Sınır dışı (deport) kararı, bir yabancının Türkiye’den çıkarılmasına yönelik idari bir karardır ve 6458 sayılı Kanun m.54’te sayılan sebeplerle alınır. Karara karşı, tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır (m.53/3). Dava açılması hâlinde, yabancının rızası olmadıkça yargılama sonuçlanana kadar kişi sınır dışı edilmez; bu koruma doğrudan kanundan doğar. Mahkeme başvuruyu, dosyanın tekemmülünden itibaren on beş gün içinde karara bağlar ve verdiği karar kesindir. Sebep bulunsa bile m.55 kapsamındaki kişiler hakkında sınır dışı etme kararı alınamaz. Bu yol, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine yapılan başvurudan farklıdır ve ikisi karıştırılmamalıdır.
Aşağıdaki bilgiler geneldir; her dosyanın koşulları farklı olabileceğinden ve süre çok kısa olduğundan, somut durumda vakit kaybetmeden bir avukata danışılması önerilir.
1. Sınır Dışı (Deport) Kararı Nedir, Kim Verir?
Sınır dışı (deport) kararı, kanunun kendi terimiyle sınır dışı etme kararıdır. “Deport” günlük dilde kullanılan karşılıktır; 6458 sayılı Kanun bu işlemi m.53 ve m.54’te düzenler ve metninde “deport” sözcüğü hiç geçmez. İkisi aynı işlemi anlatır, ancak dilekçede ve resmî yazışmada kanunun terimi kullanılır.
Kararı kim alır sorusunun cevabı hem dava dilekçesini hem yetkili mahkemeyi belirler. Sınır dışı etme kararı, Göç İdaresi Başkanlığının talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır (m.53/1). Yani işlemi kuran merci kural olarak valiliktir; dosyada muhatap alınacak idare ve davanın açılacağı yer bu tespitten çıkar.
Kolluk tarafından yakalanan yabancılar hakkında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirim yapılır ve değerlendirme ile karar süresi kırk sekiz saati geçemez (m.57/1). Bu kırk sekiz saatlik süre, kararın alınmasına ilişkindir; dava açma süresiyle ilgisi yoktur, o süre tebliğle başlar.
2. Sınır Dışı Edilme Sebepleri Nelerdir?
Sınır dışı edilme sebepleri kanunda tek tek sayılmıştır ve liste kapalıdır: idare, m.54’te yazılı olmayan bir gerekçeyle sınır dışı etme kararı alamaz. Maddenin saydığı hâller arasında Türk Ceza Kanununun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler, terör örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi ile çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar, Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar ve kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar yer alır (m.54/1).
Listenin ikinci yarısı daha çok süre ve izin ihlallerine ilişkindir: vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler, ikamet izinleri iptal edilenler, ikamet izni süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan süreyi on günden fazla ihlal edenler, çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler, yasal giriş veya yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da ihlale teşebbüs edenler, hakkında giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler, uluslararası koruma talebi olumsuz sonuçlanmış olup Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar, ikamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden on gün içinde çıkış yapmayanlar ve uluslararası kurum ve kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler (m.54/1). Vize ve ikamet süresinin aşılmasına bağlanan sonuçlar vize ihlali ve cezası ile ikamet izni türleri, şartları ve süreleri yazılarında ayrıca ele alınmıştır.
Bunun dava bakımından pratik sonucu şudur: karar, listedeki belirli bir bende dayanmak zorundadır. Kararda hangi bendin uygulandığı anlaşılmıyorsa ya da dayanılan bendin koşulları somut olayda karşılanmıyorsa, işlem sebep unsuru yönünden tartışmaya açıktır.
3. Sınır Dışı Edilemeyecek Kişiler ve Geri Gönderme Yasağı (Non-Refoulement)
Sınır dışı edilemeyecek kişiler, m.54 kapsamında olsalar dahi haklarında sınır dışı etme kararı alınamayacak yabancılardır (m.55/1). Kanun beş grup sayar: sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar (m.55/1-a); ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler (m.55/1-b); hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar (m.55/1-c); mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları (m.55/1-ç); tedavileri tamamlanıncaya kadar psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları (m.55/1-d).
Birinci bent, uluslararası hukukta geri gönderme yasağı (non-refoulement) diye anılan ilkenin kanundaki karşılığıdır. Yasağın kapsamı kişiseldir: kanun, birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmelerin herkes için ayrı yapılmasını arar (m.55/2). Bu yüzden bir ülkenin genel olarak güvenli sayılması, o ülkeye gönderilecek belirli bir kişi bakımından risk bulunmadığı anlamına gelmez; değerlendirme o kişinin durumuna göre yapılmalıdır.
Aynı fıkra, bu kişilerden belli bir adreste ikamet etmelerinin ve istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmalarının istenebileceğini de düzenler (m.55/2). Yani sınır dışı edilememek, hiçbir yükümlülük altına girmemek anlamına gelmez.
Kötü muamele riski iddiası uluslararası koruma başvurusuyla da ileri sürülebilir; iki yol birbirini dışlamaz. Koruma türleri ve başvuru usulü uluslararası koruma (iltica) türleri ve başvuru yazısındadır.
Sınır dışı edilecek yabancı hakkında bir yabancı devletin iade talebi de varsa ayrıca 6706 sayılı Kanun uygulanır. Yabancı, iade sürecinde Merkezî Makam olan Adalet Bakanlığının görüşü alınmadan sınır dışı edilemez; iade talebi reddedilen devlete de Bakanlığın görüşü alınmadan sınır dışı edilemez (6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu m.12, m.2/1-b). Yabancı devletin geçici tutuklama ve iade talepleri üzerine yürüyen süreç kırmızı bülten nedir yazısındadır.
4. Sınır Dışı Etme Kararı Nasıl Tebliğ Edilir?
Sınır dışı etme kararı, gerekçeleriyle birlikte hakkında karar alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir (m.53/2). Gerekçenin kararla birlikte bildirilmesi zorunludur; gerekçesiz bir bildirim, dava dilekçesinin dayanacağı zemini ortadan kaldırır.
Aynı fıkra ikinci bir yükümlülük daha getirir: hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir (m.53/2). Bu bilgilendirme kararın tebliğinden ayrı bir yükümlülüktür ve avukatla temsil edilmeyen her dosyada aranır.
4.1. Sınır Dışı Kararının Elden Verilmesi Tek Başına Tebligat Sayılır mı?
Sınır dışı kararının eline tutuşturulması ile usulüne uygun tebligat aynı şey değildir. Yedi günlük süre tebligatla işlemeye başladığına göre (m.53/3), tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı sürenin başlangıcını doğrudan belirler.
Kanunun aradığı asgari içerik bellidir: karar gerekçeleriyle birlikte bildirilmiş olmalı ve avukatla temsil edilmeyen kişi kararın sonucu ile itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilmiş olmalıdır (m.53/2). Kişinin anlamadığı bir dildeki belgeyi imzalaması, imzanın hangi belgeye ait olduğunun kayıtlardan anlaşılmaması ya da bilgilendirmenin hiç yapılmamış olması, bu şartların karşılanmadığını gösterebilir. Böyle bir durumda sürenin ne zaman işlemeye başladığı dava dilekçesinde ayrıca tartışılmalıdır; tebligat tarihini tartışmasız kabul etmek, esasa girilmeden verilecek bir süre ret kararının önünü açar.
Bunun pratik karşılığı şudur: tebliğ evrakının kendisi, tarihi ve varsa tercüman kaydı ilk günden itibaren saklanmalıdır.
5. Sınır Dışı Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür, Nereye Başvurulur?
Sınır dışı kararına itiraz süresi yedi gündür ve başvuru idare mahkemesine yapılır. Kanun bunu tek cümlede toplar: yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir (m.53/3). Başvuru hakkı üç kişiye birden tanınmıştır, yani avukat tutmak dava açmanın şartı değildir.
Sürenin başlangıcı kararın tarihi değil tebliğ tarihidir. Uygulamada en sık yaşanan hak kaybı, kararın alındığı günü esas alıp yedi günü erken saymak ya da tebligatın hiç yapılmadığı bir dosyada sürenin işlediğini varsaymaktır.
Aynı fıkra, mahkemeye başvuran kişinin sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirmesini öngörür (m.53/3). Bu bildirim dava dilekçesiyle birlikte planlanmalıdır; dilekçenin bölüm bölüm nasıl kurulacağı, hangi bilginin hangi haneye yazılacağı ve doldurulabilir bir örnek sınır dışı (deport) kararına itiraz dilekçesi yazısındadır.
Görevli yargı kolu idari yargıdır. Uyuşmazlık bir idari işlemin iptaline ilişkin olduğundan asliye hukuk veya ceza mahkemesine yapılacak bir başvuru sonuç doğurmaz; m.53/3 görevli mahkemeyi açıkça idare mahkemesi olarak gösterir.
5.1. Sınır Dışı Kararına “İdari İtiraz” Diye Ayrı Bir Yol Yoktur
Sınır dışı kararına karşı valiliğe yapılacak ayrı bir idari itiraz yolu kanunda düzenlenmemiştir. m.53/3’te geçen tek başvuru, idare mahkemesine yapılan başvurudur. Aynı fıkradaki “mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir” cümlesi, dava açıldıktan sonra idareye yapılacak bir bildirimi düzenler; kendisi bir başvuru yolu değildir ve dava açmanın yerine geçmez.
Ayrım pratikte belirleyicidir, çünkü yedi günlük süre valiliğe dilekçe verilmesiyle durmaz. İdareyle yazışmakla geçen günler doğrudan dava süresinden eksilir. Bu nedenle idari makama yapılacak her yazışma, dava açma iradesinin yerine değil yanında düşünülmelidir.
6. Sınır Dışı Kararına İtiraz Süresi Neden Yedi Gün?
Sınır dışı kararına itiraz süresi kanunun ilk hâlinde yedi gün değildi. 6458 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde bu süre on beş gündü; 2019 tarihli 7196 sayılı Kanunla madde 53 değiştirilerek süre yedi güne indirildi. Bugün hâlâ dolaşımda olan on beş günlük bilgi bu eski metne aittir ve ona güvenmek doğrudan hak kaybına yol açar.
Fıkra 21/11/2024 tarihli 7533 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirildi (m.53/3). Bu değişiklikle üç şey eklendi: mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosyanın tekemmül etmiş sayılacağı, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması hâlinde 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen sürenin iki ay olarak uygulanacağı ve duruşma yapılmasının mahkemenin takdirine bağlı olduğu. Yedi günlük başvuru süresi bu değişiklikte korundu.
Hangi davaya hangi metnin uygulanacağı ayrıca düzenlenmiştir. Aynı kanunla eklenen geçici m.3’e göre, 31 inci ve 53 üncü maddelerde yapılan değişiklikler geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar hakkında uygulanır. Ölçüt kararın tarihi değil davanın açıldığı tarihtir. Yedi günlük başvuru süresi bakımından sonuç değişmez, çünkü o süreyi 2019 tarihli değişiklik getirmişti.
6.1. Sınır Dışı Kararına İtiraz Süresi Kaçırılırsa Ne Kalır?
Sınır dışı kararına itiraz süresi kaçırıldığında iki sonuç birlikte doğar: dava süre yönünden reddedilebilir ve m.53/3’ün sağladığı “yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmez” koruması da işlemez. Bu yüzden süre, dosyanın en kritik unsurudur.
Bununla birlikte her yol kapanmaz. Kişi hakkında ayrıca idari gözetim kararı varsa, o karara karşı sulh ceza hâkimine başvurmanın kanunda bir süresi yoktur ve şartların ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvurulabilir (m.57/6). Kişi fiilen çıkarıldıysa geriye kalan engel Türkiye’ye giriş yasağıdır; bu ayrı bir idari işlemdir, ayrı dava konusu edilir ve m.53/3’teki yedi günlük özel süreye tabi değildir (m.9). Tebligatın usulüne uygun yapılmadığı düşünülüyorsa sürenin başlangıcı da tartışılabilir; bu tartışma dilekçede açıkça kurulmalıdır.
Süre geçtikten sonra yeni bir sınır dışı etme kararı alınırsa, yedi günlük süre o yeni kararın tebliğiyle yeniden işlemeye başlar. Eski dosyada süre kaçırılmış olması, sonraki kararlara karşı dava hakkını ortadan kaldırmaz.
7. Sınır Dışı Davası Hangi Yer İdare Mahkemesinde, Kime Karşı Açılır?
Sınır dışı davası, kararı veren idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır. 6458 sayılı Kanun m.53/3 görevli mahkemeyi gösterir ama yetkili yeri ayrıca tanımlamaz; özel kanunda yetkili idare mahkemesi gösterilmemişse İdari Yargılama Usulü Kanununun genel yetki kuralı devreye girer ve yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir (2577 sayılı Kanun m.32/1).
Sınır dışı etme kararını valilik aldığına göre (m.53/1), dava kural olarak o valiliğin bulunduğu ildeki idare mahkemesinde açılır. Kişinin hâlen tutulduğu geri gönderme merkezinin başka bir ilde bulunması bu sonucu tek başına değiştirmez; belirleyici olan işlemi kuran mercidir.
Yetki konusunda bir nokta ayrıca önemlidir: idari yargıda yetki kamu düzenindendir (2577 sayılı Kanun m.32/2). Yani mahkeme yetkili olup olmadığını kendiliğinden inceler ve yetkisiz olduğu sonucuna varırsa dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. Yanlış yerde açılan dava bu nedenle doğrudan hak kaybına yol açmasa da, yedi günlük sürenin kısalığı karşısında zaman kaybettirir.
Davanın kime karşı açılacağı da aynı tespitten çıkar. Hasım, işlemi kuran idaredir; sınır dışı etme kararını valilik aldıysa dava o valiliğe karşı açılır. Kararın Göç İdaresi Başkanlığının talimatı üzerine alındığı hâllerde işlemi kuran merci yine valilik olduğundan, hasım gösterilirken kararın üzerindeki imza ve makam bilgisi esas alınmalıdır.
8. Sınır Dışı Davası Açınca Kişi Sınır Dışı Edilir mi?
Süresinde açılan dava, yargılama sonuçlanana kadar sınır dışı işlemini durdurur. Kanun bunu bir talebe ya da mahkeme kararına bağlamaz: yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez (m.53/3).
Bu cümlenin üç ayrı sonucu vardır ve üçü de sık karıştırılır. Birincisi, koruma dava açma süresi içinde de işler; yani yedi gün dolmadan, henüz dava açılmamışken de sınır dışı işlemi uygulanamaz. İkincisi, koruma kendiliğinden doğar; ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınmasına bağlı değildir. Üçüncüsü, koruma idareye bildirim yapılmasına da bağlı değildir; m.53/3’teki bildirim yükümlülüğü ayrı bir usul kuralıdır ve yerine getirilmemesi kanuni korumayı ortadan kaldırmaz.
Kanunda yazılı tek kayıt yabancının rızasıdır. Bu istisna uygulamada korumayı fiilen boşaltacak biçimde kullanılabilir: dava derdestken imzalatılan bir “gönüllü geri dönüş” formu, kişinin aynı gün ülke dışına çıkarılmasının dayanağı yapılabilir. Kanunun kendi sistemi rızanın bilgilendirilmiş olmasını gerektirir, çünkü karar gerekçeleriyle tebliğ edilir ve avukatla temsil edilmeyen kişi kararın sonucu ile itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir (m.53/2). Buna rağmen pratik sonuç açıktır: dava derdestken imzalanması istenen hiçbir belge, ne anlama geldiği anlaşılmadan ve avukata danışılmadan imzalanmamalıdır.
Korumanın sınırı da not edilmelidir. m.53/3, sınır dışı etme işlemini durdurur; kişinin idari gözetim altında tutulmasını kendiliğinden sona erdirmez. Gözetim ayrı bir karardır ve ayrı yoldan denetlenir.
9. Sınır Dışı Kararına İtiraz ile İdari Gözetime İtiraz Aynı Yol Değildir
Sınır dışı kararına itiraz ile idari gözetime itirazın aynı başvuru sanılması, bu alanda en sık yapılan usul hatasıdır. İki karar ayrıdır, mercileri ayrıdır, süre rejimleri ayrıdır ve biri diğerinin yerine geçmez.
| Sınır dışı etme kararı | İdari gözetim kararı | |
|---|---|---|
| Denetlenen işlem | Kişinin ülkeden çıkarılması | Kişinin geri gönderme merkezinde tutulması |
| Merci | İdare mahkemesi | Sulh ceza hâkimliği |
| Başvuru süresi | Tebliğden itibaren yedi gün | Kanunda süre yok; şartlar değişirse yeniden başvurulabilir |
| Başvurunun etkisi | Yargılama sonuçlanana kadar sınır dışı edilemez | Başvuru gözetimi durdurmaz |
| Karar süresi | Dosyanın tekemmülünden itibaren on beş gün | Beş gün |
| Kanun yolu | Karar kesindir | Karar kesindir |
| Dayanak | m.53/3 | m.57/6 |
Tablodaki en kritik satır süre satırıdır. Sınır dışı kararına itiraz yedi günlük hak düşürücü nitelikte bir süreye bağlıyken, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurmanın kanunda bir süresi yoktur; aksine kanun, şartların ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvurulabileceğini açıkça düzenler (m.57/6). Aylar önce alınmış ve o zaman itiraz edilmemiş bir gözetim kararı için bugün de dilekçe verilebilir.
İki yol ayrı ayrı işletilir. İdari gözetim sona erse bile sınır dışı kararına karşı dava açma hakkı ayrıca değerlendirilir; buna karşılık sınır dışı davası kazanılsa dahi gözetimin sona ermesi için ayrı bir başvuru gerekebilir. Çoğu dosyada iki karar birlikte bulunur ve iki ayrı dilekçe yazılması gerekir. Gözetim ayağının bütün ayrıntıları idari gözetim kararı nedir, nasıl itiraz edilir yazısında; dilekçenin kendisi idari gözetim kararına itiraz dilekçesi yazısındadır.
Aynı olayda işletilen üçüncü bir yol daha karıştırılabilir. Vatandaşlık başvurusunun reddine karşı açılan dava bunlardan ayrıdır; o yol vatandaşlık başvurusunun reddi ve yargı yolu yazısında ele alınmıştır.
10. Sınır Dışı Sürecinde İdari Gözetim ve Geri Gönderme Merkezi
Sınır dışı sürecinde idari gözetim, hakkında sınır dışı etme kararı alınan herkes için uygulanan bir tedbir değildir. Kanun gözetimi belirli hâllere bağlar: kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik idari gözetim kararı alır ya da alternatif yükümlülükler getirir (m.57/2). Hakkında gözetim kararı alınanlar kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezlerine götürülür (m.57/2).
Gözetimin süresi sınırlıdır. Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez; ancak sınır dışı işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde en fazla altı ay daha uzatılabilir (m.57/3). Uzatma kendiliğinden işlemez, kanunun aradığı sebebe dayanmalıdır.
Süre üst sınırının yanında düzenli bir denetim yükümlülüğü de vardır. İdari gözetimin devamında zaruret olup olmadığı valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir, gerek görüldüğünde otuz günlük süre beklenmez ve zaruret görülmeyen yabancılar için gözetim derhâl sonlandırılır (m.57/4). Gözetim kararı, süresinin uzatılması ve aylık değerlendirmelerin sonuçları gerekçesiyle birlikte tebliğ edilir (m.57/5).
Geri gönderme merkezindeki tutulma bir ceza değil idari bir tedbirdir; gözetime karşı yargı yoluna başvuranlardan avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara, talepleri hâlinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanır (m.57/7).
11. Sınır Dışı Kararının İptali Davasında Neler Öne Sürülebilir?
Sınır dışı kararının iptali davasında ileri sürülebilecek iddialar üç eksende toplanır: kişinin m.55 kapsamında olduğu, kararın dayandığı bendin koşullarının gerçekleşmediği ve kararın gerekçesiyle maddi olayın örtüşmediği. Kararın kesin olması nedeniyle (m.53/3) bütün iddiaların bu dilekçede ileri sürülmesi gerekir; idare mahkemesi önünde hiç dile getirilmeyen bir iddia sonraki aşamalarda ilk kez tartışılamaz.
11.1. Sınır Dışı Kararı ile Aile Hayatı Arasındaki Denge
Türkiye’de kurulmuş bir aile hayatı bulunması, sınır dışı kararını kendiliğinden hükümsüz kılmaz; m.55’te aile hayatı ayrı bir bent olarak sayılmamıştır. Buna karşılık iddia dayanaksız değildir: Anayasa herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunu düzenler (Anayasa m.20) ve ailenin korunmasını devlete ödev olarak yükler (Anayasa m.41).
Sözleşme katmanı da bu eksende işler. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda andlaşma hükümleri esas alınır (Anayasa m.90 son fıkra). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesi özel hayat ve aile hayatına saygı hakkını güvenceye alır ve bu hakka yapılacak müdahalenin kanunla öngörülmüş, meşru bir amaca yönelik ve demokratik bir toplumda gerekli olmasını arar (AİHS m.8).
Bunun dava bakımından sonucu, kamu düzeni gerekçesiyle aile hayatı arasında bir tartım yapılmasını istemektir. Türkiye’de kurulmuş evlilik, çocukların yaşı ve eğitim durumu, ailenin birlikte yaşadığı süre ve kamu düzeni gerekçesinin somut ağırlığı ayrı ayrı ortaya konmalıdır. İddia genel bir cümleyle geçiştirilirse denetlenecek bir husus da kalmaz; bu nedenle aile hayatı iddiası dilekçede açıkça ve belgeleriyle birlikte kurulmalıdır.
11.2. Sınır Dışı Kararında Uluslararası Koruma Başvurusunun Yeri
Uluslararası koruma başvurusu bulunan kişi hakkında sınır dışı etme kararı alınması kural değil, kanunun sınırlı hâller için tanıdığı bir imkândır. m.54/2, uluslararası koruma başvuru sahibi veya statü sahibi kişiler hakkında, aynı maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında değerlendirildikleri takdirde uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabileceğini öngörür.
Bu üç bent terör örgütü veya çıkar amaçlı suç örgütü bağlantısı, kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturma ve uluslararası kurum ve kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilme hâlleridir (m.54/1-b, m.54/1-d, m.54/1-k). Koruma başvurusu bulunan bir kişi hakkında bu üçü dışında bir bende dayanılarak karar alınmışsa, işlem dayanağı yönünden tartışılabilir.
11.3. Sınır Dışı Kararının Gerekçesi ve Maddi Olay Denetimi
Üçüncü eksen, kararın dayandığı olgunun gerçekten var olup olmadığıdır. m.53/2 kararın gerekçeleriyle birlikte tebliğini şart koştuğuna göre, gerekçede gösterilen olgu denetlenebilir olmalıdır: hangi bende dayanıldığı, o bendin koşullarının hangi somut olayla karşılandığı ve dayanılan bilginin kaynağı anlaşılabilmelidir.
Kararda kişinin gönderileceği ülke belirtilmemişse ayrı bir eksiklik doğar. m.55/1-a, kişinin sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunup bulunmadığını ölçüt yapar; bu ölçüt ancak gönderilecek ülke belliyse uygulanabilir. Kararda yalnız adı konmamış bir “üçüncü ülke” ifadesi geçiyorsa, m.55 değerlendirmesinin o ülke bakımından yapılıp yapılmadığı anlaşılamaz. Gerekçenin bu yönden eksik olduğu dava dilekçesinde ayrıca ileri sürülmelidir.
12. Sınır Dışı Davasında İdare Mahkemesi Kararı Kesin midir?
Sınır dışı davasında idare mahkemesinin verdiği karar kesindir. Kanun bunu açıkça yazar: mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir (m.53/3). Kesinlik, idari yargı içindeki olağan kanun yollarının kapalı olduğu anlamına gelir; olağan idari davalardaki gibi istinaf ya da temyiz yoluna gidilemez.
Mahkeme başvuruyu, dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırır (m.53/3). On beş gün davanın açıldığı günden değil, dosyanın tekemmül ettiği günden işler; dosya ise savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle tekemmül etmiş sayılır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır.
Bunların birlikte okunmasından çıkan pratik sonuç şudur: dosyanın bütün dayanakları, delilleri ve hukuki iddiaları idare mahkemesi aşamasında eksiksiz ortaya konmalıdır. Sonraki aşamalarda yeni bir vakıa ileri sürme imkânı fiilen yoktur.
12.1. Sınır Dışı Kararına Karşı Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
İdari yargının bitmesi her yolun bittiği anlamına gelmez. Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir (6216 sayılı Kanun m.45/1).
Başvurunun ön şartı, kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasıdır (6216 sayılı Kanun m.45/2). Sınır dışı davasında idare mahkemesi kararı kesin olduğundan bu şart o kararla gerçekleşir; ayrıca bir yol aranmaz. Başvuru süresi otuz gündür ve başvuru yollarının tüketildiği tarihten işler (6216 sayılı Kanun m.47/5).
İki süreyi karıştırmamak gerekir: idare mahkemesine başvuru süresi yedi gün, oradan çıkan kesin karara karşı Anayasa Mahkemesine başvuru süresi otuz gündür. Başvurunun nasıl hazırlanacağı Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru formu yazısındadır.
Bireysel başvuru, dava gibi kendiliğinden durdurucu etki taşımaz. 6216 sayılı Kanun bireysel başvuruya bağlanmış otomatik bir durdurma öngörmez; m.53/3’teki kanuni koruma ise idare mahkemesindeki yargılama sonuçlanıncaya kadar işler. Bu aşamada sınır dışı işleminin durması, Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğüne dayanarak vereceği geçici tedbire bağlıdır. Tedbir otomatik değildir; talep edilmesi, gerekçelendirilmesi ve desteklenmesi gerekir.
12.2. Sınır Dışı Dosyasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İç Tüzük m.39 Tedbiri
Bireysel başvurunun da sonuçsuz kalması hâlinde sıradaki merci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir. Sınır dışı dosyalarında bu aşamanın pratik ağırlığı, Mahkemenin İç Tüzüğünün 39. maddesi uyarınca verebildiği geçici tedbirdedir; tedbir verilirse gönderme işlemi askıya alınır.
Tedbirin dayandığı Sözleşme hükmü m.34’tür: Sözleşmeci devletler, bireysel başvuru hakkının etkili biçimde kullanılmasını hiçbir surette engellememeyi taahhüt eder (AİHS m.34). Bu taahhüdün iç hukuktaki değeri Anayasa m.90 son fıkrasından gelir; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalar kanunla çatıştığında andlaşma hükümleri esas alınır.
Bu aşama, iç hukuk yolları tüketilmeden işletilecek bir alternatif değildir; sıradaki adımdır. Bireysel başvuru yapılmadan doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidilmesi, başvuru yollarının tüketilmemesi sonucunu doğurur.
13. Deport Kararı Nasıl Kaldırılır?
Deport kararının nasıl kaldırılacağı kişinin nerede olduğuna bağlıdır, çünkü uygulamada aynı ifade iki ayrı işlemi anlatır. Kişi hâlâ Türkiye’deyse kaldırılması gereken sınır dışı etme kararının kendisidir: tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır ve dava süresince kişi kural olarak sınır dışı edilmez (m.53/3).
Kişi ülkeden çıkarılmışsa geriye kalan engel, sınır dışı kararı değil Türkiye’ye giriş yasağıdır. Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi Göç İdaresi Başkanlığı veya valilikler tarafından yasaklanır (m.9/2). Bu ayrı bir idari işlemdir: ayrı dava konusu edilir ve m.53/3’teki yedi günlük özel süreye tabi değildir.
Giriş yasağının kaç yıl sürdüğü, hangi hâllerde hiç konmadığı, Göç İdaresinin yasağı kaldırma ve belirli süreli giriş izni verme yetkisi ile sınır dışı edilen yabancının Türkiye’ye nasıl geri gelebileceği deport ne demek, kaç yıl sürer, nasıl kaldırılır yazısında incelenmiştir. Yasağın kayıtta hangi kodla göründüğü, nasıl sorgulanacağı ve kaldırılması davası ise tahdit kodu nedir, nasıl kaldırılır yazısındadır.
14. Sınır Dışı Etme ile “Kabul Edilemeyen Yolcu” (INAD) Aynı Şey Değildir
Havalimanında geri çevrilen kişiler çoğu zaman “deport edildim” der; hukuken durum farklıdır. Sınır dışı etme (m.54), ülkeye girmiş bir yabancının çıkarılmasıdır. Havalimanı veya sınır kapısında girişe hiç izin verilmemesi ise ayrı bir kurumdur ve kanunun kendi terimiyle “kabul edilemeyen yolcu” kapsamına girer. Uygulamada İngilizce kısaltmasıyla INAD (inadmissible passenger) denir.
Dayanağı m.54 değil m.7’dir: sayılan yabancılar kabul edilemeyen yolcu kapsamına alınır ve Türkiye’ye girişlerine izin verilmeyerek geri çevrilir (m.7/1). Maddenin saydığı hâller belge eksikliğine dayanır; başlıca, pasaportu, pasaport yerine geçen belgesi, vizesi veya ikamet ya da çalışma izni olmayanlar ile bu belgeleri veya izinleri hileli yollarla edindiği ya da sahte olduğu anlaşılanlar (m.7/1-a).
Üç pratik fark vardır. Birincisi işlemin niteliğidir: m.7 bir geri çevirme işlemidir, m.54 kapsamındaki sınır dışı kararı değildir. Bu nedenle m.53’teki yedi günlük özel başvuru süresi doğrudan bu işleme ait değildir. İkincisi tebligat zorunluluğudur: bu maddeyle ilgili olarak yapılan işlemler geri çevrilen yabancılara tebliğ edilir ve tebligatta, yabancıların karara karşı itiraz haklarını etkin şekilde nasıl kullanabilecekleri ile bu süreçteki diğer yasal hak ve yükümlülükleri de yer alır (m.7/2). Üçüncüsü bekletme yeridir: bu kapsamdaki yabancılar geri gönderme merkezine değil, işlemleri sonuçlanıncaya kadar sınır kapılarında kendileri için belirlenen alanlarda bekletilir (m.7/3).
Ayrım pratikte belirleyicidir: aynı kişi hakkında hem bir tahdit kodu, hem geri çevirme, hem de sonradan bir sınır dışı kararı bulunabilir. Her biri ayrı işlemdir ve ayrı takip edilir.
15. Sınır Dışı Kararı Tebliğ Edildiğinde Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Tebliğ tarihini kayıt altına alın. Yedi günlük süre bu tarihten işlemeye başlar; tebligat evrakını, tarihini ve varsa tercüman kaydını saklayın (m.53/3).
- Kararın gerekçesini isteyin ve okuyun. Karar gerekçeleriyle birlikte tebliğ edilir (m.53/2); gerekçe, dava dilekçesinin çatısını oluşturur ve hangi bende dayanıldığını gösterir.
- Vakit kaybetmeden bir avukatla görüşün. Süre kısa ve usul tekniktir; dilekçe hazırlığı zaman alır.
- Davayı doğru yerde açın. Yetkili idare mahkemesi, kararı veren idari merciin bulunduğu yerdeki mahkemedir (2577 sayılı Kanun m.32/1).
- Dilekçeyi süresinde verin ve idareye bildirin. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir (m.53/3). Bu bildirim davanın yerine geçmez, yanında yapılır.
- Dayanacağınız bütün iddiaları bu dilekçeye yazın. Karar kesin olduğundan (m.53/3), aile hayatı, kötü muamele riski ve maddi hata iddialarının her biri ayrı ayrı ve bu aşamada ileri sürülmelidir.
- “Gönüllü rıza” istenen hiçbir belgeyi avukatınıza danışmadan imzalamayın. Koruma “yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla” tanınmıştır (m.53/3); dava derdestken imzalanan bir form koruyucu etkiyi ortadan kaldırabilir.
- Adresinizi güncel ve doğru bildirin. Gösterilen adrese tebligat yapılamazsa 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki süre iki ay olarak uygulanır (m.53/3).
- Kişi gözetim altındaysa ikinci dilekçeyi unutmayın. Gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine ayrıca başvurulur ve bu başvurunun süresi yoktur (m.57/6).
- Dava reddedilirse otuz günlük bireysel başvuru süresini takip edin. İdare mahkemesi kararı kesin olduğundan başvuru yolları o kararla tükenmiş sayılır (6216 sayılı Kanun m.45/2, m.47/5).
İlgili yazılar: Sınır Dışı (Deport) Kararına İtiraz Dilekçesi · İdari Gözetim Kararı Nedir, Nasıl İtiraz Edilir? · Tahdit Kodu Nedir, Nasıl Kaldırılır? · Uluslararası Koruma (İltica): Türleri ve Başvuru
Sıkça Sorulan Sorular
Deport (sınır dışı) ne demek?
Deport, halk arasında sınır dışı etmenin karşılığı olarak kullanılır. Sınır dışı etme, bir yabancının Türkiye'den çıkarılmasına yönelik idari bir karardır ve kararı Göç İdaresi Başkanlığının talimatı üzerine ya da resen valilikler alır (6458 sayılı Kanun m.53/1). Kanun m.54, hangi hâllerde bu kararın alınacağını sayar; m.55 ise buna rağmen kimlerin sınır dışı edilemeyeceğini düzenler.
Sınır dışı kararı hangi sebeplerle alınır?
6458 sayılı Kanun m.54, sınır dışı sebeplerini bentler hâlinde sayar. Bunlar arasında terör örgütü veya çıkar amaçlı suç örgütüyle bağlantı, gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullanımı, geçimini meşru olmayan yollardan sağlama, kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturma, vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşma, ikamet izninin iptali ve çalışma izni olmadan çalışma yer alır. Karar gerekçeli bir idari işlemdir ve yargı denetimine tabidir.
Sınır dışı kararına kaç gün içinde itiraz edilir?
Yedi gün. 6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Süre kararın tarihinden değil tebliğinden işler ve kaçırılması hâlinde dava süre yönünden reddedilebilir.
Sınır dışı kararına nereye itiraz edilir?
Görevli yargı yeri idare mahkemesidir; adli yargı (asliye hukuk veya ceza mahkemesi) değil. Uyuşmazlık bir idari işlemin iptaline ilişkin olduğundan idari yargı görevlidir. 6458 sayılı Kanun m.53/3 özel olarak idare mahkemesini ve yedi günlük süreyi öngörür.
Sınır dışı davası hangi yer idare mahkemesinde açılır?
Kararı veren idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde. 6458 sayılı Kanun m.53/3 görevli mahkemeyi gösterir ama yetkili yeri ayrıca tanımlamaz; bu durumda İdari Yargılama Usulü Kanununun genel yetki kuralı uygulanır ve yetkili idare mahkemesi, dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki mahkemedir (2577 sayılı Kanun m.32/1). Sınır dışı etme kararını valilik aldığına göre (m.53/1), dava o valiliğin bulunduğu ildeki idare mahkemesinde açılır. Aynı maddeye göre idari yargıda yetki kamu düzenindendir (2577 sayılı Kanun m.32/2), yani mahkeme yetkisizliği kendiliğinden gözetir.
Sınır dışı kararına valiliğe itiraz edilebilir mi?
Kanun, sınır dışı etme kararı için valiliğe yapılacak ayrı bir idari itiraz yolu öngörmez. m.53/3'te geçen tek başvuru, idare mahkemesine yapılan başvurudur; aynı fıkradaki 'mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir' cümlesi bir bildirim yükümlülüğüdür, alternatif bir başvuru yolu değildir. Valiliğe dilekçe vermek yedi günlük süreyi durdurmaz; bu yüzden idari yazışma davanın yerine geçecek biçimde kullanılmamalıdır.
Sınır dışı davası açınca kişi sınır dışı edilir mi?
Kural olarak edilmez. 6458 sayılı Kanun m.53/3'ün son cümlesine göre, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Koruma kanundan doğar; ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınmasına ya da idareye bildirim yapılmasına bağlı değildir. Kanunda yazılı tek kayıt yabancının rızasıdır.
Sınır dışı iptal davası ne kadar sürer?
6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre başvurular, dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır. On beş gün davanın açıldığı günden değil, dosyanın tekemmül ettiği günden işler; dosya ise savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle tekemmül etmiş sayılır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır.
Sınır dışı kararına itiraz için avukat şart mı?
Zorunlu değildir; m.53/3'e göre yabancının kendisi, yasal temsilcisi veya avukatı başvurabilir. Ancak süre kısa ve usul teknik olduğundan, dilekçenin doğru dayanaklarla hazırlanması için bir avukatla çalışmak güçlü biçimde önerilir.
Sınır dışı kararına itiraz süresi kaçırılırsa ne olur?
Süresinde açılmayan dava süre yönünden reddedilebilir ve m.53/3'ün sağladığı 'yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmez' koruması da doğmaz. Buna karşılık her yol kapanmaz: sınır dışı kararı fiilen uygulandıktan sonra geriye kalan engel Türkiye'ye giriş yasağıdır ve bu ayrı bir işlemdir, ayrı dava konusu edilir, yedi günlük özel süreye tabi değildir (m.9). Kişi hakkında ayrıca idari gözetim kararı varsa o karara karşı sulh ceza hâkimine başvurmanın süresi zaten yoktur ve şartların değiştiği iddiasıyla yeniden başvurulabilir (m.57/6). Tebligatın usulüne uygun yapılmadığı düşünülüyorsa sürenin ne zaman işlemeye başladığı ayrıca tartışılabilir.
Sınır dışı etme kararına itiraz süresi hep yedi gün müydü?
Hayır. 6458 sayılı Kanun'un ilk hâlinde bu süre on beş gündü; 7196 sayılı Kanunla 24/12/2019 tarihinde madde 53 değiştirilerek süre yedi güne indirildi. Fıkra, 21/11/2024 tarihli 7533 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirildi (tebligat yapılamaması hâlinde uygulanacak iki aylık süre ve dosyanın ne zaman tekemmül etmiş sayılacağı bu değişiklikle eklendi) ancak yedi günlük başvuru süresi korundu. Bugün yürürlükte olan ve uygulanması gereken süre yedi gündür; eski on beş günlük süreye güvenmek hak kaybına yol açar.
2024 yılındaki kanun değişikliği benim davama uygulanır mı?
6458 sayılı Kanun'a 7533 sayılı Kanunla eklenen geçici m.3'e göre, madde 31 ve madde 53'te yapılan değişiklikler geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar hakkında uygulanır. Ölçüt kararın tarihi değil davanın açıldığı tarihtir. Yedi günlük başvuru süresi bakımından sonuç değişmez, çünkü o süreyi 2019 tarihli 7196 sayılı Kanun getirmişti.
Dava dilekçemde adresim doğru olduğu hâlde tebligat yapılamazsa ne olur?
6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması hâlinde 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Genel kuralda dosya işlemden kaldırılır ve yeni adres bildirilmeden bir yıl geçerse dava açılmamış sayılır (2577 sayılı Kanun m.26/3); sınır dışı davasında bu sürenin karşılığı iki aydır. Kural 2024 yılında 7533 sayılı Kanunla eklenmiştir; adresi güncel ve doğru bildirmek bu yüzden önemlidir.
Süresinde dava açtım; yine de "gönüllü rıza" ile sınır dışı edilebilir miyim?
Kanun bunu bir istisna olarak düzenlemiştir. m.53/3'ün son cümlesi, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmeme güvencesini 'yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla' tanır; yani rıza varsa koruma işlemez. Kanunun kendi sistemi rızanın bilgilendirilmiş olmasını gerektirir: karar gerekçeleriyle tebliğ edilir ve avukatla temsil edilmeyen kişi kararın sonucu ile itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir (m.53/2). Bu nedenle dava derdestken imzalanması istenen 'gönüllü geri dönüş' benzeri hiçbir belge, ne anlama geldiği anlaşılmadan ve avukata danışılmadan imzalanmamalıdır.
İdare mahkemesinin sınır dışı davasında verdiği karara karşı Danıştay'a gidilebilir mi?
Hayır. 6458 sayılı Kanun m.53/3, mahkemenin bu konuda vermiş olduğu kararın kesin olduğunu açıkça yazar. Kesinlik, idari yargı içindeki istinaf ve temyiz yollarının kapalı olduğu anlamına gelir; bu yüzden dayanılacak bütün iddialar idare mahkemesi aşamasında eksiksiz ileri sürülmelidir.
İdare mahkemesi davamı reddetti ve karar kesin. Anayasa Mahkemesine başvurabilir miyim?
Evet. 6216 sayılı Kanun m.45/2 bireysel başvuru için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasını arar; sınır dışı davasında idare mahkemesi kararı kesin olduğundan bu şart o kararla gerçekleşir. Süre, aynı kanunun m.47/5'ine göre otuz gündür ve başvuru yollarının tüketildiği tarihten işler. İdare mahkemesine başvuru süresi yedi gün, Anayasa Mahkemesine başvuru süresi otuz gündür; ikisi karıştırılmamalıdır.
Bireysel başvuru sınır dışı işlemini durdurur mu?
Kendiliğinden durdurmaz. 6216 sayılı Kanunda bireysel başvuruya bağlanmış otomatik bir durdurucu etki yoktur; m.53/3'teki kanuni koruma ise idare mahkemesindeki yargılama sonuçlanıncaya kadar işler. Bireysel başvuru aşamasında sınır dışı işleminin durması, Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğüne dayanarak vereceği geçici tedbire bağlıdır. Tedbir otomatik değildir, talep edilmesi ve gerekçelendirilmesi gerekir.
Deport kararı nasıl kaldırılır?
Cevap kişinin nerede olduğuna bağlıdır. Kişi hâlâ Türkiye'deyse kaldırılacak olan sınır dışı etme kararıdır; iptali için tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde dava açılır (m.53/3). Kişi çıkarılmışsa geriye kalan engel Türkiye'ye giriş yasağıdır (m.9/2); bu ayrı bir işlemdir, ayrı dava konusu edilir ve yedi günlük süreye tabi değildir. Giriş yasağının süresi, kaldırılması ve geri gelme yolları ayrı bir yazıda ele alınmıştır.
Sınır dışı kararı ile giriş yasağı aynı şey mi?
Değildir. Sınır dışı etme, kişinin Türkiye'den çıkarılmasına ilişkin bir işlemdir (m.53-54). Giriş yasağı ise kişinin Türkiye'ye girişinin yasaklanmasıdır (m.9) ve çoğu zaman bir tahdit koduyla birlikte anılır. Sınır dışı kararına yedi günde idare mahkemesinde itiraz edilirken, giriş yasağı ayrı bir işlem olarak dava konusu edilir.
Kimler sınır dışı edilemez?
6458 sayılı Kanun m.55, sınır dışı sebeplerinden biri bulunsa dahi bazı yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmayacağını düzenler. Gönderileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar, ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik nedeniyle seyahati riskli görülenler, hayati tehlike arz eden hastalığı için tedavisi sürerken gönderileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar, mağdur destek sürecinden yararlanan insan ticareti mağdurları ile tedavileri tamamlanıncaya kadar psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları bu kapsamdadır.
Geri gönderme yasağı (non-refoulement) nedir?
Geri gönderme yasağı, bir kişinin kötü muameleye maruz kalacağı bir ülkeye gönderilmemesini güvence altına alan ilkedir ve 6458 sayılı Kanunda m.55/1-a ile somutlaşır: sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz. Kanun bu değerlendirmenin herkes için ayrı yapılmasını arar (m.55/2); yani toplu ya da ülke geneli bir kabul yeterli değildir.
Sağlık sorunu veya hamilelik sınır dışı kararını engeller mi?
6458 sayılı Kanun m.55/1-b'ye göre ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülen yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz. Kanun ayrıca hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanları da aynı korumaya dâhil eder (m.55/1-c). Bu değerlendirme herkes için ayrı yapılır (m.55/2).
Sınır dışı kararında "gidebileceği üçüncü ülke" yazıyorsa ne önemi var?
Üçüncü ülkenin hangi ülke olduğu, kararın denetlenebilmesi için önemlidir. m.55/1-a, kişinin sınır dışı edileceği ülkede kötü muameleye maruz kalma riskini ölçüt yapar; bu ölçüt ancak gönderileceği ülke belliyse uygulanabilir. Kanun ayrıca kararın gerekçeleriyle birlikte tebliğini şart koşar (m.53/2). Kararda yalnız adı belirtilmemiş bir üçüncü ülkeden söz ediliyorsa, m.55 değerlendirmesinin o ülke bakımından yapılıp yapılmadığı anlaşılamaz; bu eksiklik iptal davasında gerekçe yönünden ileri sürülebilir.
Uluslararası koruma başvurum varken hakkımda sınır dışı kararı alınabilir mi?
Sınırlı hâllerde alınabilir. 6458 sayılı Kanun m.54/2, uluslararası koruma başvuru sahibi veya statü sahibi kişiler hakkında, aynı maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında değerlendirildikleri takdirde uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabileceğini öngörür. Bu üç bent dışında bir gerekçeye dayanan karar, iptal davasında dayanağı yönünden tartışılabilir.
İdari gözetim nedir, ne kadar sürer?
6458 sayılı Kanun m.57/2'ye göre, haklarında sınır dışı etme kararı alınanlardan kaçma ve kaybolma riski bulunan, giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, tanınan sürede çıkmayan veya kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik idari gözetim kararı alır; bu kişiler kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezlerine götürülür. Gözetim süresi kural olarak altı ayı geçemez; yabancının iş birliği yapmaması ya da ülkesiyle ilgili doğru bilgi veya belgeleri vermemesi nedeniyle işlemler tamamlanamazsa en fazla altı ay daha uzatılabilir (m.57/3).
Geri gönderme merkezi nedir?
Geri gönderme merkezi, hakkında idari gözetim kararı alınan yabancıların gözetim süresince tutulduğu tesistir (6458 sayılı Kanun m.57/2). Buradaki tutulma bir ceza değil idari bir tedbirdir; gözetimin devamında zaruret olup olmadığı valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir ve zaruret görülmeyen yabancılar için gözetim derhâl sonlandırılır (m.57/4).
Sınır dışı itirazı ile idari gözetim itirazı aynı yere mi yapılır?
Hayır. Sınır dışı etme kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulur (m.53/3). Kişi bu süreçte idari gözetim altına alınmışsa, gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurulur; başvuru gözetimi durdurmaz, hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir (m.57/6). Çoğu dosyada iki karar birlikte bulunur ve iki ayrı başvuru gerekir.
İlgili çalışma alanı: Yabancılar Hukuku
← Tüm makaleler