Kamu hizmet ofisinde işlem dosyalarını inceleyen iki denetçinin elleri

Ceza Hukuku

Görevi Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 257)

18 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Görevi kötüye kullanma suçu, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranması veya görevini yapmakta ihmal ya da gecikme göstermesi yüzünden kişilerin mağdur olması, kamunun zarara uğraması ya da birine haksız menfaat sağlanmasıyla oluşan suçtur ve Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenir. Cezası, görevin gereklerine aykırı harekette altı aydan iki yıla, ihmal veya gecikmede üç aydan bir yıla kadar hapistir (TCK m.257/1-2). Bu yazı, hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla ihbar, soruşturma izni incelemesi veya kamu davası bulunan kamu görevlisi ile bir kamu görevlisinin işlemi yüzünden zarar gördüğünü düşünen kişi için suçun unsurlarını, cezasını, soruşturma izni usulünü, zamanaşımını ve memuriyete etkisini madde dayanağıyla açıklar.

1. Görevi Kötüye Kullanma Suçu: Öne Çıkanlar

  • Görevi kötüye kullanma suçunun cezası, görevin gereklerine aykırı harekette altı aydan iki yıla, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikmede üç aydan bir yıla kadar hapistir (TCK m.257/1-2).
  • Görevi kötüye kullanma suçu için kural ihlali yetmez; kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonuçlarından biri doğmalıdır (TCK m.257/1).
  • Görevi kötüye kullanma tali bir suçtur: eylem zimmet, irtikap, rüşvet veya resmî belgede sahtecilik gibi kanunda ayrıca tanımlanan bir suçu oluşturuyorsa o suçtan ceza verilir (TCK m.257/1).
  • Görevi sebebiyle işlenen görevi kötüye kullanma suçunda savcı, memurun ifadesini almadan izin merciinden soruşturma izni ister; izin beklenirken dava zamanaşımı durur (4483 sayılı Kanun m.4/1; TCK m.67/1).
  • Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir, asliye ceza mahkemesinde görülür ve dava zamanaşımı sekiz yıldır (CMK m.253/1; 5235 sayılı Kanun m.11; TCK m.66/1-e).
  • Görevi kötüye kullanmadan hükmolunan ceza hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi sınırları içinde kalır; üçünde de zararın giderilmesi aranabilir (CMK m.171/3-d, m.231/6-c; TCK m.51/2).

2. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

Görevi kötüye kullanma suçu, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek ya da görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamasıdır (TCK m.257/1-2). Suç, kamu idaresinin işleyişine karşı işlenir ve faili kural olarak yalnız kamu görevlisi olabilir.

TCK 257’nin iki fıkrası yürürlüktedir. Birinci fıkra görevin gereklerine aykırı hareketi, ikinci fıkra görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikmeyi cezalandırır. Üçüncü fıkra 2 Temmuz 2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’un 105. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır (TCK m.257/3). Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında bundan sonra değişiklik yapılmamıştır; bu nedenle görevi kötüye kullanma suçunda suç tarihine göre farklı ceza aralığı karşılaştırması gerekmez. Üçüncü fıkranın yürürlükte olduğu dönemde işlenen fiillerde ise fiil tarihindeki kanun ile sonraki kanundan fail lehine olanı uygulanır (TCK m.7/2).

Görevi kötüye kullanma suçunun özelliği, maddenin “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında” ibaresiyle başlamasıdır. Bu ibare TCK 257’yi tali (yedek) bir hüküm yapar: kamu görevlisinin eylemi zimmet, irtikap, rüşvet veya resmî belgede sahtecilik gibi özel bir suçun tanımına uyuyorsa o suç uygulanır; TCK 257 ancak eylem başka bir suç tanımına girmiyorsa devreye girer (TCK m.257/1). Bu ayrım aşağıda ayrı başlıkta açıklanır.

3. Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları

Görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için dört unsur birlikte bulunmalıdır: fail kamu görevlisi olmalı, fail görevinin gereklerine aykırı hareket etmeli ya da görevini ihmal veya geciktirmeli, bu davranış kanunda sayılan üç sonuçtan birini doğurmalı ve fail kasten hareket etmelidir (TCK m.257/1-2, m.21/1). Unsurlardan biri eksikse görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz; eylem disiplin hukukunu veya başka bir suçu ilgilendirebilir.

3.1. Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Faili: Kamu Görevlisi Kimdir?

Görevi kötüye kullanma suçunun faili kamu görevlisidir. TCK kamu görevlisini kadrolu memurla sınırlamaz: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi kamu görevlisidir (TCK m.6/1-c). Bu tanıma göre sözleşmeli personel, geçici görevlendirilen kişi ve seçimle göreve gelen kişi de kamusal faaliyete katıldığı ölçüde suçun faili olabilir.

Kanun, kamu görevlisi olmayan bazı kişileri de görevi kötüye kullanma hükmüne bağlar. Avukat sıfatıyla ya da Türkiye Barolar Birliği veya baroların organlarında görevli olarak kendisine verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, TCK 257 hükümlerine göre cezalandırılır (Avukatlık Kanunu m.62). Avukatın görevi kötüye kullanma suçunda da TCK 257’deki sonuçlardan birinin doğması gerekir. Bu suçtan mahkûmiyetin avukat bakımından disiplin sonucu için avukat meslekten ihraç sebepleri yazısına bakılabilir.

Apartman veya site yöneticisi gibi, kamusal bir faaliyete atama, seçilme ya da başka bir yolla katılmayan kişi TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi değildir ve görevi kötüye kullanma suçunun faili olamaz. Böyle bir kişinin, başkasının mallarını idare etmek yetkisi nedeniyle kendisine teslim edilen para veya eşya üzerinde amaç dışı tasarrufu güveni kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirilebilir; bu hâlde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK m.155/2). Aynı ayrım özel sektör çalışanı için de geçerlidir: şirket veya işveren adına çalışan kişi kamu görevlisi değildir; hizmet ilişkisinin gereği olarak kendisine tevdi ve teslim edilen eşya üzerindeki amaç dışı tasarrufu TCK 257’yi değil, güveni kötüye kullanma suçunu ilgilendirir (TCK m.155/2).

3.2. Görevi Kötüye Kullanma Suçunun İşleniş Biçimleri: İcrai ve İhmali Hareket

Görevi kötüye kullanma suçu iki biçimde işlenir. İcrai biçimde kamu görevlisi görevine ilişkin işlemi yapar, ama görevin gereklerine aykırı biçimde yapar; bu hâl TCK 257’nin birinci fıkrasındaki “görevinin gereklerine aykırı hareket etmek” hâlidir. İhmali biçimde kamu görevlisi görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterir; bu hâl ikinci fıkrada düzenlenir ve cezası daha düşüktür (TCK m.257/1-2).

  • Görevin gereklerine aykırı hareket (TCK 257/1): Örneğin mevzuatın aradığı şartlar bulunmadığı hâlde izin veya ruhsat verilmesi. Ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir.
  • Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme (TCK 257/2): Örneğin süresi içinde yapılması gereken bir işlemin yapılmaması veya bekletilmesi. Ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir.

Hangi fıkranın uygulanacağı cezayı doğrudan değiştirir. Bu nedenle iddianamede eylemin icrai mi ihmali mi anlatıldığı incelenmelidir.

3.3. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Üç Sonuç: Mağduriyet, Kamu Zararı, Haksız Menfaat

Görevi kötüye kullanma suçunda kamu görevlisinin kurala aykırı davranması tek başına yetmez. TCK 257, davranışın şu üç sonuçtan birini doğurmasını arar (TCK m.257/1-2):

  • Kişilerin mağduriyeti: Kamu görevlisinin davranışı yüzünden bir veya birden fazla kişi mağdur olmuş olmalıdır.
  • Kamunun zararı: Davranış kamunun zararına neden olmuş olmalıdır.
  • Kişilere haksız menfaat sağlanması: Kamu görevlisi, davranışıyla bir başkasına haksız bir menfaat sağlamış olmalıdır.

Üç sonuçtan hiçbiri doğmamışsa görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmada, hangi sonucun kimin bakımından doğduğu somut olarak gösterilmelidir. Kamu zararı iddiasında zararın nasıl hesaplandığı, mağduriyet iddiasında hangi hakkın ihlal edildiği incelenir. Bir idari işlemin idare mahkemesince iptal edilmesi, o işlemin hukuka aykırı olduğunu gösterebilir; ancak ceza sorumluluğu için ayrıca bu üç sonuçtan birinin gerçekleşmesi ve kastın bulunması gerekir.

3.4. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Kast: Taksirle İşlenebilir mi?

Görevi kötüye kullanma suçu yalnız kasten işlenebilir. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır ve kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK m.21/1). Taksirle işlenen fiiller ise yalnız kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır (TCK m.22/1); TCK 257’de taksirli hâl düzenlenmemiştir.

Bu nedenle görevi ihmal hâli (TCK 257/2) taksirli bir suç değildir. İkinci fıkradaki “ihmal”, hareketin biçimini anlatır: kamu görevlisi yapması gereken işi bilerek ve isteyerek yapmaz veya geciktirir. Dikkatsizlik veya özensizlik sonucu gerçekleşen ve kastın bulunmadığı bir aksaklık, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaz.

3.5. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Amirin Emri

Görevi kötüye kullanma suçunda kamu görevlisi, eylemi amirinin emriyle yapmışsa sorumluluk emrin niteliğine göre belirlenir. Yetkili bir merciden verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan emri uygulayan sorumlu olmaz (TCK m.24/2). Konusu suç oluşturan emir ise hiçbir surette yerine getirilemez; yerine getirilirse emri veren ile yerine getiren birlikte sorumlu olur (TCK m.24/3). Emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesi kanunla engellenmişse emri yerine getirmenin sorumluluğu emri verene aittir (TCK m.24/4).

4. Görevi Kötüye Kullanma Cezası Ne Kadar?

Görevi kötüye kullanma cezası, görevin gereklerine aykırı harekette altı aydan iki yıla, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikmede üç aydan bir yıla kadar hapistir (TCK m.257/1-2). İki aralık şöyledir:

FıkraHareketHapis cezasıDayanak
257/1Görevin gerek­le­rine aykırı hareket (icrai)6 ay – 2 yılTCK m.257/1
257/2Görevin gerek­le­rini yap­makta ihmal veya gecikme3 ay – 1 yılTCK m.257/2
257/3(Mülga: 6352 sayılı Kanun, 02.07.2012)—TCK m.257/3

TCK 257’de nitelikli hâl veya cezayı artıran özel bir sebep yoktur; hâkim cezayı bu aralıklar içinde TCK’nın genel hükümlerine göre belirler (TCK m.61). Görevi kötüye kullanma suçunda adli para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir; kanundaki yaptırım yalnız hapistir.

4.1. Görevi Kötüye Kullanma Cezası Paraya Çevrilir mi, Ertelenir mi?

Görevi kötüye kullanma cezası, hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise paraya çevrilebilir. Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır (TCK m.49/2) ve mahkeme bunu suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suçun özelliklerine göre adli para cezasına veya kanunda sayılan diğer seçenek yaptırımlara çevirebilir (TCK m.50/1). Bu bir takdir yetkisidir; ceza kendiliğinden paraya dönmez. Görevin ihmali hâlinde (TCK 257/2) cezanın üst sınırı zaten bir yıldır.

Görevi kötüye kullanma cezası ertelenebilir. İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir; bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılamadaki pişmanlığı nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekir (TCK m.51/1). Mahkeme ertelemeyi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi koşuluna bağlayabilir (TCK m.51/2). Ayrıntı için hapis cezasının ertelenmesi yazısına bakılabilir.

4.2. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda HAGB ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi

Görevi kötüye kullanma suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkündür, çünkü hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olarak kalır (CMK m.231/5). HAGB için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir (CMK m.231/6). HAGB kararı verilen sanık beş yıllık denetim süresine tabi olur; bu süre kasten yeni suç işlenmeden ve yükümlülüklere uyularak geçerse açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer (CMK m.231/8, m.231/10). Bu fıkralar 7589 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir; güncel şartlar için HAGB yazısına bakılabilir.

Görevi kötüye kullanma suçunda soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi de gündeme gelir. Cumhuriyet savcısı, uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda yeterli şüphe bulunsa bile kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleyebilir (CMK m.171/2). Görevi kötüye kullanma bu iki kapsamın dışındadır. Erteleme için şüphelinin daha önce kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkûm olmaması ve mağdurun veya kamunun uğradığı, savcının tespit ettiği zararın tamamen giderilmesi dahil dört koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir (CMK m.171/3). Erteleme süresi kasıtlı suç işlenmeden geçerse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; bu süre boyunca zamanaşımı işlemez (CMK m.171/4).

4.3. Görevi Kötüye Kullanma Davasında Basit Yargılama Usulü

Görevi kötüye kullanma davasında basit yargılama usulü uygulanabilir. Asliye ceza mahkemesi, iddianamenin kabulünden sonra üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir; duruşma günü belirlendikten sonra bu usul uygulanmaz (CMK m.251/1). Bu usulde mahkeme duruşma yapmadan karar verir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (CMK m.251/3). Ayrıntı için basit yargılama usulü yazısına bakılabilir.

5. Görevi İhmal Suçu (TCK 257/2) Nedir, Cezası Ne Kadar?

Görevi ihmal suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamasıdır ve cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir (TCK m.257/2). Görevi ihmal ayrı bir kanun maddesi değil, görevi kötüye kullanma suçunun ihmali biçimidir; bu yüzden TCK 257’nin birinci fıkrasındaki tali olma kuralı ve üç sonuç şartı bu hâlde de aranır.

Görevi ihmal suçunda kamu görevlisi yapması gereken işi hiç yapmaz ya da süresinde yapmaz. Hareket ihmali olsa da suç kasten işlenir (TCK m.21/1); dikkat ve özen eksikliğinden kaynaklanan aksaklık bu suçu oluşturmaz. Görevi ihmal suçu da şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir ve dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m.66/1-e).

6. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Hangi Suçlardan Ayrılır?

Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin eylemi zimmet, irtikap, rüşvet veya resmî belgede sahtecilik gibi kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmış bir suçu oluşturuyorsa uygulanmaz (TCK m.257/1). Bu suçlarla aynı olay üzerinde karıştırılır; eylem bunlardan birine uyuyorsa o suçun cezası verilir ve ceza farkı belirgindir:

SuçAyırt edici unsurHapis cezasıDayanak
ZimmetGörevi nede­niyle zil­yet­liği dev­re­di­len veya koruma ve göze­ti­miyle yükümlü olunan malın zimmete geçi­ril­mesi5 – 12 yılTCK m.247/1
İrtikapGörevin sağ­la­dığı nüfuzu kötüye kul­la­na­rak bir kimseyi yarar sağ­la­maya icbar etmek5 – 10 yıl (ikna sure­tiyle 3 – 5 yıl)TCK m.250/1-2
RüşvetGörevin ifa­sıyla ilgili bir işi yapması veya yap­ma­ması için kamu görev­li­si­nin menfaat sağ­la­ması4 – 12 yılTCK m.252/1-2
Resmî belgede sah­te­ci­likGörevi gereği düzen­le­meye yetkili olduğu resmî belgeyi sahte düzen­le­mek veya gerçeğe aykırı belge düzen­le­mek3 – 8 yılTCK m.204/2
Görevi kötüye kul­lanmaYuka­rı­da­ki­le­rin hiç­bi­rine uymayan ve üç sonuç­tan birini doğuran görev ihlali6 ay – 2 yılTCK m.257/1

Görevi kötüye kullanma iddiasıyla açılan davada mahkeme, iddianamede anlatılan eylemi başka bir suç olarak da nitelendirebilir. Sanık, suçun hukuki niteliğinin değiştiği kendisine bildirilip savunma yapabilecek duruma getirilmedikçe iddianamede gösterilen kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez; ek savunma gerekiyorsa istem üzerine süre verilir (CMK m.226/1, m.226/3). Bu nedenle savunma yalnız TCK 257’ye göre değil, eylemin kayabileceği daha ağır suçlara göre de hazırlanmalıdır.

Nitelendirme usulü de değiştirir. Zimmet, irtikap, rüşvet ve resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma gibi suçlarda 4483 sayılı Kanun uygulanmaz ve soruşturma izni aranmaz (3628 sayılı Kanun m.17). Görevli mahkeme de değişebilir: irtikap (TCK m.250/1-2) ve kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği (TCK m.204/2) ağır ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m.12).

6.1. Görevi Kötüye Kullanma ile Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Farkı

Muhafaza görevini kötüye kullanma, görevi kötüye kullanmadan ayrı bir suçtur ve TCK 289’da düzenlenir. Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli, hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır; kişi malın sahibiyse ceza yarı oranında indirilir (TCK m.289/1). Bu suçun faili kamu görevlisi olmak zorunda değildir; malı muhafaza edilmek üzere resmen teslim alan herkes fail olabilir.

7. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Soruşturma İzni

Görevi kötüye kullanma suçunda, memur veya diğer kamu görevlisi suçu görevi sebebiyle işlemişse savcılık doğrudan soruşturma yapamaz; önce soruşturma izni alınması gerekir. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda uygulanır (4483 sayılı Kanun m.2).

Görevi kötüye kullanma ihbarı veya şikâyeti üzerine soruşturma izni süreci şu sırayla işler:

  1. Cumhuriyet başsavcısı, ihbar veya şikâyeti aldığında kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit etmek dışında işlem yapmaz, kamu görevlisinin ifadesine başvurmaz ve evrakın bir örneğini göndererek izin merciinden soruşturma izni ister (4483 sayılı Kanun m.4/1).
  2. İzin vermeye yetkili merci ön inceleme başlatır; incelemeyi bizzat yapabilir veya denetim elemanı ya da kamu görevlisinin üstü konumundaki görevliler eliyle yaptırabilir (4483 sayılı Kanun m.5).
  3. Ön inceleme yapan kişi, kamu görevlisinin ifadesini de alarak bilgi ve belgeleri toplar ve görüşünü içeren raporu izin merciine sunar; merci bu rapor üzerine gerekçeli olarak soruşturma izni verir veya vermez (4483 sayılı Kanun m.6).
  4. Merci kararını, suçu öğrenmesinden itibaren ön inceleme dahil en geç otuz gün içinde verir; bu süre zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir (4483 sayılı Kanun m.7).
  5. Karar Cumhuriyet başsavcılığına, kamu görevlisine ve varsa şikâyetçiye bildirilir; tebliğden itibaren on gün içinde itiraz edilebilir (4483 sayılı Kanun m.9).
  6. Soruşturma izni kesinleşirse hazırlık soruşturmasını genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığı yapar (4483 sayılı Kanun m.12).

İzin vermeye yetkili merci kamu görevlisinin görev yerine göre değişir: ilçede görevli memur için kaymakam, ilde ve merkez ilçede görevli memur ile kaymakamlar için vali, bakanlıkların merkez ve bağlı kuruluşlarındaki görevliler için o kuruluşun en üst idari amiri, belediye başkanları ve belediye meclisi üyeleri için İçişleri Bakanı yetkilidir (4483 sayılı Kanun m.3). Soruşturma izni beklenirken dava zamanaşımı durur (TCK m.67/1). 4483 sayılı Kanun disiplin hükümlerini saklı tutar; ceza soruşturmasından bağımsız olarak disiplin soruşturması da yürütülebilir (4483 sayılı Kanun m.2).

7.1. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Soruşturma İznine İtiraz

Görevi kötüye kullanma suçunda soruşturma izni verilmesine karşı hakkında inceleme yapılan kamu görevlisi, izin verilmemesine karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz edebilir; izin merciinin işleme koymama kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir (4483 sayılı Kanun m.9). İtiraz süresi, merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür. İtirazı, Cumhurbaşkanı kararıyla atananlar, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı görevlileri ile belediye başkanları ve meclis üyeleri gibi kanunda sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesi inceler. İtirazlar öncelikle incelenir, en geç üç ay içinde karara bağlanır ve verilen karar kesindir (4483 sayılı Kanun m.9).

7.2. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Soruşturma İzni Gerekmeyen Hâller

Görevi kötüye kullanma iddiasında her kamu görevlisi için soruşturma izni aranmaz. Kanun tarafından verilen veya kanun dairesinde istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcıları doğrudan soruşturma yapar (CMK m.161/5). Örneğin savcılığın bir yazısını gereği gibi yerine getirmeyen kolluk görevlisi hakkında izin aranmaz.

Eylem zimmet, irtikap veya rüşvet gibi 3628 sayılı Kanun’da sayılan bir suçu oluşturuyorsa da izin aranmaz (3628 sayılı Kanun m.17). Görevleri veya sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usulüne tabi olanlar ise kendi kanunlarındaki usule tabidir (4483 sayılı Kanun m.2).

7.3. Görevi Kötüye Kullanma Şikâyeti Nasıl Yapılır?

Görevi kötüye kullanma şikâyeti Cumhuriyet başsavcılığına veya kamu görevlisinin bağlı olduğu izin merciine yazılı dilekçeyle yapılabilir. İhbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olmaması, kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması ve dilekçede dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur (4483 sayılı Kanun m.4/3). Bu şartları taşımayan şikâyet işleme konulmaz ve durum şikâyetçiye bildirilir; ancak iddialar, doğruluğu şüphe götürmeyen belgelerle ortaya konulmuşsa ad, soyad, imza ve adresin doğruluğu şartı aranmaz (4483 sayılı Kanun m.4/4).

Aynı konuda daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme varsa yeni şikâyet işleme konulmaz; şikâyetçi önceki ön incelemenin sonucunu etkileyecek yeni bir belge sunarsa şikâyet işleme konulabilir (4483 sayılı Kanun m.5). Bu nedenle şikâyet dilekçesinde kamu görevlisinin hangi işlemi ne zaman yaptığı veya yapmadığı, hangi kurala aykırı davrandığı ve bu davranış yüzünden doğan mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaatin ne olduğu belgeleriyle gösterilmelidir. Dilekçe yazımı için şikâyet dilekçesi örneği yazısına bakılabilir.

8. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma ve Görevli Mahkeme

Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir ve asliye ceza mahkemesinde görülür. Usul kurallarının dayanakları aşağıdaki tabloda toplanmıştır:

KonuGörevi kötüye kullanma suçunda durumDayanak
ŞikâyetŞikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrenince soruşturur. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.TCK m.257, m.73/4
Şikâyet süresiŞikâyete bağlı suçlardaki altı aylık süre uygulanmaz; sınır dava zama­na­şı­mı­dır.TCK m.73/1, m.66/1-e
UzlaştırmaYoktur; suç CMK m.253/1’deki listede sayılmaz.CMK m.253/1
ÖnödemeYoktur; hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşar.TCK m.75/1
Seri muhakemeUygulanmaz; suç CMK m.250/1’deki listede yoktur.CMK m.250/1
Basit yargılamaUygu­la­na­bi­lir; üst sınır iki yılı aşmaz.CMK m.251/1
Görevli mahkemeAsliye ceza mahkemesi5235 sayılı Kanun m.11

Görevi kötüye kullanma suçu ağır ceza mahkemesinin görev listesinde yer almaz ve cezası on yıldan fazla hapis gerektirmez; sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan davalara asliye ceza mahkemesi bakar (5235 sayılı Kanun m.11, m.12). Uzlaştırma yalnız soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda ve CMK m.253/1-b’de tek tek sayılan suçlarda mümkündür; görevi kötüye kullanma ne şikâyete bağlıdır ne de o listede yer alır (CMK m.253/1). Önödeme yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanundaki hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda uygulanır (TCK m.75/1).

9. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Zamanaşımı

Görevi kötüye kullanma suçunda dava zamanaşımı sekiz yıldır. Kanunda başka türlü yazılmış hâller dışında, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yıllık sürenin geçmesiyle düşer (TCK m.66/1-e). Ölçüt cezanın üst sınırıdır: TCK 257/1’in üst sınırı iki yıl, TCK 257/2’nin üst sınırı bir yıl olduğundan iki fıkrada da süre sekiz yıldır.

Görevi kötüye kullanma suçunda zamanaşımı iki durumda farklı işler:

  • Durma: Soruşturmanın izin alınmasına bağlı olduğu hâllerde, izin alınıncaya kadar dava zamanaşımı durur (TCK m.67/1). Soruşturma izni süreci bu nedenle sekiz yıllık süreye eklenir.
  • Kesilme: Şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar (TCK m.67/2-3). Kesilme hâlinde zamanaşımı süresi en fazla kanunda belirlenen sürenin yarısı kadar uzar (TCK m.67/4).

Kesinleşmiş hükümde ise ceza zamanaşımı uygulanır: beş yıla kadar hapis cezaları on yıl geçmekle infaz edilmez; süre hükmün kesinleştiği günden işlemeye başlar (TCK m.68/1-e, m.68/5).

10. Görevi Kötüye Kullanma Cezası Alan Memur Ne Olur?

Görevi kötüye kullanma cezası alan memurun memurluğu, kasten işlenen bu suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olursa sona erer; daha kısa süreli hapis cezası memuriyete bu yoldan engel oluşturmaz (Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5, m.98/b). Devlet memurluğuna alınma şartları arasında, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak sayılır; zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik ve güveni kötüye kullanma gibi suçlar ise cezanın süresine bakılmaksızın engeldir (Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5). Görevi kötüye kullanma bu adıyla sayılan suçlar arasında yer almaz. Memurluk sırasında bu şartlardan birini kaybeden memurun memurluğu sona erer (Devlet Memurları Kanunu m.98/b).

Görevi kötüye kullanma cezası alan kamu görevlisi bakımından iki ayrı sonuç daha vardır:

  • Hak yoksunluğu: Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyet, kanuni sonuç olarak sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılmayı doğurur (TCK m.53/1-a). Suç, kamu görevinin kötüye kullanılmasıyla işlendiğinde mahkeme ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hakkın kullanılmasının yasaklanmasına karar verir (TCK m.53/5). Ayrıntı için TCK 53 hak yoksunluğu yazısına bakılabilir.
  • Disiplin sorumluluğu: Ceza soruşturması disiplin hükümlerini ortadan kaldırmaz (4483 sayılı Kanun m.2); aynı eylem nedeniyle memur disiplin cezaları ayrıca uygulanabilir.

HAGB kararı, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder (CMK m.231/5). HAGB kararının memuriyete etkisi için HAGB memuriyete engel mi yazısına bakılabilir.

10.1. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yüz Kızartıcı Suç mu?

Görevi kötüye kullanma suçu, Anayasa’nın milletvekili seçilme yeterliliğinde yüz kızartıcı suç olarak örneklediği suçlar arasında yer almaz; o listede zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve dolanlı iflas sayılır (Anayasa m.76/2). Sigortacılık Kanunu ise sigorta şirketi kurucularının şartları arasında “görevi kötüye kullanma gibi yüz kızartıcı suçlar” ibaresine yer verir ve bu suçtan mahkûmiyeti cezası ne olursa olsun anonim şirket şeklindeki sigorta şirketinin kurucusu olmaya engel sayar (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.3/2-a). Yüz kızartıcı suç kavramının kanunlara göre değişen kapsamı için yüz kızartıcı suçlar yazısına bakılabilir.

11. Görevi Kötüye Kullanma Suçlamasında Neler İncelenir?

Görevi kötüye kullanma suçlamasında dosya, suçun unsurları ve usul şartları sırasıyla incelenir. Aşağıdaki sıra, iddianın hangi noktada kanuni şartları taşımadığını görmeye yarar:

  1. Kamu görevlisinin TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi olup olmadığı ve eylemin görevi sebebiyle yapılıp yapılmadığı belirlenir (TCK m.6/1-c; 4483 sayılı Kanun m.2).
  2. İddianın icrai harekete mi (TCK 257/1) ihmal veya gecikmeye mi (TCK 257/2) dayandığı tespit edilir; iki fıkranın ceza aralığı farklıdır.
  3. Mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat sonuçlarından hangisinin, kimin bakımından ve hangi belgeyle gösterildiği incelenir (TCK m.257/1-2).
  4. Kastın bulunup bulunmadığı değerlendirilir; dikkat ve özen eksikliği görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaz (TCK m.21/1, m.22/1).
  5. Eylemin zimmet, irtikap, rüşvet veya sahtecilik gibi daha ağır bir suça kayma ihtimali ölçülür; bu hâlde soruşturma izni ve görevli mahkeme de değişir (CMK m.226/1; 3628 sayılı Kanun m.17; 5235 sayılı Kanun m.12).
  6. Soruşturma izni alınmış mı, izin kararı tebliğ edilmiş mi ve on günlük itiraz süresi işliyor mu kontrol edilir (4483 sayılı Kanun m.9).
  7. Kamu zararı varsa, giderilmesinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve HAGB için koşul olduğu dikkate alınır (CMK m.171/3-d, m.231/6-c).

TCK 257’nin ve 4483 sayılı Kanun’un güncel metni mevzuat.gov.tr’deki Türk Ceza Kanunu ve 4483 sayılı Kanun sayfalarından okunabilir. Görevi kötüye kullanma suçlamasında sonuç, iddianamedeki anlatıma, delillere ve kamu zararının giderilip giderilmediğine göre değişir; soruşturma izni ve kovuşturma aşamasında bir avukattan destek alınabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

Görevinin gereklerine aykırı hareket eden kamu görevlisine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m.257/1). Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilmişse ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir (TCK m.257/2). İki hâlde de kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonucu doğmuş olmalıdır.

Her kural ihlali görevi kötüye kullanma suçu sayılır mı?

Hayır. TCK 257, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranmasını tek başına cezalandırmaz. Bu davranış yüzünden kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması sonuçlarından biri doğmalıdır (TCK m.257/1-2). Sonuç doğmayan usulsüzlük disiplin hukukunu ilgilendirebilir; görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaz.

Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete bağlı mı, uzlaşmaya tabi mi?

Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete bağlı değildir; TCK 257 soruşturmayı şikâyet şartına bağlamaz, bu nedenle altı aylık şikâyet süresi de uygulanmaz (TCK m.73/1). Suç uzlaştırma kapsamında da değildir: uzlaştırma yalnız şikâyete bağlı suçlarla CMK m.253/1'de adıyla sayılan suçlarda mümkündür ve görevi kötüye kullanma o listede yoktur.

Görevi kötüye kullanma suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Dava zamanaşımı sekiz yıldır; çünkü görevi kötüye kullanma suçunun cezasının üst sınırı beş yılı aşmaz (TCK m.66/1-e). Soruşturma izni beklenirken zamanaşımı durur (TCK m.67/1); ifade alınması veya iddianame düzenlenmesi gibi işlemler ise zamanaşımını keser ve süre en fazla yarısı kadar uzar (TCK m.67/2, m.67/4).

Savcı memur hakkında doğrudan soruşturma açabilir mi?

Kural olarak hayır. Görevi sebebiyle işlenen suçlarda Cumhuriyet başsavcısı, kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit dışında işlem yapmaz ve memurun ifadesini almadan izin merciinden soruşturma izni ister (4483 sayılı Kanun m.4/1). Zimmet, irtikap ve rüşvet gibi suçlarla adliye işlerindeki kötüye kullanma ve ihmallerde izin aranmaz (3628 sayılı Kanun m.17; CMK m.161/5).

Soruşturma izni verilmezse ne olur, itiraz edilir mi?

Soruşturma izni verilmezse savcılık soruşturmaya devam edemez. Bu karara karşı Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edebilir; izin verilmesine karşı ise memur itiraz eder (4483 sayılı Kanun m.9). İtirazı çoğu durumda bölge idare mahkemesi, bazı üst düzey görevliler için Danıştay İkinci Dairesi inceler ve verilen karar kesindir.

Görevi kötüye kullanma cezası alan memur ne olur?

Görevi kötüye kullanma, 657 sayılı Kanun'daki adıyla sayılan memuriyete engel suçlar arasında yoktur. Memuriyete engel sonuç, kasten işlenen bu suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyetle doğar ve memurluk sona erer (Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5, m.98/b). Ayrıca kasıtlı suçtan hapis cezası, kamu görevinden yoksunluğu kanuni sonuç olarak doğurur (TCK m.53/1-a).

Görevi kötüye kullanma suçunda HAGB veya erteleme uygulanır mı?

Uygulanabilir. TCK 257'deki cezaların üst sınırı iki yılı aşmadığı için hükmolunan ceza hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi sınırı içinde kalır (CMK m.231/5; TCK m.51/1). HAGB için sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi de gerekir (CMK m.231/6).

Görevi kötüye kullanma ile zimmet arasındaki fark nedir?

Zimmette kamu görevlisi, görevi nedeniyle kendisine devredilen ya da koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirir; cezası beş yıldan on iki yıla kadar hapistir (TCK m.247/1). Görevi kötüye kullanma ise kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmayan görev ihlallerine uygulanır ve cezası en çok iki yıl hapistir (TCK m.257/1).

Avukat görevi kötüye kullanma suçunu işleyebilir mi?

Evet. Avukat kamu görevlisi olmasa da avukat sıfatıyla ya da Türkiye Barolar Birliği veya baro organlarında kendisine verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, TCK 257 hükümlerine göre cezalandırılır (Avukatlık Kanunu m.62). Bu durumda da TCK 257'deki mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat sonuçlarından birinin doğması gerekir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp