Boş ameliyathanede merkezî ameliyat lambası, hazırlanmış steril masa ve hasta dosyası

Sağlık Hukuku

Malpraktis Nedir? Doktor Hatası Tazminat Davası

18 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Malpraktis, hekimin veya diğer sağlık meslek mensuplarının teşhis, tedavi ve bakım sırasında tıbbi standarda uygun davranmaması sonucu hastanın zarar görmesidir. Doktor hatası nedeniyle açılan tazminat davasında önce müdahalenin özel mi kamu sağlık kuruluşunda mı yapıldığı belirlenir; davalı, mahkeme, dava öncesi zorunlu başvuru ve süreler bu ayrıma göre değişir. Bu yazı, bir tedavi veya ameliyat sonrasında zarar gören hasta ile hastayı kaybeden yakınlar için malpraktisin şartlarını, dava yolunu ve ceza şikâyetini madde dayanaklarıyla açıklar.

1. Malpraktis: Öne Çıkanlar

  • Malpraktis tıbbi standarda aykırı davranışla doğan zarardır; tıbbi standarda uygun müdahaleye rağmen gelişen komplikasyon tek başına malpraktis sayılmaz (Hasta Hakları Yönetmeliği m.11).
  • Özel hastanedeki malpraktis davası kural olarak tüketici mahkemesinde açılır ve dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m.73/1, m.73/A).
  • Kamu hastanesindeki malpraktiste dava hekime değil idareye açılır; idare mahkemesine gitmeden önce ilgili idareye bir yıl, her hâlde beş yıl içinde başvurulur (Anayasa m.129/5; 2577 sayılı Kanun m.13/1).
  • Haksız fiile dayanan malpraktis talebinde iki yıllık zamanaşımı müdahale tarihinden değil, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten başlar (Türk Borçlar Kanunu m.72/1).
  • Sözleşmeye dayanan malpraktis talebinde hekim, kusursuz olduğunu ispat etmedikçe zarardan sorumludur (Türk Borçlar Kanunu m.112).
  • Malpraktis nedeniyle hekim hakkında ceza soruşturması Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine bağlıdır; tazminat davası bu izne bağlı değildir (3359 sayılı Kanun ek m.18).

2. Malpraktis Nedir?

Malpraktis, sağlık meslek mensubunun muayene, teşhis, tedavi veya bakım sırasında tıbbi bilginin ve mevzuatın gerektirdiği standarda uygun davranmaması ve bu davranış nedeniyle hastanın bedensel ya da ruhsal bütünlüğünün zarar görmesidir. Türkçede doktor hatası, tıbbi hata veya hatalı tıbbi uygulama olarak da anılır.

Malpraktisin mevzuattaki karşılığı tıbbi kötü uygulamadır; hekimlerin zorunlu mesleki sorumluluk sigortası da bu kavram üzerinden kurulmuştur (1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12).

Malpraktisin ölçütü, hastanın hangi standartta tedavi edilmesi gerektiğidir. Hasta, teşhisinin modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak konulmasını, tedavisinin ve bakımının da aynı ölçüte göre yapılmasını isteme hakkına sahiptir; tababet ilkelerine ve ilgili mevzuata aykırı teşhis ve tedavi yapılamaz (Hasta Hakları Yönetmeliği m.11). Hekimin özen borcu ise aynı alanda çalışan basiretli bir meslek mensubunun göstermesi gereken davranışa göre ölçülür (Türk Borçlar Kanunu m.506/3).

Bu tanımdan çıkan sonuç şudur: tedavinin istenen sonucu vermemesi tek başına malpraktis değildir. Malpraktisten söz edilebilmesi için müdahalenin o tarihteki tıbbi standarda aykırı olması, hastada zarar doğması ve zararın bu aykırılıktan kaynaklanması gerekir.

2.1. Malpraktis Türleri Nelerdir?

Malpraktis uyuşmazlıkları çoğunlukla aşağıdaki davranışlardan birine dayanır. Her biri ayrı bir yükümlülüğün ihlalidir ve dosyada hangi yükümlülüğün ihlal edildiği ayrı ayrı gösterilir:

  • Teşhis hatası: Gerekli tetkikin istenmemesi, sonucun değerlendirilmemesi veya hastaya bildirilmemesi nedeniyle tanının yanlış ya da geç konulmasıdır. Ölçüt, teşhisin modern tıbbi bilginin gereklerine uygun konulup konulmadığıdır (Hasta Hakları Yönetmeliği m.11).
  • Tedavi ve ameliyat hatası: Tıbben gerekli tedavinin uygulanmaması, yanlış yöntemin seçilmesi veya ameliyatın hatalı teknikle yapılmasıdır. Hekimin bu aşamadaki davranışı basiretli bir meslek mensubunun özeniyle karşılaştırılır (Türk Borçlar Kanunu m.506/3).
  • Aydınlatma ve rıza eksikliği: Hastaya hastalığın muhtemel seyri, müdahalenin nasıl yapılacağı, diğer tedavi seçenekleri ve muhtemel komplikasyonlar anlatılmadan müdahale edilmesidir (Hasta Hakları Yönetmeliği m.15). Tıbbi zaruret hâli dışında müdahale, hastanın verdiği rızanın sınırları içinde kalmalıdır (m.31).
  • Takip ve bakım eksikliği: Müdahaleden sonra hastanın gerektiği gibi izlenmemesi veya gereken kontrolün yapılmamasıdır. Hastanın bakımını isteme hakkı da aynı standarda bağlıdır (m.11).
  • Kurumsal organizasyon kusuru: Zarar tek bir hekimin davranışından değil, sağlık kuruluşunun çalışma düzeninden doğmuşsa kuruluş, çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe sorumludur (Türk Borçlar Kanunu m.66/2).

Hastanede gelişen enfeksiyon ve estetik müdahale gibi özel durumlar ayrı kurallara tabidir. Hastanede gelişen enfeksiyon için hastane enfeksiyonu tazminat davası yazısına, estetik müdahaleler için aşağıdaki zamanaşımı bölümüne bakabilirsiniz.

2.2. Malpraktis ile Komplikasyon Arasındaki Fark

Malpraktis ile komplikasyon arasındaki fark, zararın tıbbi standarda aykırı bir davranıştan doğup doğmadığıdır. Komplikasyon, tıbbi standarda uygun yapılan müdahalede de ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçtur. Malpraktiste ise zarar, özen borcuna aykırı davranışın sonucudur.

Komplikasyon savunması iki soruyu kapatmaz. Birincisi, muhtemel komplikasyonların müdahaleden önce hastaya anlatılıp anlatılmadığıdır; bu bilgi aydınlatma yükümlülüğünün açıkça sayılan unsurlarından biridir (Hasta Hakları Yönetmeliği m.15/ç). İkincisi, komplikasyon ortaya çıktıktan sonra hastanın tıbbi standarda uygun biçimde izlenip tedavi edilip edilmediğidir (m.11). Ayrıntılı karşılaştırma için komplikasyon ile malpraktis farkı yazısına bakabilirsiniz.

3. Malpraktis Tazminat Davasının Şartları

Malpraktis tazminat davasında hastanın dört unsuru ortaya koyması gerekir: hekim veya sağlık kuruluşuyla kurulan bir ilişki ya da bir haksız fiil, tıbbi standarda aykırı davranış, hastada doğan zarar ve zararın bu davranıştan kaynaklandığını gösteren nedensellik bağı. Dava iki ayrı sorumluluk sebebine dayandırılabilir: sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil.

Sözleşmeye aykırılık: Tedavi sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nda ayrı bir sözleşme türü olarak düzenlenmemiştir. Kanun, düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine vekâlet hükümlerinin niteliklerine uygun düştükleri ölçüde uygulanacağını söyler (Türk Borçlar Kanunu m.502/2). Vekil, üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür (m.506/2). Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür (m.112).

Haksız fiil: Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu m.49/1). Haksız fiilde zararı ve zarar verenin kusurunu zarar gören ispat eder (m.50/1).

Sorumluluk birden fazla sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemedikçe ona en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir (Türk Borçlar Kanunu m.60). Bu nedenle dilekçede iki sebep birlikte ileri sürülebilir.

3.1. Malpraktis Davasında İspat Yükü

Malpraktis davasında ispat yükü, talebin dayandığı sorumluluk sebebine göre değişir. Sözleşmeye dayanan talepte hasta, tedavinin gereği gibi yapılmadığını ve zararını gösterir; hekim veya sağlık kuruluşu ise kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur (Türk Borçlar Kanunu m.112). Haksız fiile dayanan talepte ise kusuru ispat yükü hastadadır (m.50/1). Bu fark, sözleşme ilişkisinin bulunduğu dosyalarda hastanın lehinedir.

Aydınlatılmış rıza bakımından da ayrı bir kural uygulanır. Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir (Hasta Hakları Yönetmeliği m.24/1) ve rıza alınırken hastanın müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatılması esastır (m.31/1). Kişilik hakkına yapılan saldırı, zarar görenin rızası gibi bir haklılık sebebi bulunmadıkça hukuka aykırıdır (Türk Medeni Kanunu m.24/2). İspat yükü, iddia edilen vakıadan kendi lehine sonuç çıkaran tarafa aittir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190/1). Bu kurallar birlikte okunduğunda, müdahalenin hukuka uygun olduğunu savunan hekim veya sağlık kuruluşu, hastanın aydınlatıldığını ve rıza verdiğini ispat etmek durumundadır. İmzalı matbu bir onam formu, formdaki bilgilerin hastaya fiilen anlatıldığını her zaman göstermez. Ayrıntı için aydınlatılmış onam yazısına bakabilirsiniz.

4. Malpraktis Davası Kime Karşı Açılır?

Malpraktis davasının kime karşı açılacağı, müdahalenin yapıldığı sağlık kuruluşunun özel mi kamu mu olduğuna göre belirlenir. Özel sağlık kuruluşunda hekim ve kuruluşu işleten kişi birlikte davalı olabilir; kamu sağlık kuruluşunda ise dava yalnız idareye karşı açılır.

Özel hastane, özel tıp merkezi ve muayenehane: Hasta, tedaviyi yapan hekime ve hastanın kabul edildiği özel sağlık kuruluşunu işleten kişiye karşı dava açabilir. Kuruluş, borcun ifasını çalışanlarına bırakmış olsa bile onların işi yürütürken hastaya verdiği zarardan sorumludur (Türk Borçlar Kanunu m.116/1). Uzmanlık gerektiren ve izinle yürütülen bir meslekte, kuruluşun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (m.116/3). Hekimlik bu tür bir meslek olduğu için hastaya imzalatılan sorumsuzluk kaydı, kuruluşu çalıştırdığı hekimin kusurundan doğan sorumluluktan kurtarmaz. Haksız fiil yolunda da adam çalıştıran, çalışanının iş sırasında verdiği zarardan sorumludur ve ödediği tazminat için çalışana, onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir (m.66/1, m.66/3). Özel hastaneye karşı açılacak davanın ayrıntısı özel hastaneye malpraktis tazminat davası yazısındadır.

Devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, devlet üniversitesi hastanesi: Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir (Anayasa m.129/5). Bu nedenle kamu hastanesindeki malpraktiste hekime doğrudan tazminat davası açılmaz; dava hastaneyi işleten idareye karşı açılır. İdarenin ödediği tazminattan dolayı hekime rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu bir yıl içinde karar verir (3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m.18/2).

5. Malpraktis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Malpraktis davasında görevli mahkeme, müdahalenin yapıldığı kurumun niteliğine bağlıdır: özel sağlık kuruluşunda tüketici mahkemesi, kamu sağlık kuruluşunda idare mahkemesi. İki yol davalı, dava öncesi zorunlu adım ve süre bakımından birbirinden ayrılır:

ÖlçütÖzel sağlık kuruluşuKamu sağlık kuruluşu
DavalıHekim ve/veya kuruluşu işleten kişiHastaneyi işleten idare (Anayasa m.129/5)
Görevli mahkemeTüketici mahkemesi (6502 sayılı Kanun m.73/1)İdare mahkemesi, tam yargı davası (2577 sayılı Kanun m.2/1-b)
Dava öncesi zorunlu adımArabulucuya başvuru (6502 sayılı Kanun m.73/A)İlgili idareye yazılı başvuru (2577 sayılı Kanun m.13/1)
Başvuru süresiZamanaşımı süreleri (Türk Borçlar Kanunu m.72, m.146)Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl (m.13/1)
Dava açma süresiZamanaşımı dolmadanBaşvurunun reddinden veya otuz günlük cevap­sız­lık­tan sonra altmış gün (m.13/1, m.7/1)

5.1. Özel Hastanede Malpraktis Davası: Tüketici Mahkemesi

Özel hastanede malpraktis davası kural olarak tüketici mahkemesinde açılır. Tüketici işlemi, ticari veya mesleki amaçla hareket eden kişiler ile tüketiciler arasında kurulan ve vekâlet sözleşmesi de dâhil her türlü sözleşme ve hukuki işlemdir (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3/1-l). Tedavi için başvuran hasta ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden kişidir (m.3/1-k). Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir (m.73/1). Kanunun güncel metni Mevzuat Bilgi Sistemi’nde yer alır.

Yetkili mahkeme birden fazladır. Genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6/1). Haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m.16/1). Tüketici davası tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m.73/5). Tüketici mahkemesinin görev alanı için tüketici mahkemesi yazısına bakabilirsiniz.

5.2. Kamu Hastanesinde Malpraktis Davası: Tam Yargı Davası

Kamu hastanesinde malpraktis davası, idari eylemden kişisel hakkı doğrudan zarar görenin açtığı tam yargı davasıdır (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-b). Dava açmadan önce idareye başvurmak zorunludur: idari eylemden hakkı ihlal edilen kişi, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini ister (m.13/1).

İdare talebi kısmen veya tamamen reddederse ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren, otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılır (2577 sayılı Kanun m.13/1). İdare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunda ayrı süre yoksa altmış gündür (m.7/1). Dava önce görevli olmayan adli yargıda açılmış ve görev yönünden reddedilmişse, sonra idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz (m.13/2). Tam yargı davasının genel çerçevesi için tam yargı davası yazısına bakabilirsiniz.

6. Malpraktis Davasında Arabuluculuk

Özel sağlık kuruluşuna karşı tüketici mahkemesinde açılacak malpraktis davasında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m.73/A-1). Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir; davacı, anlaşmaya varılamadığını gösteren son tutanağı dava dilekçesine eklemek zorundadır (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-2).

Arabuluculuk şartının istisnaları kanunda sayılmıştır. Bunlardan malpraktis bakımından önemli olanı, tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklardır; bu uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk uygulanmaz (6502 sayılı Kanun m.73/A-1-a). Arabuluculuk görüşmesi sonunda taraflar anlaşsa da anlaşamasa da tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, kanundaki sınır içinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (m.73/A-3).

Kamu hastanesine karşı açılacak tam yargı davasında bu arabuluculuk şartı uygulanmaz; onun yerine yukarıda anlatılan idareye başvuru şartı vardır (2577 sayılı Kanun m.13/1). Arabuluculuk sürecinin genel işleyişi için arabuluculuk nedir yazısına bakabilirsiniz.

7. Malpraktis Davası Nasıl Açılır?

Malpraktis davası, tıbbi kayıtların toplanması ve kurumun niteliğinin belirlenmesiyle başlar; ardından dava öncesi zorunlu adım tamamlanır ve dilekçe verilir. Adımlar şu sırayla yürür:

  1. Hastanın dosyası ve tıbbi kayıtları istenir. Hasta, sağlık durumuyla ilgili bilgilerin bulunduğu dosyayı ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve suretini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m.16). Epikriz, ameliyat notu, anestezi kaydı, tetkik sonuçları, hemşire gözlem kayıtları ve imzalanan onam formları bu kapsamdadır. Yönetmeliğin güncel metni Mevzuat Bilgi Sistemi’nde yayımlanır.
  2. Kayıtlarda eksik, belirsiz veya hatalı bilgi varsa tamamlanması ve düzeltilmesi istenir. Bu hak, sağlık durumuyla ilgili raporlara itiraz etmeyi ve yeni rapor düzenlenmesini istemeyi de kapsar (Hasta Hakları Yönetmeliği m.17).
  3. Müdahalenin yapıldığı kurumun özel mi kamu mu olduğu belirlenir. Davalı, mahkeme ve dava öncesi adım bu tespite göre seçilir (Anayasa m.129/5; 6502 sayılı Kanun m.73/1).
  4. Özel sağlık kuruluşu söz konusuysa arabulucuya başvurulur (6502 sayılı Kanun m.73/A-1). Kamu sağlık kuruluşu söz konusuysa ilgili idareye yazılı başvuru yapılır ve cevap ya da otuz günlük sürenin dolması beklenir (2577 sayılı Kanun m.13/1).
  5. Zarar kalemleri belirlenir: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp, ölüm hâlinde destekten yoksunluk ve manevi tazminat (Türk Borçlar Kanunu m.53, m.54, m.56).
  6. Dava dilekçesi, sorumluluk sebepleri birlikte gösterilerek verilir (Türk Borçlar Kanunu m.60). Dilekçenin unsurları için malpraktis dava dilekçesi yazısına bakabilirsiniz.

Malpraktis davasında tıbbi standarda aykırılık ve nedensellik çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Dosyadaki raporlara itiraz yolu raporun türüne göre değişir: idari nitelikteki sağlık kurulu raporları için sağlık kurulu raporuna itiraz, Adli Tıp Kurumu raporları için adli tıp raporuna itiraz yazılarına bakabilirsiniz.

8. Malpraktis Tazminatı: Hangi Kalemler İstenir?

Malpraktis tazminatı maddi ve manevi tazminattan oluşur ve tutarı önceden söylenemez. Kanun malpraktis için sabit bir miktar ya da aralık öngörmez; tazminat, kanunda sayılan zarar kalemlerinin somut olayda ispatlanan tutarı üzerinden hesaplanır. Bu nedenle talep tek bir toplam olarak değil, kalem kalem kurulur ve her kalem ayrı ispatlanır.

Bedensel zararlar özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır (Türk Borçlar Kanunu m.54). Hasta ölmüşse cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı ile ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıpları istenir (m.53).

Manevi tazminat bakımından hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye olayın özelliklerini gözeterek uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınları da manevi tazminat isteyebilir (Türk Borçlar Kanunu m.56). Manevi tazminatın ölçütleri için maddi ve manevi tazminat davası yazısına bakabilirsiniz.

8.1. Malpraktis Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Malpraktis tazminatında bedensel zarar ve destekten yoksunluk zararı, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zararın belirlenmesinde gözetilmez ve tazminattan indirilmez. Hesaplanan tazminat, miktarı esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz (Türk Borçlar Kanunu m.55/1).

Bu hesap kuralları, idari eylem ve işlemlerden doğan vücut bütünlüğü kaybı ve ölüm zararlarında da uygulanır (Türk Borçlar Kanunu m.55/2). Bu nedenle kamu hastanesine karşı açılan tam yargı davasında da aynı hesap kuralları geçerlidir.

8.2. Malpraktis Tazminatında Faiz: 2026 Değişikliği

Malpraktis tazminatında faizin başlangıcı 2026’da değişmiştir. 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkraya göre çalışma gücü kaybı ve destekten yoksunluk tazminatında, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olayın meydana geldiği tarihten, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir (Türk Borçlar Kanunu m.55/3). Aynı tazminatlar için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir (m.55/4).

Bu mahsup kuralı, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin indirilemeyeceği kuralıyla karıştırılmamalıdır. Birinci fıkra ifa amacı taşımayan ödemenin tazminattan indirilmesini yasaklar; dördüncü fıkra ise ifa amacıyla yapılan ödemenin oransal olarak düşülmesini düzenler. Ayrımı ödemenin ifa amacı taşıyıp taşımadığı belirler (Türk Borçlar Kanunu m.55/1, m.55/4).

Hangi faiz kuralının uygulanacağını dava veya karar tarihi değil, müdahalenin tarihi belirler. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve bu hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir (7589 sayılı Kanun m.26/1-c). Değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; daha önce meydana gelen olaylarda maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam eder (7589 sayılı Kanun geçici m.1/9).

Tıbbi müdahalenin tarihiFaiz ve mahsup rejimi
31.07.2026 öncesiTürk Borçlar Kanunu m.55’in deği­şik­lik­ten önceki hükümleri
31.07.2026 sonrasıBilinen döneme olay tarihinden, bilinemeyen döneme karar tarihinden faiz; ifa amaçlı ödemenin oransal mahsubu

Zamanaşımı öğrenme anından işlediği için değişiklikten önce yapılan bir müdahaleye ilişkin dava değişiklikten sonra açılabilir; bu davada da eski hükümler uygulanır.

9. Malpraktis Davasında Zamanaşımı

Malpraktis davasında zamanaşımı, talebin sözleşmeye mi haksız fiile mi dayandığına ve kurumun kamu mu özel mi olduğuna göre değişir. Süreler şunlardır:

Talebin dayanağıSüreDayanak
Sözleşmeye aykırılıkOn yılTürk Borçlar Kanunu m.146
Haksız fiilZararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yılTürk Borçlar Kanunu m.72/1
Haksız fiil, fiil daha uzun ceza zamanaşımı olan bir suç iseCeza zamanaşımı süresiTürk Borçlar Kanunu m.72/1
Kamu hastanesi, idareye başvuruÖğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl2577 sayılı Kanun m.13/1

9.1. Malpraktis Davasında Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Malpraktis davasında haksız fiile dayanan talepte iki yıllık süre müdahale tarihinden değil, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlar; on yıllık üst süre ise fiilin işlendiği tarihten işler (Türk Borçlar Kanunu m.72/1). Tıbbi zarar çoğu kez müdahale anında değil, sonraki kontrol ve tedavi sürecinde anlaşılır. Bu nedenle ameliyat tarihinden bu yana iki yıl geçmiş olması tek başına sürenin dolduğunu göstermez. Zararın ve sorumlunun ne zaman öğrenildiğini gösteren epikriz, sağlık kurulu raporu ve yazışmalar bu yüzden saklanır.

Kamu hastanesinde bir yıllık başvuru süresi, idari eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten; beş yıllık üst süre ise eylem tarihinden işler (2577 sayılı Kanun m.13/1).

Olay taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçunu oluşturuyorsa ve ceza kanunu bu suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, haksız fiile dayanan tazminat talebinde de o süre uygulanır (Türk Borçlar Kanunu m.72/1). Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (m.161). Süre dolmuş görünse bile talep sözleşmeye de dayanıyorsa on yıllık genel süre işleyebileceğinden dosya ayrıca incelenir (m.146). Haksız fiil sürelerinin genel işleyişi için haksız fiil tazminatında zamanaşımı yazısına bakabilirsiniz.

9.2. Estetik Müdahalede Zamanaşımı

Estetik amaçlı müdahalede sözleşmenin niteliği ayrıca incelenir. Müdahale eser sözleşmesi olarak nitelendirilirse, taşınmaz yapılar dışındaki ayıplı eserler için teslimden itibaren iki yıllık, yüklenicinin ağır kusuru varsa yirmi yıllık süre gündeme gelir (Türk Borçlar Kanunu m.478). Estetik dosyalardaki bu ayrım için hatalı estetik ameliyat tazminat davası yazısına bakabilirsiniz.

10. Malpraktis Cezası: Hekimin Ceza Sorumluluğu

Malpraktis cezası, hatalı tıbbi uygulamanın taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçunu oluşturması hâlinde gündeme gelir. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir (Türk Ceza Kanunu m.22/2). Taksirle işlenen suçta ceza failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla kişinin taksiriyle işlenen suçta herkes kendi kusurundan sorumludur (m.22/4-5).

  • Taksirle yaralama: Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır (Türk Ceza Kanunu m.89/1). Yaralama organ işlevinin sürekli zayıflamasına veya yaşamı tehlikeye sokan bir duruma yol açmışsa ceza yarı oranında, iyileşmesi olanaksız hastalığa veya organ işlevinin yitirilmesine yol açmışsa bir kat artırılır (m.89/2-3).
  • Taksirle öldürme: Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (Türk Ceza Kanunu m.85/1).

Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; ancak birinci fıkra kapsamındaki basit yaralama dışında, suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (Türk Ceza Kanunu m.89/5). Şikâyete bağlı suçta şikâyet süresi, fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı aydır (Türk Ceza Kanunu m.73/1-2). Suçların ayrıntısı için taksirle yaralama, taksirle öldürme ve taksir yazılarına bakabilirsiniz.

10.1. Malpraktis Şikâyetinde Soruşturma İzni

Malpraktis nedeniyle hekim hakkında ceza soruşturması yürütülebilmesi için Mesleki Sorumluluk Kurulunun izni gerekir. Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde çalışan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlemleri nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve soruşturma iznini Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu verir (3359 sayılı Kanun ek m.18/1). 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar bu kuralın dışındadır (ek m.18/1).

Soruşturma izni sürecinin üç sonucu vardır. İzin için 4483 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki süreler iki kat uygulanır (3359 sayılı Kanun ek m.18/1). Kurulun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir (ek m.18/1). Haklarında 4483 sayılı Kanun uyarınca kesinleşmiş soruşturma izni verilmiş olanlar bakımından bu izin usulü uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmaya devam edilir (geçici m.13/1).

Soruşturma izni yalnız ceza yolunu ilgilendirir. Ek 18. madde tıbbi işlemler nedeniyle yapılan soruşturmalar için izin usulü kurar; tüketici mahkemesinde veya idare mahkemesinde açılacak tazminat davası için izin aranacağına dair bir hüküm içermez. İzin süreci beklenirken tazminat talebinin zamanaşımı ayrıca işlemeye devam eder (Türk Borçlar Kanunu m.72/1).

10.2. Doktor Hatası Nereye Şikâyet Edilir?

Doktor hatası nedeniyle suç şikâyeti Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılır; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan şikâyet de ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir (Ceza Muhakemesi Kanunu m.158/1-2). Şikâyet dilekçesinde olay tarihi, müdahaleyi yapan sağlık personeli ve kurum, zararın niteliği ve mevcut tıbbi kayıtlar gösterilir. Dilekçenin biçimi için şikâyet dilekçesi örneği yazısına bakabilirsiniz.

11. Malpraktis Sigortası ve Tazminatın Ödenmesi

Malpraktis sigortası, hekimin tıbbi kötü uygulama nedeniyle verebileceği zararları ve kendisine yapılacak rücuları karşılamak için yaptırmak zorunda olduğu mesleki mali sorumluluk sigortasıdır. Zorunluluk, kamu sağlık kuruluşlarında çalışan tabip, diş tabibi ve uzmanlar ile özel sağlık kuruluşlarında çalışan veya mesleğini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve uzmanları kapsar (1219 sayılı Kanun ek m.12). Madde zorunluluğu bu meslek gruplarıyla sınırlar; hemşire, ebe ve diğer sağlık meslek mensuplarını saymaz.

11.1. Malpraktis Sigortasını Kim Yaptırır, Primi Kim Öder?

Malpraktis sigortasını kimin yaptıracağı ve primi kimin ödeyeceği hekimin çalışma biçimine göre değişir (1219 sayılı Kanun ek m.12):

Hekimin durumuSigortayı yaptıranPrimin ödenmesi
Kamu sağlık kuruluşunda çalışanHekimYarısı hekim, yarısı döner sermaye; döner sermaye yoksa kurum bütçesi
Özel sağlık kuruluşunda çalışanÖzel sağlık kuruluşuYarısı hekim, yarısı istihdam eden
Mesleğini serbest icra edenHekimKanunda paylaşım öngörülmez

Özel sağlık kuruluşunun hekim için ödediği prim payı, hiçbir isim altında hekimin maaşından ve diğer mali haklarından kesilemez; bu kesintiye imkân veren sözleşme hükmü de yapılamaz (1219 sayılı Kanun ek m.12). Teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak belirlenir. Sigortayı yaptırmayanlara mülki idare amirince, sigortası yaptırılmayan her kişi için ayrı idari para cezası verilir (ek m.12). Kanunda yazılı ceza tutarı taban tutardır ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır (Kabahatler Kanunu m.17/7).

11.2. Malpraktis Sigortası Tazminat Davasını Nasıl Etkiler?

Malpraktis sigortasının varlığı hastanın davalısını değiştirmez: özel sağlık kuruluşunda hekim ve kuruluş, kamu sağlık kuruluşunda idare sorumludur. Sigorta, hekimin ödediği veya kendisine rücu edilen tazminatı poliçe teminatı içinde karşılayan bir güvencedir.

Kamu hastanesinde idare, kesinleşen mahkeme kararıyla hükmedilen tazminatı ödedikten sonra, tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan sağlık meslek mensubunun yerine geçer. İdarenin ödediği vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat, sağlık meslek mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı içinde, onun sigorta yaptırdığı şirketten talep edilir (3359 sayılı Kanun ek m.18).

Hekime rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, görevin kötüye kullanılıp kullanılmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu bir yıl içinde karar verir. Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından nihai kararı, Kurul kararını ve varsa kesinleşmiş ceza mahkemesi kararını dikkate alarak ilgili üniversite altı ay içinde verir (3359 sayılı Kanun ek m.18/2). Geçici 13. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan rücu davalarında davacı idareye Kurula başvurması için iki aylık süre verilir; başvuru yapılmazsa dava usulden reddedilir (geçici m.13/2).

Malpraktis sigortası mali sorumluluğa ilişkindir. Hekim hakkındaki ceza soruşturması yukarıda anlatılan izin usulüne tabidir ve sigortadan bağımsız yürür (3359 sayılı Kanun ek m.18/1).

Sıkça Sorulan Sorular

Malpraktis ne demek?

Malpraktis, hekimin veya başka bir sağlık meslek mensubunun teşhis, tedavi ya da bakım sırasında tıbbi standarda uygun davranmaması ve bu nedenle hastanın zarar görmesidir. Halk arasında doktor hatası denir; mevzuatta karşılığı tıbbi kötü uygulamadır. Tıbbi standarda uygun müdahaleye rağmen gelişen istenmeyen sonuç ise komplikasyondur ve kendiliğinden malpraktis sayılmaz (Hasta Hakları Yönetmeliği m.11; 1219 sayılı Kanun ek m.12).

Malpraktis davası kime karşı açılır?

Müdahale özel hastanede veya muayenehanede yapıldıysa dava hekime, özel hastaneyi işleten kişiye ya da ikisine birlikte açılabilir. Kamu hastanesinde çalışan hekimin görevi sırasındaki kusurundan doğan tazminat davası ise hekime değil, ancak idareye karşı açılır. İdare ödediği tazminat için hekime rücu edebilir (Türk Borçlar Kanunu m.66, m.116; Anayasa m.129/5).

Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?

Özel sağlık kuruluşundaki müdahalelerde hasta ile sağlık kuruluşu arasındaki ilişki tüketici işlemi niteliği taşıdığından dava kural olarak tüketici mahkemesinde görülür. Kamu hastanesindeki müdahalelerde ise idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Yanlış yargı koluna açılan dava görev yönünden reddedilir; bu nedenle önce müdahalenin yapıldığı kurumun niteliği belirlenir (6502 sayılı Kanun m.3, m.73; 2577 sayılı Kanun m.2).

Malpraktis davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Tüketici mahkemesinde görülecek malpraktis davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır. Kamu hastanesine karşı açılacak tam yargı davasında arabuluculuk yerine, dava açmadan önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılması gerekir (6502 sayılı Kanun m.73/A; 2577 sayılı Kanun m.13).

Malpraktis davasında zamanaşımı ne kadar?

Sözleşmeye aykırılığa dayanan taleplerde genel süre on yıldır. Haksız fiile dayanan taleplerde süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır; fiil daha uzun ceza zamanaşımı olan bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Kamu hastanesinde idareye başvuru öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde beş yıl içinde yapılır. İki yıllık süre müdahale tarihinden değil, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten başlar (Türk Borçlar Kanunu m.72, m.146; 2577 sayılı Kanun m.13).

Malpraktis davasında ne kadar tazminat alınır?

Malpraktis tazminatı için kanunda sabit bir tutar veya aralık yoktur. Maddi tazminat, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve ölüm hâlinde destekten yoksunluk gibi kalemlerin somut olayda ispatlanan tutarı üzerinden hesaplanır. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri bu tutardan indirilemez. Manevi tazminatta hâkim olayın özelliklerine göre uygun bir miktar belirler (Türk Borçlar Kanunu m.53, m.54, m.55, m.56).

Malpraktis tazminatına faiz hangi tarihten işler?

Belirleyici olan müdahalenin tarihidir. 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylarda çalışma gücü kaybı ve destekten yoksunluk tazminatında, kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tutara karar tarihinden kanuni faiz işler. Daha önce meydana gelen olaylarda maddenin eski hükümleri uygulanır (Türk Borçlar Kanunu m.55; 7589 sayılı Kanun geçici m.1/9).

Malpraktis cezası ne kadar?

Hatalı tıbbi uygulama suç oluşturuyorsa çoğunlukla taksirle yaralama veya taksirle öldürme gündeme gelir. Taksirle yaralamanın temel cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır ve ağır sonuçlarda artırılır. Taksirle bir kişinin ölümüne neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Tazminat davası ceza sürecinden bağımsız yürür (Türk Ceza Kanunu m.85, m.89).

Doktor hatası nereye şikâyet edilir?

Suç şikâyeti Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılır. Taksirle basit yaralamada şikâyet süresi, fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı aydır. Tıbbi işlemler nedeniyle hekim hakkında soruşturma yürütülebilmesi için Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulunun izni gerekir; bu şart kamu, özel ve vakıf üniversitesi hekimlerini kapsar (Ceza Muhakemesi Kanunu m.158; Türk Ceza Kanunu m.73; 3359 sayılı Kanun ek m.18).

Tazminat davası için soruşturma izni gerekir mi?

Gerekmez. Mesleki Sorumluluk Kurulunun izni, 3359 sayılı Kanun ek madde 18 uyarınca yalnız tıbbi işlemler nedeniyle yürütülen soruşturmalar için aranır. Hukuk mahkemesinde veya idare mahkemesinde açılacak tazminat davası bu izne bağlı değildir. İzin süreci beklenirken tazminat talebinin zamanaşımı ayrıca işlemeye devam eder.

Malpraktis tazminatını kim öder?

Özel sağlık kuruluşunda tazminattan hekim ve kuruluşu işleten kişi sorumlu tutulabilir; kuruluş çalıştırdığı sağlık personelinin verdiği zarardan da sorumludur. Kamu hastanesinde tazminatı idare öder ve kusur durumuna göre hekime rücu edebilir. Hekimler tıbbi kötü uygulamaya karşı zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu m.66, m.116; 1219 sayılı Kanun ek m.12).

Malpraktis sigortası kimler için zorunlu?

Kamu sağlık kuruluşlarında çalışan tabip, diş tabibi ve uzmanlar ile özel sağlık kuruluşlarında çalışan veya mesleğini serbest icra eden tabip, diş tabibi ve uzmanlar malpraktis sigortası yaptırmak zorundadır. Özel kuruluşta çalışan hekimin sigortasını kuruluş yaptırır ve primin yarısını öder; bu pay hekimin maaşından kesilemez. Sigorta yaptırmayanlara idari para cezası verilir (1219 sayılı Kanun ek m.12).

Malpraktis davası ne kadar sürer?

Kanun malpraktis davası için bir bitiş süresi öngörmez. Süreyi dava öncesi adımlar ve tıbbi inceleme belirler: tüketici mahkemesi yolunda zorunlu arabuluculuk, kamu hastanesi yolunda idareye başvuru ve otuz günlük cevap süresi, her iki yolda da bilirkişi incelemesi. Ceza yolunda soruşturma izni süreleri ayrıca iki kat uygulanır (6502 sayılı Kanun m.73/A; 2577 sayılı Kanun m.13; 3359 sayılı Kanun ek m.18).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp