Evde yaşlı kişinin elini destekleyen yakını ve ilaç kutusu

Aile Hukuku

Vesayet Nedir, Vasi Ne Demek? Vasi Tayini ve Engelli Raporu

22 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Vesayet, velayet altında bulunmayan küçüklerin ve kanunda sayılan sebeplerle kısıtlanan erginlerin kişiliğinin ve malvarlığının, sulh hukuk mahkemesinin atadığı bir vasi eliyle korunmasıdır. Vasi, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığıyla ilgili bütün menfaatlerini korur ve hukuki işlemlerde onu temsil eder; kısıtlanan kişinin kendi başına fiil ehliyeti yoktur (Türk Medeni Kanunu m.14, m.397, m.403, m.404). Bu yazı; yaşlanan, hastalanan ya da malvarlığını yönetemez hâle gelen bir yakını için vasi tayini isteyen, kendisine vasi atanmasını düşünen veya vasi olarak atanan kişi için vesayetin sebeplerini, vesayet davasının açılışını, vasinin yetkilerini ve vesayetin kaldırılmasını kanun maddeleriyle anlatır.

1. Vesayet: Öne Çıkanlar

  • Vesayet davası aile mahkemesinde değil, kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde görülür; denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir (TMK m.397, m.411).
  • Vesayet için kanunda dört kısıtlama sebebi sayılır: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık ve bağımlılık, hapis cezası ve kişinin kendi isteği (TMK m.405-408).
  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama yalnız resmî sağlık kurulu raporu üzerine yapılır; diğer sebeplerde kişi dinlenmeden kısıtlanamaz (TMK m.409).
  • Vasi kural olarak iki yıl için atanır ve vesayet makamı bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir (TMK m.456).
  • Taşınmaz satışı, dava açma ve bakım kurumuna yerleştirme dahil on dört işlem vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m.462).
  • Vasinin atanmasına öğrenmeden başlayarak on gün içinde, vesayet makamının kararlarına tebliğden başlayarak on gün içinde itiraz edilir (TMK m.422, m.461).

2. Vesayet Nedir, Vasi Ne Demek?

Vesayet, kendi işlerini göremeyen veya korunmaya muhtaç olan küçük ya da ergin bir kişinin kişiliğinin ve malvarlığının, mahkeme denetimi altında görev yapan bir vasi tarafından korunmasıdır. Vesayet organları vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır; vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir (TMK m.396, m.397).

Vasi ne demek sorusunun cevabı da kanunda yazılıdır: vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü kişidir. Kayyım ise yalnız belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır; vasiye ilişkin hükümler, aksi belirtilmedikçe kayyım hakkında da uygulanır (TMK m.403). Vesayet ile vasi arasındaki fark, kurum ile görevli arasındaki farktır: vesayet koruma rejiminin adıdır, vasi ise bu rejimde mahkemece görevlendirilen kişidir.

2.1. Vesayet Altına Alınmak Ne Demek?

Vesayet altına alınmak, kişinin kısıtlanması ve hukuki işlemlerinin kural olarak vasi eliyle yapılması demektir. Fiil ehliyeti ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan ergin kişiye aittir; küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur (TMK m.10, m.14). Bu sınırlamanın ayrıntıları fiil ehliyeti yazısında ele alınmıştır.

Kısıtlama kişiyi hukuki hayatın bütünüyle dışına çıkarmaz. Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni ya da sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir (TMK m.451). Kendi tasarrufuna bırakılmış malları ve vasinin izniyle çalışarak kazandığı malları serbestçe yönetir ve kullanır (TMK m.455).

Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur; kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m.410). Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemleri ise kısıtlama kararı olmasa da kural olarak hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.15); bu kuralın tapu satışlarındaki sonucu ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali yazısında anlatılmıştır.

2.2. Vesayet ile Velayet Arasındaki Fark

Vesayet ile velayet arasındaki fark, korumayı kimin üstlendiğindedir: velayette çocuğu ana ve babası korur, vesayette mahkemenin atadığı vasi korur. Ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır; vesayet, velayet altında bulunmayan küçük için devreye girer (TMK m.335, m.404). Velayetin verilmesi ve değiştirilmesi velayet davası yazısında ayrıca anlatılmıştır.

Engelli çocuğu ergin olacak aileleri ilgilendiren kural şudur: gerek duyulduğunda henüz ergin olmayan çocuğun kısıtlanmasına karar verilebilir, ancak bu karar çocuk ergin olduktan sonra sonuç doğurur. Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmaz, velayet altında bırakılır; hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana ve babanın velayeti sürer (TMK m.335, m.419).

2.3. Vesayet Makamı ve Denetim Makamı Nedir?

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir ve vasiyi atar, izin verir, hesapları inceler. Denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir ve vesayet makamının kararlarına karşı yapılan itirazları karara bağlar (TMK m.397, m.461). Asliye hukuk mahkemesinin görev alanı asliye hukuk mahkemesi yazısında anlatılmıştır.

Kural kamu vesayetidir. Vesayet altındaki kişinin menfaati haklı gösterdiğinde, özellikle bir işletmenin veya ortaklığın sürdürülmesi gerektiğinde vesayet istisnai olarak bir aileye verilebilir; bu durumda vesayet makamının yetki, görev ve sorumluluğu kurulacak aile meclisine geçer (TMK m.398).

3. Vesayet Gerektiren Haller: Kimler Vesayet Altına Alınır?

Vesayet gerektiren haller küçüklük ile erginler için kanunda sayılan dört kısıtlama sebebidir. Velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır (TMK m.404). Erginler bakımından sebepler şunlardır:

  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Kişi bu sebeple işlerini göremiyor, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokuyorsa kısıtlanır (TMK m.405).
  • Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim: Kişi kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıyor ve bu yüzden devamlı korunmaya muhtaçsa ya da başkalarının güvenliğini tehdit ediyorsa kısıtlanır (TMK m.406).
  • Hapis cezası: Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi isteği üzerine kısıtlanır; toplam beş yıl veya daha fazla cezada isteği olmasa da kısıtlanabilir (TMK m.407).
  • Kişinin kendi isteği: Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m.408).

Görevleri sırasında vesayeti gerektiren bir durumu öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır (TMK m.404, m.405).

3.1. Vesayet Sebebi Olarak Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle vesayet için teşhis tek başına yetmez; teşhisin kanundaki üç sonuçtan birini doğurması gerekir. Bunlar kişinin işlerini görememesi, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmasıdır ve birinin gerçekleşmesi yeterlidir (TMK m.405). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya yalnız resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m.409). Eşin akıl hastalığının evliliğe etkisi ayrı bir konudur ve akıl hastalığı nedeniyle boşanma yazısında anlatılmıştır.

3.2. Vesayet Sebebi Olarak Savurganlık, Bağımlılık ve Kötü Yönetim

Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ya da malvarlığını kötü yönetme sebebiyle vesayet için davranışın kendisi yetmez. Kanun, bu davranışın kişiyi veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi doğurmasını ve kişinin bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olmasını ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesini arar (TMK m.406). Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim sebebiyle hiç kimse dinlenmeden kısıtlanamaz (TMK m.409).

3.3. Vesayet Sebebi Olarak Hapis Cezası

Hapis cezası sebebiyle vesayet, 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir. Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı için kurumda bulunan ergin kişi, kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse isteği bulunmasa da kısıtlanabilir (TMK m.407).

Cezayı yerine getirmekle görevli makam infaza başlandığını derhal vesayet makamına bildirir ve vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler (TMK m.407). Hükümlü üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden kalkar. Hapis sürerken de beş yıldan az cezalarda kişinin istemiyle, beş yıl veya daha fazla cezalarda kişinin talebi üzerine koruma sebebinin ortadan kalkmasıyla vesayet sona erdirilebilir (TMK m.471).

3.4. Vesayet İsteği: Yaşlılara Vasi Tayini

Yaşlılara vasi tayini için yaşlılık tek başına kısıtlama sebebi değildir; kanun, yaşlılık veya engellilik sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden kişiye kendi kısıtlanmasını isteme hakkı tanır (TMK m.408). Bu yolda kanun resmî sağlık kurulu raporu şartı koymaz; kişi dinlenmeden kısıtlanamaz (TMK m.409).

Yaşlı veya engelli kişi kısıtlanmak yerine kendisine kayyım atanmasını da isteyebilir: isteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa ergin kişiye kendi isteği üzerine kayyım atanabilir ve kayyım atanması fiil ehliyetini etkilemez (TMK m.428, m.458). Fiil ehliyetini korumak isteyen kişi için kısıtlama ile istek üzerine kayyım arasındaki seçim bu nedenle belirleyicidir.

Yaşlı kişi demans gibi bir sebeple kendi isteğini oluşturamıyorsa isteğe bağlı kısıtlama yolu kullanılamaz; yaşlı kişinin kısıtlanması o zaman ancak akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebine dayanabilir ve karar resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir (TMK m.405, m.409).

3.5. Engelli Raporu ile Vasi Tayini

Engelli raporu ile vasi tayini, raporun kendisiyle değil kanundaki kısıtlama sebebiyle belirlenir. Engelli sağlık kurulu raporu kişinin engel oranını gösterir: raporda engele ilişkin klinik bulgular, tanı, fonksiyon kaybı ve engel oranı yazılır (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.8/1-c). Medeni Kanun ise kısıtlamayı bir orana değil, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kişinin işlerini görememesine, korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duymasına ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmasına bağlar (TMK m.405). Bu yüzden kanunda “yüzde kaç engelli raporuna vasi atanır” sorusunun cevabı olan bir oran eşiği yoktur.

Engelli raporu olan kişi için vasi tayininde iki yol ayrılır:

  • Kişinin kendi isteği: engelliliği sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin kendi kısıtlanmasını isteyebilir; bu yolda kişi dinlenir ve resmî sağlık kurulu raporu şartı yoktur (TMK m.408, m.409).
  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: kısıtlama kararı ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir; raporun düzenlenmesi için gereklilik varsa TMK m.436’daki tedbirler uygulanır (TMK m.409, m.436).

Engelli raporu, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddiasının dosyadaki dayanaklarından biri olabilir. Ancak başka bir amaçla düzenlenmiş raporun vesayet davasında aranan resmî sağlık kurulu raporunun yerine geçtiğine dair kanunda hüküm yoktur (TMK m.409, m.436).

Vasi atandıktan sonra engelli raporu işlemlerini de vasi yürütür. Engelli sağlık kurulu raporu için birey veya vasisi başvuru dilekçesiyle rapor vermeye yetkili sağlık kuruluşuna başvurur (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.8/1-a). Kısıtlılık kararı olan kişi sağlık kurulu raporu için vasisiyle birlikte başvurmak zorundadır (Sağlık Raporları Yönetmeliği m.6/2). Rapora engelli birey, vasisi veya raporu talep eden kurum il sağlık müdürlüğüne itiraz edebilir; bireysel itiraz raporun teslim tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır ve süresinde yapılmayan itiraz değerlendirilmez (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.4/1-j, m.12/1). İtirazın ayrıntısı sağlık kurulu raporuna itiraz yazısında anlatılmıştır.

3.6. Yatalak Hastaya Vasi Tayini

Yatalak hastaya vasi tayini, yatalak olmanın kendisine değil kişinin karar verme durumuna bağlıdır; kanunda yatalaklık ayrı bir kısıtlama sebebi olarak sayılmaz. Yatalak hastanın durumuna göre üç yol vardır:

  • Bilinci yerinde ve isteğini açıklayabiliyorsa: ağır hastalığı veya engelliliği sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat ederek kendi kısıtlanmasını isteyebilir ya da kısıtlanmak yerine kendisine kayyım atanmasını isteyebilir (TMK m.408, m.428).
  • Vesayet için yeterli sebep yoksa: kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa vesayet makamı yönetim kayyımı atar (TMK m.427).
  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı varsa: korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ergin kısıtlanır; karar resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir (TMK m.405, m.409).

4. Vesayet Davası Nasıl Açılır? Vasi Tayini Adım Adım

Vesayet davası, kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılan başvuruyla başlar; vesayet işleri çekişmesiz yargı işidir ve sulh hukuk mahkemesinde görülür (TMK m.397, m.411; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382/2, m.383). Vasi tayini şu sırayla ilerler:

  1. Başvuru: Kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurulur; başvuruda kısıtlama sebebini gösteren olgular ve varsa vasi olarak atanması istenen kişi belirtilir (TMK m.411, m.415).
  2. Rapor veya dinleme: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında resmî sağlık kurulu raporu alınır; savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim ve istek sebeplerinde kişi dinlenir (TMK m.409).
  3. Geçici önlemler: Vesayet işleri zorunlu kılarsa mahkeme vasi atanmasından önce de resen önlem alır; kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir (TMK m.420).
  4. Kısıtlama ve vasi atanması: Mahkeme gecikmeksizin vasi atar; haklı sebepler engel olmadıkça öncelikle eşi veya yakın hısımlardan birini atar (TMK m.414, m.419).
  5. Tebliğ, ilan ve itiraz: Atama kararı vasiye tebliğ edilir, kısıtlama ve vasi atanması ilan olunur; vasi on gün içinde vasilikten kaçınabilir, ilgili herkes atamanın kanuna aykırılığını on gün içinde ileri sürebilir (TMK m.421, m.422).
  6. Göreve başlama ve defter: Atama kararı kesinleşince vasi göreve başlar ve yönetilecek malvarlığının defteri vakit geçirilmeden tutulur (TMK m.425, m.438).

Vasi olarak atanan kişi, kaçınmış veya atanmasına itiraz edilmiş olsa bile yerine başkası atanıncaya kadar görevini yürütmekle yükümlüdür (TMK m.423). Bu kural, itiraz süresince vesayet altındaki kişinin temsilcisiz kalmasını önler.

Vasi tayini ve azli harçtan müstesna işler arasında sayılır (492 sayılı Harçlar Kanunu m.13/b). Vasinin hesabının görülmesi nedeniyle alınacak harçlar ise vesayet altındaki kişi adına vasiden alınır (492 sayılı Harçlar Kanunu m.11).

4.1. Vesayet Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Vesayet davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir, yetkili mahkeme ise küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairesidir (TMK m.397, m.411). Vesayet işleri çekişmesiz yargı işleri arasında sayılır ve çekişmesiz yargı işlerinde aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m.382/2, m.383). Boşanma, velayet ve nafaka davalarına bakan aile mahkemesi kısıtlama ve vasi atanması istemine bakmaz.

Vesayet altındaki kişi vesayet makamının izni olmadıkça yerleşim yerini değiştiremez; yerleşim yeri değişirse yetki yeni vesayet dairelerine geçer ve kısıtlama yeni yerde ilan olunur (TMK m.412).

4.2. Vesayet Davasını Kimler Açabilir?

Vesayet davasını açabilecek kişiler Medeni Kanun’da tek tek sayılmaz. Kanun, vesayeti gerektiren hâli öğrenen nüfus memurlarına, idari makamlara, noterlere ve mahkemelere bunu vesayet makamına bildirme yükümlülüğü getirir; vesayet işlerinde aksine hüküm yoksa resen araştırma ilkesi geçerlidir (TMK m.404, m.405; HMK m.385/2). Kısıtlanması gereken kişinin durumu eş veya yakınları tarafından da sulh hukuk mahkemesine bildirilebilir; mahkeme bu bildirim üzerine gerekli araştırmayı kendiliğinden yürütür. İsteğe bağlı kısıtlamada ise başvuruyu kişi kendisi yapar (TMK m.408).

4.3. Vesayet Davası Ne Kadar Sürer?

Vesayet davası için kanunda belirli bir süre yoktur. Çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve vesayet makamı gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür (HMK m.385/1; TMK m.419). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebine dayanan dosyada süreyi en çok resmî sağlık kurulu raporunun alınması belirler.

Rapor alınması gerekiyorsa kişiden kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilir, gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. İlgili ve yakınları bu yerleştirme kararına bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir; itiraz kararın icrasını durdurmaz (TMK m.409, m.436).

4.4. Vesayet Davası Avukatsız Açılır mı?

Vesayet davası avukatsız açılabilir: dava ehliyeti bulunan herkes davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir (HMK m.71/1). Vesayet dosyasında sonucu değiştiren usul kuralları şunlardır:

  • Rapor şartı: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayanan istemde resmî sağlık kurulu raporu olmadan kısıtlama kararı verilemez (TMK m.409).
  • On günlük süreler: Vasi atamasının kanuna aykırılığı öğrenmeden, vesayet makamının kararlarına itiraz tebliğden başlayarak on gün içinde ileri sürülür (TMK m.422, m.461).
  • İzin gereken işler: Vasinin izinsiz yaptığı taşınmaz satışı gibi işlemler, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmadan yaptığı işlem hükmündedir (TMK m.462, m.465).
  • Hesap verme: Vasi, vesayet makamının belirlediği tarihlerde ve her hâlde yılda bir defa hesabı mahkemenin incelemesine sunmakla yükümlüdür (TMK m.454).

Başvurunun kısıtlama sebebine uygun kurulması, vasi adayının belirlenmesi ve atamadan sonraki izin ve hesap işlemleri için bir avukattan destek alınabilir.

5. Vesayet Davasında Sağlık Kurulu Raporu: Raporsuz Vasi Tayini Olur mu?

Vesayet davasında sağlık kurulu raporu yalnız akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebinde zorunludur. Diğer sebeplerde kanunun aradığı güvence raporun değil, kişinin dinlenmesidir (TMK m.409). İki güvencenin bağlandığı sebepler şöyledir:

Kısıtlama sebebiKanunun aradığı güvenceDayanak
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığıResmî sağlık kurulu raporu; hâkim raporu göz önünde tutarak kişiyi din­le­ye­bi­lirTMK m.405, m.409
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimKişi dinlenmeden kısıt­la­na­mazTMK m.406, m.409
Kişinin kendi isteğiKişi dinlenmeden kısıt­la­na­mazTMK m.408, m.409
Hapis cezasıVesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinlerTMK m.407

Raporsuz vasi tayini yalnız kanunun rapor şartı koymadığı sebeplerde, yani savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim, kişinin kendi isteği ve hapis cezası sebeplerinde mümkündür. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddia edilen bir dosyada mahkeme resmî sağlık kurulu raporunu almadan kısıtlama kararı veremez. Akıl hastalığı sebebiyle kurulan vesayetin kaldırılması da resmî sağlık kurulu raporuna bağlıdır (TMK m.474).

6. Vasi Kimler Olabilir, Kimler Vasi Olamaz?

Vasi olabilmek için ergin olmak ve bu görevi yapabilecek yetenekte bulunmak gerekir; vesayet makamı kural olarak tek vasi atar (TMK m.413). Haklı sebepler engel olmadıkça öncelik vesayet altına alınacak kişinin eşine veya yakın hısımlarından birine verilir; bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur (TMK m.414). Vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kişi de haklı sebepler engel olmadıkça vasi atanır (TMK m.415).

Kardeşler arasında anlaşmazlık olsa bile, bir kardeşin vasi olması diğerlerinin iznine bağlı değildir. Vasiyi mahkeme seçer; ölçüt eş ve yakın hısımların önceliği, yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkilerdir (TMK m.414). Atamanın kanuna aykırı olduğunu düşünen her ilgili, öğrendiği günden başlayarak on gün içinde bunu ileri sürebilir (TMK m.422).

Gerektiğinde birden çok vasi atanabilir ve bunlar görevi birlikte ya da mahkemenin belirlediği yetkilere göre ayrı ayrı yürütür; ancak rızaları olmadıkça birden çok kişi vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez (TMK m.413).

Şu kişiler vasi olamaz (TMK m.418):

  • Kısıtlılar.
  • Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler.
  • Menfaati vesayet altına alınacak kişinin menfaatiyle önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar.
  • İlgili vesayet daireleri hâkimleri.

Menfaat çatışması aile içinde de uygulanır: menfaati kısıtlanacak kişinin menfaatiyle önemli ölçüde çatışan ya da onunla arasında düşmanlık bulunan bir yakın, eş veya hısım olsa da vasi olamaz (TMK m.418).

6.1. Vasiliği Kabul Zorunluluğu ve Kaçınma Sebepleri

Vesayet altına alınan kişinin yerleşim yerinde oturanlardan vasiliğe atananlar görevi kabul etmekle yükümlüdür (TMK m.416). Altmış yaşını doldurmuş olanlar, bedensel engeli veya sürekli hastalığı sebebiyle görevi güçlükle yapabilecek olanlar, dörtten çok çocuğun velisi olanlar, üzerinde zaten vasilik görevi bulunanlar ile Cumhurbaşkanı, milletvekilleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hâkimler ve savcılar ise vasiliği kabul etmeyebilir (TMK m.417). Kaçınma hakkı, atamanın tebliğinden başlayarak on gün içinde kullanılır (TMK m.422).

7. Vasinin Görevleri ve Yetkileri

Vasinin görevi kişiyi korumak, malvarlığını özenle yönetmek ve onu hukuki işlemlerinde temsil etmektir. Vasi kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür; vesayet altındaki kişi küçükse onun bakımı ve eğitimi için gereken önlemleri alır ve bu konuda ana ve babanın yetkilerine sahiptir (TMK m.445, m.447). Vesayet dairelerinin yetkileri saklı kalmak üzere vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m.448).

Vasinin malvarlığıyla ilgili başlıca yükümlülükleri şunlardır:

  • Defter: Atama kesinleşince yönetilecek malvarlığının defteri vakit geçirilmeden tutulur (TMK m.438).
  • Para: Gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere vesayet makamının belirlediği millî bir bankaya yatırılır veya Hazine menkul kıymetlerine çevrilir; yatırmayı bir aydan fazla geciktiren vasi faiz kaybını öder (TMK m.441).
  • Özenli yönetim ve hesap: Vasi malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetir, hesap tutar ve hesabı her hâlde yılda bir defa mahkemenin incelemesine sunar (TMK m.454).
  • Görüş alma: Vesayet altındaki kişi görüş oluşturma yeteneğine sahipse vasi önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde onun görüşünü alır (TMK m.450).

Vasi vesayet altındaki kişi adına kefil olamaz, vakıf kuramaz ve önemli bağışlarda bulunamaz; bu işlemler izinle de yapılamaz (TMK m.449).

7.1. Vasinin İzin Almadan Yapabileceği İşler

Vasinin izin almadan yapabileceği işler, kanunun izne veya talimata bağladığı işler dışında kalan temsil ve olağan yönetim işlemleridir. Vasi kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder; izin gereken işler aşağıda sayılan TMK m.462 ve m.463’te düzenlenir (TMK m.448). TMK m.462’nin sınırlarına göre olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları içinde kalan işlemler, olağan yönetim sınırını aşmayan yapı işleri, bir yıldan kısa ürün kirası ve üç yıldan kısa taşınmaz kirası sözleşmeleri izin gerektirmez (TMK m.462). Taşınırların vesayet altındaki kişinin menfaati gereği satılması ise vesayet makamının talimatıyla açık artırmada yapılır (TMK m.440). Kefil olma, vakıf kurma ve önemli bağış hiçbir şekilde yapılamaz (TMK m.449).

7.2. Vesayet Makamının İzni Gereken İşler

Vesayet makamının izni gereken işler kanunda on dört bent hâlinde sayılır (TMK m.462):

  1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması.
  2. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi.
  3. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri.
  4. Ödünç verme ve alma.
  5. Kambiyo taahhüdü altına girme.
  6. Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri.
  7. Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması.
  8. Acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato.
  9. Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri.
  10. Borç ödemeden aciz beyanı.
  11. Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması.
  12. Çıraklık sözleşmesi yapılması.
  13. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi.
  14. Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi.

Vasinin taşınmaz satışı için yalnız izin yetmez; satış usulü de kanunda ayrıca düzenlenir. Taşınmaz ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığında ve vesayet makamının talimatıyla satılabilir. Satış, mahkemenin görevlendirdiği kişi tarafından vasi de hazır bulunarak açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamamlanır; onama kararı ihale gününden başlayarak on gün içinde verilir. Denetim makamı istisnai olarak pazarlıkla satışa da karar verebilir (TMK m.444).

7.3. Vesayette Denetim Makamının da İzni Gereken İşler

Bazı işlerde vesayet makamının izninden sonra asliye hukuk mahkemesinin, yani denetim makamının da izni gerekir (TMK m.463):

  • Vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi veya evlat edinilmesi.
  • Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması.
  • Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluk gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermayeyle şirkete ortak olunması.
  • Ömür boyu aylık veya gelir bağlama ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılması.
  • Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması.
  • Küçüğün ergin kılınması.
  • Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması.

7.4. Vesayet Altındaki Kişinin Mirası

Vesayet altındaki kişi mirasçı olduğunda mirasın kabulü veya reddi için vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gerekir; mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri ise vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m.462, m.463). Paylaşmaya ilişkin genel kurallar miras paylaşımı yazısında anlatılmıştır.

Vasinin görevi sona erdiğinde vasi son raporu ve kesin hesabı vesayet makamına verir; malvarlığını vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim edilmek üzere hazır bulundurur (TMK m.489).

7.5. Vesayette İzin Alınmadan Yapılan İşlemin Sonucu

İzin alınmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmadan yaptığı işlem hükmündedir (TMK m.465). Böyle bir işlem, diğer tarafın belirlediği veya hâkimin belirleyeceği uygun süre içinde onanmazsa diğer taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur; onanmayan işlemde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir (TMK m.451, m.452). Vesayet altındaki kişi bu durumda yalnız kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında bulunan zenginleşme tutarıyla sorumludur (TMK m.452).

8. Vasilik Süresi ve Vasinin Ücreti

Vasilik süresi kural olarak iki yıldır; vesayet makamı iki yıllık süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir ve dört yıl dolunca vasi vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir (TMK m.456). Süre uzatılmazsa vasilik görevi sürenin dolmasıyla sona erer; görevi sona eren vasi, yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür (TMK m.480, m.482).

Vasinin ücreti kanunda sabit bir tutar olarak belirlenmemiştir. Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından, bu mümkün değilse Hazineden karşılanmak üzere ücret isteyebilir; ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutularak her hesap dönemi için vesayet makamınca belirlenir (TMK m.457).

9. Vasinin Değiştirilmesi ile Vesayetin Kaldırılması Arasındaki Fark

Vasinin değiştirilmesi ile vesayetin kaldırılması farklı sonuç doğuran iki ayrı yoldur. Vasi görevden alınırsa kişi vesayet altında kalır ve yeni bir vasi atanır; vesayet kaldırılırsa kısıtlılık sona erer ve kişi fiil ehliyetini yeniden kazanır (TMK m.424, m.472, m.473). Hangi yolun seçileceği, sorunun vasinin kendisinde mi yoksa kısıtlama sebebinde mi olduğuna göre belirlenir:

ÖlçütVasinin görevden alınmasıVesayetin kal­dı­rıl­ması
SonuçVesayet sürer, vasi değişirKısıtlılık biter, fiil ehliyeti geri gelir
SebepGörevin ağır surette sav­sak­lan­ması, yetkinin kötüye kul­la­nıl­ması, güveni sarsıcı davranış, borç ödemede aciz ya da yetersizlikVesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması
Kim isteyebilirAyırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ve her ilgili; mahkeme resen de karar verirKısıtlı ve ilgi­li­ler­den her biri
Özel şartMahkeme gerekli araştırmayı yapar ve vasiyi dinlerAkıl has­ta­lı­ğında resmî sağlık kurulu raporu gerekir
DayanakTMK m.483, m.484, m.485TMK m.472, m.474

9.1. Vasinin Görevden Alınması

Vasinin görevden alınması, vasi görevini ağır surette savsaklarsa, yetkilerini kötüye kullanırsa, güveni sarsıcı davranışlarda bulunursa ya da borç ödemede acze düşerse vesayet makamının vereceği karardır. Vasinin yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse mahkeme kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir (TMK m.483).

Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi veya her ilgili görevden alınmayı isteyebilir; mahkeme sebebi başka yoldan öğrenirse vasiyi resen görevden almakla yükümlüdür (TMK m.484). Görevden almadan önce gerekli araştırma yapılır ve vasi dinlenir; ağır olmayan hâllerde vasi önce uyarılır. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme vasiye geçici olarak işten el çektirip kayyım atayabilir (TMK m.485, m.486).

Vasinin tek tek eylem ve işlemlerine karşı ise ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ve her ilgili vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir ve denetim makamı gerektiğinde duruşma yaparak itirazı kesin karara bağlar (TMK m.461, m.488).

9.2. Vesayetin Kaldırılması

Vesayetin kaldırılması, vesayeti gerektiren sebep ortadan kalktığında vesayet makamının vereceği karardır; kısıtlı ve ilgililerden her biri bunu isteyebilir (TMK m.472). Kaldırma şartı kısıtlama sebebine göre değişir:

  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerekir (TMK m.474).
  • Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim: Kişi, en az bir yıldan beri kısıtlama sebebiyle ilgili bir şikâyete yol açmamışsa kaldırmayı isteyebilir (TMK m.475).
  • Kendi isteği: Kaldırma, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır (TMK m.476).
  • Küçüklük ve hapis cezası: Küçük üzerindeki vesayet erginlikle, hükümlü üzerindeki vesayet hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden sona erer (TMK m.470, m.471).

Kısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunur; ancak fiil ehliyetinin yeniden kazanılması ilanın yapılmasına bağlı değildir (TMK m.473).

10. Vesayet mi, Kayyımlık mı, Yasal Danışmanlık mı?

Vesayet, kayyımlık ve yasal danışmanlık, kişinin korunma ihtiyacına göre sıralanan üç ayrı tedbirdir ve yalnız vesayet fiil ehliyetini kaldırır. Kayyım belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır ve kayyım atanması fiil ehliyetini etkilemez (TMK m.403, m.458). Yasal danışman ise kısıtlanması için yeterli sebep bulunmayan ama korunması için fiil ehliyetinin sınırlanması gereken ergine, dava açma, taşınmaz satışı, ödünç, bağışlama ve kefalet gibi işlerde görüşü alınmak üzere atanır (TMK m.429).

Kanun kayyımlığı üç türde düzenler:

  • Temsil kayyımı: Ergin bir kişi hastalık veya başka yerde bulunma gibi bir sebeple ivedi bir işini göremiyorsa, yasal temsilcinin menfaati küçüğün veya kısıtlının menfaatiyle çatışıyorsa ya da yasal temsilcinin görevine engel varsa atanır (TMK m.426).
  • Yönetim kayyımı: Kişi uzun süreden beri bulunamıyorsa, vesayet için yeterli sebep olmadığı hâlde malvarlığını kendi başına yönetemiyorsa, terekede mirasçılık belli değilse ya da bir tüzel kişi organsız kalmışsa atanır (TMK m.427).
  • İstek üzerine kayyım: İsteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri bulunan ergine kendi isteğiyle atanır (TMK m.428).

Uzun süredir haber alınamayan kişinin malvarlığı için yönetim kayyımı atanabilir; kişi hakkında ayrıca gaiplik kararı istenebilir. Basında geçen şirkete kayyum atanması ise bu yazıdaki medeni hukuk kayyımlığından ayrı bir konudur. Kişi vesayeti gerektirecek durumda değilse ama malvarlığını yönetemiyorsa doğru yol vesayet değil yönetim kayyımlığıdır; gereğinden ağır bir tedbir istemek kişinin fiil ehliyetini gereksiz yere kaldırır (TMK m.427).

11. Vesayette Vasinin ve Devletin Sorumluluğu

Vesayette vasi, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur; aynı hüküm kayyım ve yasal danışman için de uygulanır (TMK m.467). Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak yol açtıkları zararlardan doğrudan sorumludur; vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur ve ödediği tutar için kusurlulara rücu eder (TMK m.468).

Vasinin görevi sona erince vesayet makamı kesin hesabı, tazminat davası açma hakkı bulunduğunu belirterek vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye tebliğ eder (TMK m.491). Vasi ve kayyıma karşı tazminat davası kesin hesabın tebliğinden başlayarak bir yıl içinde açılır; bilinmesi olanaksız bir hesap yanlışlığında süre öğrenmeden başlar, ancak her hâlde kesin hesabın tebliğinden on yıl sonra zamanaşımı dolar (TMK m.492, m.493). Vesayet altındaki kişinin vasi veya Devlete karşı alacakları imtiyazlı alacaktır (TMK m.494).

12. Vesayet Hükümlerinde 7499 Sayılı Kanun Değişikliği

Vesayet hükümlerinden TMK m.407, m.409, m.436 ve m.471, 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir. Bu makaledeki metinler güncel metinlerdir; 7499 sayılı Kanun’un değişikliklerinden önceye ait bir kısıtlama, infaz veya rapor işlemi söz konusuysa o işlem tarihinde yürürlükte olan metnin ayrıca incelenmesi gerekir. Değişen hükümler şunlardır:

HükümGüncel düzenlemeDayanak
Hapis cezası sebebiyle kısıtlamaİstek üzerine kısıtlama veya kayyım; beş yıl ve üzeri cezada istek olmadan kısıtlama imkânı; hükümlünün dinlenmesiTMK m.407
Rapor ve dinlemeResmî sağlık kurulu raporunun tanzimi için gerek­ti­ğinde TMK m.436 hükümleri uygulanırTMK m.409
Rapor için yerleştirmeHekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirme; on gün içinde itirazTMK m.436
Hükümlüde vesayetin sona ermesiHapis hâlinin sona ermesiyle ken­di­li­ğin­den; hapis sürerken şartlı sona erdirmeTMK m.471

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği kuralı 7499 sayılı Kanun’un değişikliğinden sonra da yürürlüktedir (TMK m.409).

13. Vesayet ile İdari Vesayet Arasındaki Fark

Medeni hukukta vesayet bir kişiyi korur; idari vesayet ise merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki denetim yetkisidir. Anayasa’ya göre merkezi idare, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir (Anayasa m.127). İdari vesayette vasi, kısıtlama veya sulh hukuk mahkemesi yoktur; bu yazıdaki kurallar yalnız Türk Medeni Kanunu’ndaki vesayete ilişkindir.

Vesayete ilişkin hükümlerin tam metni Türk Medeni Kanunu m.396-494’te, vesayet işlerinin çekişmesiz yargı niteliği ve görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382, m.383 ve m.385’te yer alır.

Sıkça Sorulan Sorular

Vesayet nedir, vasi ne demek?

Vesayet, velayet altında olmayan küçüklerin ve kanundaki sebeplerle kısıtlanan erginlerin kişiliğinin ve malvarlığının korunmasıdır. Vasi ise bu koruma için sulh hukuk mahkemesinin atadığı kişidir: vesayet kurumun adı, vasi görevlinin adıdır. Vasi, vesayet altındaki kişinin bütün menfaatlerini korur ve onu hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m.14, m.397, m.403).

Vasi tayini nasıl yapılır?

Vasi tayini için kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Mahkeme, akıl hastalığı veya akıl zayıflığında resmî sağlık kurulu raporu alır, diğer sebeplerde kişiyi dinler. Kısıtlama kararıyla birlikte, haklı sebep yoksa öncelikle eş veya yakın hısımlardan biri vasi atanır; karar vasiye tebliğ edilir ve ilan olunur (TMK m.409, m.411, m.414, m.421).

Yaşlılara vasi tayini nasıl yapılır?

Yaşlılık tek başına kısıtlama sebebi değildir. Yaşlılığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden kişi kendi kısıtlanmasını isteyebilir; bunun yerine kendisine kayyım atanmasını da isteyebilir ve kayyım fiil ehliyetini etkilemez. Kişi isteyemeyecek durumdaysa akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebine gidilir ve resmî sağlık kurulu raporu gerekir (TMK m.405, m.408, m.428, m.458).

Sağlık raporu olmadan vasi tayini olur mu?

Resmî sağlık kurulu raporu yalnız akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada şarttır; bu sebeple kısıtlamaya rapor olmadan karar verilemez. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim ve kişinin kendi isteği sebeplerinde kanun rapor şartı koymaz; bu sebeplerde kişi dinlenmeden kısıtlanamaz. Hükümlü de karar öncesi dinlenir (TMK m.407, m.409).

Engelli raporu olan kişiye vasi atanır mı?

Engelli raporu tek başına vasi atanması için yeterli değildir; kanun kısıtlamayı rapordaki orana değil, kanunda sayılan sebeplere bağlar. Engelliliği sebebiyle işlerini yönetemediğini ispat eden kişi kendi kısıtlanmasını isteyebilir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama ise ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine olur (TMK m.405, m.408, m.409).

Sağlık raporu yüzde kaç olursa vasi tayini olur?

Medeni Kanunda vasi tayini için bir yüzde eşiği yoktur. Engelli sağlık kurulu raporu engel oranını gösterir; kısıtlama ise akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kişinin işlerini görememesine, sürekli bakım ihtiyacına ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmasına bağlıdır. Bu sebepte karar resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir (TMK m.405, m.409).

Vasi, engelli raporuna itiraz edebilir mi?

Evet. Erişkin engelli sağlık kurulu raporuna engelli birey, vasisi veya raporu talep eden kurum il sağlık müdürlüğüne itiraz edebilir. Bireysel itiraz raporun teslim tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır; süresinde yapılmayan itiraz değerlendirilmez. Rapor başvurusunu da birey veya vasisi yapar (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.8, m.12).

Kimler vasi olamaz?

Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati vesayet altına alınacak kişinin menfaatiyle önemli ölçüde çatışanlar ya da onunla aralarında düşmanlık bulunanlar ve ilgili vesayet daireleri hâkimleri vasi olamaz. Kanunda vasilik için üst yaş sınırı yoktur; altmış yaşını doldurmuş olan vasi olabilir, ancak görevi kabul etmeyebilir (TMK m.413, m.417, m.418).

Vasinin izin almadan yapabileceği işler nelerdir?

Vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder; izin yalnız kanunda sayılan işler için aranır. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları içindeki işlemler, olağan yönetim sınırındaki yapı işleri ve kısa süreli kira sözleşmeleri izne bağlı değildir. Kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağış ise izinle de yapılamaz (TMK m.448, m.449, m.462).

Vesayet davası ne kadar sürer?

Kanun vesayet davası için belirli bir süre koymaz. Vesayet işleri çekişmesiz yargı işidir; niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü ve resen araştırma ilkesi uygulanır. Vesayet makamı gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür. Süreyi en çok resmî sağlık kurulu raporunun alınması belirler (HMK m.382, m.385; TMK m.409, m.419).

Vasi nasıl değiştirilir, vesayet nasıl kaldırılır?

İkisi ayrı yoldur. Vasi görevini ağır surette savsaklar, yetkisini kötüye kullanır veya yetersiz kalırsa vesayet makamı onu görevden alır; vesayet sürer. Vesayetin kaldırılması ise kısıtlama sebebinin ortadan kalkmasına bağlıdır ve kişi fiil ehliyetini yeniden kazanır. Akıl hastalığında kaldırma için yine resmî sağlık kurulu raporu gerekir (TMK m.472, m.474, m.483).

Noterden vasi tayini yapılabilir mi?

Hayır. Vasiyi vesayet makamı, yani sulh hukuk mahkemesi atar. Noterlerin bu konudaki görevi, işlemleri sırasında vesayeti gerektiren bir durumu öğrendiklerinde bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmektir. Vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kişi, haklı sebep engel olmadıkça vasi atanır (TMK m.397, m.404, m.405, m.413, m.415).

Hükümlüye vasi atanır mı?

Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla hapis cezasında, kişiliğinin veya malvarlığının korunması gerekiyorsa isteği olmasa da kısıtlanabilir; karar öncesi hükümlü dinlenir. Vesayet, hapis hâli sona erince kendiliğinden kalkar (TMK m.407, m.471).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp