
İçindekiler 16
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Müdürlerin Devredilemez ve Vazgeçilemez Görevleri
- Temsil Yetkisinde Ölçüt: Anonim Şirket Hükümleri Kıyasen Uygulanır
- İşletme Konusu Dışındaki İşlem de Şirketi Bağlar
- Sınırlandırma Üçüncü Kişiye Karşı Yalnızca İki Hâlde İşler
- Üçüncü Kişi Ne Zaman İyiniyetli Sayılmaz? Yetkinin Kötüye Kullanılması
- Müdürün Özen ve Bağlılık Yükümü
- Limited Şirket Müdürü, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyesiyle Aynı Yasaklara Tabi Değildir
- Tek Ortaklı Limited Şirkette Yazılı Şekil Şartı
- Çalışana Sınırlı İmza Yetkisi: İç Yönerge Düzeni
- Haksız Fiil Sorumluluğu
- Müdürün Görevden Alınması ve Yetkinin Geri Alınması
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Limited şirkette yönetim ve temsil müdürlere aittir ve bu şirket sözleşmesiyle düzenlenir. Kanun tek bir asgari şart koyar: en azından bir ortağın yönetim hakkı ve temsil yetkisi bulunmalıdır (6102 sayılı Kanun m.623). Bu şartın ayrıntısı ve madde metni için limited şirket nedir yazısına bakabilirsiniz.
Bu yazı, o asgari şartın ötesinde kalan ve uygulamada asıl uyuşmazlığı doğuran katmanı ele alır.
Temsil yetkisine koyduğunuz sınırlamaların çoğu üçüncü kişiye karşı işlemez. Sınırlandırma, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı kural olarak hüküm ifade etmez. Yalnızca iki tür sınırlama geçerlidir (yetkinin merkezin veya bir şubenin işlerine özgülenmesi ve birlikte kullanılması (çift imza)) ve bunların da tescil ve ilan edilmiş olması gerekir (m.371/3).
Buna bağlı ikinci sürpriz: müdürün işletme konusu dışında yaptığı işlem de şirketi bağlar; kurtulmak için üçüncü kişinin bunu bildiğini ispat etmek gerekir ve esas sözleşmenin ilan edilmiş olması bu ispat için tek başına yeterli delil değildir (m.371/2).
Bu Durumda mısınız?
- Şirket sözleşmenize “müdür şu tutarın üzerindeki işlemleri tek başına yapamaz” gibi bir sınırlama koydunuz ve bunun bankaya veya tedarikçiye karşı işleyip işlemeyeceğini bilmiyorsunuz.
- Müdürünüz şirketin işletme konusuyla ilgisi olmayan bir sözleşme imzaladı ve şirketin bağlı olup olmadığını soruyorsunuz.
- Tek ortaklı şirketinizle kendiniz arasında bir işlem yapacaksınız (kira, ödünç, hizmet) ve şeklî şartı çözmeniz gerekiyor.
- Bir çalışanınıza sınırlı imza yetkisi vermek istiyorsunuz ve iç yönerge düzenini kurmanız gerekiyor.
- Müdürü görevden almak istiyorsunuz ancak genel kurulda çoğunluğu sağlayamıyorsunuz.
- Müdürlük görevini üstlendiniz ve hangi görevleri devredemeyeceğinizi bilmek istiyorsunuz.
- Müdürünüz kendi kişisel borcu için şirketi kefil veya aval veren gösterdi ve şirketin bağlı olup olmadığını soruyorsunuz.
Dayandığı Kanun Maddeleri
| Konu | Dayanak |
|---|---|
| Yönetim ve temsilin müdürlere ait olması | TTK m.623 |
| Devredilemez ve vazgeçilemez görevler | TTK m.625 |
| Müdürün özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı | TTK m.626 |
| Temsil yetkisinde anonim şirket hükümlerinin kıyasen uygulanması | TTK m.629/1 |
| Tek ortaklı şirkette yazılı şekil şartı | TTK m.629/2 |
| Sınırlı yetkili ticari vekil ataması | TTK m.629/3, m.371/7 |
| Temsil yetkisinin kapsamı ve sınırlandırılması | TTK m.371 |
| Müdürün görevden alınması, haklı sebep | TTK m.630 |
| Limitede uygulanacak anonim şirket hükümlerinin listesi | TTK m.644 |
Müdürlerin Devredilemez ve Vazgeçilemez Görevleri
Müdürlük, tamamen devredilebilir bir konum değildir. Kanun bir çekirdek görev listesi belirler.
6102 sayılı Kanun m.625 — devredilemez ve vazgeçilemez görevler:
“MADDE 625 - (1) Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidir. Müdürler, aşağıdaki görevlerini ve yetkilerini devredemez ve bunlardan vazgeçemezler: a) Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi.”
Aynı maddenin devamı listeyi tamamlar: yönetim örgütünün belirlenmesi, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması, yetki devredilen kişilerin gözetimi, küçük limited şirketler hariç risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması, finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi, genel kurul toplantısının hazırlanması ve kararlarının yürütülmesi ile şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi.
Son kalem özellikle önemlidir: borca batıklığın mahkemeye bildirilmesi müdürün devredilemez görevidir. Sermaye kaybı ve borca batıklık rejimi için sermaye kaybı ve borca batıklık (TTK 376) yazısına bakınız.
Genel kurulu devreye sokmak da sorumluluğu taşımaz:
“(2) Şirket sözleşmesinde, müdürün veya müdürlerin; a) Aldıkları belirli kararları ve b) Münferit sorunları, genel kurulun onayına sunmaları gereği öngörülebilir. Genel kurulun onayı müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, sınırlandırmaz. Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52 nci madde hükümleri saklıdır.”
(6102 sayılı Kanun m.625)
Pratik sonuç: “kararı genel kurul onayladı” savunması müdürü sorumluluktan kurtarmaz. Müdürün sorumluluk rejimi için şirket yöneticisinin sorumluluğu (TTK 553) yazısına bakınız.
Temsil Yetkisinde Ölçüt: Anonim Şirket Hükümleri Kıyasen Uygulanır
Limited şirketin temsil rejimi kendi başına yazılmamıştır; anonim şirket hükümlerine gönderme yapılır.
6102 sayılı Kanun m.629/1 — temsil yetkisinin kapsamı ve sınırlandırılması:
“MADDE 629 - (1) Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.”
Bu yollama nedeniyle limited şirkette de asıl ölçüt anonim şirketlere ilişkin m.371’dir. Aşağıdaki üç başlık bu maddenin sonuçlarıdır.
İşletme Konusu Dışındaki İşlem de Şirketi Bağlar
6102 sayılı Kanun m.371/2 — işletme konusu dışındaki işlemler:
“(2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir.”
Bu fıkranın son cümlesi çok değerlidir ve nadiren yazılır. Şirketler, “esas sözleşmemiz ticaret sicilinde ilan edilmişti, karşı taraf işletme konusunu bilebilirdi” savunmasını sık kullanır. Kanun bu savunmayı açıkça yetersiz saymıştır: ilan tek başına yeterli delil değildir. Üçüncü kişinin bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun somut delillerle ortaya konması gerekir.
Temsile yetkili olanların yetkisinin olağan kapsamı ise geniştir:
“(1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.”
(6102 sayılı Kanun m.371)
Şirketin elinde kalan araç, işlemi geçersiz saymak değil müdüre rücû etmektir.
Sınırlandırma Üçüncü Kişiye Karşı Yalnızca İki Hâlde İşler
6102 sayılı Kanun m.371/3 — sınırlandırmanın üçüncü kişiye etkisi:
“(3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.”
Kural ve istisna şöyle ayrılır:
| Sınırlama türü | İyiniyetli üçüncü kişiye karşı |
|---|---|
| Tutar sınırı (“50.000 TL üzeri işlem yapamaz”) | İşlemez |
| Konu sınırı (“gayrimenkul işlemi yapamaz”) | İşlemez |
| Genel kurul onayı şartı | İşlemez (iç ilişkide işler) |
| Merkez veya belirli bir şubenin işlerine özgüleme (tescil + ilan) | İşler |
| Birlikte kullanma / çift imza (tescil + ilan) | İşler |
Uygulamadaki karşılığı nettir: şirketi dış dünyaya karşı gerçekten koruyan düzen, sözleşmeye yazılmış tutar veya konu sınırları değil tescil ve ilan edilmiş çift imza düzenidir. İç sınırlamaların işlevi ortadan kalkmaz (müdüre karşı sorumluluk ve rücû temeli oluştururlar) ancak üçüncü kişiyle yapılan işlemi geçersiz kılmazlar.
Esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırılık da üçüncü kişiyi etkilemez:
“(4) Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel değildir.”
(6102 sayılı Kanun m.371)
Üçüncü Kişi Ne Zaman İyiniyetli Sayılmaz? Yetkinin Kötüye Kullanılması
Yukarıdaki kuralların tamamı iyiniyetli üçüncü kişiyi korur. O hâlde asıl soru şudur: şirket hangi durumda “karşı taraf iyiniyetli değildi” diyerek işlemden kurtulabilir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, limited şirket temsilcisinin kendi kişisel borcu için şirketi aval veren gösterdiği bir olayda bu sınırı çizmiştir.
Kurul önce ticaret sicilinin bu konudaki işlevini kapatır:
“Başka bir anlatımla bu konuda ticaret sicilinin olumlu işlevi geçerli olmaz. Sadece şirket bu savunmayı üçüncü kişiye karşı onun bu olguyu fiilen bildiğini (müspet vukuf) kanıtlamak suretiyle ileri sürebilir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/177, K. 2025/257, T. 30.04.2025 — direnme kararının bozulmasına, oy birliği)
Ardından işlemin niteliğini adlandırır:
“Bir temsilcinin temsil sıfatından istifade etmek suretiyle kendi borcu için temsil ettiği kimseyi avalist olarak borç altına sokması, temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapması ile eş değerdir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/177, K. 2025/257, T. 30.04.2025)
Ve sonucu bağlar:
“Bu gerekçeye ilâve olarak limited şirketin ticari faaliyetleriyle ilgisi olmayan bir kişiye aval vermesi, yapılan işlem ile şirketin amacının dışına çıkıldığı ve temsilcinin yetkisiz işlem yaptığı anlamına gelir ki ancak işlem yapan kişinin iyiniyetli olması hâlinde geçerli olabilir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/177, K. 2025/257, T. 30.04.2025)
Kurul somut olayda, temsilcinin şahsi borcu için şirketi avalist göstermesinin karşı tarafça bilinebileceğinin açık olduğunu kabul etmiş ve m.371/2’nin ikinci cümlesi uyarınca iyiniyetten söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır.
İki katmanı karıştırmamak gerekir:
| Soru | Cevap | Dayanak |
|---|---|---|
| Sicilde ilan, karşı tarafın bildiğini ispatlar mı? | Hayır, tek başına yeterli delil değildir | m.371/2 son cümle |
| İşlem işletme konusu dışındaysa şirket bağlanır mı? | Kural olarak evet | m.371/2 birinci cümle |
| Karşı taraf iyiniyetli değilse? | Şirket bağlanmaz | m.371/2 ikinci cümle |
Kanun metni iyiniyeti iki uçlu bir ölçüte bağlar: üçüncü kişinin durumu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilmelidir. Karar bu iki uçtan hangisinin somut olayda gerçekleştiğini tartışmıştır; her uyuşmazlıkta ölçüt olayın somut şartlarına göre uygulanır.
Uygulamadaki karşılığı: şirketle işlem yapan taraf için de bir uyarı vardır. Temsilcinin kendi kişisel menfaatine hizmet ettiği açık olan bir işlemde (kendi borcuna şirketi kefil/avalist göstermek gibi), “sicilde yetkiliydi” savunması yeterli olmayabilir.
Müdürün Özen ve Bağlılık Yükümü
Yukarıdaki sonucun arkasındaki hüküm, temsil yetkisinin kapsamını düzenleyen maddeler değil müdürün şirkete karşı yükümlülüğüdür:
“Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır.”
(6102 sayılı Kanun m.626)
Madde iki ayrı kavramı yan yana koyar: özen (işin gerektirdiği dikkat) ve şirket menfaatinin gözetilmesi (şirket menfaatinin kişisel menfaate feda edilmemesi). Menfaat çatışması hâllerinde ikincisi belirleyicidir.
Aynı madde limited şirkete özgü rekabet yasağını da kurar:
“Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.”
(6102 sayılı Kanun m.626)
Dikkat edilecek nokta, yasağın mutlak olmamasıdır: şirket sözleşmesinde aksi öngörülmüşse veya diğer tüm ortaklar yazılı izin vermişse müdür rekabet edebilir; şirket sözleşmesi bu izni ortaklar genel kurulunun onayına da bağlayabilir.
Limited Şirket Müdürü, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyesiyle Aynı Yasaklara Tabi Değildir
Uygulamada sık yapılan varsayım, anonim şirket yönetim kurulu üyesine ilişkin yasakların limited şirket müdürüne de aynen uygulandığıdır. Kanun bunu seçici bir yollamayla düzenler; hangi anonim şirket hükümlerinin limitede uygulanacağı tek tek sayılmıştır:
“Feshe ilişkin 353 üncü madde, şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin 358 inci madde, müdürlerin yakınlarının şirkete borçlanmasına ilişkin 395 inci maddenin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi hükümleri, kâr payı avansına ilişkin 509 uncu maddenin üçüncü fıkrası.”
(6102 sayılı Kanun m.644)
Yollamanın kapsamı kadar kapsam dışı bıraktığı da anlamlıdır:
| Kurum | Anonim şirket | Limited şirket |
|---|---|---|
| Şirkete karşı borçlanma yasağı | m.358 | m.644/1-b ile uygulanır |
| Yöneticinin yakınlarının şirkete borçlanması | m.395/2 c.1-2 | m.644/1-b ile uygulanır |
| Yöneticinin şirketle işlem yapma yasağı | m.395/1 | m.644/1-b’de sayılmamıştır |
| Rekabet yasağı | m.396 | Limitenin kendi hükmü: m.626/2 |
| Yönetici sorumluluğu | m.553 | m.644/1-a ile uygulanır |
Pratik sonuç: müdürün şirketle işlem yapması anonim şirketteki gibi açık bir yasakla karşılanmaz; ancak bu, işlemin denetimsiz olduğu anlamına gelmez. Denetim m.626’daki özen ve bağlılık yükümü üzerinden yapılır. Anonim şirket tarafındaki rejimin ayrıntısı için yönetim kurulu üyesinin işlem ve rekabet yasağı (TTK 395-396) yazımıza bakabilirsiniz.
Tek Ortaklı Limited Şirkette Yazılı Şekil Şartı
Tek ortaklı şirketlerde ortağın kendisiyle yaptığı işlemler ayrı bir şekil şartına bağlıdır.
6102 sayılı Kanun m.629/2 — tek ortaklı şirkette sözleşmenin şekli:
“(2) Sözleşmenin yapılması sırasında şirket tek ortak tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak ile şirket arasında yapılan sözleşmenin geçerli olması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu zorunluluk, piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelere uygulanmaz.”
Buradaki yazılı şekil bir ispat kolaylığı değil geçerlilik şartıdır. Tek ortaklı şirkette ortağın şirkete ödünç vermesi, şirketten kira alması veya şirkete hizmet sunması gibi işlemler yazılı yapılmazsa geçerlilik sorunu doğar. İstisna dar tutulmuştur: piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemler.
Anonim şirkette de aynı kural tek pay sahipli şirketler için geçerlidir (m.371/6).
Çalışana Sınırlı İmza Yetkisi: İç Yönerge Düzeni
6102 sayılı Kanun m.629/3 — sınırlı yetkili ticari vekil ataması:
“(3) (Ek: 10/9/2014 - 6552/132 md.) Müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367 nci madde ile 371 inci maddenin yedinci fıkrası kıyasen limited şirketlere de uygulanır.”
6102 sayılı Kanun m.371/7 — kıyasen uygulanan hüküm, düzenin şartlarını ayrıntılı kurar:
“(7) (Ek: 10/9/2014 - 6552/131 md.) Yönetim kurulu , yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.”
Bu fıkradan çıkan dört kural sık ihlal edilir:
- İç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur — dosyada tutulan imzalı bir yönerge yeterli değildir.
- İç yönerge ile atama yapılamaz; yönerge görev ve yetkileri belirler, atama ayrı işlemdir.
- Atanan kişiler de ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
- Bu kişilerin verdiği her tür zarardan yönetim organı müteselsilen sorumludur — yetki devri sorumluluk devri değildir.
Haksız Fiil Sorumluluğu
“(5) Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû hakkı saklıdır.”
(6102 sayılı Kanun m.371)
Zarar gören üçüncü kişi şirkete başvurabilir; şirketin müdüre rücû hakkı saklıdır.
Müdürün Görevden Alınması ve Yetkinin Geri Alınması
6102 sayılı Kanun m.630 — görevden alma ve yetkinin sınırlandırılması:
“MADDE 630 - (1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır .”
İkinci fıkra azınlık ortak için belirleyicidir: genel kurulda çoğunluğu sağlayamayan her ortak, haklı sebeplerin varlığında doğrudan mahkemeye başvurabilir. Haklı sebep kanunda tanımlanmıştır; özen ve bağlılık yükümünün ağır ihlali veya iyi yönetim için gerekli yeteneğin kaybı.
Bu yol ortaklar arası kilitlenmede önemli bir araçtır. Kilitlenmenin daha ağır biçimleri için şirkete kayyum atanması ve şirketin haklı sebeple feshi (TTK m.531) yazılarına bakınız. Müdürlük görevi devir yoluyla el değiştiriyorsa payın devrine ilişkin şekil ve onay rejimi ayrıca işler (bkz. hisse devir sözleşmesi).
Sık Yapılan Hatalar
- Tutar veya konu sınırının üçüncü kişiye karşı işlediğini sanmak. Yalnızca merkez/şube özgülemesi ve çift imza sınırlamaları geçerlidir (m.371/3).
- Çift imza düzenini tescil ve ilan ettirmemek. Tescil ve ilan edilmemiş çift imza kuralı üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
- “Esas sözleşme ilan edilmişti” savunmasına güvenmek. Kanun bunu tek başına yeterli delil saymaz (m.371/2).
- Genel kurul onayını müdür için kalkan sanmak. Onay sorumluluğu ortadan kaldırmaz, sınırlandırmaz (m.625/2).
- Tek ortaklı şirkette ortak-şirket işlemini yazılı yapmamak. Yazılı şekil geçerlilik şartıdır (m.629/2).
- İç yönergeyi tescil ettirmeden uygulamaya koymak. Tescil ve ilan zorunludur (m.371/7).
- İç yönerge ile ticari vekil atamak. Kanun bunu açıkça yasaklar (m.371/7).
- Yetki devrinin sorumluluğu devrettiğini sanmak. Yönetim organı müteselsilen sorumludur.
- Borca batıklık bildirimini ertelemek. Bu, müdürün devredilemez görevidir (m.625/1-h).
- Azınlıkta kalınca müdürün görevden alınamayacağını sanmak. Her ortak haklı sebeple mahkemeye başvurabilir (m.630/2).
- Müdürün kişisel borcuna şirketi kefil/avalist göstermesini olağan bir temsil işlemi saymak. Yargıtay bunu temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapmasına eş değer görmüştür.
- Karşı taraf olarak “sicilde yetkili görünüyordu” savunmasına güvenmek. Temsilcinin kişisel menfaatine hizmet ettiği açık olan işlemde iyiniyet tartışmalı hâle gelir (m.371/2).
- Limited şirket müdürünü anonim şirket yönetim kurulu üyesiyle aynı yasaklara tabi sanmak. m.644/1-b, m.395/1’deki işlem yasağına atıf yapmaz; denetim m.626 üzerinden işler.
- Rekabet yasağını mutlak sanmak. Şirket sözleşmesinde aksi varsa veya diğer tüm ortaklar yazılı izin verirse yasak uygulanmaz (m.626/2).
Özet
- Yönetim ve temsil müdürlere aittir, şirket sözleşmesiyle düzenlenir; en az bir ortağın yönetim hakkı ve temsil yetkisi bulunmalıdır (m.623).
- Müdürlerin devredilemez ve vazgeçilemez bir çekirdek görev listesi vardır; borca batıklığın mahkemeye bildirilmesi bunlardandır (m.625/1).
- Genel kurul onayı müdürün sorumluluğunu kaldırmaz, sınırlandırmaz (m.625/2).
- Temsil yetkisinde ölçüt, m.629/1 yollamasıyla anonim şirketlere ilişkin m.371’dir.
- İşletme konusu dışındaki işlem de şirketi bağlar; esas sözleşmenin ilanı üçüncü kişinin bilgisini ispatta tek başına yeterli değildir (m.371/2).
- Sınırlandırma iyiniyetli üçüncü kişiye karşı kural olarak işlemez; yalnızca merkez/şube özgülemesi ve birlikte imza sınırlamaları, tescil ve ilan edilmişse geçerlidir (m.371/3).
- Tek ortaklı şirkette ortak ile şirket arasındaki sözleşme yazılı yapılmalıdır; bu bir geçerlilik şartıdır (m.629/2).
- Çalışana sınırlı yetki verilmesinde iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur, iç yönerge ile atama yapılamaz ve yönetim organı müteselsilen sorumludur (m.629/3, m.371/7).
- Koruma iyiniyetli üçüncü kişiye tanınır; temsilcinin kendi kişisel borcu için şirketi borç altına sokması, Yargıtay’ca temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapmasına eş değer görülmüş ve iyiniyetten söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır (HGK E. 2024/177, K. 2025/257).
- Müdür, görevini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirket menfaatini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür (m.626/1); rekabet yasağı şirket sözleşmesi veya diğer tüm ortakların yazılı izniyle kaldırılabilir (m.626/2).
- Limited şirket müdürü, anonim şirket yönetim kurulu üyesiyle aynı yasaklara tabi değildir; m.644/1-b m.395/1’deki işlem yasağına atıf yapmaz, denetim m.626 üzerinden işler.
- Genel kurul müdürü görevden alabilir; ayrıca her ortak haklı sebeple mahkemeden yetkinin kaldırılmasını isteyebilir (m.630).
Sıkça Sorulan Sorular
Limited şirkette yönetim ve temsil yetkisi kime aittir?
Müdür sıfatını taşıyan kişilere aittir ve bu şirket sözleşmesiyle düzenlenir. 6102 sayılı Kanun m.623, yönetim ve temsilin bir veya birden fazla ortağa, tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceğini; ancak en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiğini öngörür. Yönetim tamamen şirket dışından profesyonellere bırakılamaz.
Müdürlerin devredemeyeceği görevler nelerdir?
6102 sayılı Kanun m.625, müdürlerin devredemeyeceği ve vazgeçemeyeceği görevleri sayar. Bunlar arasında şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve gerekli talimatların verilmesi, yönetim örgütünün belirlenmesi, muhasebe ve finansal denetimin oluşturulması, yetki devredilen kişilerin gözetimi, finansal tabloların düzenlenmesi, genel kurulun hazırlanması ve şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi yer alır.
Genel kurul onayı müdürü sorumluluktan kurtarır mı?
Kurtarmaz. 6102 sayılı Kanun m.625/2, şirket sözleşmesinde müdürlerin belirli kararları veya münferit sorunları genel kurulun onayına sunmaları gereğinin öngörülebileceğini, ancak genel kurulun onayının müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını ve sınırlandırmayacağını açıkça düzenler.
Temsil yetkisinin kapsamı nasıl belirlenir?
6102 sayılı Kanun m.629/1 uyarınca müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yolu ile uygulanır. Bu nedenle limited şirkette de esas ölçüt m.371'dir.
Müdürün işletme konusu dışında yaptığı işlem şirketi bağlar mı?
Kural olarak bağlar. 6102 sayılı Kanun m.371/2 uyarınca temsile yetkili olanların üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ispat edilsin. Aynı fıkra, esas sözleşmenin ilan edilmiş olmasının bu ispat açısından tek başına yeterli delil olmadığını da belirtir.
Temsil yetkisine koyduğumuz sınırlama üçüncü kişiye karşı işler mi?
Kural olarak işlemez. 6102 sayılı Kanun m.371/3 uyarınca temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez. Yalnızca iki tür sınırlama geçerlidir. Temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine ilişkin olanlar ve birlikte kullanılmasına, yani çift imza kuralına ilişkin olanlar; bunların da tescil ve ilan edilmiş olması gerekir.
Çift imza kuralı geçerli bir sınırlama mıdır?
Evet. Temsil yetkisinin birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlama, tescil ve ilan edildiği takdirde m.371/3 uyarınca geçerlidir ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Bu nedenle uygulamada koruma sağlayan yol, tutar veya konu bazlı iç sınırlamalar değil tescil edilmiş çift imza düzenidir.
Tek ortaklı limited şirkette ortak ile şirket arasındaki sözleşme sözlü yapılabilir mi?
Yapılamaz. 6102 sayılı Kanun m.629/2 uyarınca tek ortaklı limited şirketlerde, sözleşmenin yapılması sırasında şirket tek ortak tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, bu ortak ile şirket arasında yapılan sözleşmenin geçerli olması yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu zorunluluk piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere uygulanmaz.
Şirket çalışanına sınırlı imza yetkisi verilebilir mi?
Verilebilir. 6102 sayılı Kanun m.629/3, müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda m.367 ile m.371/7'nin limited şirketlere kıyasen uygulanacağını düzenler. Bu yolda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur.
İç yönerge ile ticari vekil atanabilir mi?
Atanamaz. 6102 sayılı Kanun m.371/7 açıkça "İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz" der. İç yönerge görev ve yetkileri belirler; atama ayrı bir işlemle yapılır ve atananlar da ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
Müdür nasıl görevden alınır?
6102 sayılı Kanun m.630/1 uyarınca genel kurul müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Ayrıca m.630/2 uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Müdürün görevden alınmasında haklı sebep nedir?
6102 sayılı Kanun m.630/3, yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesini haklı sebep olarak kabul eder. Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır.
Müdür kendi kişisel borcu için şirketi kefil veya aval veren gösterebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, temsilcinin temsil sıfatından yararlanarak kendi borcu için temsil ettiği kimseyi avalist olarak borç altına sokmasını, temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapmasına eş değer görmüştür. Aynı kararda, şirketin ticari faaliyetiyle ilgisi olmayan bir kişiye aval verilmesinin şirketin amacı dışına çıkma ve yetkisiz işlem anlamına geldiği, bunun ancak işlem yapan kişinin iyiniyetli olması hâlinde geçerli olabileceği belirtilmiştir (HGK E. 2024/177, K. 2025/257, T. 30.04.2025).
Ticaret sicilinde ilan, karşı tarafın durumu bildiğini ispatlar mı?
Etmez. 6102 sayılı Kanun m.371/2 esas sözleşmenin ilan edilmiş olmasının bu ispat açısından tek başına yeterli delil olmadığını söyler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu konuda ticaret sicilinin olumlu işlevinin geçerli olmayacağını belirtmiştir. Kanun ölçütü iki uçludur; üçüncü kişinin bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilmelidir.
Müdürün özen ve bağlılık yükümü nedir?
6102 sayılı Kanun m.626/1 uyarınca müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Madde özen ile şirket menfaatinin gözetilmesini ayrı kavramlar olarak ele alır; menfaat çatışması hâllerinde şirket menfaati önceliklidir.
Müdür şirketle rekabet edebilir mi?
Kural olarak edemez. 6102 sayılı Kanun m.626/2 uyarınca şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi, ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını da öngörebilir.
Limited şirket müdürü şirketle işlem yapabilir mi?
Anonim şirketteki gibi açık bir yasak yoktur. 6102 sayılı Kanun m.644/1-b, limitede uygulanacak anonim şirket hükümlerini tek tek sayar ve bu listede m.395'in yalnızca ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi (yöneticinin yakınlarının şirkete borçlanması) yer alır; işlem yasağına ilişkin m.395/1 sayılmamıştır. Buna karşılık müdür m.626'daki özen ve bağlılık yükümü altındadır.
İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku
← Tüm makaleler