Gevşek boru bağlantısından zemine uzanan su hasarını inceleyen teknik görevli

Tazminat Hukuku

İlliyet Bağı Nedir? Kesilmesi, Örnekleri ve İspatı

16 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

İlliyet bağı, bir kişinin fiili ile ortaya çıkan zarar veya netice arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir; zarar o fiilden doğmamışsa, fiil kusurlu olsa bile sorumluluk kurulamaz. Bu yazı, trafik kazası, iş kazası, tıbbi müdahale veya başka bir olay nedeniyle tazminat isteyen ya da kendisinden tazminat istenen kişi ile ceza soruşturmasında bir neticeden sorumlu tutulan kişi için illiyet bağının kanundaki karşılığını, hangi hâllerde kesildiğini ve kimin ispat edeceğini açıklar. İlliyet bağı, haksız fiilin dört unsurundan biridir ve kusursuz sorumluluk hâllerinde de aranır. Tazminatın hesabı ve zamanaşımı bu yazının konusu değildir; bunlar için maddi ve manevi tazminat davası ve haksız fiil tazminatında zamanaşımı yazılarımıza bakabilirsiniz.

1. İlliyet Bağı: Öne Çıkanlar

  • İlliyet bağı, fiil ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir; kanun sorumluluğu fiille verilen zarara bağlar (Türk Borçlar Kanunu m.49/1).
  • Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanunu “illiyet bağı” ya da “nedensellik bağı” terimini kullanmaz; bağ, “sebep olursa”, “neden olmuşsa”, “sonucu meydana gelmişse” gibi ifadelerle kurulur (KTK m.85/1, TCK m.87/4, 5510 sayılı Kanun m.21/1).
  • İlliyet bağını kesen üç hâl trafik sorumluluğunda adıyla sayılır: mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü bir kişinin ağır kusuru (KTK m.86/1).
  • İlliyet bağı kesilirse sorumluluk tamamen kalkar; zarar görenin katkısı bağı kesmiyorsa hâkim yalnız tazminatı indirebilir (TBK m.52/1, KTK m.86/2).
  • İlliyet bağını tazminat isteyen ispat eder; bağın kesildiğini ileri süren taraf da bunu ispat etmelidir (Türk Medeni Kanunu m.6, KTK m.86/1).
  • Ceza hukukunda fiil kastedilenden ağır bir neticeye yol açmışsa kişi o neticeden ancak en azından taksirle hareket etmişse sorumlu tutulur (Türk Ceza Kanunu m.23/1).

2. İlliyet Bağı Nedir?

İlliyet bağı, zarar verenin fiili ile zarar görenin uğradığı zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir: zarar, o fiilin sonucu olarak doğmuş olmalıdır. Kanun bu unsuru ayrıca tanımlamaz; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişiyi zararı gidermekle yükümlü tutarak kurar (Türk Borçlar Kanunu m.49/1). Aynı kavram nedensellik bağı adıyla da anılır.

İlliyet bağı ne demek sorusunun hukuki cevabı, sorumluluğun hangi zarara kadar uzandığıdır. Bir kişi ancak kendi fiilinin doğurduğu zarardan sorumlu tutulur. Zarar başka bir sebepten doğmuşsa, fiil kusurlu ya da hukuka aykırı olsa bile o zarar için tazminat borcu doğmaz. Bu yüzden illiyet bağı, kusur ve zarar unsurlarından ayrı incelenir.

İlliyet bağı hangi iki unsur arasındadır sorusu, hukuk dalına göre farklı adlarla cevaplanır. Sorumluluk hukukunda bağ fiil ile zarar arasındadır (TBK m.49/1). Ceza hukukunda bağ hareket ile suçun kanuni tanımındaki netice arasındadır; taksir, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi diye tanımlanır (Türk Ceza Kanunu m.22/2).

2.1. İlliyet Bağı Kanunda Hangi İfadelerle Geçer?

İlliyet bağı kanun metinlerinde terim olarak geçmez. Türk Borçlar Kanunu’nda “illiyet” ve “nedensellik” sözcükleri hiç yer almaz; Türk Ceza Kanunu’nda da “illiyet bağı” ve “nedensellik bağı” terimleri geçmez. Kanun koyucu bağı her sorumluluk hâlinde fiil ile sonucu birbirine bağlayan bir ifadeyle kurar:

Kanun ifadesiHangi sorumlulukDayanak
”fiille başkasına zarar veren”Haksız fiil sorumluluğuTBK m.49/1
”bundan doğan zararını”Borca aykırılık, sözleşme sorumluluğuTBK m.112
”yapımındaki bozuk­luk­lar­dan veya bakımındaki eksik­lik­ler­den doğan zararı”Yapı malikinin sorumluluğuTBK m.69/1
”faa­li­ye­tin­den zarar doğduğu takdirde”Tehlike sorumluluğuTBK m.71/1
”ölümüne veya yara­lan­ma­sına … sebep olursa”Motorlu araç işletenin sorumluluğuKTK m.85/1
”ağır kusurundan ileri geldiğini”Trafik sorum­lu­lu­ğunda bağın kesilmesiKTK m.86/1
”mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse”İş kazasında işverenin Kuruma karşı sorumluluğu5510 sayılı Kanun m.21/1
”daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi”Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçTCK m.23/1
”kendi eylem ve işlem­le­rin­den doğan zararı”İdarenin sorumluluğuAnayasa m.125

Bu tablo illiyet bağının kaynağını gösterir: ayrı bir tanım maddesi yoktur, her sorumluluk hükmü bağı kendi lafzıyla kurar. Bir olayda illiyet bağı tartışılırken önce hangi sorumluluk hükmünün uygulandığı belirlenir, sonra o hükmün aradığı sebep-sonuç ilişkisi incelenir.

2.2. İlliyet Bağında “Uygun İlliyet Bağı” Ne Demektir?

İlliyet bağı ile birlikte sık aranan “uygun illiyet bağı” ifadesi kanun metninde yer almaz; Türk Borçlar Kanunu’nda “illiyet” sözcüğü hiç geçmediği gibi “uygun illiyet” adıyla bir ölçüt de tanımlanmamıştır. Kanun, bir fiilin sonuçlarından hangisinin sorumluluk doğuracak kadar o fiile bağlı sayılacağını genel bir cümleyle belirlemez. Bu değerlendirme her olayda, uygulanan sorumluluk hükmünün lafzı ve olayın özellikleri üzerinden yapılır. Haksız fiil hükümlerinde “olayların olağan akışı” ifadesi yalnız zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde hâkimin miktarı belirlemesine ilişkin fıkrada geçer (TBK m.50/2); fiil ile zarar arasındaki bağın kurulup kurulmadığına dair bir ölçüt olarak yazılmamıştır.

Kanunun açıkça düzenlediği şey, bağın hangi hâllerde kesildiği (KTK m.86/1) ve zarar görenin katkısının tazminatı nasıl etkilediğidir (TBK m.52/1). Bu nedenle bir iddiayı kurarken ya da ona karşı savunma yaparken “uygun illiyet bağı” etiketi yerine, fiilin zararı hangi yolla doğurduğu ve araya başka bir sebep girip girmediği somut olgularla anlatılmalıdır.

3. İlliyet Bağı Örnekleri

İlliyet bağı örnekleri, bağın kurulduğu, kesildiği ve yalnız indirim sonucu doğurduğu hâlleri karşılaştırmayı kolaylaştırır. Aşağıdaki örnekler varsayımsaldır; kesilme ve indirim hâlleri ilerleyen bölümlerde dayanaklarıyla açıklanır ve her olayda sonuç, olgular ve ispat üzerinden ayrıca değerlendirilir.

Örnek olay (var­sa­yım­sal)İlliyet bağıSonuçDayanak
Sürücü kırmızı ışıkta geçer, yaya geçi­din­deki kişiye çarparKurulur: yara­lanma aracın işle­til­me­sin­den doğ­muş­turİşleten ve teşeb­büs sahibi müş­te­re­ken ve müte­sel­si­len sorum­lu­durKTK m.85/1
Yaya, kırmızı ışıkta koşarak yola aniden çıkar; sürü­cü­nün ve aracın kusuru yokturZarar görenin ağır kusuru ispat­la­nırsa kesilirİşleten sorum­lu­luk­tan kur­tu­lurKTK m.86/1
Yaya dik­kat­sizce yola çıkar ama sürücü de hız sını­rını aşmış­tırKesil­mez; zarar görenin kusuru ağır değil­dirSorum­lu­luk devam eder, taz­mi­nat indi­ri­le­bi­lirKTK m.86/2, TBK m.52/1
Bakımı yapıl­ma­yan binanın bal­ko­nun­dan düşen parça yoldan geçene çarparKurulur: zarar bakım eksik­li­ğin­den doğ­muş­turYapı maliki sorum­lu­durTBK m.69/1
İki araç sürü­cü­sü­nün bir­likte neden olduğu kazada yolcu yara­la­nırHer iki dav­ra­nış da zarara katkı sağ­la­mış­tırZarar görene karşı müte­sel­sil sorum­lu­lukTBK m.61
Tar­tış­mada vurulan kişi düşer ve ölürÖlüm ile yara­lama ara­sında bağ ve ölüm bakı­mın­dan en azından taksir aranırKasten yara­lama sonu­cunda ölüm hükmü uygu­la­na­bi­lirTCK m.23/1, m.87/4

Tablodaki satırlar aynı ölçütü gösterir: önce zararın hangi olaydan doğduğu, sonra araya giren sebebin kanunun aradığı ağırlıkta olup olmadığı incelenir.

4. İlliyet Bağı Tazminat Davalarında ve Haksız Fiilde Neden Aranır?

İlliyet bağı, haksız fiil sorumluluğunun dört unsurundan biridir; diğerleri hukuka aykırı fiil, kusur ve zarardır. Kanun, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişiyi zararı gidermekle yükümlü tutar (TBK m.49/1). Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren kişi de aynı yükümlülük altındadır (TBK m.49/2). Her iki hâlde de zarar, o fiille verilmiş olmalıdır.

İlliyet bağı kusurdan ayrı bir unsurdur. Kusur, zarar verenin davranışının kınanabilir olup olmadığını; illiyet bağı ise zararın o davranıştan doğup doğmadığını gösterir. Kusurlu bir davranış bulunduğu hâlde zarar başka bir sebepten doğmuşsa, kusur tek başına tazminat sorumluluğu kurmaz. Tersine, kusursuz sorumluluk hâllerinde kusur aranmaz ama illiyet bağı yine aranır.

İlliyet bağının varlığı tazminatın kapsamını da belirler. Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler (TBK m.51/1). Ölüm hâlinde uğranılan zararlar ve bedensel zararlar kanunda sayılmıştır (TBK m.53, m.54); bu kalemlerin her biri, sorumluluk doğuran olaydan doğmuş olmalıdır. Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıpları için destekten yoksun kalma tazminatı yazımıza bakabilirsiniz.

4.1. İlliyet Bağı Kusursuz Sorumlulukta da Aranır mı?

İlliyet bağı kusursuz sorumluluk hâllerinde de aranır; kanun kusuru aramadığı yerde bile sorumluluğu belirli bir olaydan doğan zarara bağlar. Başlıca hâller şunlardır:

  • Adam çalıştıranın sorumluluğu: Adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.66/1). Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zarardan sorumludur (m.66/3). Ayrıntı için adam çalıştıranın sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.
  • Yapı malikinin sorumluluğu: Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.69/1). Zarar bu bozukluk veya eksiklikten doğmamışsa bu hüküm uygulanmaz. Ayrıntı: yapı malikinin sorumluluğu.
  • Tehlike sorumluluğu: Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur (TBK m.71/1).
  • Motorlu araç işletenin sorumluluğu: Motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur (KTK m.85/1). Ayrıntı: trafik kazası tazminat davası.

Bu hâllerin hepsinde zarar gören, kusuru ispat etmek zorunda değildir; ama zararın sorumlu tutulan kişinin alanındaki olaydan (işin yapılması, yapının bozukluğu, işletmenin faaliyeti, aracın işletilmesi) doğduğunu göstermelidir. Bir kişinin sorumluluğu birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemedikçe veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir (TBK m.60).

4.2. İlliyet Bağı Sözleşmeye Aykırılıkta Nasıl Aranır?

İlliyet bağı sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatta da aranır. Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.112). Alacaklının zararı ifa edilmeyen borçtan değil başka bir sebepten doğmuşsa bu hüküm uygulanmaz.

Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m.136/1). Ancak borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür (m.136/3). Sözleşme ilişkisinde öngörülemeyen olayların etkisi için mücbir sebep yazımıza bakabilirsiniz.

5. İlliyet Bağının Kesilmesi Nedir, Hangi Durumlarda Kesilir?

İlliyet bağının kesilmesi, zararın sorumlu tutulan kişinin fiilinden veya alanındaki olaydan değil, araya giren başka bir sebepten doğduğunun kabul edilmesidir; bağ kesilirse sorumluluk tamamen kalkar. İlliyet bağını kesen üç sebep mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur (Karayolları Trafik Kanunu m.86/1).

İlliyet bağını kesen bu sebepler trafik sorumluluğunda kanunda adıyla sayılır: işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten, zarar görenin ağır kusurundan veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur (KTK m.86/1).

Bu hükümden üç sonuç çıkar. Birincisi, sayılan hâllerin her biri zararın asıl sebebini başka bir olaya bağlar. İkincisi, kurtuluş için yalnız bu hâlin varlığı yetmez; işletenin veya sorumlu olduğu kişilerin kusurunun bulunmaması ve araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilememiş olması da gerekir. Üçüncüsü, bunların ispat yükü sorumluluktan kurtulmak isteyen taraftadır (KTK m.86/1).

Türk Borçlar Kanunu, illiyet bağını kesen sebepleri genel bir listeyle saymaz. Haksız fiil ve sözleşme ilişkisinde bağın kesilip kesilmediği, uygulanan sorumluluk hükmünün aradığı sebep-sonuç ilişkisi üzerinden değerlendirilir. Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle ifanın imkânsızlaşması hâlinde borcun sona ermesi (TBK m.136/1) sözleşme alanındaki kanuni karşılıktır.

5.1. İlliyet Bağını Kesen Mücbir Sebep

İlliyet bağını kesen ilk sebep mücbir sebeptir: kazanın bir mücbir sebepten ileri geldiği ispat edilirse ve maddenin diğer koşulları da gerçekleşmişse işleten sorumluluktan kurtulur (KTK m.86/1). Kanun mücbir sebebin hangi olayları kapsadığını bu maddede tanımlamaz. Mücbir sebebin kavramı ve sözleşme ilişkisindeki sonuçları yukarıda bağlantısı verilen mücbir sebep yazımızda ele alınır.

5.2. İlliyet Bağını Kesen Zarar Görenin Ağır Kusuru

İlliyet bağını kesen ikinci sebep zarar görenin ağır kusurudur (KTK m.86/1). Kanun burada kusurun “ağır” olmasını arar. Zarar görenin ağır olmayan kusuru illiyet bağını kesmez; yalnız tazminatın indirilmesine yol açabilir (KTK m.86/2, TBK m.52/1). Sorumluluktan kurtulamayan işleten, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hâkim tazminatı durum ve şartlara göre indirebilir (KTK m.86/2). Aynı ayrım genel hükümde de vardır: zarar gören zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m.52/1). Ayrıntı için müterafik kusur yazımıza bakabilirsiniz.

5.3. İlliyet Bağını Kesen Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru

İlliyet bağını kesen üçüncü sebep bir üçüncü kişinin ağır kusurudur (KTK m.86/1). Üçüncü kişinin kusuru ağır değilse ve zarar hem onun hem sorumlu tutulan kişinin davranışından doğmuşsa bağ kesilmez; bu durumda birden çok kişi birlikte zarara sebebiyet vermiş olur ve haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır (TBK m.61). Müteselsil sorumlulukta alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir ve borçluların sorumluluğu borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder (TBK m.163). Sorumlular arasındaki paylaşım ayrı bir meseledir.

6. İlliyet Bağının Kesilmesi ile Müterafik Kusur ve Birlikte Sebep Olma Farkı

İlliyet bağının kesilmesi, müterafik kusur ve birlikte sebep olma çoğu zaman aynı olayda ileri sürülür ama sonuçları farklıdır. Bağ kesilirse sorumluluk kalkar; müterafik kusurda sorumluluk devam eder, tazminat indirilir; birlikte sebep olmada ise her sorumlu zararın tamamından müteselsilen sorumlu olur.

Ölçütİlliyet bağının kesil­mesiMüte­ra­fik kusur (zarar görenin katkısı)Bir­likte sebep olma
Ne olur?Zarar başka bir sebebe bağ­la­nırZarar gören zararın doğ­ma­sında veya art­ma­sında etkili olurBirden çok kişi aynı zarara sebe­bi­yet verir
Sorum­lu­luğa etkisiSorum­lu­luk kalkarSorum­lu­luk devam eder, taz­mi­nat indi­ri­le­bi­lir veya tamamen kal­dı­rı­la­bi­lirHer sorumlu zarar görene karşı müte­sel­si­len sorum­lu­dur
Kanun­daki eşikMücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuruKusurun ağır olması aranmazHer sorumlu, borcun tamamı öde­nin­ceye kadar sorum­lu­dur (TBK m.163/2)
DayanakKTK m.86/1TBK m.52/1, KTK m.86/2TBK m.61, m.163
İspatSorum­lu­luk­tan kur­tul­mak isteyen (KTK m.86/1)İndirim isteyen; trafik kaza­sında işleten (KTK m.86/2)Taz­mi­nat isteyen, sorumlu tuttuğu kişinin fii­li­nin zarara kat­kı­sını (TMK m.6)

Bu ayrım davada ileri sürülen savunmanın sonucunu belirler. Davalının “zarar görenin de kusuru vardı” savunması, kusur ağır ve zararın asıl sebebi değilse sorumluluğu kaldırmaz, yalnız indirim sonucunu doğurabilir. Davacı bakımından da birden çok sorumlu varsa, zararın tamamını tek bir sorumluya karşı istemek mümkündür (TBK m.61).

7. İlliyet Bağı Yoktur Ne Demek?

İlliyet bağı yoktur ifadesi, incelenen fiil ile zarar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulamadığı, zararın başka bir sebepten doğduğu anlamına gelir. Bu durumda fiil kusurlu ya da hukuka aykırı olsa bile o zarar için tazminat sorumluluğu doğmaz; çünkü kanun sorumluluğu fiille verilen zarara bağlar (TBK m.49/1).

İlliyet bağı yoktur tespiti iki farklı yerde karşınıza çıkabilir. Birincisi, mahkemenin bu unsuru kurulamadığı için davayı reddetmesidir. İkincisi, bilirkişi veya adli tıp raporunda geçen “illiyet bağı bulunmamaktadır” gibi bir görüştür. Rapordaki görüş teknik bir tespittir; sorumluluğun hukuken doğup doğmadığını mahkeme belirler (HMK m.266/1). Rapora karşı yapılabilecek itirazlar için bilirkişi raporuna itiraz ve adli tıp raporuna itiraz yazılarımıza bakabilirsiniz.

İlliyet bağı yoktur sonucu, zararın hiç giderilmeyeceği anlamına gelmez. Zarar başka bir kişinin fiilinden ya da başka bir sorumluluk hâlinden doğmuşsa, tazminat o kişiye veya o sorumluluk sebebine göre istenebilir (TBK m.60, m.61).

8. İlliyet Bağı Nedir Tıpta? Adli Tıp ve Bilirkişi Raporu

İlliyet bağı tıpta ve adli tıp raporlarında, bir olay veya tıbbi müdahale ile ölüm, yaralanma ya da sağlık kaybı arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunup bulunmadığını anlatır. Bu soru hekimlik bilgisi gerektirebilir: yaralanmanın ölüme yol açıp açmadığı, mevcut bir hastalığın sonuca etkisi, tedavinin seyrindeki bir gelişmenin olaya bağlı olup olmadığı gibi.

Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266/1). Ceza muhakemesinde de çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi görüşü alınabilir (Ceza Muhakemesi Kanunu m.63/1). İki hükümde de aynı sınır yer alır: genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz (HMK m.266/1, CMK m.63/1).

Bu sınırın illiyet bağı bakımından anlamı şudur: olay ile tıbbi sonuç arasındaki bağ teknik bir sorudur ve bilirkişiye sorulabilir; bu bağın sorumluluk doğurup doğurmadığı, bağın kesilip kesilmediği ve tazminatın indirilip indirilmeyeceği ise hukuki değerlendirmedir. Hekim hatası iddiasına dayanan davalar için malpraktis ve doktor hatası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

9. İlliyet Bağını Kim İspat Eder?

İlliyet bağını tazminat isteyen kişi ispat eder. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (Türk Medeni Kanunu m.6). Haksız fiilde zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (TBK m.50/1); fiil ile zarar arasındaki bağ da tazminat isteminin dayandığı olgulardan biridir.

İlliyet bağının ispatında kanunun bazı hükümleri yükü açıkça dağıtır:

  • Bağın kesildiği iddiası: Trafik kazasında mücbir sebebi, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunu ispat yükü sorumluluktan kurtulmak isteyen işletendedir (KTK m.86/1).
  • İşletilme hâlinde olmayan araç: İşletilme hâlinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar gören, kazanın oluşumunda işletenin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusurunu ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmelidir (KTK m.85/3).
  • Adam çalıştıranın kurtuluş kanıtı: Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz (TBK m.66/2).
  • Zararın miktarı: Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak miktarı hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK m.50/2). Bu kolaylık zararın miktarı içindir; zararın o fiilden doğduğunu ispat yükünü kaldırmaz.

10. İlliyet Bağı Ceza Hukukunda Ne Anlama Gelir?

Ceza hukukunda illiyet bağı, failin hareketi ile suçun kanuni tanımında yer alan netice arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır ve kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (Türk Ceza Kanunu m.21/1). Taksir ise dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir (TCK m.22/2). Taksir tanımı neticeyi failin davranışına bağlar. Taksirin türleri için taksir ne demek ve olası kast ile bilinçli taksir farkı yazılarımıza bakabilirsiniz.

İlliyet bağının ceza hukukundaki en açık kanuni düzenlemesi neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlardır. Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir (TCK m.23/1). Yani ağır netice ile fiil arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunması yetmez; fail o netice bakımından da en azından taksirle hareket etmiş olmalıdır. Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi bu hâlin tipik örneğidir ve kanun bunun için ayrı, daha ağır bir ceza öngörür (TCK m.87/4). Ayrıntı: neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama.

10.1. İlliyet Bağı ve Birden Fazla Failin Ceza Sorumluluğu

Ceza hukukunda illiyet bağı birden fazla kişinin davranışını kapsadığında sorumluluk hukukundan farklı bir kural uygulanır. Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir (TCK m.22/5). Sorumluluk hukukunda ise birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet vermişse zarar görene karşı müteselsilen sorumludur (TBK m.61). Aynı olay, ceza dosyasında kusur oranına göre ayrı cezalar, tazminat dosyasında ise zararın tamamı için müteselsil sorumluluk doğurabilir.

10.2. İlliyet Bağı, Ceza Kararı ve Tazminat Davası

Ceza hukukunda verilen karar tazminat davasındaki değerlendirmeyi kendiliğinden belirlemez. Hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir; ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m.74). Madde illiyet bağını ayrıca anmaz; ancak kusur ve zarar değerlendirmesindeki bu bağımsızlık, ceza dosyasındaki beraatin tazminat istemini kendiliğinden sona erdirmediğini gösterir.

11. İlliyet Bağı İş Kazasında Nasıl Aranır, Nasıl Kesilir?

İş kazasında illiyet bağı iki ayrı soruda aranır: olayın iş kazası sayılıp sayılmadığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı ödemeleri kimden isteyebileceği. İş kazası, kanunda sayılan hâllerde (sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, işverence sağlanan taşıtla gidiş-geliş sırasında ve diğerleri) meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13/1).

İşverenin Kuruma karşı sorumluluğu açıkça sebep-sonuç ilişkisine bağlanmıştır. İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumun yaptığı ödemeler ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olarak işverene ödettirilir; işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır (5510 sayılı Kanun m.21/1).

Kaza üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, Kurumun yaptığı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir (m.21/4). İş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilmez (m.21/5). Kanun iş kazasında illiyet bağını kesen hâlleri ayrıca saymaz; sorumluluğun kime yöneleceğini kazanın kimin davranışının sonucu olduğuna göre belirler. İşçinin işverene karşı açacağı tazminat davası için iş kazası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

12. İlliyet Bağı İdarenin Sorumluluğunda Nasıl Aranır?

İdarenin sorumluluğunda da illiyet bağı aranır: idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür (Anayasa m.125). Zarar idarenin eylem veya işleminden doğmamışsa bu hüküm uyarınca tazminat istenemez. İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tam yargı davası açabilir (İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-b); dava açma hakkı, kişisel hakkın idari eylem veya işlem nedeniyle doğrudan ihlal edilmesine bağlanmıştır.

Türk Borçlar Kanunu’nun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır (TBK m.55/2). Bu nedenle bedensel zararın hesabında idari yargıda da aynı kurallar işler. Dava yolu için tam yargı davası nedir yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İlliyet bağı nedir?

İlliyet bağı, bir kişinin fiili ile ortaya çıkan zarar veya netice arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir. Zarar o fiilden doğmamışsa, fiil kusurlu olsa bile tazminat sorumluluğu kurulamaz. Kanun bu bağı terim olarak adlandırmaz; sorumluluğu fiille verilen zarara bağlayarak kurar (Türk Borçlar Kanunu m.49/1). Aynı kavram nedensellik bağı adıyla da anılır.

İlliyet bağı ne demek?

İlliyet bağı, bir olayın başka bir olayın sonucu olarak meydana gelmesini, yani sebep-sonuç ilişkisini anlatır ve nedensellik bağı adıyla da anılır. Hukukta fiil ile zarar arasındaki bu bağ kurulmadan kimse o zarardan sorumlu tutulamaz. Kanunlar bağı fiille zarar vermek, sebep olmak, neden olmak ve sonucu meydana gelmek ifadeleriyle düzenler (TBK m.49/1, Karayolları Trafik Kanunu m.85/1).

İlliyet bağını kesen sebepler nelerdir?

Karayolları Trafik Kanunu illiyet bağını kesen üç hâli adıyla sayar: mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü bir kişinin ağır kusuru. İşleten, kendisinin ve sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmadığını ve araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini de ispat ederse sorumluluktan kurtulur (KTK m.86/1). Türk Borçlar Kanunu genel bir liste içermez.

İlliyet bağı yoktur ne demek?

İlliyet bağı yoktur ifadesi, zararın incelenen fiilden değil başka bir sebepten doğduğu anlamına gelir. Bu durumda fiil kusurlu olsa bile o zarar için tazminat sorumluluğu doğmaz; çünkü sorumluluk fiille verilen zarara bağlanmıştır (TBK m.49/1). Bilirkişi raporunda geçen bu ifade teknik bir görüştür; hukuki sonucu hâkim değerlendirir (HMK m.266/1).

İlliyet bağının kesilmesi ile müterafik kusur arasındaki fark nedir?

İlliyet bağının kesilmesinde zarar başka bir sebebe bağlanır ve sorumluluk tamamen ortadan kalkar (KTK m.86/1). Müterafik kusurda ise zarar görenin kendi davranışı zararın doğmasına veya artmasına katkı sağlamıştır; sorumluluk devam eder, hâkim tazminatı indirebilir veya koşullar gerektiriyorsa tamamen kaldırabilir (TBK m.52/1, KTK m.86/2).

İlliyet bağını kim ispat eder?

Tazminat isteyen kişi, fiil ile zararı arasındaki bağı ispat eder; çünkü taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (Türk Medeni Kanunu m.6). Bağın kesildiğini ileri süren taraf ise bunu ispat etmelidir. Trafik kazasında mücbir sebebi veya ağır kusuru ispat yükü işletendedir (KTK m.86/1).

İlliyet bağı nedir tıpta?

Tıp ve adli tıp raporlarında illiyet bağı, olay veya tıbbi müdahale ile ölüm ya da yaralanma arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunup bulunmadığını anlatır. Bu tespit özel ve teknik bilgi gerektirdiği için bilirkişiye sorulur (HMK m.266/1, CMK m.63/1). Rapordaki görüş hâkimi hukuki nitelendirme bakımından bağlamaz; sorumluluk sonucunu mahkeme belirler.

Ceza hukukunda illiyet bağı nedir?

Ceza hukukunda illiyet bağı, failin hareketi ile suçun kanuni tanımındaki netice arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir. Fiil kastedilenden daha ağır bir neticeye sebebiyet vermişse kişi o neticeden, ancak bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmişse sorumlu tutulur (Türk Ceza Kanunu m.23/1). Kasten yaralama sonucunda ölüm hâli buna örnektir (TCK m.87/4).

Kusursuz sorumlulukta illiyet bağı aranır mı?

Evet. Kusursuz sorumlulukta kusur aranmaz ama zararın sorumlu tutulan kişinin alanındaki olaydan doğmuş olması gerekir. Motorlu aracın işletilmesinin sebep olduğu zarardan işleten sorumludur (KTK m.85/1); yapı maliki yapımdaki bozukluk veya bakım eksikliğinden doğan zarardan sorumludur (TBK m.69/1). Bağ kesilirse sorumluluk kalkar (KTK m.86/1).

İş kazasında illiyet bağı neden önemlidir?

İş kazasında Sosyal Güvenlik Kurumu, yaptığı ödemeleri işverenden ancak kaza işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse ister; sorumluluğun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır (5510 sayılı Kanun m.21/1). Kaza üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse rücu o kişiye yöneltilir (m.21/4).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp