Sade çağdaş Türkiye mahkeme salonunda savunma masasında hukukçusunun yanında oturan yetişkin, arkadan

Ceza Muhakemesi

Sanık Ne Demek? Şüpheli ile Sanık Farkı ve Sanığın Hakları

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Sanık, hakkında kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış kişidir: Ceza Muhakemesi Kanunu sanığı, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi olarak tanımlar (Ceza Muhakemesi Kanunu m.2/1-b). Sanıklık, mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başlar ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer; sanık olmak suçlu olmak anlamına gelmez. Bu yazı, iddianamesi kabul edilip duruşmaya çağrılan sanık ile tebligatta “sanık” sıfatını gören yakınları için hazırlanmıştır: sanık sıfatının ne zaman başlayıp bittiğini, şüpheli ve hükümlüden farkını, sanığın haklarını ve duruşmaya ilişkin kuralları madde dayanaklarıyla açıklar.

1. Sanık: Öne Çıkanlar

  • Sanık, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-b).
  • Şüpheli ile sanığı ayıran olay iddianamenin kabulüdür; iddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar (CMK m.175/1).
  • Sanık suçlu değildir: suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz (Anayasa m.38/4).
  • Sanığın susma hakkı vardır ve bu hak ona hatırlatılır; yalnız kimlik sorularını doğru cevaplamak zorundadır (CMK m.147/1-a, m.147/1-e).
  • Kural olarak sanık gelmeden duruşma yapılmaz ve gelmeyen sanık zorla getirilir; adlî para cezası veya müsadere gerektiren suçlar bunun istisnasıdır (CMK m.193/1, m.195/1).
  • Hükümden önce son söz, duruşmada hazır bulunan sanığa verilir (CMK m.216/3).

2. Sanık Ne Demek, Sanık Nedir?

Sanık, ceza yargılamasının ikinci evresi olan kovuşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir. Kanun tanımı iki uç koyar: sanıklık kovuşturmanın başlamasıyla başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar sürer (CMK m.2/1-b). Bu iki uç arasında kişi, kanunun ifadesiyle yalnızca “suç şüphesi altında bulunan kişi”dir; suçlu olup olmadığını mahkeme duruşma sonunda verdiği hükümle belirler.

Sanık kavramı günlük dilde “suçlu” ile karıştırılır. Ceza muhakemesinde ise sanık, hakkında dava açılmış ama henüz kesin hüküm verilmemiş kişiyi anlatır. Kovuşturma evresi, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir (CMK m.2/1-f). Evrelerin ayrıntısı kovuşturma ne demek yazısında anlatılmıştır.

2.1. Sanık Kime Denir, Sanık Sıfatı Ne Zaman Başlar?

Sanık sıfatı, mahkemenin iddianameyi kabul ettiği anda başlar. İddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar (CMK m.175/1). Bu andan önce savcılığın yürüttüğü soruşturma evresinde aynı kişi şüphelidir. Mahkeme iddianameyi kabul ettikten sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır (CMK m.175/2). Savcılığın düzenlediği belge ve mahkemenin kabul incelemesi iddianame nedir yazısında, iddianamenin kabulünden sonra düzenlenen ilk tutanak ise tensip zaptı hazırlandı ne demek yazısında açıklanmıştır.

2.2. Sanık Sıfatı Ne Zaman Biter?

Sanık sıfatı hükmün kesinleşmesiyle sona erer (CMK m.2/1-b). Kesinleşen hükmün türüne göre kişinin sonraki durumu değişir:

  • Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararı kesinleşirse kişi sanık olmaktan çıkar ve hakkında infaz edilecek bir ceza yoktur.
  • Mahkûmiyet hükmü kesinleşirse kişi yine sanık olmaktan çıkar, bu kez hüküm infaz edilebilir hâle gelir. Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz (Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.4/1).

Süresi içinde yapılan istinaf veya temyiz başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller (CMK m.275/1, m.293/1). Bu nedenle ilk derece mahkemesi hüküm kurmuş olsa bile süresi içinde kanun yoluna başvurulmuşsa kişi sanık sıfatını korur. Kanun yollarının işleyişi istinaf nedir ve temyiz nedir yazılarında anlatılmıştır.

3. Sanık ile Şüpheli Arasındaki Fark

Sanık ile şüpheli arasındaki fark, kişinin hangi evrede bulunduğudur. Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-a); sanık ise kovuşturma evresinde, yani dava açıldıktan sonra suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-b). Soruşturma, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir (CMK m.2/1-e). Bu nedenle aynı kişi, iddianamenin kabulünden önce şüpheli, kabulünden sonra sanıktır.

Uygulamada “ifade” ve “sorgu” sözcükleri de bu ayrımı izler, ancak tam olarak değil. İfade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir (CMK m.2/1-g). Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir (CMK m.2/1-h). Yani sorgu yalnızca sanığa özgü değildir: soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminin dinlediği şüpheli de sorguya çekilmiş olur. Kovuşturma evresinde sanığın dinlenmesi ise kanunun tanımına göre sorgudur ve hâkim veya mahkeme tarafından yapılır.

ÖlçütŞüpheliSanık
EvreSoruşturma (CMK m.2/1-e)Kovuşturma (CMK m.2/1-f)
BaşlangıçSuç şüphesinin öğrenilmesiİddi­a­na­me­nin kabulü (CMK m.175/1)
Bitişİddi­a­na­me­nin kabulü (CMK m.2/1-e) veya kovuş­tur­maya yer olmadığına dair karar (CMK m.172/1)Hükmün kesin­leş­mesi (CMK m.2/1-b)
DinleyenKolluk veya savcı (ifade); hâkim (sorgu)Hâkim veya mahkeme (sorgu)

Soruşturma evresi dava açılmadan kapanabilir. Cumhuriyet savcısı, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinde veya kovuşturma olanağı bulunmadığında kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.172/1); bu durumda şüpheli hiç sanık sıfatı almaz. Bu kararın sonuçları kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yazısında anlatılmıştır. İfadeye çağrılan şüphelinin hakları için ifadeye çağrıldım yazısına bakılabilir.

4. Sanık ile Hükümlü Arasındaki Fark

Sanık ile hükümlü arasındaki fark, mahkûmiyet hükmünün kesinleşip kesinleşmediğidir. Sanık, hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-b). Mahkûmiyet hükmü kesinleşince kişi sanık olmaktan çıkar ve hüküm infaz edilebilir hâle gelir (5275 sayılı Kanun m.4/1). Kanunlar bu aşamadaki kişiyi “hükümlü” diye anar; örneğin ceza infaz kurumundan kaçan hükümlü hakkında yakalama emri düzenlenebileceğini söyler (CMK m.98/2).

Sanık ile hükümlü arasındaki farkın pratik sonucu şudur: ilk derece mahkemesi mahkûmiyet hükmü kurmuş olsa bile süresi içinde istinaf veya temyiz başvurusu yapılmışsa hüküm kesinleşmez (CMK m.275/1, m.293/1); kişi sanık sıfatını korur ve hüküm infaz edilemez. Beraat hükmü kesinleşen kişi ise hiçbir zaman hükümlü olmaz.

5. Sanık Suçlu mudur? Masumiyet Karinesi

Sanık suçlu değildir. Anayasa bu kuralı açıkça koyar: suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz (Anayasa m.38/4). Sanık sıfatı, kişinin suç şüphesi altında yargılandığını gösterir; suçluluk ise ancak kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüyle ortaya çıkar.

Masumiyet karinesinin sanık için somut sonuçları vardır:

  • Sanık, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz (Anayasa m.38/5).
  • Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez (Anayasa m.38/6). Yasak usullerle elde edilen ifadeler, rızayla verilmiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148/3).
  • Hâkim hükmünü ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir (CMK m.217/1).

6. Sanık Ceza Alır mı? Mahkemenin Verebileceği Hükümler

Sanık ancak yüklenen suçu işlediği sabit olursa mahkûm edilir (CMK m.223/5). Duruşma sonunda mahkemenin verebileceği hükümler kanunda sayılıdır: beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararı (CMK m.223/1). Sanık olmak bu hükümlerden hangisinin verileceğini tek başına belirlemez; sonuç, duruşmada tartışılan delillere göre ortaya çıkar.

Sanık hakkında beraat kararı şu hâllerde verilir (CMK m.223/2):

  • yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
  • yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
  • yüklenen suç bakımından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
  • suç sanık tarafından işlenmiş olsa bile olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
  • yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması.

Sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı ise iki grupta verilir: kusurun bulunmadığı hâllerde (yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, zorunluluk hâli, kusurluluğu ortadan kaldıran hata gibi) ve fiil suç olmaya devam ettiği hâlde etkin pişmanlık, şahsî cezasızlık sebebi, karşılıklı hakaret veya haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle faile ceza verilmemesi gereken hâllerde (CMK m.223/3, m.223/4). Beraat sebeplerinin ayrıntısı beraat ne demek yazısında, mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının ertelendiği ayrı kurum ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazısında anlatılmıştır.

7. Sanık Lehine İlke: Şüpheden Sanık Yararlanır Ne Demek?

“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, suçun sanık tarafından işlendiği kesin olarak ortaya konamıyorsa sanığın mahkûm edilemeyeceğini anlatır. Ceza Muhakemesi Kanunu bu ilkeyi adıyla anmaz; ilke, beraat sebepleri arasında yazılıdır: yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde beraat kararı verilir (CMK m.223/2-e). Mahkûmiyet ise ancak sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olması hâlinde kurulur (CMK m.223/5).

Kanun iki farklı beraat sebebini ayrı bentlerde sayar ve ikisi karıştırılmamalıdır. “Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması” (CMK m.223/2-b), sanığın suçu işlemediğinin ispatlandığı durumdur. “Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” (CMK m.223/2-e) ise suçun sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamadığı durumdur. İkisi de beraatle sonuçlanır; sanık, suçsuzluğunu ispatlamak zorunda değildir. Bu kural, Anayasa’nın suçluluğun hükmen sabit olmasını arayan masumiyet karinesiyle birlikte okunur (Anayasa m.38/4).

8. Sanığın Hakları Nelerdir?

Sanığın hakları, ifade ve sorgu sırasında uyulacak kuralları sayan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesinde toplanmıştır. Duruşmada da sorgudan önce bu haklar sanığa bildirilir (CMK m.191/3-c). Sanığın başlıca hakları şunlardır (CMK m.147/1):

  • Suçlamayı öğrenme: Sanığa kendisine yüklenen suç anlatılır. Duruşmada iddianamedeki suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler, deliller ve suçlamanın hukuki nitelendirmesi de açıklanır (CMK m.191/3-b).
  • Müdafi seçme ve müdafiden yararlanma: Sanığa müdafi seçme hakkı ve müdafiin sorguda hazır bulunabileceği bildirilir; müdafi seçecek durumda değilse ve isterse baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m.147/1-c).
  • Susma hakkı: Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanunî hak olduğu sanığa söylenir (CMK m.147/1-e).
  • Lehine delil toplanmasını isteme: Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır (CMK m.147/1-f).
  • Yakalandığının bildirilmesi: Yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir (CMK m.147/1-d).

Sanığın bu haklar karşısındaki tek yükümlülüğü, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmaktır (CMK m.147/1-a). Sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır; kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi müdahaleler yapılamaz ve kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez (CMK m.148/1-2).

8.1. Sanığın Susma Hakkı

Sanığın susma hakkı vardır ve bu hakkın ona söylenmesi zorunludur (CMK m.147/1-e). Susma hakkı, Anayasa’daki kendini suçlayıcı beyana zorlanamama kuralının usul hukukundaki karşılığıdır (Anayasa m.38/5). Sanık, yüklenen suç hakkında açıklama yapmayı reddedebilir; duruşmada sorgu, sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde usulüne göre yapılır (CMK m.191/3-d).

Susma hakkı kimlik sorularını kapsamaz. Sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür (CMK m.147/1-a).

8.2. Sanığın Müdafi Hakkı ve Zorunlu Müdafi

Sanık, kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir (CMK m.149/1). Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır (CMK m.2/1-c). Avukatın sanıkla görüşme, sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez ve kısıtlanamaz (CMK m.149/3).

Bazı hâllerde müdafi, sanığın istemi aranmadan görevlendirilir. Bu zorunlu müdafilik hâlleri şunlardır (CMK m.150/2-3):

  • sanığın çocuk olması,
  • sanığın kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması,
  • yargılanan suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi.

Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Müdafi ile vekil arasındaki fark ve müdafiin ücreti müdafi ne demek yazısında anlatılmıştır.

9. Sanığa Tebligat: İddianame ve Duruşma Günü

Sanığa iddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte tebliğ edilir (CMK m.176/1). Sanık hakkındaki suçlamayı ve duruşma gününü bu tebligatla öğrenir. Dosyada telefon, faks veya elektronik posta gibi iletişim bilgileri varsa iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi bu araçlarla da bildirilir; ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu yolla yapılan bildirimde uygulanmaz (CMK m.176/1).

Tutuklu olmayan sanığa gönderilen çağrı kâğıdına, mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır (CMK m.176/2). Çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir (CMK m.176/4). Tutuklu sanıktan ise duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağını bildirmesi istenir ve müdafii de sanıkla birlikte davet olunur (CMK m.176/3).

10. Sanık Duruşmaya Gitmezse Ne Olur?

Sanık duruşmaya gitmezse, kural olarak hakkında duruşma yapılmaz; gelmemesinin geçerli nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir (CMK m.193/1). Mahkeme, sanığın zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir (CMK m.199/1). Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir (CMK m.98/3). Zorla getirme kararının nasıl uygulandığı zorla getirme kararı yazısında anlatılmıştır.

Sanık duruşmaya gitmezse duruşmanın yapılamaması kuralının iki istisnası vardır ve ikisinin sonucu farklıdır.

10.1. Sanık Yokluğunda Dava Bitirilebilir mi?

Sanık hakkında toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir (CMK m.193/2). Bu istisna mahkûmiyete izin vermez; sanığın yokluğunda mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı kararı veya güvenlik tedbiri kurulamaz.

CMK m.193/2’nin bugünkü metni 28.03.2023 tarihli 7445 sayılı Kanun’la yeniden yazılmıştır. Metnin 2023 öncesi hâlini aktaran kaynaklar güncel değildir; uygulanacak metin yukarıdaki cümledir.

Önceden sorguya çekilmiş sanık duruşmadan savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse ve mahkeme artık hazır bulunmasını gerekli görmezse, dava yokluğunda bitirilebilir (CMK m.194/2).

10.2. Sanık Gelmeden Mahkûmiyet Kurulabilir mi?

Suç yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektiriyorsa, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir (CMK m.195/1). Bu hâlde sanığa gönderilecek davetiyede, gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır (CMK m.195/1). Bu istisna, sanığın yokluğunda yargılamanın sonuna kadar yürütülmesine imkân verir ve m.193/2’den farklı olarak mahkûmiyeti dışarıda bırakmaz.

İstisnanın uygulanması için iki koşul birlikte aranır: suçun yaptırımı adlî para cezası veya müsadereden oluşmalı ve davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılmış olmalıdır. Davetiyede bu ibare yoksa madde metni yokluğunda duruşma yapılmasına dayanak oluşturmaz (CMK m.195/1).

10.3. Sanığın Duruşmada Hazır Bulunmaktan Bağışık Tutulması ve Başka İlde Sorgu

Mahkemece sorgusu yapılmış sanık veya sanığın yetki verdiği müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir (CMK m.196/1). Bağışık tutulma sorgudan sonra mümkündür; sorgusu hiç yapılmamış sanık için bu yol kullanılamaz.

Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir (CMK m.196/2). İstinabe, sorgunun davayı gören mahkeme yerine başka bir mahkemeye yaptırılmasıdır ve başka bir ilde oturan sanık için kullanılan yoldur. Davayı gören mahkeme, zorunluluk olmadıkça büyükşehir belediye sınırları içinde bulunan sanığın istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez (CMK m.180/3). Sorgudan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur (CMK m.196/2). Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda yurt içinde bulunan sanığın sorgusu, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle de yapılabilir (CMK m.196/4). Yurt dışında bulunan sanığın sorgusu, duruşma tarihinden önce duruşma açılarak veya istinabe yoluyla yapılabilir (CMK m.196/6).

11. Sanığın Sorgusu ve Duruşmanın Sırası

Sanığın sorgusu duruşmanın başında yapılır. Duruşma, sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı ile tanık ve bilirkişilerin gelip gelmediği saptanarak başlar; sanık duruşmaya bağsız olarak alınır ve iddianamenin kabulü kararı okunur (CMK m.191/1). Ardından sırasıyla şu işlemler yapılır (CMK m.191/3):

  1. Sanığın açık kimliği saptanır ve kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
  2. İddianamedeki suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler, deliller ve suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır.
  3. Sanığa susma hakkı ve 147. maddedeki diğer hakları bildirilir.
  4. Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde usulüne göre sorgusu yapılır.

Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır (CMK m.194/1). Suç ortaklarından birinin veya bir tanığın sanığın yüzüne karşı gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında sanığın salondan çıkarılmasına karar verebilir; sanık tekrar getirildiğinde tutanaklar okunur (CMK m.200).

12. Son Söz Sanığındır

Son söz sanığındır: hükümden önce son söz, duruşmada hazır bulunan sanığa verilir (CMK m.216/3). Deliller tartışılırken söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir (CMK m.216/1). Taraflar birbirlerinin açıklamalarına cevap verebilir (CMK m.216/2). Bu tartışma tamamlandıktan sonra hüküm kurulmadan önce söz son kez sanığın kendisine verilir.

Son söz hakkı sanığın kendisine aittir; müdafiin konuşmuş olması bu hakkın yerine geçmez. Aynı fıkraya göre bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir (CMK m.216/3).

13. Sanık ile Tanık Arasındaki Fark

Sanık ile tanık arasındaki fark, kişinin davadaki konumudur. Sanık, hakkında dava açılan ve suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-b). Kanun tanığı tanımlar maddesinde saymaz; tanık, olay hakkında bildiklerini anlatmak üzere dinlenen kişidir. Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır ve çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir (CMK m.43/1). Sanığın susma hakkı vardır; tanık için kanun susma hakkı değil, belirli hâllerde tanıklıktan veya bazı sorulara cevap vermekten çekinme hakkı tanır.

Sanığın yakınları tanık olarak çağrıldığında tanıklıktan çekinebilir: sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil kan ve ikinci derece dahil kayın hısımları ile aralarında evlatlık bağı bulunanlar bu haktan yararlanır (CMK m.45/1). Tanık, kendisini veya bu yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten de çekinebilir (CMK m.48/1).

Soruşturma veya kovuşturma konusu suça iştirakten şüpheli, sanık veya hükümlü olan kişi tanık olarak dinlendiğinde yeminsiz dinlenir (CMK m.50/1-c). Tanıklığın diğer kuralları tanık ne demek yazısında anlatılmıştır.

14. Müşteki Sanık, Katılan Sanık ve Mağdur Sanık Ne Demek?

Müşteki sanık, aynı olayda hem şikâyetçi hem sanık olan kişidir. Karşılıklı kavga veya karşılıklı hakaret gibi olaylarda iki taraf birbirinden şikâyetçi olduğunda, her biri kendi şikâyeti bakımından müşteki, karşı tarafın şikâyeti bakımından sanıktır. İki sıfat birbirini ortadan kaldırmaz.

Katılan sanık, kamu davasına katılan olarak da dahil olmuş sanıktır. Mağdur ve suçtan zarar gören kişi, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir (CMK m.237/1). Aynı olayda hem suçtan zarar gören hem sanık olan kişi bu hakkı kullanırsa dosyada “katılan sanık” olarak görünür. Mağdur sanık ifadesi de aynı olayda hem suçun mağduru hem sanık olan kişiyi anlatır.

Müşteki, katılan ve şikâyetçi sıfatlarının hakları ve süreleri müşteki ne demek, davaya katılmanın usulü ise müdahil ne demek yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sanık ne demek, sanık kime denir?

Sanık, hakkında kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış kişidir. Ceza Muhakemesi Kanunu sanığı, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi olarak tanımlar (CMK m.2/1-b). Sanıklık, mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başlar ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer. Sanık olmak suçlu olmak anlamına gelmez.

Şüpheli ve sanık aynı mı?

Hayır, ama aynı kişinin iki ayrı evredeki adıdır. Soruşturma evresinde suç şüphesi altındaki kişi şüphelidir (CMK m.2/1-a). Mahkeme iddianameyi kabul ettiğinde kamu davası açılmış olur, kovuşturma evresi başlar ve şüpheli sanık sıfatını alır (CMK m.175/1). Ayrımı belirleyen tek olay iddianamenin kabulüdür.

Sanık ceza alır mı?

Sanık ancak yüklenen suçu işlediği sabit olursa mahkûm edilir (CMK m.223/5). Mahkeme sanık hakkında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbiri, davanın reddi veya düşme kararı verebilir (CMK m.223/1). Suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmazsa beraat kararı verilir (CMK m.223/2-e). Sonuç delillere göre dosyadan dosyaya değişir.

Sanık suçlu mudur?

Hayır. Anayasa'ya göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz (Anayasa m.38/4). Sanık, hakkında suç şüphesi bulunan ve yargılanan kişidir. Suçluluk, ancak mahkemenin verdiği ve kesinleşen bir mahkûmiyet hükmüyle ortaya çıkar; mahkûmiyet hükmü de kesinleşmeden infaz edilemez (5275 sayılı Kanun m.4/1).

Sanık ile hükümlü arasındaki fark nedir?

Sanık, hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-b). Mahkûmiyet hükmü kesinleştiğinde kişi sanık olmaktan çıkar ve hüküm infaz edilebilir hâle gelir (5275 sayılı Kanun m.4/1). Kanunlar bu aşamadaki kişiyi hükümlü diye anar. Beraat kesinleşirse kişi ne sanıktır ne de hükümlüdür.

Sanığın susma hakkı var mı?

Evet. Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir (CMK m.147/1-e); duruşmada da sorgudan önce bu hak bildirilir (CMK m.191/3-c). Sanık yalnızca kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüdür (CMK m.147/1-a). Anayasa da kimsenin kendisini suçlayan beyana zorlanamayacağını söyler (Anayasa m.38/5).

Sanık duruşmaya gitmezse ne olur?

Kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz; gelmemesinin geçerli nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir (CMK m.193/1). Suç yalnız veya birlikte adlî para cezası ya da müsadere gerektiriyorsa ve davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılmışsa, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir (CMK m.195/1). Kaçak sanık hakkında yakalama emri düzenlenebilir (CMK m.98/3).

Şüpheden sanık yararlanır ne demek?

Suçun sanık tarafından işlendiği kesin olarak ortaya konamıyorsa sanık mahkûm edilemez. Kanun bunu beraat sebepleri arasında sayar: yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde beraat kararı verilir (CMK m.223/2-e). Mahkûmiyet ise ancak suçu işlediğinin sabit olması hâlinde kurulur (CMK m.223/5). İspat edilemeyen durum sanık aleyhine yorumlanmaz.

Son söz sanığındır ne demek?

Hükümden önce son söz, duruşmada hazır bulunan sanığa verilir (CMK m.216/3). Müdafiin konuşmuş olması bu hakkın yerine geçmez; söz sanığın kendisine verilir. Aynı fıkraya göre bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir. Kural, sanığın hüküm kurulmadan önce mahkemeye doğrudan son kez hitap etmesini sağlar.

Sanığın avukatı yoksa ne olur?

Sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eder ve isterse ona bir müdafi görevlendirilir (CMK m.150/1). Sanık çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malulse veya sağır ve dilsizse istemi aranmadan müdafi görevlendirilir (CMK m.150/2). Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda da aynı kural uygulanır (CMK m.150/3).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp