
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Birinci Basamak: Dava ve İcra Takibi
- Gecikme Tazminatı: Aylık Yüzde Beş, Kanundan Doğar
- Gecikme Tazminatı Hangi Tarihten İtibaren İşler?
- Güncellik uyarısı: eskiden yüzde on idi
- Yönetim planıyla daha ağır bir ceza konulabilir mi?
- İkinci Basamak: Kanuni İpotek ve Alacağın Önceliği
- Üçüncü Basamak: Hâkimin Müdahalesi
- Dördüncü Basamak: Mülkiyetin Devri Davası
- İmza Toplayarak Kat Maliki Çıkarılabilir mi?
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
- Değerlendirme
Kısa Cevap
Ödenmeyen aidat için kanun yönetime dört basamaklı bir yol verir: (1) dava veya icra takibi ve aylık yüzde beş gecikme tazminatı (KMK m.20), (2) borç bu yolla da alınamazsa bağımsız bölüm üzerine kanuni ipotek ve alacağın önceliği (KMK m.22), (3) hâkimin müdahalesi ve buna uymayana idari para cezası (KMK m.33), (4) uç çare olarak mülkiyetin devri davası (KMK m.25).
Uygulamada en çok kaçırılan iki nokta şudur: gecikme tazminatı kanundan doğar. Yönetim planında yazmasına gerek yoktur; ve dava/takip yetkisi yalnızca yöneticide değildir — kat maliklerinden her biri de başvurabilir.
Önemli bir güncellik uyarısı: bu oran her zaman yüzde beş değildi. Kanundaki “yüzde on” ibaresi 5711 sayılı Kanunla (14/11/2007) “yüzde beş” olarak değiştirilmiştir. İnternette hâlâ yüzde on yazan kaynaklar bu değişikliği kaçırmış olanlardır.
Bu Durumda mısınız?
- Apartmanda bir veya birkaç daire yıllardır aidat ödemiyor, yönetim ne yapacağını bilmiyor.
- Yöneticiniz yok ya da görevi bırakmış; takibi kimin başlatacağı belirsiz.
- Aidat borcuna gecikme tazminatının hangi tarihten işletileceği tartışmalı.
- Borçlu daireyi satmaya hazırlanıyor, alacağınızın boşa çıkmasından endişe ediyorsunuz.
- Aynı kat maliki yıllardır ödememekte ısrar ediyor, artık kalıcı bir çözüm arıyorsunuz.
- Yönetim size fahiş bir gecikme cezası çıkardı, dayanağını sorguluyorsunuz.
Birinci Basamak: Dava ve İcra Takibi
Kanun, alacaklı sıfatını yalnız yöneticiye bırakmaz (KMK m.20):
Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir.
Hükmün üç pratik sonucu vardır:
1. Aktif dava ehliyeti geniştir. “Yönetici yok, o yüzden takip yapılamıyor” savunması yerinde değildir. Kat maliklerinden her biri bu yola başvurabilir.
2. Dayanak çoklu gösterilebilir. Talep yönetim planına, Kat Mülkiyeti Kanunu’na ve genel hükümlere dayandırılabilir. Yönetim planında ayrı bir düzenleme varsa o da doğrudan dayanaktır.
3. Dava ve icra yolları alternatiftir. Alacak için doğrudan icra takibi başlatılabilir; borçlu itiraz ederse itirazın iptali gündeme gelir.
Yöneticinin bu yönde bir görevi de vardır; kanun yöneticinin görevleri arasında bunu açıkça sayar (KMK m.35):
i) Kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmiyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılması ve kanuni ipotek hakkının kat mülkiyeti kütüğüne tescil ettirilmesi;
Bu bir yetki değil görev olduğundan, takibi ihmal eden yöneticinin sorumluluğu tartışılabilir hâle gelir; yönetici kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur (KMK m.38):
Yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur.
Yöneticinin sorumluluk çerçevesinin ayrıntısı apartman yöneticisi yazımızdadır.
Gecikme Tazminatı: Aylık Yüzde Beş, Kanundan Doğar
Bu, konunun en somut ve en çok yanlış aktarılan kısmıdır (KMK m.20):
Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Dikkat edilecek noktalar:
- Kaynağı kanundur. Yönetim planında hüküm bulunmasa da bu tazminat istenebilir. Yönetimlerin “planımızda yazmıyor, isteyemeyiz” endişesi yersizdir.
- Oran aylıktır. Yıllık değil aylık yüzde beş hesabıyla ve geciktiği günler için işler.
- Tetikleyici tam ödememektir. Hüküm “payının tamamını ödemeyen” diyerek kısmi ödeme hâlini de kapsar.
- Kiracıya da yayılır. Kiracının müteselsil sorumluluğu gider ve avans borcunun yanında gecikme tazminatını da kapsar; kira tutarı sınırı yine geçerlidir (KMK m.22). Ayrıntısı apartman ve site aidatını kim öder yazımızdadır.
Gecikme Tazminatı Hangi Tarihten İtibaren İşler?
Yükümlülüğün kanundan doğması, tazminatın kendiliğinden işlemeye başladığı anlamına gelmez. Yargıtay, hesabın yapılabilmesi için önce bir başlangıç günü saptanmasını arar ve bu günü borçlunun borcu öğrendiği ana bağlar. Yirminci Hukuk Dairesi ölçütü kademeli olarak kurar (KMK m.20):
“Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, ortak giderden payına düşeni ödemeyen bağımsız bölüm malikinin, ödemede geciktiği günler için ödemekle yükümlü bulunduğu gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir. Dava konusu ortak giderin, dayanağını oluşturan düzenleme; işletme projesi ise işletme projesinin davalıya tebliğ edildiği tarih, kat malikleri kurulu kararı ise bu kurula davalı katılmışsa karar tarihi, kararın alındığı toplantıya katılmamışsa bu kararın kendisine tebliğ edildiği ya da başka bir biçimde borcunu öğrendiği tarih, bu da yoksa hakkında açılan icra takibi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih esas alınmalıdır.”
(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2019/920, K. 2019/3586, T. 22.05.2019 — bozma, oy birliği)
Ölçüt kademelidir ve sırayla uygulanır: işletme projesinin tebliği → kurul kararı (borçlu toplantıda ise karar tarihi, değilse tebliğ ya da borcu başka biçimde öğrenme tarihi) → bunların hiçbiri yoksa ödeme emrinin tebliği. Son kademenin pratik sonucu ağırdır: tebligatla belgelenmiş bir bilgilendirme yoksa gecikme tazminatı ancak icra takibiyle işlemeye başlar. Aynı karar bozma sebebini de açıkça gösterir:
“temerrüt tarihi duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeksizin takip tarihinden öncesine gecikme tazminatı işletilmesi doğru görülmemiştir.”
(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2019/920, K. 2019/3586, T. 22.05.2019 — bozma, oy birliği)
Yönetim açısından bunun anlamı şudur: aidat borcunun doğduğu tarihten itibaren yüzde beş işletilen bir hesap cetveli, borçlunun o borcu ne zaman öğrendiği belgelenmedikçe ayakta kalmaz. Bu yüzden işletme projesinin ve kurul kararlarının tebliğ mazbataları, alacağın kendisi kadar önemli belgelerdir. Borçlu açısından da ayna görüntüsü geçerlidir: hiç tebliğ edilmemiş bir kurul kararına dayanan geçmiş dönem tazminatı itiraza açıktır.
Terim uyarısı. Buradaki “gecikme tazminatı”, Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20’nin kendi terimidir: oranı kanunda yazılı, zarar ispatı aranmayan götürü bir yükümlülüktür. Türk Borçlar Kanunu m. 118’in “gecikme tazminatı”ndan farklıdır. Orada alacaklının uğradığı zarar giderilir ve borçlu kusursuzluğunu ispat ederek kurtulabilir. Aidat borcunun oranı ve faiz rejimi bakımından karşılaştırma için temerrüt faizi yazımıza bakabilirsiniz; bu sayfa oranı değil, tazminatın hangi tarihten işlediğini ele alır.
Güncellik uyarısı: eskiden yüzde on idi
Maddenin değişiklik geçmişi, oranın 5711 sayılı Kanunla (14/11/2007) “yüzde on”dan “yüzde beş”e indirildiğini gösterir. Bu ayrım iki bakımdan önemlidir. Birincisi, 2007 öncesi dönem borçları için hesap yapılırken dönemin oranı gündeme gelir. İkincisi, hâlâ yüzde on yazan kaynaklara dayanan hesap cetvelleri fazla talep üretir ve itiraza açık hâle gelir.
Yönetim planıyla daha ağır bir ceza konulabilir mi?
Kanun yükümlülüğü aylık yüzde beş olarak belirlemiştir. Yönetim planının bu konuda tamamen kayıtsız bir belge olmadığını Yargıtay denetiminin kendisi gösterir; Daire, ilk derece mahkemesinden yalnız başlangıç gününü değil, planda orana ilişkin ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığını da belirlemesini ister (KMK m.20):
“gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış ve yönetim planında gecikme faizinin oranına ilişkin ayrıca bir düzenleme bulunup bulunmadığının belirlenmiş olması gerekir.”
(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2019/5003, K. 2019/6598, T. 13.11.2019 — bozma, oy birliği)
Bu, planın incelenmesi gereken bir kaynak olduğunu söyler; kanundaki oranın üstüne çıkan bir planın geçerli sayılıp sayılmayacağını ise söylemez. Anılan kararlarda bu soru ele alınmamıştır. Uygulamada plan hükmüne değil kurul kararına dayanan ağır cezalar daha sık görülür ve bunlar iptal davasına konu edilebilir. Buradaki asıl risk esasa değil süreye ilişkindir: karar süresinde iptal edilmezse geçerliliğini korur. Yolun ayrıntısı kat malikleri kurulu kararının iptali davası yazımızdadır.
İkinci Basamak: Kanuni İpotek ve Alacağın Önceliği
Ortak gider alacağı, sıradan bir adi alacak değildir. Kanun iki güçlü güvence tanır. Birincisi kanuni ipotek (KMK m.22):
Kat malikinin borcu bu yolla da alınamazsa, mahkemece tesbit edilen borcunu ödemiyen kat malikinin bağımsız bölümü üzerine, varsa yöneticinin yoksa kat maliklerinden birinin yazılı istemiyle bu borç tutarı için, diğer kat malikleri lehine kanuni ipotek hakkı tescil edilir.
Fıkranın kurgusu kademelidir: önce olağan yollar denenir, borç bu yolla da alınamazsa ipotek gündeme gelir. Ayrıca borcun mahkemece tespit edilmiş olması aranır; yönetimin tek taraflı hesabı yeterli değildir. İstem yazılı olmalıdır ve yönetici yoksa kat maliklerinden biri de isteyebilir.
İkinci güvence alacağın önceliğidir (KMK m.22):
Kat maliklerinin, gider borcunu ödemeyen kat maliki veya diğer sorumlulardan olan alacakları önceliklidir.
Bu iki hüküm birlikte, alacağı fiilen taşınmaza bağlar. Sonuç, daire satın alacaklar için doğrudan bir uyarıdır: tapu kaydındaki yükler ve yönetimin borç durumu devirden önce incelenmelidir. Tapu kaydındaki kayıtların anlamı için tapuda şerh, ipoteğin genel işleyişi için ipotek nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Üçüncü Basamak: Hâkimin Müdahalesi
Alacak tahsilinin yanında, borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliki veya onun bağımsız bölümünden sürekli yararlanan kişi için ayrı bir yol vardır (KMK m.33):
Kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Hâkim, ilgilileri dinledikten sonra kısa bir süre belirleyerek gereğinin yerine getirilmesini emreder. Bu emre uymamanın yaptırımı da maddede düzenlenmiştir (KMK m.33):
Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere, aynı mahkemece, ikiyüz elli Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. 25 inci madde hükmü saklıdır.
Tutarlar hakkında uyarı. Maddede yazılı 250 TL–2.000 TL aralığı, hükmün 2007 yılındaki düzenlemesinden gelen kanuni tutardır. İdari para cezaları her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden, uygulanacak güncel tutar kanun metnindeki rakamdan farklı olur. Bu nedenle burada güncel bir rakam vermiyoruz: başvuru tarihindeki güncel tutar, o yıl için ilan edilen yeniden değerleme oranıyla hesaplanır. İnternette sabit rakam veren kaynaklar, yayınlandıkları yıla göre bayatlamıştır.
Maddenin son cümlesindeki “25 inci madde hükmü saklıdır” ibaresi ise dördüncü basamağa köprüdür.
Dördüncü Basamak: Mülkiyetin Devri Davası
En ağır çaredir ve koşulları sıkıdır (KMK m.25):
Kat maliklerinden biri bu kanuna göre kendisine düşen borçları ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onlar, o kat malikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesini hakimden istiyebilirler.
Kanun, “çekilmezlik” ölçütünü tartışmaya bırakmayıp bazı hâllerde her hâlde mevcut sayar. Aidat bakımından kritik olan bent şudur (KMK m.25):
a) Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olunması;
Buradaki sayı ve süre çok önemlidir: iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi. Bu, yönetimler için stratejik bir bilgidir. Borcu biriktirip tek seferde büyük bir takip yapmak, sayı koşulunun hiç oluşmaması sonucunu doğurur. Bendin lafzı üç ayrı takip aradığından, dönemsel olarak ayrı takipler yürütmek bu koşulun oluşabilmesinin önşartıdır. Koşulun gerçekleşmesi çekilmezliği kurar; ancak dava yine de kurul kararına, sayı ve arsa payı çoğunluğuna, devir bedelinin yatırılmasına ve altı aylık süreye tabidir.
İkinci bent, üçüncü basamakla bağlantılıdır (KMK m.25):
b) Anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hakimi tarafından 33 üncü madde gereğince verilen emre rağmen, bu kanunda yazılı borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle öteki kat maliklerinin haklarını ihlal etmekte devamlı olarak bir yıl ısrar edilmesi;
Üçüncü bent aidatla ilgili değildir ama listeyi tamamlar (KMK m.25):
c) Kendi bağımsız bölümünü randevu evi veya kumarhane veya benzeri yer olarak kullanmak suretiyle ahlak ve adaba aykırı harekette bulunması.
Bu üç bendin dışındaki durumlarda çekilmezlik varsayılmaz; davacıların bunu ayrıca ispatlaması gerekir.
Dava bedelsiz bir el koyma değildir: bağımsız bölümün hükme en yakın tarihteki değeri kat malikine ödenir ve dava açılması, aksi kararlaştırılmamışsa diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Hâkim, hüküm vermeden önce devir bedelinin bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılması için süre verir.
İmza Toplayarak Kat Maliki Çıkarılabilir mi?
Hayır. Apartmanda dolaştırılan bir imza listesi, tek başına hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Kanunun aradığı üç şey vardır ve hiçbiri imza listesiyle karşılanmaz:
- Karar — dava açılması, aksi kararlaştırılmamışsa diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Bu iki ölçüt birlikte aranır; salt kişi sayısı yetmez, arsa payı çoğunluğu da gerekir.
- Dava — mülkiyet ancak hâkim kararıyla devredilir. Kat malikleri kendi aralarında “çıkarma” kararı alıp uygulayamaz.
- Bedel — hâkim hüküm vermeden önce devir bedelinin bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılmış olması gerekir; makbuz ibraz edilmezse dava sonuç vermez.
Ayrıca bu bir “kiracı çıkarma” yolu da değildir: madde kat malikinin mülkiyet hakkının devrini düzenler. Kiracıdan kaynaklanan rahatsızlıklar farklı bir hukuki zemine, kira ilişkisine ve tahliye sebeplerine dayanır. Bunun için kiracı tahliyesi yazımıza bakabilirsiniz. Gürültü ve benzeri komşuluk sorunlarında izlenecek yol için apartmanda gürültü ve komşuluk hukuku yazılarımız daha uygundur.
Dava hakkı süreye tabidir (KMK m.25):
Bu maddedeki dava hakkı, devir konusunda kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her halde dava hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde kullanılmazsa veya dava sebebi ortadan kalkmışsa düşer.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
Yönetici veya kat maliki olarak alacağı tahsil edecekseniz:
- Borcu belgeleyin. İşletme projesi veya kat malikleri kurulu kararına dayanan gider cetvelini ve ödeme dökümünü hazırlayın.
- Yazılı bildirim yapın. Kanun ihtarı şart saymasa da, borcun ve gecikmenin başlangıcının tartışmasız hâle gelmesi için yazılı bildirim güçlü bir adımdır.
- Gecikme tazminatını doğru hesaplayın. Aylık yüzde beş, geciktiği günler için. 2007 öncesi dönem varsa o dönemin oranını ayrıca değerlendirin.
- İcra takibi başlatın ya da dava açın; itiraz gelirse itirazın iptali yoluna geçin.
- Kiracı varsa takibi kira tutarı sınırını gözeterek kurun; aşan kısım için malike gidin.
- Tahsil edilemezse mahkemece tespit edilen borç için yazılı istemle kanuni ipotek tescilini isteyin.
- Israr sürüyorsa dönemsel ayrı takipler yürütün; iki takvim yılında üç takip koşulu oluştuğunda kurul kararı alıp mülkiyetin devri davasını değerlendirin.
Borçlu konumundaysanız:
- Talep edilen tutarın hangi kaleme ait olduğunu ve paylaşımın KMK m.20’ye uygunluğunu inceleyin.
- Gecikme tazminatı oranının aylık yüzde beşi aşıp aşmadığını kontrol edin.
- Dayanak kurul kararı sakat ise iptal süresini kaçırmayın; karar iptal edilinceye kadar geçerlidir.
- Kiracıysanız kira tutarı sınırını ileri sürün.
Sık Yapılan Hatalar
- “Yönetici yok, takip yapılamaz” sanmak. Kat maliklerinden her biri dava açabilir ve icra takibi yapabilir (KMK m.20).
- Gecikme tazminatını yüzde on hesaplamak. Oran 5711 sayılı Kanunla yüzde beşe indirilmiştir; fazla talep itiraza açıktır.
- Tazminatı borcun doğduğu günden başlatmak. Başlangıç günü borçlunun borcu öğrendiği tarihtir; işletme projesi veya kurul kararı tebliğ edilmemişse tazminat ancak ödeme emrinin tebliğinden itibaren işler.
- “Planımızda yazmıyor” diye gecikme tazminatı istememek. Yükümlülük kanundan doğar.
- Kanuni ipoteği mahkeme tespiti olmadan istemek. Madde, borcun mahkemece tespit edilmiş olmasını ve yazılı istemi arar.
- Borcu yıllarca biriktirip tek takip yapmak. Mülkiyetin devri için aranan “iki takvim yılında üç takip” koşulu bu şekilde hiç oluşmaz.
- İdari para cezası için kanun metnindeki rakamı güncel sanmak. Tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir.
- Mülkiyetin devri davasını kurul kararı almadan açmak. Dava açılması, aksi kararlaştırılmamışsa sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.
- Devir davasında altı aylık süreyi kaçırmak. Süre, dava açma kararının öğrenilmesinden işler.
Özet
Ödenmeyen aidat için yol dört basamaklıdır. Dava veya icra takibi ile aylık yüzde beş gecikme tazminatı ilk basamaktır; yetki yalnız yöneticide değil, kat maliklerinden her birindedir (KMK m.20). Tazminat kendiliğinden işlemez: başlangıç günü borçlunun borcu öğrendiği tarihtir ve tebligat yoksa ödeme emrinin tebliği esas alınır. Tahsil edilemezse mahkemece tespit edilen borç için bağımsız bölüm üzerine kanuni ipotek tescil edilir ve bu alacak önceliklidir (KMK m.22). Üçüncü basamak, sulh mahkemesinden hâkimin müdahalesini istemek ve buna uymayana idari para cezası uygulanmasıdır (KMK m.33). Uç çare, çekilmezlik koşulu oluştuğunda mülkiyetin devri davasıdır; aidat bakımından ölçüt iki takvim yılında üç defa icra veya dava takibidir ve dava hakkı altı ay/beş yıl süreye tabidir (KMK m.25).
İki güncellik uyarısı: gecikme tazminatı oranı 5711 sayılı Kanunla yüzde ondan yüzde beşe indirilmiştir; KMK m.33’teki idari para cezası tutarları ise her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir.
Değerlendirme
Kanaatimiz, ortak gider alacağı bakımından yönetimin hukuki konumunun güçlü olduğudur; gerekçe, kanunun aynı alacağa üç ayrı güvence birden tanımasıdır: kanundan doğan gecikme tazminatı, kanuni ipotek ve alacağın önceliği (KMK m.20, m.22). Buna karşılık uygulamada tahsilat zayıf kalıyorsa sebep genellikle hukuki değil usulidir. Borcun mahkemece tespit edilmemiş olması kanuni ipotek yolunu kapatır, dönemsel takip yürütülmemesi ise mülkiyetin devri için aranan koşulun hiç oluşmamasına yol açar. Aynı usuli zaafın üçüncü biçimi belgelendirmedir: 20. Hukuk Dairesinin başlangıç günü ölçütü karşısında, tebliğ edilmemiş bir işletme projesine veya kurul kararına dayandırılan geçmiş dönem tazminatı hesabı ayakta kalmaz.
Borçlu tarafın en savunulabilir konumu, alacağın miktarına yönelik itirazdır: gecikme tazminatının yüzde onla hesaplanması veya gider cetvelinin KMK m.20’deki eşit/arsa payı ayrımına aykırı kurulması hâllerinde itiraz güçlüdür. Buna karşılık borcun varlığına yönelik “kullanmıyorum” temelli savunmalar zayıftır.
Mülkiyetin devri davası, adı caydırıcı olsa da pratikte sıkı koşullara bağlıdır: kurul kararı, devir bedelinin yatırılması ve altı aylık süre birlikte gözetilmelidir; bu adımlardan biri eksik kaldığında esasen haklı bir talep usulen düşer. Somut alacağınızın hangi basamağa hazır olduğu, gider cetveli ve takip geçmişinizin birlikte incelenmesini gerektirir; nihai değerlendirme dosyanızı gören avukatın sorumluluğundadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Aidat ödemeyen kat malikine ne yapılabilir?
Diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici, yönetim planına, Kat Mülkiyeti Kanunu'na ve genel hükümlere göre dava açabilir ve icra takibi yapabilir (KMK m.20). Ayrıca gecikme tazminatı istenir, gerekirse kanuni ipotek tescil ettirilir (KMK m.22).
Aidat gecikme tazminatı ne kadar?
Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki, ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür (KMK m.20). Bu oran kanunda yazılıdır; sözleşme faizi gibi ayrıca kararlaştırılması gerekmez.
Gecikme tazminatı hangi tarihten itibaren hesaplanır?
Borçlunun borcu öğrendiği tarihten. 20. Hukuk Dairesi başlangıç gününü kademeli bir ölçüte bağlar: dayanak işletme projesi ise projenin tebliğ tarihi, kat malikleri kurulu kararı ise borçlu toplantıdaysa karar tarihi, değilse kararın tebliğ ya da borcun başka biçimde öğrenildiği tarih, bunların hiçbiri yoksa ödeme emrinin tebliğ tarihi esas alınır (E. 2019/920, K. 2019/3586). Aynı Daire, temerrüt tarihi saptanmadan takip tarihinden öncesine tazminat işletilmesini bozma sebebi saymıştır.
Yönetim planında daha yüksek gecikme cezası kararlaştırılabilir mi?
Kanun aylık yüzde beşi kat malikinin yükümlülüğü olarak belirlemiştir (KMK m.20). 20. Hukuk Dairesi, mahkemeden yönetim planında orana ilişkin ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığını belirlemesini ister (E. 2019/5003, K. 2019/6598); yani plan incelenmesi gereken bir kaynaktır. Kanundaki oranın üstüne çıkan bir düzenlemenin geçerliliği ise bu kararlarda karara bağlanmamıştır. Kurul kararına dayanan ağır cezalar iptal davasına konu edilebilir; süresinde itiraz gerekir.
Aidat için ihtar göndermek zorunlu mu?
Kanun dava ve icra takibi için ihtarı şart olarak saymaz (KMK m.20). Buna karşılık gecikme tazminatının işleyebilmesi için borçlunun borcu öğrendiği tarihin belgelenmesi aranır. İşletme projesinin ve kurul kararlarının tebliğ mazbataları bu nedenle hesabın dayanağıdır; tebligat yoksa tazminat ancak ödeme emrinin tebliğinden itibaren işler.
Aidat borcu için icra takibi kim başlatır?
Yönetici veya diğer kat maliklerinden her biri (KMK m.20). Yöneticinin görevleri arasında borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılması açıkça sayılmıştır (KMK m.35).
Yönetici yoksa aidat davası açılamaz mı?
Açılabilir. Kanun dava ve takip yetkisini yalnız yöneticiye vermez; diğer kat maliklerinden her biri de bu yola başvurabilir (KMK m.20). Ayrıca yönetici atanması gereken yerde atanmamışsa kanunda sayılan işlerin yaptırılmasından kat malikleri müştereken sorumludur (KMK m.35).
Aidat borcu için eve haciz gelir mi?
Ortak gider alacağı için icra takibi yapılabilir (KMK m.20) ve borç bu yolla alınamazsa bağımsız bölüm üzerine diğer kat malikleri lehine kanuni ipotek tescil edilir (KMK m.22). Kanuni ipotek, alacağın taşınmaza bağlanması sonucunu doğurur.
Kanuni ipotek nasıl tescil edilir?
Kat malikinin borcu icra yoluyla da alınamazsa, mahkemece tespit edilen borcunu ödemeyen kat malikinin bağımsız bölümü üzerine, varsa yöneticinin yoksa kat maliklerinden birinin yazılı istemiyle diğer kat malikleri lehine kanuni ipotek hakkı tescil edilir (KMK m.22).
Aidat alacağı diğer alacaklılardan önce mi ödenir?
Kat maliklerinin, gider borcunu ödemeyen kat maliki veya diğer sorumlulardan olan alacakları önceliklidir (KMK m.22). Bu öncelik, ortak gider alacağını sıradan bir adi alacaktan güçlü kılar.
Aidat ödemeyen kiracıya karşı ne yapılabilir?
Kiracı da malikle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur; ancak sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlıdır ve yaptığı ödeme kira borcundan düşülür (KMK m.22). Bu sınırı aşan kısım için kat malikine gidilir.
Aidat ödemeyenin dairesi elinden alınabilir mi?
Uç bir çare olarak evet. Kat maliklerinden biri borçlarını yerine getirmeyerek diğerlerinin haklarını çekilmez hâle gelecek derecede ihlal ederse, bağımsız bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesi hâkimden istenebilir (KMK m.25). Devir bedeli ödenir, bedelsiz bir el koyma değildir.
Kaç kez icra takibi yapılırsa mülkiyetin devri istenebilir?
Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olunması hâlinde çekilmezlik her hâlde mevcut sayılır (KMK m.25).
Mülkiyetin devri davası hangi sürede açılır?
Dava hakkı, devir konusunda kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her hâlde dava hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde kullanılmazsa veya dava sebebi ortadan kalkmışsa düşer (KMK m.25).
Aidat davasında hangi mahkeme görevli?
Kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kanun anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesini işaret eder (KMK m.33). Alacağın icra takibine itiraz üzerinden yürütüldüğü hâllerde takip hukuku kuralları da devreye girer.
Apartmanda imza toplayarak kat maliki çıkarılabilir mi?
Hayır. İmza listesi tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Kanun üç şey arar; dava açılması için diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesi, mülkiyetin ancak hâkim kararıyla devredilmesi ve devir bedelinin hüküm verilmeden önce bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılmış olması (KMK m.25).
Mülkiyetin devri davası kiracı için de kullanılabilir mi?
Hayır. Madde kat malikinin mülkiyet hakkının devrini düzenler, kiracının çıkarılmasını değil. Kiracıdan kaynaklanan sorunlar kira ilişkisine ve tahliye sebeplerine dayanır; bu ayrı bir hukuki zemindir.
Çekilmezlik hangi hâllerde kendiliğinden kabul edilir?
Kanun üç hâl sayar; iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibine sebep olunması, sulh hâkiminin KMK m.33 uyarınca verdiği emre rağmen bir yıl ısrar edilmesi ve bağımsız bölümün randevu evi veya kumarhane gibi ahlaka aykırı biçimde kullanılması (KMK m.25). Bunların dışındaki durumlarda çekilmezliğin ayrıca ispatlanması gerekir.
İlgili çalışma alanı: Gayrimenkul Hukuku
← Tüm makaleler