uyarınca vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılır. Yargıtay uygulaması da bu ayrımı aynen benimsemektedir.
Tenfiz davası açmadan önce vasiyetnamenin açılması şart mı?
Evet. Yargıtay, tenfiz davasında öncelikle vasiyetnamenin açılıp açılmadığının araştırılmasını ve açılmaya ilişkin kararın kesinleşme şerhini içerir onaylı suretinin dosyaya konulmasını aramaktadır. Açılma davası açılmamışsa tenfiz talebi bu hâliyle sonuçlanamaz.
Vasiyetname nerede ve ne kadar sürede açılır?
Türk Medeni Kanunu m.596 uyarınca vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur.
Vasiyetnamenin tenfizi davasında görevli mahkeme hangisidir?
Tenfiz davası asliye hukuk mahkemesinde görülür. Vasiyetnamenin açılması ve okunması işlemi ise sulh hukuk mahkemesinin görevindedir; bu iki aşama sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.
Vasiyetnamenin tenfizi davasında yetkili mahkeme neresidir?
Hukuk Genel Kurulu'na göre, dava lehine vasiyet yapılan kişi tarafından doğrudan mirasçılara karşı açılıyorsa ve tereke henüz taksim edilmemişse mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kesin yetkidir ve mahkemece her aşamada resen gözetilir.
Taşınmaz vasiyet edildiyse dava taşınmazın bulunduğu yerde mi açılır?
Hukuk Genel Kurulu bu görüşü isabetli bulmamıştır. Kararda, davanın bir taşınmaz davası olarak yorumlanıp taşınmazların bulunduğu yerde görülmesi gerektiği düşüncesinin doğru olmadığı açıkça belirtilmiştir.
Vasiyetnamenin tenfizi davasında zamanaşımı süresi nedir?
Türk Medeni Kanunu m.602 uyarınca vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya alacak daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Mirasçılar vasiyetnameye itiraz ederse ne olur?
Yargıtay'a göre tenfiz ve tescil için ya tüm mirasçıların vasiyetnameyi itirazsız kabul etmesi ya da bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış iptal veya tenkis davası varsa sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Tenfiz davası ile vasiyetnamenin iptali davası aynı şey mi?
Hayır, yönleri terstir. Tenfiz davasını lehine vasiyet yapılan kişi vasiyeti hayata geçirmek için açar; iptal davasını ise vasiyetten zarar gören mirasçı tasarrufu ortadan kaldırmak için açar.
Tenfiz kararı tek başına tapuyu bana geçirir mi?
Yargıtay, tenfiz davalarının vasiyetnamenin kesinleşmiş olduğunun tespitine yönelik olduğunu ve bu tespitin başlı başına ayni hakkın geçirimini sağlamadığını belirtmektedir. Bu nedenle talep uygulamada tenfizle birlikte tapu iptali ve tescil istemini de içerir.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler