
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Müşterek Avarya Nedir?
- Avarya Ne Demek? Hususi Avarya ile Farkı
- Müşterek Avaryanın Unsurları
- Hangi Kurallar Uygulanır? York-Anvers Kuralları
- Garame Payı Nedir, Kim Öder?
- Teminat ve Hapis Hakkı: Alacak Nasıl Güvenceye Alınır?
- Müşterek Avarya Nasıl İlan Edilir? Dispeç Süreci
- Dispeç Raporunun Onaylanması ve İlam Niteliği
- Onaylı Dispeç Raporu Varken Ayrı Alacak Davası Açılabilir mi?
- Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Müşterek avarya, ortak bir deniz sergüzeştindeki gemiyi, yükü ve navlunu birlikte tehdit eden bir tehlikeden kurtulmak için bile bile olağanüstü bir fedakârlık yapılması ya da gidere katlanılması hâlinde doğan zarar ve giderlerdir (TTK m.1272). Bu zararlar tek bir ilgilinin üzerinde bırakılmaz; gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında garame payı olarak paylaştırılır.
Bu Durumda mısınız?
- Geminiz yolda arızalandı, karaya oturdu veya yangın çıktı; kurtulmak için yapılan olağanüstü masrafın yük ilgilileriyle paylaşılıp paylaşılmayacağını araştırıyorsunuz.
- Yük sahibi olarak size bir garame payı talebi veya dispeç raporu tebliğ edildi; bu payı gerçekten ödemek zorunda olup olmadığınızı belirlemek istiyorsunuz.
- Donatan veya taşıyan olarak müşterek avarya durumunu bildirdiniz; dispeçi kimin, nasıl ve hangi sürede yaptıracağını çözmeye çalışıyorsunuz.
- Elinizde onaylanmış bir dispeç raporu var; alacağınızı doğrudan icraya mı koyacağınızı yoksa dava mı açmanız gerektiğini bilmiyorsunuz.
- Yükünüz varma limanında teslim edilmiyor; kaptanın garame payı için teminat isteme yetkisinin sınırlarını öğrenmek istiyorsunuz.
Bu senaryoların her birinde olayın müşterek avarya sayılıp sayılmayacağı ve payların miktarı somut olaya, sözleşmeye ve dispeç incelemesine göre değişir; durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Müşterek Avarya Nedir?
Müşterek avarya, deniz ticaret hukukunun en eski kurumlarından biridir ve basit bir adalet fikrine dayanır: ortak tehlikeden herkes yararlanarak kurtulduysa, kurtulmak için göze alınan fedakârlığa da herkes katılmalıdır. TTK m.1272/1, ortak bir deniz sergüzeştine atılmış olan gemiyi, yükü, diğer eşyayı ve navlunu birlikte tehdit eden bir tehlikeden onları korumak amacıyla ve makul bir hareket tarzı oluşturacak şekilde bile bile olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya olağanüstü bir gidere katlanılması hâlinde müşterek avarya hareketinin var sayılacağını düzenler. Bu hareketin doğrudan doğruya sonucu olan zarar ve giderler ise müşterek avarya olarak kabul edilir.
Kurumun asıl sonucu paylaşımdır:
Müşterek avarya garamesine giren zarar ve giderler gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında bu Bölüm hükümlerine göre paylaşılır.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1272)
Klasik örnek, geminin batmasını önlemek için yükün bir kısmının denize atılmasıdır. Burada zarar tesadüfen doğmamıştır; ortak kurtuluş için bilinçli olarak göze alınmıştır. Bu nedenle zarar yalnızca yükü denize atılan malikin üzerinde bırakılmaz, kurtulan bütün değerler arasında paylaştırılır. Aynı mantık, geminin kurtarılması için ödenen olağanüstü giderler veya sığınma limanına girilmesinden doğan masraflar için de geçerlidir.
Avarya Ne Demek? Hususi Avarya ile Farkı
Uygulamada sık karşılaşılan bir terim karışıklığını baştan gidermek gerekir. Avarya, denizcilik dilinde gemiyi veya yükü etkileyen olağan dışı zarar ve giderleri anlatan genel bir sözcüktür. Buna karşılık yürürlükteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu genel terimi tanımlamaz. Kanunda düzenlenen ve hukuki sonuç doğuran tek kavram müşterek avaryadır.
Aynı şekilde hususi avarya (özel avarya, tekil avarya) da kanuni bir terim değildir. Yürürlükten kalkmış eski Ticaret Kanunu döneminden ve sigorta uygulamasından gelen bu ifade, müşterek avarya sayılmayan, yani ortak kurtarma amacı taşımayan ve bu nedenle paylaştırılmayan zararları anlatmak için kullanılır. Güncel kanun metninde ne hususi avarya ne de genel avarya kavramı geçer; bu terimler doktrin ve sigorta pratiğinin terimleridir.
Pratik ayrım şudur:
| Ölçüt | Müşterek avarya | Hususi (özel) avarya |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TTK m.1272-1285 | Kanunda tanımlı değil |
| Zararın doğuşu | Ortak tehlikeden kurtulmak için bile bile göze alınır | Tesadüfen veya tek bir menfaati etkileyerek doğar |
| Sonuç | Gemi, yük, navlun ve eşya arasında garame ile paylaşılır | Zarar kime düşmüşse onun üzerinde kalır |
| Usul | Dispeç yapılır, mahkemece onaylanabilir | Ayrı bir dispeç usulü yoktur |
Bu ayrım teorik değildir: bir zararın müşterek avarya sayılıp sayılmaması, masrafın tek başınıza mı kalacağını yoksa kurtulan bütün değerler arasında mı bölüşüleceğini belirler.
Müşterek Avaryanın Unsurları
TTK m.1272/1’in tanımından dört unsur çıkar. Bir zararın müşterek avarya sayılabilmesi için bu unsurların hepsinin birlikte bulunması gerekir:
- Ortak deniz sergüzeşti. Gemi, yük, diğer eşya ve navlun aynı deniz yolculuğunun riskini paylaşıyor olmalıdır.
- Ortak tehlike. Tehlike bu değerleri birlikte tehdit etmelidir; yalnızca gemiyi veya yalnızca bir yük partisini ilgilendiren tehlike yeterli değildir.
- Bilinçli ve olağanüstü fedakârlık. Zarar veya gider, tehlikeden korunmak amacıyla bile bile göze alınmış ve olağanüstü nitelikte olmalıdır. Olağan yolculuk giderleri bu kapsama girmez.
- Makul hareket tarzı. Yapılan fedakârlık, somut tehlike karşısında makul bir hareket tarzı oluşturmalıdır.
Zararın, bu hareketin doğrudan doğruya sonucu olması da aranır. Kanun ayrıca, müşterek avaryadan sayılacak bir gideri önlemek için katlanılan fazla giderleri de belirli bir sınırla garameye dâhil eder:
Müşterek avaryadan sayılacak bir giderin yapılmaması için göze alınan her fazla gider de, başka ilgililer bu fazla giderlerden faydalansalar bile, önlenmiş olan giderin tutarına kadar, müşterek avarya garamesine girer.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1272)
Bu hüküm uygulamada ikame gider olarak anılır: örneğin geminin çekilerek kurtarılması yerine daha ucuz bir yöntem seçilmişse, seçilen yöntemin masrafı, önlenen giderin tutarına kadar garameye girer.
Hangi Kurallar Uygulanır? York-Anvers Kuralları
Müşterek avarya, milletlerarası deniz ticaretinin ortak kurallarıyla yürüyen bir kurumdur. Kanun bu nedenle hesaplamayı doğrudan kendi hükümlerine değil, uluslararası bir kurallar bütününe bağlar:
Taraflarca başka bir husus kararlaştırılmamış olduğu takdirde, müşterek avarya garamesi, Milletlerarası Denizcilik Komitesi tarafından hazırlanarak … en son tarihli York-Anvers Kurallarına tabidir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1273)
İki noktanın altını çizmek gerekir. Birincisi, bu kural tamamlayıcı niteliktedir: taraflar çarter parti veya konişmentoda başka bir düzenleme kararlaştırabilir ve uygulamada çoğu zaman belirli bir yıla ait York-Anvers Kurallarına açıkça atıf yapılır. İkincisi, kanun kuralların Türkçe çevirisinin nasıl hazırlanıp Resmî Gazetede yayımlanacağını da ayrıca düzenler. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta önce sözleşmedeki avarya kaydına bakmak gerekir.
Garame Payı Nedir, Kim Öder?
Garame payı, müşterek avarya nedeniyle doğan zarar ve giderlerin paylaştırılmasıyla her bir ilgiliye düşen katkı payıdır. Kimin kişisel olarak borçlu olduğu kanunda açıkça belirlenmiştir:
Müşterek avarya garame paylarının kişisel borçluları, garameye girecek olan geminin müşterek avarya hareketinin meydana geldiği andaki donatanı, navlunun boşaltma tarihindeki alacaklısı ve diğer eşyanın boşaltma tarihindeki malikidir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1274)
Dikkat edilmesi gereken nokta, borçlunun belirli bir ana göre saptanmasıdır: gemi bakımından müşterek avarya hareketinin gerçekleştiği an, navlun ve eşya bakımından ise boşaltma tarihi esas alınır. Gemi veya yük bu tarihlerden sonra el değiştirmişse, kişisel borçlunun kim olduğu tartışma konusu olabilir.
Eşyayı varma limanında teslim alan gönderilen ise kural olarak kişisel borçlu değildir; sorumluluğu sınırlı ve şarta bağlıdır:
Garameye girecek eşyanın gönderileni, eşyayı teslim alırken bunlara bir garame payı düşmüş olduğunu biliyor ise, bu pay için eşya teslim edilmiş olmasaydı o eşyanın paraya çevrilmesi hâlinde garame payı ne oranda ödenecek idiyse o oranda eşyanın teslim zamanındaki değerine kadar şahsen sorumludur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1274)
Yani gönderilen ancak bilerek teslim almışsa ve yalnızca eşyanın teslim anındaki değeriyle sınırlı olarak sorumlu tutulabilir.
Teminat ve Hapis Hakkı: Alacak Nasıl Güvenceye Alınır?
Müşterek avarya alacaklıları güvencesiz bırakılmamıştır. TTK m.1275 uyarınca alacaklılar gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkına, garameye girecek eşya üzerinde hapis hakkına ve navlun üzerinde alacak rehnine sahiptir. Gemi üzerindeki güvencelerin sıralamadaki yeri için gemi ipoteği yazımıza bakabilirsiniz.
Geminin paylaştırma limanından ayrılabilmesi de teminata bağlanmıştır:
Geminin 1279 uncu maddeye göre zararın tespiti ve paylaştırılması gereken limandan ayrılabilmesi için, gemiye düşen garame paylarına karşılık olarak yükle ilgililere teminat gösterilmesi zorunludur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1276)
Yük tarafındaki karşılığı ise kaptanın teslimden kaçınma yetkisidir:
Kaptan, garame payları ödenmedikçe veya 1201 inci madde gereğince, bunlar için teminat gösterilmedikçe garameye iştirak edecek eşyayı teslim edemez; ederse kendisi de bu paylardan şahsen sorumlu tutulur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1277)
Bu hüküm uygulamada çok önemlidir: kaptan garame payı ödenmeden veya teminat verilmeden yükü teslim ederse kendisi şahsen sorumlu hâle gelir. Uygulamada bu nedenle yük, avarya teminat mektubu (average guarantee) ve yük sahibinin taahhütnamesi karşılığında teslim edilir. Teslim ve ibraz kurallarının senet boyutu için konişmento yazımıza bakabilirsiniz.
Müşterek Avarya Nasıl İlan Edilir? Dispeç Süreci
Kanun ayrı bir “ilan” usulü öngörmez; kurumun işleyişi dispeç üzerinden yürür. Dispeç, müşterek avaryaya giren zarar ve giderlerin hesaplanıp ilgililer arasında paylaştırılması işlemidir. Bu işlemin yapılacağı yer m.1279 uyarınca varma yeri, oraya varılamamışsa yolculuğun bittiği limandır.
Süreci başlatma yükümlülüğü donatandadır:
Donatan gecikmeksizin dispeçi yaptırmakla yükümlüdür; bu yükümlülüğünü yerine getirmezse ilgililerin her birine karşı sorumlu olur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1278)
Donatan bu yükümlülüğü yerine getirmezse süreç kilitlenmez: m.1278/2 uyarınca sigortacı da dâhil olmak üzere ilgililerden herhangi biri dispeçin yapılmasını isteyebilir ve yaptırabilir. Dispeççinin olayın müşterek avarya sayılmayacağını ileri sürerek istemi reddetmesi hâlinde ise mahkeme karar verir (m.1278/3).
Dispeçi kimin yapacağı da düzenlenmiştir:
Dispeç, ilgililerin oybirliğiyle atayacakları bir veya birden fazla dispeççi tarafından yapılır. Oybirliği sağlanamazsa, dispeççiyi veya dispeççileri, dispeçin yapılacağı yer mahkemesi atar.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1280)
İlgililer, ellerindeki çarter parti, konişmento ve fatura gibi belgeleri dispeççiye vermekle yükümlüdür (m.1280/2). Rapor hazırlandıktan sonra sigortacılar dâhil ilgililer mahkemeden dispeçin onaylanmasını isteyebilir veya avarya türüne ya da hesaplarına itiraz edebilir (m.1281/1). Tüm ilgililer duruşmaya çağrılır ve çağrının duruşmadan en az onbeş gün önce tebliği gerekir; belirli günde gelmeyen çağrılan, dispeçe onay vermiş sayılır (m.1281/4).
İtiraz bakımından kanun katı bir süre kuralı getirir:
Dispeç raporuna itirazın, en geç ilk celsede, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve etraflı olarak yapılması zorunludur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1281)
Bu, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktalardan biridir. İlk oturumda gereği gibi açık ve ayrıntılı biçimde bildirilmeyen itiraz yapılmamış sayılır; hâkim yalnızca haklı sebep hâlinde bir defalık ek süre verebilir. İtiraz yapılmamışsa dispeç onaylanır; itiraz yerinde görülürse rapor düzeltilerek onaylanır (m.1282/1). Onaylama ve itirazların incelenmesinde basit yargılama usulü uygulanır (m.1283).
Dispeç Raporunun Onaylanması ve İlam Niteliği
Dispeç sürecinin en önemli sonucu, onaylanan raporun icra edilebilir hâle gelmesidir:
Dispeç raporunun onaylanması hakkındaki kararın kesinleşmesiyle bu karar, raporda gösterilen alacakların ödetilmesi için verilmiş bir ilam niteliğini kazanır. Şu kadar ki, itiraza uğramamış bir raporun onaylanması kararı kesinleşmeden önce de bu niteliğe sahiptir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1284)
Bu hükmün pratik anlamı büyüktür: onaylanan dispeç raporu, alacaklıya ayrıca bir eda davası açma yükü getirmeden doğrudan ilamlı icra takibine konu edilebilir. Kanun tek bir sınır koyar; onay istemi üzerine yapılan duruşmaya usulüne göre çağrılmamış ilgililer aleyhine bu ilam hiçbir sonuç doğurmaz (m.1284/2). Bu nedenle çağrının usulüne uygun tebliği, raporun icra kabiliyeti bakımından belirleyicidir.
Onaylı Dispeç Raporu Varken Ayrı Alacak Davası Açılabilir mi?
Uygulamada sık yapılan bir hata, elinde onaylanmış dispeç raporu bulunan alacaklının garame payının tahsili için ayrıca alacak davası açmasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, dispeç raporunun ilam niteliğini vurgulayarak böyle bir davada hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varmıştır:
Mahkemece onaylanmasına karar verilen dispeç raporu ilam niteliğini kazanır. İlam niteliğindeki dispeç raporu doğrudan icraya konulabilir. … dispeç raporuyla belirlenen müşterek avarya garame payının tahsili istemiyle dava açmasında hukuki yararı olmadığı gözetilerek, bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/13815, K. 2018/4816, T. 26.06.2018 — kısmen onama, kısmen bozma)
Karara konu olayda gemi yolda tamir edilemez biçimde arızalanmış, kaptan usulüne uygun biçimde müşterek avarya bildiriminde bulunarak gecikmeksizin dispeç raporu almıştır. Daire, alacaklının yapması gerekenin raporun tasdiki için mahkemeye başvurup rapora ilam niteliği kazandırmak olduğunu; bunun mümkün olduğu bir durumda ayrıca tahsil davası açmakta hukuki yarar bulunmadığını belirtmiştir. Hukuki yarar bir dava şartı olduğundan ve dava şartları yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetildiğinden, bu eksiklik temyiz aşamasında dahi sonuca etki eder.
Doğru yol sıralaması şudur: dispeç raporu alınır, m.1281 uyarınca mahkemeden onay istenir, onaylanan rapor m.1284 uyarınca ilam niteliği kazanır ve doğrudan ilamlı icraya konulur. Bu sıra atlanıp doğrudan alacak davası açılırsa dava, esasa girilmeden usulden reddedilebilir.
Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Müşterek avaryadan doğan uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunundan kaynaklandığı için ticari dava niteliğindedir (TTK m.4/1-a) ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir (TTK m.5/1). Deniz ticareti bakımından kanun ayrıca bir ihtisas imkânı tanır:
Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5)
İstanbul başta olmak üzere bazı yerlerde bu yetkiyle görevlendirilmiş denizcilik ihtisas mahkemeleri bulunur. Asliye ticaret mahkemesinin görev alanı hakkında ayrıntı için asliye ticaret mahkemesi yazımıza bakabilirsiniz.
Zamanaşımı süresi ise oldukça kısadır:
Müşterek avarya garame payı alacakları bir yılda zamanaşımına uğrar.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1285)
Süre, geminin m.1279’da belirtilen yere (varma yeri, oraya varılmamışsa yolculuğun bittiği liman) vardığı tarihten itibaren işlemeye başlar (m.1285/2). Bir yıllık bu süre, dispeç işlemlerinin uzun sürebildiği düşünüldüğünde kolayca kaçırılabilir; bu nedenle dispeç sürecinin başlatılmasında gecikmemek gerekir.
Dispeçin onaylanmasına ilişkin işlerin adli tatilde de görülüp görülmeyeceği ayrı bir konudur; adli tatil kuralları için adli tatil yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
- Müşterek avaryayı demurajla veya dispeçi sürastaryayla karıştırmak. Dispeç müşterek avaryanın hesabıdır; demuraj (sürastarya) ise yükleme veya boşaltma süresinin aşılmasından doğan bekleme ücretidir. İkisi tamamen farklı kurumlardır; ayrıntı için starya ve sürastarya (demuraj) yazımıza bakınız.
- Onaylı dispeç raporu varken tahsil davası açmak. Rapor ilam niteliğindedir ve doğrudan icraya konulabilir; ayrıca dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilebilir.
- İtirazı ilk celsede açık ve ayrıntılı biçimde yapmamak. m.1281/5 uyarınca gereği gibi bildirilmeyen itiraz yapılmamış sayılır; sonradan ayrıntılandırma kural olarak mümkün değildir.
- Bir yıllık zamanaşımını dispeç sürecine güvenerek kaçırmak. Süre geminin ilgili yere varmasıyla işlemeye başlar; dispeçin devam ediyor olması tek başına süreyi durdurmaz.
- Her deniz kazasını müşterek avarya saymak. Ortak kurtarma amacı ve bilinçli fedakârlık unsuru yoksa zarar paylaştırılmaz; kime düşmüşse onun üzerinde kalır. İki geminin çarpışmasından doğan zarar müşterek avarya değil çatma hükümlerine tabidir; ayrımı ve sonuçları için çatma ve gemi kazalarında hukuki sorumluluk yazısına bakılabilir.
- Garame payı ödenmeden veya teminat alınmadan yükü teslim etmek. m.1277 uyarınca bu durumda kaptan paylardan şahsen sorumlu hâle gelir.
- Sözleşmedeki avarya kaydını okumamak. m.1273 tamamlayıcı niteliktedir; çarter parti veya konişmentoda belirli bir York-Anvers Kuralları sürümüne atıf yapılmışsa hesap ona göre kurulur.
Özet
- Müşterek avarya, ortak tehlikeden kurtulmak için bile bile göze alınan olağanüstü fedakârlık ve giderlerdir; TTK m.1272-1285 arasında düzenlenmiştir.
- Zarar tek kişinin üzerinde kalmaz; gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında garame payı olarak paylaştırılır (m.1272/3).
- Kişisel borçlular m.1274’te sayılmıştır; gönderilen ancak bilerek teslim aldıysa ve sınırlı olarak sorumludur.
- Aksi kararlaştırılmadıkça hesap York-Anvers Kurallarına göre yapılır (m.1273); sözleşmedeki avarya kaydı önceliklidir.
- Donatan gecikmeksizin dispeç yaptırmakla yükümlüdür (m.1278); rapora itiraz en geç ilk celsede açık ve ayrıntılı yapılmalıdır (m.1281/5).
- Onaylanan dispeç raporu ilam niteliği kazanır ve doğrudan icraya konulabilir (m.1284); bu nedenle ayrıca tahsil davası açmakta hukuki yarar bulunmaz.
- Garame payı alacakları bir yılda zamanaşımına uğrar (m.1285); görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Müşterek avarya nedir?
Müşterek avarya, ortak bir deniz sergüzeştine atılmış olan gemiyi, yükü, diğer eşyayı ve navlunu birlikte tehdit eden bir tehlikeden onları korumak amacıyla bile bile olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya olağanüstü bir gidere katlanılması hâlinde doğan zarar ve giderlerdir. TTK m.1272 uyarınca bu zarar ve giderler gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında paylaşılır.
Avarya ne demek?
Avarya, denizcilikte gemiyi veya yükü etkileyen olağan dışı zarar ve giderleri anlatan genel bir terimdir. Yürürlükteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu genel terimi tanımlamaz; yalnızca müşterek avaryayı düzenler. Dolayısıyla hukuki sonuç doğuran kavram müşterek avaryadır.
Hususi avarya nedir?
Hususi avarya (özel veya tekil avarya olarak da anılır), uygulamada müşterek avarya sayılmayan, yani ortak kurtarma amacı taşımayan ve zararı tek bir ilgilinin üzerinde bırakan zararlar için kullanılan bir terimdir. Yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu bu terimi kullanmaz; kanunda tanımlı tek kavram müşterek avaryadır.
Müşterek avarya ile hususi avarya arasındaki fark nedir?
Fark, zararın paylaşılıp paylaşılmamasındadır. Müşterek avaryada zarar ortak tehlikeden kurtulmak için bile bile göze alınmıştır ve gemi, yük, navlun ile diğer eşya arasında garame yoluyla paylaştırılır. Ortak kurtarma amacı bulunmayan zararlarda ise böyle bir paylaşım yoktur; zarar kime düşmüşse onun üzerinde kalır.
Müşterek avaryanın unsurları nelerdir?
Dört unsur aranır; ortak bir deniz sergüzeşti bulunması, gemiyi ve yükü birlikte tehdit eden bir tehlike olması, bu tehlikeden korunmak amacıyla bile bile olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya gidere katlanılması ve hareketin makul bir hareket tarzı oluşturmasıdır. Zarar, bu hareketin doğrudan doğruya sonucu olmalıdır.
Garame payı nedir?
Garame payı, müşterek avarya nedeniyle doğan zarar ve giderlerin gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında paylaştırılmasıyla her bir ilgiliye düşen katkı payıdır. TTK m.1272/3 bu paylaşımı öngörür; kimlerin kişisel borçlu olduğu ise m.1274'te belirlenmiştir.
Müşterek avarya garame payını kim öder?
TTK m.1274 uyarınca kişisel borçlular; müşterek avarya hareketinin meydana geldiği andaki donatan, navlunun boşaltma tarihindeki alacaklısı ve diğer eşyanın boşaltma tarihindeki malikidir. Eşyanın gönderileni ise ancak kendisine bir garame payı düştüğünü bilerek eşyayı teslim aldıysa ve maddede belirtilen sınırlar içinde sorumlu olur.
Müşterek avaryada hangi kurallar uygulanır?
TTK m.1273 uyarınca taraflar başka bir husus kararlaştırmamışsa müşterek avarya garamesi, Milletlerarası Denizcilik Komitesi tarafından hazırlanan ve usulüne göre Türkçeye çevrilip yayımlanmış en son tarihli York-Anvers Kurallarına tabidir. Taraflar sözleşmeyle başka bir düzenlemeyi de kararlaştırabilir.
Müşterek avarya nasıl ilan edilir?
Kanun ayrı bir ilan usulü öngörmez; kurumun işleyişi dispeç üzerinden yürür. Uygulamada kaptan veya donatan müşterek avarya durumunu bildirir ve TTK m.1278 uyarınca donatan gecikmeksizin dispeçi yaptırmakla yükümlüdür. Donatan bu yükümlülüğü yerine getirmezse sigortacı dâhil ilgililerden herhangi biri dispeçin yapılmasını isteyebilir.
Dispeç nedir?
Dispeç, müşterek avarya nedeniyle doğan zarar ve giderlerin hesaplanıp gemi, yük ve navlun arasında paylaştırılması işlemidir. TTK m.1280 uyarınca dispeç, ilgililerin oybirliğiyle atayacağı bir veya birden fazla dispeççi tarafından yapılır; oybirliği sağlanamazsa dispeççiyi mahkeme atar.
Dispeç raporu onaylanınca ne olur?
TTK m.1284 uyarınca dispeç raporunun onaylanması hakkındaki kararın kesinleşmesiyle bu karar, raporda gösterilen alacakların ödetilmesi için verilmiş bir ilam niteliği kazanır. İtiraza uğramamış bir raporun onaylanması kararı ise kesinleşmeden önce de bu niteliğe sahiptir; yani rapor doğrudan icraya konulabilir.
Onaylanan dispeç raporu varken ayrı alacak davası açılabilir mi?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, onaylanan dispeç raporunun ilam niteliği kazandığını ve doğrudan icraya konulabileceğini belirterek, garame payının tahsili için ayrıca dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığına karar vermiştir. Hukuki yarar bir dava şartı olduğundan bu durumda davanın reddi gerekir.
Müşterek avaryada zamanaşımı süresi ne kadardır?
TTK m.1285 uyarınca müşterek avarya garame payı alacakları bir yılda zamanaşımına uğrar. Süre, geminin zararın tespiti ve paylaştırılmasının yapılacağı yere vardığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu kısa süre kaçırılırsa alacak zamanaşımına uğrar.
Müşterek avarya davalarında görevli mahkeme hangisidir?
Müşterek avaryadan doğan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde olduğundan asliye ticaret mahkemesi görevlidir. TTK m.5/2 uyarınca birden çok asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde bunlardan biri veya birkaçı münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin davalara bakmakla görevlendirilebilir.